şükela:  tümü | bugün
  • herkesin bir hikayesi vardır ama herkesin bir şiiri yoktur hatırlatmasıyla;

    uzun yollardan geçerek kısa sürecek bir hikayenin eşiğine geldik, sen çoktan gitmiştin.

    içerikli siyah martı çalışması.
  • ne senin taşın...
    ne benim taşım...
    köpükler içinde...
    diyişine milyon kez anlam yükleyip bir o kadarda dinliyebileceğiniz, hüsnü arkan şarkısı. *
  • söz ve müziği ahmet kaya' ya ait bir ezgi. "ağlama bebeğim" albümünden.

    bir güneşti gördüğüm dağlar ardında
    uzanıp gittiğim yollar ateşti sanki
    tuttuğum ellerde dostluk saklı bağrımda
    yürüyüp gittiğim yollar ateşti sanki.

    bir volkandı içimizde coşan nehirler
    coştukça umutlar hep taşardı sanki
    ne oldu bizim güneşe neden doğmuyor
    uzun uzak gecelerde sabah olmuyor.

    işte bizim hikayemiz hep böyle gider
    umutlar hep gecelerde yol olur gider
    işte bizim hikayemiz burada biter
    aydınlıklar karanlıkta yol olur gider
  • hüsnü arkan şarkısı.

    "bugün bir çakıl taşı buldum denizde
    ne senin taşın, ne benim taşım köpükler içinde

    daha yoktuk biz, sen yoktun, ben yoktum, deniz yoktu
    bir mavi göğe açılırdı kolları tanrıların da
    gülerdi toprak, gülerdi su...

    bugün bir çakıl taşı buldum denizde
    ne senin taşın, ne benim taşım köpükler içinde

    yeşil doğdu sonra ve ardıç ve zeytin
    bir midye içinde doğurdu bizi deniz, kıyısına
    gülerdi toprak, gülerdi su..."

    http://www.youtube.com/watch?v=pghhvnbaa64

    ve tabii atlamak olmaz; (bkz: iç kitabı)
  • sözleri pek güzel bir şarkıdır...

    "yeşil doğdu sonra ve ardıç ve zeytin
    bir midye içinde doğurdu bizi deniz, kıyısına
    gülerdi toprak, gülerdi su. "
  • ezginin günlüğü'nün istanbul gibialbümünde yer alan harika parça. söz ve müzik nadir göktürk'e aittir. nadir göktürk'ün müziği neşeli, sözleri hüzünlü parçalarından biridir. sözleri:

    bir sabah biz, uyandık ki
    her yerde o şarkı
    bir meydanda toplandık ki
    yer gök aynı şarkı

    dün erkendi, yarın geç olacak
    şimdi tam zamanı
    ver elini yoksa geç olacak
    şimdi tam zamanı

    hani uyuyan dev uyanacaktı
    günah cehennemde yanacaktı
    siz bana yalan söylediniz
    hani iyiler kazanacaktı

    istanbul, canım ablam
    biz sana ayıp ettik
    aşkta kazandık ama
    bak hayatta kaybettik

    yağ yağ yağmur ıslat bizi
    temizle aşk, lekelerimizi
    sen kalemsin ben defter
    baştan yaz hikayemizi
  • "yaşamak hoş bir âdet."

    böyle diyor sohrab sepehri babam, güzelim şiiri suyun ayak sesi'de.
    yaşamak, elbette, güzel bir iş.

    ancak öyle bir zamandayız ki ölümü gösteriyorlar bize, ve biz sıtmaya razı oluyoruz.

    şöyle diyor ece ayhan abé'm:
    "işler çığırından çıkıp egemen katmanlar azgınlaşmaya başlarsa, şiirden uzaklaşıldığını anlayın her zaman. özgürlüğün düşmeyen biricik kentidir şiir."

    öyle bir hâle getirmeye çalışıyorlar ki bizi, gülümsemekten, hayal kurmaktan, sevmekten, öpüşmekten, mutlu olmaktan, eğlenmekten; yaşamaktan, yani, utanacak raddeye geliyoruz.

    mutfaktan fokurdayan makarna suyunun sesi geliyor,
    hüsnü arkan, hikayemiz'i çok güzel söylüyor,
    lavanta kolonyası ne güzel kokuyor,
    kışa inat, evimde ısınıyorum,
    star wars filmleri, onları izlememi bekliyor,
    sevdiğim insanlarla birlikteyken gülümsüyorum,
    vs, vs, vs.
    ve ben bunların hepsinden teker teker utanıyorum.

    insan, gülümsemekten utanır mı?
    utandırıyorlar işte.

    hüsnü arkan şöyle diyor:
    "daha yoktuk biz, sen yoktun, ben yoktum, deniz yoktu
    bir mavi göğe açılırdı kolları tanrıların da
    gülerdi toprak, gülerdi su..."

    üst üste otuz altıncı kere hem de.
    durmadan,
    üst üste.
    (ekleme: yüz otuz iki kere hem de!
    üst üste!)

    demem o ki:
    şiir okuyun, güzel müzikler dinleyin.
    okumakla, dinlemekle yetinmeyin;
    şiirler okutun, güzel müzikler dinletin.
    ancak böyle temizlenebilir bunca kir.

    http://www.dailymotion.com/…u-arkan-hikayemiz_music