şükela:  tümü | bugün
  • fernando pessoa'nın aforizmalarını içeren kitabı.

    "anlaşılmayı her zaman reddettim. anlaşılmak kendini satmaktır. âşık olmak yalnızlıktan usanmaktır; bu yüzden bir korkaklıktır, kendimize ihanettir. geçmişim, olamadığım her şeydir. hep uyanmanın sınırındaymışım gibi hissediyorum. japon çay fincanlarımdan birisi kırıldığında, gerçek nedenin bir hizmetçinin özensiz ellerinin değil o porselenin kıvrımlarına yerleşen desenlerin kaygıları olduğunu düşünürüm."
  • zeplin kitap'ın derlediği ince kitap. bazı aforizmalar şahane ve pessoa'yı (benim gibi) tanımayan kişiler bile bu ince kitapla zatın içe kapanık, düşleri yücelten, toplum yerine bireyin önemini vurgulayan ve tanrı ile ilgili sıkıntıları olan karamsar biri olduğunu görüyor.
    günümüze de uyan birçok alıntıdan biri ile süsleyelim girdimizi: 'birkaç kişi mutluluğu bulabilsin diye birçokları acı çeker.'

    buralara uğrayanı varsa yayınevine samimi not: daha önce yine kendi yayınlarından okuduğum kafka'nın aforizmalarını içeren yalnızlık sahip olduğum tek şey adlı kitaptaki kusurlara benzer hatalara rastlayınca (yaptıkları işin hakkını yememe sınırları içinde) belirtmek isterim ki birazcık daha özen gösterilmesi gerekir. nitekim aynı aforizmayı iki sayfa sonra bir daha görebiliyorsunuz.
  • nihilizm, buhran, içe kapanıklık gibi etkilerde yazılmış aforizmalar içeren fernando pessoa eseri.
    ilk birkaç aforizmasına göz attıktan sonra bir hevesle okumaya karar verip satın aldım bu kitabı.
    başlarda etkileyici geldi ancak bir yerden sonra, aynı temanın ve aynı sığlığın tekrar etmesi, ailesiyle problemler yaşayan ve sevdiği çocuğa kavuşamayan on dört yaşındaki bir kız çocuğunun twitter hesabını okuyormuşum hissiyatına kapılmama sebep oldu.
    siz siz olun hiçbir kitabın ismine aldanmayın.
  • doğayla bütünleşildiği vakitlerde en güzel deneyimlenen.
  • asgari şartlar dışında (kötü yaşam standardından, fakirlikten bahsetmiyorum) yani şöyle:

    - faturalara ve karnımı doyurmaya yetecek asgari miktarda bi para
    - idare edecek bi pc
    - işimi görecek bi telefon
    - kışın üşümeyeceğim bi ev

    şunlar dışında hiçbir şeye ihtiyacım yok hayatta. bazen varmış gibi yapıyorum ama o kadar ihtiyacım yok ki. insanlar (onları suçlamıyorum) arabalardan, evlerden, kıyafetlerden, yemeklerden bahsediyor bazen kıramıyorum ben de "aaa ne güzel olur, aaa tabi canım ben de isterim... aaa tabi tabi büyük ihtiyaç şu zamanda" falan diyorum. (ne yapayım yabani de değilim insanları sevmesem de sevdiğim insanlar var -ikisi ayrı şeyler elbette-) ama hiçbir şey istemiyorum, hiçbir şeyi de beklemiyorum. hayattan beklediğim şeyler/istediğim şeyler nesnelerin içinde değil.

    bu beni çok huzurlu kılıyor, rahat hissettiriyor. sakin olmak, nesnelere-insanlara-işlere karşı bir hırs duymamak, "bunu kesinlikle almalıyım" "bu işe kesinlikle sahip olmalıyım" demiyorum. elbette özgürlük geyiği yapmayacağım özgürlük falan hikaye ama insanı rahat hissettiren bir şey işte. olsa hayır demeyeceğim ama olması için çırpınmayacağım şeyler işte her neyse, çok büyük bi konfora sahibim bunu bilerek yaşamam gerek hepsi bu.

    "böyle başladı ve sürdüydü önümdeki katışıksız
    yokuş: sandım ve inandırdım belki,
    gönlümü ve aklımı dağlamamış hiçbir işarete
    oysa inanmadım. hazırdım her an
    kurduğum çadırı söküp yolcu çıkmaya,
    kaldım burada: iğne ve ağ, ipek ve masal,
    sis ve köpük arası yazdım öykümü defterden
    deftere: aradım bulamadım altın anlamı,
    ama farkettim altındaki anlamı -- uyanıp
    kan içinde bir gece, sivrilttim öteki ucu
    iyice:

    biraz daha arınmış ışık gerek bana,
    biraz daha koyu bir mürekkep,
    biraz daha felç sağ elim ve parmakları için,
    biraz daha zaman ve bu zamandan geçmek:
    birkaç soluk boyu belki, belki birkaç çağ için
    biraz daha cüret
    ve korku,
    tılsım ve trajedi gerek."