şükela:  tümü | bugün
  • akcaabat'ta bir yayla..
  • vana özgü özel bir gün olan hıdırnebi şubat ayının ilk haftası ile başlıyan 27 şubat'ta biten eğlenceli yemekli toplantılardır. bu süre içinde kavut, çöçe yapılır. dileklerde bulunulur.
  • akçaabat'ta köfteci nihat'ın önünden kalkan dolmuşlarla 45 dakika süren muhteşem bir yolculukla çıkılabilen yayla.

    yolculuğun herhangi bir anında yukarıya baktığınızda gördüğünüz tüm bulutların üzerin konuşlanan yaylada, güzel de bir yaylakent yapılmıştır. bungalovlarda kalıp, bulutların ağaçlara çarparken çıkardığı sesi dinlemek mümkündür.
  • trabzon'u, hem yeşil yayla haliyle, hem de karadeniz ile birlikte görülebilecek nadir yaylası. her sene 20 temmuz'da hıdırnebi yayla şenliği yapılır. lezzetli etleri, mükemmel oksijeni ve güzel yaylakent bungalovlarına sahip yer.

    (bkz: düzköy)
  • akçabata yakın merkeze soon derece uzak bir yayla. rakım 1600müş. şimdi burda bir hıdırnebi yayla kent diye bir yer var ki temiz havanın fazlaca bünyeye girmesini sağlayan bir yer. bungalo tipi evler ya da bu tipte hazırlanmış odalar, her şeyin ahşabından yemek salonları, cafe (cafe dediğime bakmayın metropollerdekilerle alakası yok) son derece samimi ve komik çalışanlarla dolu bir yer. yeme-içme açısından pek yeterli olduğunu söyleyemicem. akçabat köftesi pek güzeldi ama diğer yemekler neydi adı kaygana mydı (bildiğimiz krebin peynir maydonozlu hali) lahana çorbası ya da mıhlıması filan pek iyi değildi. ama ama gece hazırladıkları animasyonla pek bir eğlenceliydi. son derece amatörce hazırlanmış olsalar da piyanist şantörün kendini müziğin her dalına adamış olması rock, arabesk, fantazi, pop, halk, sanat müziği, horon tepen 2 tane hanımkızımız, çalışan garsonlardan birinin sahneye çıkıp bildiğiniz temel-dursun fıkrası anlatması ve ve ve erdal!!!! kim bu erdal? trabzonlu! daha önce garsonmuş ama sonra kolbastı da okadar iyi olmuşki ona bir cafe vermişler orda işletebileceği ve bir de geceleri kolbastı yapmasını istemişler "sor benu burda herkes bilur, bütün turistlerin aketlerunda ben varım" e olsun tabi verselerdi bana da bir anket her sorunun cvbına erdal diye cvp verirdim. sanki çocuğun kemikleri yok; olamaz böyle bir şey ki ben kolbastı denilen olayı pek de sevmemişimdir oldum olası ama bu çocuk sayesinde kolbastı denilen olayı sevdum. her neyse sözün özüne gelmeye çalışırsak medeniyetten uzak internet olmadan ama telefonlar çekerken kafanızı dinlemek yeşilin içinde yürümek istiyorsanız alın yanınıza kışlık eşyalarınızı (bildiğiniz kış mevsimi yaşadım) birsürü de kitap 3-4 gün takılın.
  • bana ömrümün en zor araç deneyimlerinden birini yaşatan yola sahip yayla. geçen yıl akşam karanlığında yolun bir noktasında aniden bastıran sis nedeniyle görüşün 1 metreye kadar düşmesi ile saatte 5 km'den daha yavaş bir hızla yaylaya tırmanmaya çalışmamız, yaylakent görevlisinin az kaldı boşuna dönmeyin tavsiyesiyle yolculukta ısrar etmemiz ve her geçen dakika daha da gerilmemiz, sonra sisin aniden dağılması ve derin bir oh çekmemiz.

    sahile yakın olmasına rağmen havası çok serin, dolayısıyla kıyafet seçimi buna göre yapılmalı. yaylanın havası tertemiz. sabah uyandığınızda ciğerlerinizin oksijenle dolduğunu hissediyorsunuz. otel yemeklerini deneyemedik çünkü akçaabat'ta karnımızı tıka basa doyurup çıktık. otelin kahvaltısı standart, bungalovların temizliği iyi, ısıtma sorunu yok, fiyatı da bence uygun. şehirden biraz uzaklaşıp kafa dinlemek için birebir.
  • akçaabat'a bağlı ve merkeze yakın bir yayladır. duman çökmüş etekleri sizi karşılar zirvede ise sıcacık güneş size güzel manzaralar sunar. yol boyu yürüyüş için çok idealdir. sağlı sollu yer alan herhangi bir yerde çay içebilir, kancalara asılı etlerden istediğiniz parçayı beğenip biraz sabredip bekledikten sonra yiyebilirsiniz. bir yabancı gibi dolaşmak en güzelidir. bir geçe konaklamak da ayrı bir keşiftir tabiatseverler için.
  • hıdırnebi'den bildiriyorum;
    araplar buranın anasını sikmiş. esnaf paranın köpeği olmuş. trabzon şehri ruhunu araplara teslim etmiş. yazıklar olsun.
    gelmeyin.