şükela:  tümü | bugün
  • diet yaparken kilonuz değişmiyor ya da kilo almaya devam ediyorsanız, (bayanlar için) menstrual dönem bozuklukları yaşıyorsanız, en ufak olayda bile çılgınca bağırarak tartışıyor ve sonunda ne yaptığınızı kendiniz bile anlamıyorsanız, kalbinizde tuhaf çarpıntılar hissedip 'acaba kahveyi fazla mı kaçırdım?' diye düşünüyorsanız, kendinizi ciddi olarak depresyonda hissediyor ve biyolojinizde bir şeylerin ters gittiğini düşünüyorsanız, bazen olmadığı kadar aşır terleyip bazen de hiç olmadığı kadar üşüyorsanız ve bu duyguları yaşadığınız her zaman çevrenizdekilere sorunca sizle aynı şeyleri hissetmediklerini anlıyorsanız, tüm bu olanlara mazeretler uydurmadan hemen bir endokrine danışmanızda fayda var... kendisi sizden gerekli olan tüm testleri zaten isteyecektir (tsh+t3+t4 vs.)...
    bunları yaptırıp kesinlikle subklinik hipotiroid olduğunuzu öğrenebilirsiniz. ilaçları almaya başlayınca bile içinde bulunduğunuz durumu kabul edemiyebilirsiniz çünkü bana kalırsa belirtileri o kadar hayatın içinden ve o kadar herkesin yaşayabileceği basit şeyler ki... ilaçlarınızı aksatmayın! bu asla bir oyun değil...
  • insanın vücut dengesini tamamen bozan, sinirlerinizi harap eden, sebep olduğu yorgunluk ve uyku sebebiyle sosyal hayatınıza son verebilecek, haşimato dahil bütün aşamalarını gebelik döneminden başlayıp on yıldır yaşadığım hastalıktır.

    en büyük yanılgı ilk aşamalarda pek önemsenmemesi, hormonlarda basit bir düzensizlik gibi algılanmasıdır. oysa ki başta kalp ve damar sağlığı olmak üzere hemen hemen bütün sisteminizi ve organlarınızı etkilemektedir.

    ben de önceleri ilaçlarını kullanıp sonradan önemsemeyen sınıftanım ve gerçekten bunun bedelini çok ağır ödediğimi söyleyebilirim.

    yaklaşık iki yıl ilaç kullanmadıktan sonra geçtiğimiz yıl başında sürekli yorgunluk, uyku, halsizlik gibi şikayetler başladı. cuma akşamı işten gelince yatıp, pazartesi sabahı zorla işe gidiyordum. bu süreklilik arz edince ilk işim troid hormonlarımı ölçtürmek oldu ki tsh 269'du. üst seviyesi 4.9 olan tsh tepe noktaya vurunca tabii ki korkudan koşa koşa gata haydarpaşa'nın endokrinoloji bölümüne gittim.

    tsh seviyesini söyleyince inanmadı doktor, tahlil yapıldı, bu sefer 320 çıktı, ben ilaç yazacak diye beklerken doktor beni eve eşyalarımı almaya bile göndermeyip hastaneye yatırdı, on beş gün hastanede yattım.

    tabii ki ben eğitimli cahil olarak hipotroidiyi önemsemediğimden "troid koması" diye tabir edilen bir sürece girmiştim, ilk bir hafta hiç uyanmadan uyudum diyebilirim. bu arada böbrek üstü bezlerim iflas etmiş, karaciğerim de büyük zarar görmüştü.

    hala böbrek ve karaciğerle uğraşıyorum ve büyük sıkıntı çekiyorum.

    kıssadan hisse; çok önemli bir hastalıktır, bütün vücudunuzu mahvedebilirsiniz, tedavisi çok basit, ilacı çok ucuz, sakın ilaçlarınızı ihmal etmeyin...
  • pahali bir hastaliktir. cünkü zannimca ancak paraniz varsa, bir süre sonra bu hastalikla yasamak o kadar da zor olmamaktadir.

    6 ayda bir 400 tl. bayilip iyi bir endokronoloji uzmanina kontrole gidip, bir o kadar da tahlil, ultrason vs. icin harcadiginizda, kisacasi surekli dogru dozda ilac kullanip kullanmadiginizin, iyi bir doktor tarafindan düzenli takibi yapildiginda, geriye her sabah bir hap atmak kaliyor ve hayatiniz bu dogru dozdaki hap sayesinde, digerlerinininkinden pek de farkli olmuyor.

    fakat bu asamaya gelene kadar, herkesin suratina bakip haykirmak istiyorsunuz "ama benim tiroidim vaaar, elimde degiiil, anlasanaaa... ben de yapmak istiyorum, ama yapamiyorum, enerjim yok, uykum var, üsüyorum, alinganim, anlasana tiroidim vaaaar"
  • uzun zamandır bazılarının demir eksikliği anemisi sonucu, bazılarının psikolojik olduğunu düşündüğüm bir çok şikayetimin sebebiymiş meğer.
    tshın yüksek olması, yani tiroid hormonunun düşük olması, halsizlikten kolunuzu kaldırmak istememenize, soğuğa hiç katlanamamanıza yol açıyormuş meğer. bunlar aneminin de belirtileri olduğu için üstüne gitmemişimdir hiç bir zaman. ama bu meret*, sürekli kendimi depresif hissetmeme, insanların bana kötü davrandığını düşünüp sinirlenmeme, eklem ve kas ağrılarıma, tırnaklarımın kırılmasına ve kilo almama (ve daha farkemediğim başka şeylere de belki) da yol açıyormuş.

    neredeyse hastalığın teşhisine sevindim diyebilirim! biraz saçma geliyor olabilir ama, bu küçük küçük ama birikince sinir bozucu bi kompleks oluşturan belirtilerden tedaviyle kurtulabilecek olmak iyi bir şeymiş gibi görünüyor.

    ancak tedavi için kullanılacak ilacın* yan etkileri eğer sıklıkla görülüyorsa, belirtileri alıp benzerleriyle değiştirdiği de söylenebilir! bakalım zaman neler gösterecek...

    edit: 3 sene olmus ben hala halsizim (bkz: #19710556)
  • hipotiroid hastasiysaniz halsizlik falan bi yana ilaclarinizi almayi unuttugunuzun en belirgin gostergesi davul gibi sismis bir boyundur. anemiyle birlestiginde spor yapmayi iskenceye donusturur. en iyisi cam kenarinda oturup gelen geceni seyretmektir.
  • bir kac sene evvel, ani bir uzuntu yasadim, buyuk bir uzuntu..
    sonrasi da inanilmaz stresli devam etti.. anneme kanser teshisi konulmustu, teshis konulmasindan hemen sonra zorlu tedavi sureci baslamisti; ben bu surecin ilk birbucuk ayi bittiginde 12 kg almistim.
    saka gibi.. 1,5 ayda 12 kg. anlamlandiramadim, cok zevk-u sefa surdugum bir donem de degildi takdir edersiniz ki, uyku duzenim yok yeme icme hani bazen uzun saatlerce unutuluyor vs.. aldirmadim da baska seylerle mesguldu kafam.. "eh insan bu" diye dusundugumu hatirliyorum," beden kendini korumaya aliyor kilo depoluyor " neyse bir sene gecti boyle surekli halsizim,enerjim yok, yine aldirmadim.
    gitgide artti bu durum, surekli enerji icecekleri iciyordum, reiki vs ile bedenimi surekli destekliyordum ama isler oyle bir hal aldi ki 5 dklik yola arabayla gider hale geldigimi farkettim once, sonra araba kullanmaya da usendigimi.. insan yorgunluktan aglar mi, agliyormus meger.
    cok ama cok basit isleri dinlene dinlene yapmaya basladim.
    doktora gitmekten korkar ya insan o hale gelmistim, kanser cikacak diye korkuyordum, ama kilo vermiyorum ki hic diye teselli ediyordum. cok usuyordum, cildim pul pul dokulmustu; yorgunluga uzuluyordum en cok, en cok ona.
    yetemiyordum yetisemiyordum cunku...
    neyse iste en sonunda yuzumden anladi bir doktor hemen tahliller yapildi. 4-5 tup kan idrar..
    o kadarmis iste.. 2 sene cektigim yorgunlugu anlatmam mumkun degil.
    hipotiroid teshisi aldigimda da agladim. ne de olsa hastalik iste..
    1,5 tablet levotironla basladim.. 1 aya o yorgunluk kalkti ustumden.. alinganlik, o ofke, asiri sinir hali..
    ciddiye alinmayan ama ciddi bir hastalik bence hipotiroid..
    ben bizzat yasadim gordum, tum cabama, yaptigim enerji calismalarina ragmen dengemde ve merkezimde kalmayi basaramiyordum, o kucuk ilaci icmeye basladigimdan beri cok sukur sanki hayat duzeldi..
    kilo verebilmeye de basladim sonunda.. yani durduk yerde degil tabii ama duzenli sporla veriliyormus kilo, spor yapabilecek enerji de oluyormus insanda yeniden..
    o zamanlar yurumeye usendigim yollara bir bakiyorum komik geliyor su an.
    ha, uzuntu tetikleyebilirmis tiroid bozukluklarini, zaten ulkemizde cok rastlanan bir hastalikmis bu.

    bir kac tup kan, idrar.. o kadar.. suphe varsa icinizde kendinize eziyet etmeye gerek yok bosu bosuna..
  • 5-6 yıldır sahip olduğum ve artık feci şekilde sıkıldığım hastalık. artık öyle bi noktadayım ki iğne yaptırmaya gittiğim doktora direkt kolumu açıyorum, gülüyorlar falan bana. napayım sürekli kan aldırmaktan alışkanlık olmuş. sürekli ilaç dozu ayarlansın / kontrol edilsin (öyle bi nokta ki sağ kolumdan kan almaya çalışanlara sol kaloumdan daha rahat alırsınız deyince şaşırıyorlar falan).(doktorumun uygun gördüğü süre zarfı bu olduğu için) yılda bir ultrason çekilip nodüllere bakılsın. yılın 9 ayı üşümeye sahip ol. yazın sıcaktan dengen bozulsun, bunal ama gece hep bi pike vs. yatak ucunda olsun çünkü her an donma / yanma ihtimalin var. saçların dökülsün. zaman zaman insanlara istem dışı çok sert tepkiler ver, sonra durup "yahu ben ne yapıyorum" de. bazen ciddi ciddi elini oynatacak gücünün olmadığını hisset. cildinde zaman zaman kepek vari döküntüler olsun. hele hele insanları sinir edecek kadar ince detaylara takılmak ve hassas olmak ne büyük ızdırak bilir misin ey okuyucu! çünkü insanlara bunları anlatınca dumur olabiliyorlar. hele ki bıdı bıdı yapmayı sevmeyen biriyseniz bu noktada zaten hafif sıyrılmış olan psikolojinizi iyicene bozabiliyorsunuz.

    ayrıca şunu da söylemeden edemeyeceğim (levotiron için) sabahları kahvaltıdan yarım saat önce içmeniz gerekiyor ki zaten hipotiroid hastaları için çok da sorun değil zaten uyandandıktan sonra komidinin üzerindeki ilacı içip yarım saatte ancak yataktan çıkmayı göze alabiliyorsunuz. doktor olan bir yakınımız tiroidimle ilgili ilk söylediği şey "ilaçlarını sabah aç karnına içiyorsun değil mi?" olmuştu. önemli bir mevzu yani bu.

    şunu belirtmeden edemeyeceğim bu hastalığa sahip olduğumu da zeki bir doktorun şüphelenmesi ile ufak bir kan tahlili yaptırıp sonucu da aynı gün içinde öğrendim. çok geciktirmeden tahlil yaptırmak gerek. zira tiroid kanseri tedavisindense bir kan tahlili çok daha rahat bir süreç geçirirsiniz. salt bu sebeple arkadaşlarıma ve yakınlarıma doktora gitmeleri konusunda baskı falan yapıyorum.
  • teşhisi ne kadar gecikirse, metabolizmayı da o kadar boka sardıran, depresyon tetikleyicisi hastalık.

    teşhis öncesi kendimde gördüğüm belirtileri saymam gerekirse;

    - iştahsızlık

    - yoğun kilo/kas kaybı

    - saç dökülmesi

    - aşırı sinirlilik, öfke krizleri

    - aşırı halsizlik (yataktan dahi kalkamama durumu)

    - cildin kuruması (yer yer pul pul döküldü, resmen deri değiştirdim)

    - tırnak üstlerinin tırtık tırtık olması

    ve tabi depresyon.

    daha çok depresyonla ilintili şeyler olduğu için şahsen hepsini buna bağlamış veya gelip geçici sorunlar olduğunu düşünmüştüm. oysa bendeki haşimato tiroiditi denen lanetmiş (bu öyle bir lanet ki, hem depresyondan besleniyor, hem de depresyonu tetikliyor. sonu olmayan pis bir döngü yani) ve bezlerim resmen durma noktasına gelmiş. işin asıl boktan tarafı, tedavinin ömür boyu sürüyor ve dengesiz olması. misal; tedaviye ilk başladığım dönemde kullandığım doz fazla geldi, haliyle olayım hipotiroidden hipertiroide döndü. bu sefer de bezler aşırı fazla çalışıyordu. o dönemler resmen bünyemin altüst olduğunu hatırlıyorum. daha sonra belli bir düzeni oturttuk ve şimdi normal. ancak düzenli kontrol şart.

    herkeste etkileri farklı oluyor aslında. bende kilo aldırdı sağolsun verdiklerimi fazlasıyla geri aldırdı. onun dışında sinirlilik belli dönemlerde kendini yine gösteriyor ama tabi eski halinden çok daha iyi.

    metabolizmanızda herhangi bir değişiklik veya gariplik hissettiğiniz anda doktora görünmenizi tavsiye ederim. çünkü tedaviye başlanmadığı takdirde kalpten beyine, mideye kadar tüm vücuda zararı dokunabiliyor.

    bir de tavsiyem, sağdan soldan duyduğunuz alternatif tedavi yollarını, bitkisel çözümleri doktorunuza danışmadan asla kullanmamanız. çünkü herkesin bezleri farklı çalışır, başkasını iyi eden sizi gerçekten beter edebilir.
  • birden fazla belirti ile ilerleyen bir hastaliktir. genelde halsizlik, yorgunluk ile baslar, dilde buyume, kuruma ile devam eder. genelde kilo alma hastalarda en buyuk sorunlardan birisidir, kadinlarda da adet duzensizlikleri ileriye yonelik sorun teskil eder. bunun yaninda tansiyon artisi ortaya cikar, hareketlerde yavaslama ve kabalasmaya neden olur.

    tum bu belirtilerin nedeni t3 ve t4 dedigimiz iki hormonun salinimindaki sorundur, cunku tiroid hormonunun calisma duzeni bozulmustur ve bu iki hormonu salgilayamaz. bunlar salgilanmadigi icin de metabolizmayi duzene sokan hormonlarin eksikliginde vucut yavaslar, nabiz duser buna bagli tansiyon artisi ortaya cikar, metabolizma yavasladigindan kilo alinir, depresyon belirtileri ortaya cikar.

    tiroid hormonlari salgilanamadigi icin beyne uyari gonderilir, beyin de tiroidin daha fazla hormon salgilamasi icin tiroidi tsh dedigimiz hormonla uyarir, yeniden geri uyari gelir daha fazla uyar tiroid hormonu yok diye, beyin de garibim eksik diye tiroidi uyarir da uyarir ama tiroid dogru calismadigindan yine tiroid hormonlari salgilanamaz. bu durumda kanda dusuk t4 olmasinin yaninda tsh yukselmesi taniyi koydurur. t3 genelde degiskendir ve t4e bakilir ama herikisi birlikte degerlendirir. bunlarin yaninda prolaktin hormon duzeylerine de bakilir cunku tsh prolaktin salgisini da duzenler ve genelde prolaktin salgisi yuksek duzeyde bulunur.

    eger ki kitle/noldul suphesine bagli guatr var ise sonraki adim tiroid ultrasonudur kitlenin buyuklugu saptanir vs, sonrasinda tiroid sintigrafisi cekilir gerekli gorulurse, daha sonrasinda nodulun ozellikleri halen belirlenemedi ise ince igne aspirasyonu ile parca alinir.

    bu asamalar can sikan asamalar degildir, onemli olan taninin konulmasi ve hemen tedaviye baslamaktir. tedaviye baslanildiktan sonra genelde dramatik bir iyilesme gorulur. diger hormonlarin da duzeyleri surekli kontrol edilmelidir.

    sikayetleri olanlar ic hastaliklari endokrinoloji bolumune basvurmalidirlar.

    ayrica ilaclar duzenli kullanilmali ve 6ay 1 yilda kontrollere gidilmelidir. ayrica son donemlerdeki arastirmalar selenyumun pozitif etkisini gostermis, kanitlanmis bir bilgi olmamakla birlikte sadece sunu soyleyebilirim ki selenyum ille de hap olarak alinmasi gereken bir vitamin degil yiyeceklerle alinabilecek bir vitamindir.

    (bkz: selenyum)
  • doktor size tsh duzeyiniz normal ve artik dozunuzu bulduk demesine ragmen tum semptomlariniz aynen devam etmekte, ve gun gectikce daha da kotu hissetmekteyseniz sorun vucudunuzun aldiginiz t4'leri t3'e yeterli miktarda cevirememesi olabilir. zira ulkemizde sentetik tiroid hormonu olarak sadece t4 iceren ilaclar satilmakta, diger tip olup t4-t3-t2-t1-kalsitonin iceren (ki saglikli bir tiroidin vucuda verecek oldugu salgi budur, yalnizca t4 degil) ve yurtdisinda "naturally dehydrated thyroid" olarak gecen ilac tipi (mesela armour), uretiminde domuz kullanildigi icin turkiye'de satilmamakta. o kadar dini butunler ki, beni haramdan korumak adina sagligimdan ediyorlar. ha, tabii sorsaniz bu tamamen bir tesaduftur de turkiye'de iki tiroid ilaci tipinin bir tanesi tamamen baska sebeplerden satilmiyordur..