şükela:  tümü | bugün
  • 23 nisan 2005 tarihinde trt1 deki ermeni soykirimiyla ilgili açik oturumda etyen mahçupyan'a laf yetistiremeyince,yurdunu seven bir türk olarak bu konuya nesnel olarak yaklasamayacagini,resmi tarihçi oldugunu ve bununla gurur duydugunu söyleyen türk tarih kurumu mensubu tarihçi,bilimadami.
  • hakkinda "devlet tarihçisi" mi "resmi tarihçi" mi yoksa "namuslu bir bilim adami" mi olduguna dair tartismalar sürüyor simdilerde. ama ne olursa olsun ilginç bir adam hikmet özdemir.
    hatirladigim ilk hikmet ozdemir resmi 1980'lerin ortalarina ait. turgut özal'in yaninda gezdirdigi, bir çesit gayri resmi danismanlik yapan akil adamlardan biriydi hikmet özdemir. liberal ve turgut özal'in tabudeviren fikirlerinin etrafinda dolanan, siyaset sever hevesli bir akademisyen portresi çiziyordu. daha sonralari shp-dyp hükümetleri döneminde resmi danismanlik görevlerine atandi yanilmiyorsam. ama asil süksesi turgut özal'in cumhurbaskanligi döneminde cumhurbaskanligi basdanismanligi göreviydi. ciddi bir akademik kariyeri yoktu. siyasal bilgiler'de doçentlik, sonra tübitak, ardindan 10 yila yakin devam eden ve tam olarak ne oldugunu bilemedigimiz bir londra macerasi yanilmiyorsam. ardindan da turgut özal'in prensligi ve devlet ricaline giris geldi. uzun zamandir yoktu ortalarda hikmet özdemir. son yillarda ermeni sorunu konusunda yaptigi çikislarla adini daha sik duyuyorduk ve "salgin hastaliklardan ölümler 1914-1918" adli kitabi ermeni sorunu konusundaki tartismalara bir müdahale olarak tasarlanmis oldugu anlasiliyordu. ama televizyonlarda açik oturumlarda ve tartismalarda türk tarih kurumu ermeni arastirmalari masasi baskani olarak karsimiza çikacagini tahmin etmezdik. çok sasirmadik elbette. ama üzüldük.
    bu kadar yüzeysel bilgilerle ve bu kadar hamasi laflarla, resmi tezler disinda konusan birini göndügünde vatan hainleri sopasini eline alan, ama onu bile beceremeyen bir bilim adami görüyoruz çünkü bir kaç gündür televizyonda.. hadi bilimsel tartismayi, bilim adami etigini, olgusal bilgi birikimini, tarih teorisi tartismalarini bir yana biraktik. bu konularda hakkinda konusulacak biri olmadigini anladik hikmet özdemir'in.
    türkiye'nin tezlerini açiklamak ve olgusal bilgilerle konusmak tarihçiliginden çok gazeteciligiyle taninan murat bardakçi'nin üzerine kaldiysa, bu alanda türkiye'nin en yetkin olmasi gereken ismi hikmet özdemir oluyorsa, hani birakin ermeni sorunu konusunu ya da o konudaki tartismalari türkiye'de tarih biliminin de türk tarih kurumunun içler acisi bir hale geldigini bir kez daha söylemekten baska bir sey gelmiyor elimizden.
    ermeni sorununu, soykirim tartismalarini gerçekten bir yana birakin. o tartisma bir süredir tarih'in ve tarih bilincinin disina düstü zaten. hamasi laflar, vatan haini sopalari, ermeni sorununun ayni zamanda bir türk sorunu oldugunu bile göremeyenlerin laflari, ermeni fanatizmine karsi türk fanatizmi ortaligi bir söz dülellosuna ve içine giren herkesi ögüten bir politik arenaya çevirdi. hatta belki kültürel düzeyde yeni bir 1915 yasiyoruz kimbilir. ama hikmet özdemir'in yüzeysel bir tarih bilgisiyle konusuyor olmasi, hala 1919 mahkemelerinde verilen savunmalardan ibaret bir siyasal ufukla konusuyor olmasi beni-hadi utandiriyor demeyelim- üzüyor. saniyorum bu konuda türkiye adina herkesin üzülmesi gerekli. en basta da bizzat sayin özdemir'in... ve saniyorum o da üzülüyordur.

    edit: üzüldügünü varsaymakla yanlış yapmışım. birakin yaşanan acılara, kendi durumuna bile üzülemeyecek kadar kör ve kasıtlı görünüyor çünkü.
  • gördügüm kadariyla sakin bir kisilik. sinirlenmiyor. bilgili olduguna inaniyorum ki tarihin tanigi programinda kendi yorumlamalarindan çok tarihi gerçeklere yer vermistir. stardaki tartismada ise biraz daha sönük kaldi.. kendisi bu bilgi ile amerikalida olsam japonda olsam türklerin haksizliga ugradigini savunurdum demistir. birde konusmalarinda baymiyor..oturup konusulasi insandir.
  • son haftalarda televizyonlarda sadece adını duyuyordum. isim benzerliği diye düşünmüştüm ciddi ciddi. türk tarih kurumu, ermeni masası başkanlığı, soykırım kelimeleri ve (benim bildiğim) hikmet özdemir'in ne işi vardı ki bunların içinde diye düşündüm. bir zamanlar kürt sorunu ve ordu konusundaki akılcı analizleri ve fikirleri olan, tartışma programlarının aranan adamı, "sami kohen demokratsa, ben demokrat değilim" diyen, sözlükteki moda tabirle, emin çölaşan'a reha muhtar'ın ateş hattı programında (trt) ayar üstüne ayar veren hikmet özdemir, ne olmuştu da bu hale gelmişti?

    böyle bir zihinsel (belki de siyasal) dönüşümün nedeni ne olabilir? ya da bu hakkaten zihinsel bir dönüşüm müdür? çünkü son günlerde seyrettiğim kadarıyla, hikmet özdemir'de şöyle bir hava var. söylediklerine kendisi de inanmıyor sanki. "bunları söylemek zorundayım, söyleyeyim de mesaimi tamamlayayım" havası var. eğer durum böyleyse, niye? yanlış ta algılıyor olabilirim tabi ama etrafımdaki bir kaç kişinin daha böyle düşündüğünü gördüm. ortak noktamız, bu duruma bir anlam veremememiz.
  • türk tarih kurumu tarafından yayınlanan ve yazarı olduğu "ermeniler, sürgün ve göç" kitabındaki tahrifatların bir kısmı, birikim dergisi'nde taner akçam tarafından ifşa edilen "tarihçi".
  • politik psikoloji derneği kapsamında bazı önemli çalışmalara da imza atan, atatürk, jön türkler ve doğan avcıoğlu konusunda çok değerli çalışmaları olan ciddi bir akademisyen.

    http://www.kitapyurdu.com/…azar/default.asp?id=1965