şükela:  tümü | bugün soru sor
  • en hafif tabirle karaktersizliktir.

    etrafımda bu tanıma uyan yüzlerce insan var. hepsi belirli yaşlara gelmiş, kendi kıstaslarına göre olgun ve birey olmanın gerekliliklerini yerine getirdiklerini düşünen insanlar. fakat mevzu bahis insanların hiçbiri, insan olmanın en temel gerekliliği olan düşünme yetisini kullanmadıklarının farkında değil. çünkü bilinç sahibi bir bireyin herhangi bir sanat dalıyla münasebete girecek olması, bir bebeğin önce emekleyip sonra yürüyeceği ya da her canlının ölüm kavramıyla öyle ya da böyle tanışacağı gibi tartışılmaz ve yadsınamaz bir gerçekliktir.

    modern dünyada gündelik yaşamın aldatıcı cazibesi, bir yandan insanları birey olmaktan uzaklaştırırken bir yandan da kendilerini hiçbir zaman tanıyamayacak robotik bir insan türü meydana getirdi. karaktersizlik tanımını yan anlamlarıyla değil gerçek anlamıyla düşünecek olursak; sanata ilgi duymanın insanın kendi özüne yaptığı bir yolculuk olduğu ön kabulüyle, bu yolculuğa hiç başlamayan bireylerin hiçbir zaman kendilerinin farkına varamayacakları ve dolayısıyla hiçbir zaman bir karaktere sahip olamayacakları sonucuna ulaşabiliriz.

    bu durumu edebiyat özelinde konuşmak ve açıklamak isterdim fakat sanatın genel anlamda alaya alındığı bir toplumda, halihazırda sanatın bir dalı olan edebiyat özelinde konuşmak bir kediye schrödinger’in kuantum mekaniğiyle ilgili kuramından bahsedip “seni şimdi bi kutuya koysam, sen o kutunun içinde hem var hem yok olacaksın, bildin mi??” dedikten sonra kediden “hafız tamam doğrusun da schrödinger bunu anlatmıyor ki” demesini beklemek kadar komik ve hatta ironik oluyor.

    demem o ki sanatın hiç yoksa bir dalına ilgi duyun, duymuyorsanız da bir karaktersiz olarak yaşadığınızın farkında olun ve sanata ilgi duyan karakterli insanları alaya alma gafletine düşmeyin. en azından bu kadarını yapabilirsiniz. o kadar da aptal olamazsınız. olmamanız gerekiyor.