şükela:  tümü | bugün
  • ally sheedy nin 90'lar beyazperde cikartmalarindan. oldukca ses getirmis* lezbiyen filmi.
    bir digeri icin (bkz: when night is falling)
  • popüler sanat ın tam anlamıyla tersi. karmaşık, evrensel, ciddi ve kalıcı konuları ele alır. böyle bir kültür ürününü anlayabilmek için önceden edinilmiş bilgilere ihtiyaç vardır. bunlarsız, bu sanat eserlerini anlamlandırmak biraz kasıcı olabilir. ayrıca high art ile uğraşan sanatçıların, anlaşılır olmak için bir kaygıları yoktur. sonuç olarak belli bir kesime hitap eder bunlar.
    (bkz: david lynch)
    (bkz: peter greenaway)
  • naked lunch sayesinde kafa jargonumuza kafka high nasıl eklendiyse, bu film sayesinde de greta high terimi ile tanıştık. gelin hemen kullanalım:

    - how high?
    - greta high!

    lisa cholodenko'nun beat-bohem manhattan hikayesi ile david cronenberg'in literary high interzone deneyimi arasında bağlantı kurmak ilk bakışta biraz absürd gelebilir ama judy davis'in yüzümüze üflediği bug powder ve patricia clarkson'ın kafasını kaldıramadığı angel dust sayesinde korelasyonu kurmak için gereken malzemeyi sanırım fazlasıyla sağladım.

    greta, ah greta! ne güzel komşumuzdun sen greta abla. gel, benim üst katıma taşın. razıyım, banyo tavanından su sızdırsan da gıkımı çıkartmam ve belki sızıntıyı bahane edip çalarım kapını. adını borçlu olduğun o greta garbo'nun endamı ve ses tonuyla ortalıkta salına salına dolaşmanı seyrederim; silik, soluk ve kayıp bir hayalet gibi... ve patricia, ah patricia. dogville'deki o kadın olduğuna inanmak ne kadar da zor bu filmi seyrettikten sonra. oyunculuk denilen işte böyle bir şey olmalı...
  • iki insani bir araya getiren sey nedir.

    kusursuz. film gibi "film", daha fazla kapsayamazdi.
    lusi, lusi. cekiciligin ve ozgeligin tanidigi sinir yok, gorduk ki.
  • yedisini craig wedren'in yazdığı ve iki tane de geri vokal nathan larson'ın yazdığı dokuz shudder to think parçasını soundtrackinde barındıran film.``

    craig wedren;

    .the walk
    .cracktub
    .dominoes
    .gum grinder
    .hot gazpacho
    .battlesoaked
    .fools

    nathan larson;

    .ph balanced for a lady
    .she might be waking up
  • öykünün işlenişinin, senaryonun, oyunculukların bu kadar yalın,dürüst ve sürükleyici olduğu bu tarz filmleri izlemek maalesef çok zor. ajitasyona kaçmadan bir trajediyi anlatmak ise daha da meşakkatli bir iş. böyle filmleri izlemek bir keyif...
  • postmodern düşünce yüksek sanat diye bir ayrımın olmadığını (hatta belki de sanat olmadığını) her yaratılan şeyin eşit olduğunu bize ifade etse de arada itiraz edilemez net bir ayrım çizilebilir. isminin altında ana britannica’da ikiden fazla paragraf olan kişilerin, insanı sıkan, buhranlar geçirten eserlerine yüksek sanat diyoruz. işte bunu diyebiliyoruz.

    sanat denilen şeyi kategorize etmek imkansız gibi gözükse de. gözümüzü karartıp bir sisteme oturtmaya çalışınca da yol alabiliyoruz sanki. işin haz boyutu üzerine ahkam kesmek zor. o nedenle şöyle sistematize edelim: sanat; estetik, kişisel, ruhani, dönemsel ve toplumsal her türlü verinin aktarıldığı bir araçtır. buradan hareketle bu tip verileri belli bir yoğunluğun üzerinde aktarabilen ile aktaramayan arasında yine bir çizgi çizilebiliyor. ne amaçla üretilmiş olursa olsun, içinde bulunduğu dönem, üreticisinin estetik yargıları, duyguları, soyut fikirleri, politik ya da apolitik ortamı hakkında döneminin diğer eserlerinden daha yüksek debili veriyi bizlere sunan eserlere yüksek sanat diyebiliyoruz. bu veriler özellikle yüzyıllar öncesine aitse, o zaman sanatçının bugün dahi kullanımda kalacak, muhatabıyla anlaşabileceği dili de öngörmesi (evrensellik diyebiliriz) veya doğal yollardan oluşturmuş olması da bir diğer zorunluluk.

    bakın popülerlik, para için üretilmişlik gibi tartışmalı konulara girmeden misler gibi hallettik.

    ha bir de ekseriyetle ezik insanları ezik insanlara anlatan sanata denir. fucker'lardan genelde bahsetmez, fuckerlar da genelde ilgilenmez.
  • bu tür kitsch içerikler ya çok sevilir, ya da nefret edilir: ben nefret edenlerin tarafındayım..
    (http://yucitek.blogspot.com/2011/07/high-art.html)
  • yüksek sanat; sanatın içinden doğan soylu kişiler , aileler içindir. günümüz turkiyesinde yüksek sanatı hakedecek bi aile veya kişileri göremiyorum. herkesin derdi para, siyasi yaranmalar olmuş. müzik alanında yüksek sanatımsı yapan tek bi kişi var bu ülkede oda fazıl saydır. sanatımsı dediğime bakmayın o sanatı bu ülkede hak edecek kişilerin olmadığı icin böyle diyorum(ben dahil). böylesine bi yeteneğin türkiye coğrafyasında yaşaması büyük acı.. (türkiye tarafından kendisine hak edildiği deger verilmediği için diyorum bunu) avrupa vb.. yerlerde olsa belkide şuan kendisinin popülerliği 10 kat daha artacaktı.bi alfred brendel gibi olmasa da ismi her yerde dünyanın her yerinde duyulacaktı. bu yazıda da sakın ama sakın fazıl sayı küçük gördüğüm anlaşılmasın şu ülkede topu topu 3 5 sanatçıya hayranım fazıl hoca da onlardan biri..