şükela:  tümü | bugün
  • bir instagram hesabı..
    şehzade/piremses yetiştiren, hayattaki tek başarısı koca bulup evlenip çocuk doğurmak olan, dahası bunu da dünyada bir tek kendisinin yaptıgına emin olan kadınlarımızı hiciv etmek için açılmış, fazlasıyla eğlenceli sayfa..

    merak edenlere adres
  • cok eglenceli ve zeki bir kadinin sahip oldugu hesap.
  • tespitlerinin çoğuna sesli güldüğüm instagram hesabı.
  • bugun aksam 20:00'da kent fm'de rockdesambir'in konugu olacaktır.
  • günümü aydınlatan sevimli ve komik hesap.

    keşke çok önce karşıma çıksaydı da bu dert ettiğim şeylerin ne kadar eften püften olduğunu, herkesin yaşadığını aysaydım.

    kitabı da çıkacakmış sanırım yakınlarda, eline kalemine sağlık şimdiden!
  • "emiyor mu" isimli kitabı bu hafta itibariyle çıkmıştır.
  • 14 ekim 2017 cumartesi marmara forum’da d&r kitap fuarında “emiyor mu!” isimli kitabı için imza günü olan sevimli mi sevimli bir anne.
  • instagram denen nanede "en iyi anne"lerin yarıştığı ortamda gerçek anne bu kadındır. kaka yapmayan tertemiz pürüpak çocukları ile 7/24 oyun oynayan sahte annelerin yanında hande birsay %100 bizdendir. o yüzden bu kadar sevilmiştir.

    kendisini tanımam etmem. hatta kitap yazan tüm fenomenlere içimden saydırdığımdan daha çok saydırdım ona kitap yazmayan bi o kaldı diye ama kitabını görünce fikrim değişti. tanıdığım tüm annelere hediye ettim. bu kadın bildiğimiz boş fenolardan değilmiş, anladım. özgeçmişini bir haberde şöyle yazmışlar: (bkz: http://www.haberturk.com/…i-kitabi-raflarda-1671084)

    "saint michel fransız lisesi’nin ardından galatasaray üniversitesi sosyoloji bölümü’nden mezun oldu. 2006-2017 yılları arasında sırasıyla tempo dergisi’nde muhabirlik, gazete habertürk’te editörlük, haberturk.com’da editörlük ve yazarlık, habertürk tv ve bloomberg ht’de editörlük ve yapımcılık, ntv’de editörlük ve yapımcılık görevlerini üstlendi. sivil toplum alanında çalıştı. fransızcadan türkçeye çeviriler ve çeşitli tv yapımları için metin yazarlığı yapıyor. edebiyat, kadın araştırmaları, türk modernleşmesi, geleneksel ve dijital medya alanlarına ilgi duyuyor. başta ınstagram olmak üzere sosyal medyada milyonu aşkın etkileşime ulaşan hihieved isimli bir hesabı bulunuyor."

    kadının tek rolünün "anne" olmak zannedildiği gerzek toplumumuzda mükemmel anne olduğu için böbürlenen ya da instagram'da gördüğü anneler gibi olamadığı için hayıflanan anneler varken böyle kadınlara ihtiyacımız var. bu gibi insanlar evde oturan kadınlara ulaşması en kolay kişiler. o yüzden kitap da yazsın, instagram'da da yazsın. ulaşsın insanlara.
  • (bkz: hande birsay)

    sanırım iki gün önceydi ntv de gece haberlerine konuk oldu. gece bebeği yatırmış gün boyu hayalini kurduğum kahveyi içiyordum. evet gün boyu içmeye fırsat bulamadığımdan, uykumu etkilemesini bile göze alarak gece içtim. hande anne olduktan sonra yaşadıklarını aslında çok eğlenceli biçimde anlatmasına rağmen ben gözyaşlarımı tutamadım. çünkü onu o kadar iyi anlıyorum ki. 10 aylık bir oğlum var benim de. o ilk zamanlardaki tecrübesizlik, çaresizlik, herkesten bir medet umma hali, kendini kanıtlamaya çalışma hali ve diğer annelere bakarak "herkes anneliği çok güzel başarıyor bir ben böyleyim galiba" diye düşünüp kimselere söyleyememek. o halime şimdi bile düşündükçe acıyorum. acaba anneler bunu annelere neden yapıyor? biliyorum ki hepsi aynı zorlukları yaşıyor, neden saklayıp rol yaparak her şey mükemmelmiş gibi gösteriyorlar?
    hamileyken, yine sözlükteydi galiba, şu minvalde bir şey okumuştum: "herhalde annelerin doğumdan sonra yaşananlarla ilgili kimseye bir şey anlatmama şeklinde gizli bir anlaşmaları var."
    o zaman anlamamıştım, acaba ne yasanıyor, ne demek istedi diye düşünmüştüm. bir de "anne olunca anlarsın"cılar vardı. onu da hep, bir insanı ne kadar çok sevebileceğini anlıyorsun herhalde şeklinde yorumluyordum. tamam o da var ama anne olunca bundan çok daha fazlasını anlıyor insan. ebesininkini de anlıyor! duş almadan daha ne kadar dayanabileceğini. hastalıktan uyumayan bebeği sadece kanguruda sustuğu için sabaha kadar hiç uyumadan kanguruda taşıyıp, gün aydınlanınca da aynı tempoda devam etmeyi. memeden ayrıldığı anda kıyameti koparan yeni doğmuş bebeği 4 saat kıpırdamadan kucağında emzirdikten sonra yarım saat-kırk dakika civarında vakit bulup o vakitte yemek yapıp süt kesilmesin diye karnını doyurmaya çalışmayı. evden dışarı çıktığı anda çığlığı basıp dışarıda olunan tüm süre boyunca ağlayan bebek yüzünden ilk 4 ay falan doktor gibi zorunlu durumlar dışında dışarı çıkamamayı...
    oysa hamileyken hiç bunlardan haberdar olunmuyor. "tamam uykusuz kalıcaz heralde, hımm göğüsler acıyacakmış ilk zamanlar, o da tamam. ama bebeği kendi hayatımıza uydurucaz biz, biz nereye o oraya, bebekle bile gezeriz ya, sosyal hayatımızı niye bitirelim" kafasındaydım asdfkshsa. kapının önüne çıkamadım lan bir ay! dünyam şaştı. ilk defa 300 mt ilerideki markete bebekle gidip gelebildim diye sevinçten anneannemi aradım!
    yani demem o ki, o bebeği güzelce emen, gaz sancısı olmayan, sürekli mışıl mışıl uyuyup annesinin yemek ve tüm ev işlerini halledip, üstüne cilt bakımını makyajını yapmasına izin veren, sonra uyanınca gülücükler saçıp bebek arabasında da sessizce durup annesiyle saatlerce gezen (yersen!) annelerin hepsine kafam girsin. pis sahtekarlar sizi.