şükela:  tümü | bugün
  • 29 haziranda yayınlanması beklenen, florence + the machine'in 4. albümü.
  • geldi iki gözümün çiçeği. başka neye bu kadar heyecanlandım acaba son zamanlarda.

    tanım: florence’ın yepisyeni albümünün ismi. daha sonra detaylı bir edit yapacağım.
  • spotify'da sabah 5:43 itibariyla new release diye cuma guzelligi yapan yarimin, iki gozumun cicegi florence + the machine'in yeni albumu.

    tuyler diken.
  • uzun süredir yolları gözlenen florence + the machine albümü.

    geldi, cuma günümüz şenlendi.

    albümün açılış şarkısı, florence welch in tek başına yazdığı şarkı june, maviliklere doğru umutla yürümek için yazılmış gibi.
  • ilk izlenim olarak fena değil. how big, how blue, how beautiful gibi ateş etmiyor. daha sakin.
  • ilk dinleyişte beğenilen albümlerden olmuş. bir önceki albüme katlanamamıştım nedense, çok üzerime üzerime gelmişti.
    bu sakin ve henüz tüm sözlerini çözemesem de daha kişisel bir albüm olmuş gibi geldi.
    bir önceki albümü çok dinlemediğim için bilemiyorum ama bu albümde piyano ağırlık kazanmış gibi. arp pek duyamıyorum sanki eskisi kadar.
    koro kısımları da azalmış sanki.
    ilk dinleyişte bunlar çıktı. sevdim.

    bu kadın şarkı söylerken sanki her nefes alışta dün dünyayı içine çekiyormuş ve nefes verirken de tüm dünyayı dışarı çıkarıyormuş gibi şarkı söylüyor. öyle güçlü, öyle geniş geniş, öyle dolu dolu. tüm kalbiyle.
    bayılıyorum.

    ps. albümün ismi şahane.
  • florence + the machine grubunun dördüncü stüdyo albümü.

    çoğunluğu florence welch‘in kendisi tarafından yazılıp prodükte edilen albüm, grubun bir önceki albümleri how big how blue how beautiful‘a kıyasla daha sakin, daha durgun bir çalışma olmuş. welch, pop rock’tan ziyade indie’ye yönelmiş, ancak bu durum albümün mükemmelliğine gölge düşürmemiş.

    üç yıl beklettiler ama yine harika bir çalışmayla geri döndüler. akustik piyano ile başlayıp yükselen şarkılar welch’in rüya gibi sesiyle bambaşka bir boyuta taşınıyor.

    albümü bir bütün olarak dinlemek gerekir, favorilerim ise 100 years, hunger, sky full of song ve south london forever.

    keşke drake‘in scorpion‘u ile aynı gün yayınlanmasaydı. tamamen gölgede kaldı, hele spotify‘da hiç varlık gösteremedi.
  • iyi ki varlar dediğim florence + the machine'in 4. albümleri.

    florence bir önceki albüm ile çok daha kişisel sulara dalmaya niyetli olduğunu göstermişti. bence tam olarak florence'in gitmek istediği yoldaki duraklardan biri bu albüm ve henüz bu yolculuk bitmedi bence. iler de keskin virajlar ile başka janrlar içine dalar mı bilmiyorum ama ulaşılacak yeri düşünerek yolun verdiği keyfi kaçırmak niyetinde değilim.

    florence + the machine her albümde farklı bir mekanda albüm yayınlıyormuş gibi hissediyorum. içindeki eşyalar hala onların, her yeni mekanda bu eşyalardan, mekanın onlara ait olduğunu anlayabiliyoruz ama mekanlar farklı, hisler farklı.

    ilk iki albüm havalı eski ve büyük bir ibadet binası gibi iken 3. albümde duvarlarda bu ibadethanenin aksesuarlarını yerleştirdikleri bir konser salonunda, rock müziği dinleyenlerle vakit geçirmek istediler. bu son albüm ise güzel döşenmiş, havadar ve geniş bir apartman dairesi. albümü dinlediğimiz odada quartet ve elektronik gitarların sığması için epeyce yer var ama bu sefer çok kalabalık değil. şarkı sözlerine baktığımızda hala duvarda koca bir haç durduğunu söyleyebiliriz. ama burası çok daha kişisel.

    her ne kadar bu albümün şarkı sözleri daha direkt ve işlenmemiş görünse de bence bu albümü oluşturma zamanının büyük çoğunluğunu bu şarkı sözleri almış. prodüksiyon daha minimal, ritmler daha spontone, nasıl çıktılarsa florence'in ruhundan, cilalanmadan, öyle yer almışlar albümde.

    çoğu kişiye göre en zayıf albümleri gibi görünse de benim bir önceki albümden daha başarılı bulduğum (özellikle ilk yarısını) ama ilk iki albümün gerisinde olduğunu düşündüğüm bir albüm.

    yine de bir sonraki albümde bu kadının uğrayacağı noktayı çok merak ettiğimi söylemeliyim.

    her ne kadar içinde bulunduğu albüm favori listemde en sonda olsa da what kind of man'in yapmış ve yapacakları en iyi şarkı olduğunu düşünüyorum.