şükela:  tümü | bugün
  • öyle bir anda gelen hissiyattır. aslında bu durumun vuku bulması için onlarca neden vardır ortada. bakmak zorunda olduğunuz bir anneniz, ilerlemek zorunda olduğunuz bir kariyeriniz kısacası vermek zorunda olduğunuz bir hayat mücadeleniz vardır. her şey darma dağınıkken hayatınızda, bir kişiye daha yer yoktur dünyanızda. içiniz burkulur ilk anladığınız anda. insanız sonuçta sevilmek istiyor egomuz. bir de... bir de çocuk mevzusu var tabi. serde kadınlık var ya illa tadılmak isteniyor o duygu. her bir arkadaşınız doğum yaptığında bu ihtimalden daha da uzaklaştığınızı anlıyorsunuz. velhasıl kelam kabullenilmesi zor bir iştir. kim ne derse desin erkekle kadın birbirine muhtaçtır. gelin görün ki bazıları için tek kişiliktir yaşamak.
  • bir davetiye.. bir nişan-düğün fotoğrafı.. bir yüzük.. daha nice böyle ufak ve sıradan görülen şeylerdir sebep olan.. genellikle hiç hayatına öyle bir adam girmemiştir ve kişi bunların yalnızca hayalini kurmuştur. öyle tuhaf bir andır ki o.. öylesine hayalde kalmıştır ki.. gerçekte olabileceğini anlamakla onu yaşayanın sen olmadığını anlamak arasındaki zaman çokta uzun değildir. durup düşünürsün ilk yalnız kaldığın anda.. "neyim eksik"le başlayan, "ben haketmiyor muyum"la bile bitmeyen bir iç savaşa neden olur. çünkü bahsi geçen şahıslar çoğunlukla senden çirkindir, huyları kötüdür, genellikle de aldatan kişilerdir. bazen kendine o çok beğendiğin gelinliği sırf çok beğendiğin için bile almayı düşünürsün.
    sonra ne mi olur.. yine bir adam.. yine aynı ciddi konuşmalar.. haberdar aileler.. kurulan hayaller..
    ve yine elde var sıfır..
    anlamak, zamanla yerine kabullenmeye bırakır ve evliliğe karşı bir kişi imajı çizersin.
    "evlenip hizmetçilik mi yapıcam"
    "o istiyor da ben istemiyorum. daha gencim ne evlenmesi"
    "boşuna mı okudum kariyer planlarım var benim"
    "evlenin evlenin çocuk doğurup salın kendinizi"
    "bekarlık sultanlıktır diye boşuna mı demişler şekerim"
    "koca yolu bekleyemem bıkmışım zaten hayattan"
    vs.. vs.. vs.. vs..
  • mantık evliliğini reddeden insanların aşktan da umudunu kesmeleriyle içine düştükleri karamsar düşünce. bataklık.*
  • başlığın başına "türkiye'de" eklenirse: kişinin eşcinsel olduğunu idrak ettiği anda vuku bulan durum denebilir...
    zöge: türkiye' de eşcinseller evlenebiliyor da benim mi haberim yok!
    durup düşündükten sonra gelen edit: tabi ki de bu entry magmayı hak etmiş arkadaş, tanımın başına türkiye gelecek olsa başlık direkt öyle açılırdı zaten değil mi! ya o başlığa yorum yaz ya da hiç yazma çeşitlendirmek sana mı kaldı. amatör heyecanla yapılmış bir tanım olarak silinmesin kalsın ki ders olsun:)
  • biri çıkar karşınıza, hayatınıza inanılmaz bir renk verir. güneşi hissedersiniz sımsıcak içinizde, avuçlarınızda o vardır artık, aldığınız en güzel koku, gördüğünüz en güzel gözler, okşadığınız en harika saçlar... öyle güzel bakar ki size, kalbinize iner sıcaklığı, öyle tatlı dokunur ki teninize içiniz titrer parmakları elinize değdiğinde bile ... kanınızın sıcaklığını hissedersiniz damarlarınızdan geçerken, yaşam varmış dersiniz, güneş doğan şehirler varmış bir yerlerde meğer...sonra o güneşin önüne kara bulutlar geçer, toprak çoraklaşır, çiçekler solar, ruhlar katılaşır..çünkü o terk etmiştir sizi... gider ona inat şeyler yaşarsınız, sırf onun öğreneceğini ve bunun onun canını acıtacağını bilerek... sonra kendinize gelirsiniz naptım ben diyerek.. unutmaya çalışırsınız her şeyi, küfredersiniz, ağlarsınız, unuttum dersiniz, yine hatırlarsınız. bilirsiniz o başka bir hayat kurmuştur artık ve aynı gözlerle başkasına bakıp, dokunuyordur. olan size olmuştur, o sol kaburganızdan söküp gitmiştir bir parçayı ve eksikliğini hissedersiniz özellikle akşamları. üstünden bir yıl geçmiştir ayrılığın ve bir gece alakasız bir resim, alakasız bir şarkı hatırlatır size tek gerçeği: "hiçbir zaman o olmayacaktır ve hiçbir zaman evlenemeyeceksinizdir ne onunla ne de bir başkasıyla..."
  • evlenilecek adamlar olduğu zamanlarda evlenmeyi istemez ama yaş ilerledikçe, arkadaşlar evlendikçe "acaba..." diye başlar düşünmeye... ama bu sefer de evlenecek adam kalmamıştır ortalıkta... iyiler kapılmıştır çoktan, o zaman kaderine boyun eğer ve o gerçekle yüzleşir insan; asla bir çekirdek aile kuramayacaksın, sevdiğin adamla neşeli bir yuvan olamayacak... kedileriyle yaşlanmış, yalnız ve kafayı yemiş bir kadın olcaksın ühüüüüü...
  • bir zamanlar cocuk olarak bulundugu "ev"in yasattigi sikintiyi, gelecekteki mustakbel evinde gormekle ilgilidir belki.

    birbirine karsi sevgi, anlayis, bagimsiz dusunce vs. ile degil, korku, guven, bagimlilik gibi reaktif duygularla yaklasan anne babanin anilaridir bunu hissettiren belki de.
  • (bkz: yazmamışlar) kaderimi kimseyle.
  • belki sadece zamanında sadece birini evlenecek kadar sevebilmekten kaynaklanmıştır, belki bütün sevgini ona verdiğini anlamışsındır ve karşına çıkan aday aday adaylarını bile sallamadan hayatına devam edeceğin bi döneme girmişsindir. yanına bi de "dur ya hazır çok yoğun değil iş hayatım master yapayım amk" demiş ve ciddi ciddi niyetlenmişsindir. kısacası zamanla geçecek olan durumdur. hem kırık olsa duramazdın kırık değildir o.
  • genel de ve cidden merak ettiğim bir sebeple , kadınlara malum olur bu hal, hepsine değil ama çoğuna lafım şudur, zamanında harcadığınız sevgilerin lanetidir bu.