şükela:  tümü | bugün
  • sürekli yaşadığım his.

    benden daha bilgili birilerini dinlerken, kitap okurken yaşadığım his. 4-5 sene öncesine kadar her şeyi bildiğini zanneden insanlardan biriydim. kitap okumaya başladım, öğrenmeye başladım. bilmediğim çok şey olduğunu farkettim ve öğrenmek istediğim her şeyi öğrenemeyeceğimi de anladım. bu his gerçekten insana acı veriyor. ortalama 70 yıl yaşayan bir insan bu kadar bilgi yığınının ne kadarını öğrenebilir ki. dolayısıyla vaktimizin her saniyesinin bile çok kıymetli olduğunu anlamamı sağladı bu his.

    toplum içinde varolan inançlarla, gelenek ve göreneklerle, örf ve adetlerle harmanlanmış gündelik hayatın içinde ne kadar boş vakit geçirdiğimizin farkına vardım. insanların, evrimsel süreçle birlikte süre gelen toplumsal yapılar inşa ettiklerini ve bu toplumsal kuralları, inançları vb. şeyleri yaratan yine insanın ta kendisi olduğunu öğrendim. durum böyle olunca bu gibi olgulara inanmanın ve bunlarla vakit harcamanın ne denli saçma olduğunu anladım. insanların boş ve hayali bir düzen içinde bu denli koşuşturmasına anlam veremiyorum artık.

    birbirlerine karşı kin, nefret söylemlerinden tut, savaşlarla birbirlerini öldürmelerine kadar saçma olguları türeten yine insanın ta kendisidir.

    evrimsel süreçte kazandığımız bu bilinci boş şeylerle harcayacak vaktimiz yok. insanlar toplumsal olaylar ile nasıl mutlu oluyorlar anlamıyorum. zamanımızı bilime ve öğrenmeye adamak varken nasıl oluyor da diğer şeylerden mutluluk duyuyorlar. evrenin büyüklüğünü ve gece gökyüzünde gördüğümüz yıldızların aslında geçmişini gördüğümüzü düşündüğümde bile heyecanlanıp, "ya biz burada küçücük dünya'da nelerle uğraşıyoruz?" deyip üzülüyorum. öğrenme yetimizi bu denli boş şeylere harcamak yerine neden "nasıl varolduk? nereden geliyoruz? nereye gidiyoruz? evren nasıl işliyor? " gibi sorular sormuyoruz?

    tabiki toplumsal olguların ne kadar boş ve gereksiz olduğunu söylesem de bu olguları kırmamız maalesef mümkün değil. toplumun hala bir parçasıyız. fakat farkındalık yaratmamız lazım. bunu nasıl açıklayacağımı bilemiyorum. kapağı açık bir kutuda hayal edin kendinizi. bu kutunun içinde kutudan bile haberiniz olmadan yaşamak mı daha iyi yoksa bir kutu içinde olduğunu bilip, kutunun dışına çıkmaya çalışmak mı? sizi bilmem ama benim cevabım kutunun dışına çıkmaya çalışmak. işte bu yüzden hiçbir şey bilmiyorum hissini daha çok insana yaymak lazım. bu da sadece ve sadece bilim ve öğrenme isteği ile oluşabilir.

    hiçbir şey bilmiyorum hissine kapılın. önce siz bu hisse kapılın sonra ise ne kadar zor olsa da her şeyi bildiklerini zannedenlere hiçbir şey bilmediklerini idrak ettirin. aksi halde bu şekilde dünya bir yere varamayacak!