şükela:  tümü | bugün
  • seviye, statü olarak kendinden daha yüksekte bulunan eşle birlikte olma (evlenme, ilişkiye girme vs) pratiği.

    http://en.wikipedia.org/wiki/hypergamy
  • evlilikte eş seçimi yapılırken kendinden daha varlıklı, sınıfça daha yukarıda, daha iyi bir statüde olan birini seçmek.
    tam tersi durum için (bkz: hipogami). yani eşlerden biri için evlilik hipergami iken diğeri için hipogami olur.
  • şu entride detaylandırılan şey (bkz: #55774058)
  • hipergami, insan türünün doğada hayatta kalabilmesi için faydalı olan, ancak yerleşik ve sosyal düzende yaşayan insanlar için zaman zaman zararlı olabilecek bir evrimsel mirastır.

    "eş", "evlilik, "sadakat", "nesep" vs gibi sosyal inşaların olmadığı yerde, yani vahşi doğada, hipergami, briffault kanununa göre eşlerini seçen dişilerin (kadınların) olası eşler arasından en yüksek değerlisini seçme eğilimi olarak açıklanabilir.

    vahşi doğada yaşayan ilkel atalarımızı ele alalım.

    dişilerin cocuklarını doğurabilecekleri erkekleri "ezik" ve "üstün" uç noktalarına sahip bir skalaya göre dizdiğimizi düşünelim.

    ezik erkek nedir? ufak tefek, güçsüz, kaynaklara erişimi kısıtlı, rakiplerine göre geride kalan, çekingen vs.
    üstün erkek nedir? güçlü, kuvvetli, kaynaklara erişimi kolay, rakiplerini alt eden, isteklerini kabul ettiren, dominant.

    atalarımız için, doğada "üstün" özelliklere sahip bu erkeklerin çocukları babalarının genlerini taşıdıkları için hayatta kalma şansı daha yüksek oldular. bu genlere sahip cocuklardan dişi olanları da aynı anneleri gibi bu tür erkekleri çekici buldular ve onların cocuklarını doğurmaya meyilli oldular.

    üstün erkekler bol bol cocuk yaparken, ezik erkekler genellikle baba olma şansına erişemediler.

    ancak sosyal inşaların başladığı dönemden sonra vahşi doğada "üstün" olan erkek modelinin avantajları toprağı işleyebilen, kafası çalışan erkeklerin avantajlarıyla yarışmak durumunda kaldı.

    bu vahşi doğada dezavantajda olan erkekler tarım yaparak, hayvanları evcilleştirerek, politik sistemler kurarak daha önce geçerli olan "orman kanunu" ya da güçlünün zayıfı ezdiği düzeni bitirmeye çalıştı. dinler ve "namus" gibi sosyal icatlar da bunun bir parçası.

    bunu da büyük ölçüde başardı bugün gördüğümüz üzere.

    zorbalık yapanı, başkasının malına ya da canına kast edeni toplumdan uzaklaştırıp cezalandıran sistemlerimiz var. eşini aldatanı sosyal olarak dışlayan sistemlerimiz var.
    gel gelelim 50.000 sene önce vur kafasına al ekmeğini/kadınını düzeni geçerliydi. ya da dişi istediği erkekle birlikte olabiliyordu herhangi bir baskıya ve dışlanmaya maruz kalmadan.

    insan 7 milyon yıl önce en son büyük maymun kuzeninden ayrılmış. modern insanın bilinen yaşı 200.000 sene kadar. 10 binlerce nesillik bir genetik mirastan bahsediyoruz.

    ancak benim bu bahsettiğim sosyal inşalar taş çatlasın 10.000 senelik. yani görece çok yeni.

    bu sebeple kadınların kendilerinden ve mevcut ortamdaki olası eşlerden en iyi seçeneği seçme eğilimi sosyal inşaların törpüleyebileceği bir şey değil henüz. sebebi de bunu yapan kadınların soyunun devam ediyor olması, doğal ya da yapay seçilim neticesinde bu genetik özelliğin gen havuzundan atılmıyor olması.

    özetle kadın belki ortamdaki en iyi erkeğin çocuğuna serbestçe sahip olamıyor, ama hala bu eğilimin sonuçlarını görüyoruz.

    kadınlar nadiren kendilerinden kısa erkekleri eş olarak değerlendiriyor.
    kadınlar nadiren kendilerinden sosyo ekonomik olarak daha alt sınıf erkekleri eş olarak değerlendiriyor.
    kadınlar medya ve sosyal inşaların göz boyamasıyla feminen özellikler gösteren erkekleri istediklerini söylüyorlar, ama herhangi bir erkeği elde edebilecek yüksek cinsel değere sahip kadınlar (aktrisler, şarkıcılar, zengin kadınlar vs) nadiren ufak tefek, kassız, özgüvensiz vs erkeklerle birlikte oluyorlar. çoğu zaman ya benzer statüdeki başka erkeklerle ya da bildiğin kaslı playboy tipi erkeklerle birlikte oluyorlar.

    özetle kadınlar hala kendilerinden statü olarak yüksek, fiziksel olarak diğer erkeklere üstün, iyi genlere sahip eşler arıyorlar.

    işte bu dostlarım, hipergaminin kabaca bir özeti.
  • doğada bütün türler arasında olan ve erkek dişi uyumunu sağlayan mekanizmaya verilen isimdir. bu sayede cinsel seçilimde tür içi farklılıklar oluşur. izolasyon yeteri kadar sağlanırsa türler arasında ırklaşma meydana gelir.
  • soru geldi - "bir kadın, hipergamiyi tatmin eden bir erkekle birlikte olmasına rağmen, sadakatsizlik yapar mı?"

    yapabilir evet.

    kadın hipergamiyi tatmin eden bir erkekle birlikte oldugu anda, kendi puanının erkeğinkine yaklaştığını var sayıyor. gerçekçi olmasa bile.

    "ben porsche'ye bindim, o halde porsche alabilecek kadar bankada param olmalı" gibi bir mantık yürütüyorlar.

    klasik "10 üzerinden x derece hatun/erkek" skalasını kullanırsak :

    5/10luk kız, 7/10luk erkekle birlikteyse, kendi puanını da 7/10 olarak görüyor.
    bu kızımız tutup 6/10luk erkege sarkmaz ama 8/10luk erkege sarkar. ve bunu yaparken "ben 5/10luğum" demez "benim mevcut erkek 7/10 - o halde ben de 7/10'um, 8/10luk erkekle şansım var" der.

    biz erkekler de yürüyen hemen her şeye atlayabilecek kadar sex drive'ına sahip olduğumuzdan bu 5lik kızların 8-9luk hatta 10luk erkeklerle sık sık birlikte olduğunu görebiliriz.

    çoğu kadın bunu artık 7'lik erkekle birlikte değilse bile bu şekilde yapar. bir kere o çıta yükseldi mi, aşağı inmesi çok zordur. mesela es kaza 9/10luk bir erkekle birlikte olabilmiş 5/10luk kız için mutlu olmak çok zordur. çıtayı 9'a yükseltti bi kere. erkekte durum böyle değil. erkek daha çok "ferrari alamayabilirim, ama kiraladım ve sürdüğü sürece güzeldi, ama şimdiki volkswagen de gayet okey" derler çoğu zaman. bununla ilgili daha önce şunu yazdıydım (bkz: alpha widow)

    kadınlar ilişkilere erkeklerin iş'e baktığı gibi bakar.
    aynı işi yapman karşılığında sana daha iyi bir maaş teklif eden bir şirkete girmek istemez misin ? kadınlar da masaya aynı şeyi koyma karşılığında daha iyi bir erkekle birlikte olmak ister.
  • evlilik kurumu ve tek eşlilik dayatması çıktı çıkalı büyük ölçüde törpülenen eğilim. kasabanın en güzel kızı, kasabanın en zengin ve mülk sahibi esnafının oğluyla evlendiriliyor. ama oğlan sadece bir kızla evli kalabiliyor. bu durumda hiyerarşinin en dibindeki erkeklere bile ekmek çıkabiliyor, onlar da genlerini bir sonraki nesle aktarma imkanı bulabiliyor. şimdiye kadar yaşayan kadınların, şimdiye kadar yaşayan erkeklere oranla çocuk doğurma olanağına çok daha yüksek oranlarda erişebildikleri bir gerçek. bu kısmen, özellikle son bin yıllarda savaşlarda erkeklerin ölmesiyle ilgili olsa da, bilhassa tarım öncesi dönemlerde alfa erkeklerin birden fazla kadını döllemiş ve rakiplerini oyunun dışına itmiş olmalarıyla da ilgili bir şey. artık dağılma ve yok olma sürecine girmiş olsa bile, evlilik kurumu bu adaletsizliğin önüne geçiyor. iyi kötü işi gücü olup, eli ayağı tutan neredeyse her erkeğe kız var. hele yirmi yaşındaki gençlerin görücü usulü ile evlendirilebildiği yerlerde daha bir mümkün.
  • her şeyin genlerde başlayıp genlerde bittiğini bildiği noktada, eğilimden daha çok bilinçli bir arzuya dönüşür.

    buradaki en büyük handikap, genlerin ne kadar kararlı bir şekilde bir sonraki nesile aktarılıyor olursa olsun, kendi içinde, çok eskilere dayanan ve belki de nesiller boyu pasif kalan olumsuzkabul edilebilecek faktörlerin bilgimiz dışında kalması ile ve bu faktörlerin kendi neslimizde açığa çıkma olasılığının kağıt üzerine sıfıra çok yakın olma nedeni ile gözden kaçırılıp, o faktörlerin aktive olması durumunda da mantara basabilecek olmamız.

    bu noktada, türlü hesap kitaplarla, kendine iyi uyacağını düşündüğün genlere sahip biri ile evliliğinden yapacağın üreme, hayal kırıklığına uğratabilir.

    tam tersi durumlar da olabilir. bu noktada, bilinçli genetik eşleşme sağlamak, el yordamı ile yapılacak hiçbir hesaplamayla mümkün değildir.

    içgüdüler, bu işi bizim yerimize çok daha iyi yapmakta.
  • bunun bir de tam tersi hipogami şekli mevcuttur.