şükela:  tümü | bugün soru sor
  • tüm hayatlarını erkeklerin beğenilerini kazanmak üzerine inşa etmiş, herkes tarafından arzulanmayı neredeyse saplantı haline getirmiş, ilgiye aç, reddedilmeye, istenmemeye tahammül edemeyen, çekiciliğinin sınırlarını deneme hevesinde minik dişi insanlar. hayata bakışları, ömürlerinin ilk 15 senesi içerisinde edindikleri tecrübeler üzerine kuruludur ve her 10 senede sadece 1 senelik ilerleme kaydeder. misal 35 yaşında bir hırs kadıncığı 17 yaşında genç bir kadının davranış biçimlerini sergiler. özellikle baba kaynaklı derin çocukluk travmaları olasıdır.

    sayıca ve oranca az olmalarına rağmen erkeklerin genel kadın algılarını bu tip insanlara bakarak oluşturmuş olmaları da başka bir ilginçlik.
  • bu kadıncıkların bir de işte sınırsız yükselme hırsına sahip olanları vardır. bunlar kendilerini erkeklere beğendirmekten vazgeçmiş, işte ne pahasına olursa olsun yükselmeye, önüne gelene bir tekme atmaya, hedefe ulaşmak için* her türlü entrikayı kurgulamaya ve uygulamaya and içmişlerdir. onların kötü giden özel yaşamları onlara bu enerji ve zamanı yeterince sağlamaktadır.

    ancak, yeterince zeki, donanımlı, bulundukları konumu hak eden kadınların konu dışına çıkartıldığı, burada eleştirilenin kendi yetersizliğinin farkında olmayan, yaşamı işten ibaret olan çapsız kadın türü olduğu belirtilmelidir. bu ikinci tür kadınlar iş yaşamını huzursuz kılan, yaşamı kurguladıkları ve içinde yaşadıkları küçük dünyadan ibaret sanan zavallı yaratıklardır. en büyük zevkleri birilerinin sırtına basarak yükselmeye çalışmaktır.

    biri onlara hayatta yemek, içmek, gezmek, sanatın herhangi bir dalıyla ilgilenmek, huzuru bulmaya çalışmak gibi çeşitli güzellikler olduğunu hatırlatmalı, eğer mesaj bu mesaj kendilerine verilemiyorsa ortamdan koşarak uzaklaşılmalıdır*.
  • insanoğlu yeni tanıştığı her şeye alışmak için zamana ihtiyaç duyar… özellikle kitlesel dönüşümlerin söz konusu olduğu noktada bu alışma süreci yılları değil, on yılları; hatta köklü bir dönüşümden bahsediyorsak yüzyılları dahi dolduracak bir periyodu kaplayabilir…

    modern çağın sosyal bağlamda en önemli gelişmelerinden biri olan kadın-erkek eşitliği kavramı da yerini sağlamlaştırmaya çalışırken muhakkak ki yan etkilerini de beraberinde getiriverdi… son yüzyıla gelene dek statü endişesi taşımamış kadın, birden bire fırsat eşitliğini önünde buldu… bunun neticesinde, yüzyıllardır hemcinsleri olan ataları en fazla aileleri içerisinde borularını öttürebiliyorken; modern kadın avuçlarının içinde karşı cins üyelerine hükmetme gücünü buluverdi… bunu en başta yakalayıverdiği nokta, elbette ki iş hayatı oldu… iş hayatında güçlenen kadın, hemen ardından sosyal hayatta ve elbette ki ilişkilerinde de gücü eline geçirme çabası içinde buldu kendini… bizlerin kısaca hırs kadıncığı dediğimiz tür, iş hayatında ve ilişkilerde, açıkça söylemek gerekirse yüzyıllardır geride, kıyıda köşede kaldığı her yerde gücü eline almaya çalışan kadınların öncü birliklerinden başka bir şey değildir kanımca…

    bu öncü birliklerin, ya da hırs kadıncıklarının ortak özellikleri, saldırdıkları, gücü ellerine alma çabasında oldukları konular dışında zayıf kalmaları oldu… dolayısıyla saldırı düzenledikleri mevzilerde ağır hasara yol açtılarsa da, onların açtıkları o boşluklarda başarıya ulaşanlar genelde onların aksine hırs küpü olmaktan uzak kadınlar oldular… başarıya ulaşmış bu kadınların hırstan tamamen arındıklarını söylemek de elbette hata olacaktır… ancak bu kadınların başarısındaki en önemli bileşen, bahsi geçen başarılı kadınların kadınlıklarından vazgeçmeden bunu başarmış olmalarıdır kanımca… ytz toplamda üç yıl kadar süren iş hayatında, işi gereği üst düzey pozisyonlarda çalışan onlarca kadınla tanışmış ve çalışmış; bunun neticesinde de fark etmiştir ki, üst düzey pozisyondaki bu kadınların tamamı evlidir, çocuk sahibidir ve muhakkak ki istikrarlıdırlar… her konuda fikir sahibi olma çabasında ve bunda genel itibariyle başarılıdırlar da…

    netice itibariyle, hırs kadıncıkları hırslarının gölgesinde kendilerine has, orijinal hedefler ve beklentiler yaratmaktan uzak kalmış ve genel itibariyle erkekler için tasarlanmış bir hayat tarzını zorlama çabasına kilitlenmiş olduklarından suya sabuna dokunamadan kendi girdaplarında kaybolma riskiyle karşı karşıya kalmış, dolayısıyla da toplumumuzun kadın-erkek eşitliğine karşı olduğu aşikar erkek nüfusuna da ağır düzeyde antipatik görünmüşlerdir… değişim sürecinin tamamlanacağı dönemde ister istemez hırs kadıncıklarının da ortadan kalkacağını düşünmekle beraber, bu defa geçmişe özlem duyan erkek nüfusun hırs adamcıklarını piyasaya sürmesinden de endişe ederim…
  • "önce ailede başlar, sonra okulda açılır, iş hayatında saçılır ve evinde dağılır" şeklindeki bir sürece gebe kadıncıklardır.

    hepsinin altında yatan neden, kendilerini bir kişiye, olaya, duruma, konuma ve aslında kocaman bir boşluğa kanıtlama durumudur.

    kimi hırslarının tepesinden bir başkası tarafından itilmek suretiyle düşürülür, kimisi ise bu sürece dayanamaz ve kendini aşağıya bırakıverir. her ikisinde de aslında zarar gören üzerine düştükleridir.

    yarım yamalak doğrulup hayatını sürdürenler ise ezik büzük hırslarıyla insanların orasına burasına batmaya devam ederlerken, o sırada bu başlıkta yer almayan hırs erkekcikleri de yeni söndürdükleri sigaraları ile birlikte bir sonraki durak olan "ego" çemberinin ortalarına düşecek hırs kadıncıklarını beklemekten büyük zevk alıyorlardır.
  • geçmişte yaşadıkları bi eziklik, reddedilme, aldatılma veya ötekileştirilmenin ardından güç ve saygınlık kazanmak uğruna saplantılı bi yaşam süren, genellikle koyu feminist kadıncıklar.

    ego ile özgüveni karıştırırlar. okudukları veya çalıştıkları sıradan bir okulu veya işi kendisi gibi binlerce insanın da yaptığını unuturlar. hem arzu edilmek isterler hem de tüm erkeklerin ölmesini... yaşının ilerlemesi tecrübesinde veya zekasında hiçbir artış sağlamaz. kendilerini tanıtırken gerçeklikten tümüyle uzak olurlar. misal, “kimseyi umursamıyorum, ben işime bakıyorum hiçbiri umrumda değil.” diyen bir hırs kadıncığı aslında “benim hakkımda ne düşünüyorsun? ordan nasıl gözüküyorum?” demek istiyordur. hemcinsleriyle de araları pek yoktur.

    bir de gerçek anlamda hiç sevilmemiş olurlar bunlar. hani her kör satıcının bir topal alıcısı vardır derler ya, bunlarda iş değişiyor. çünkü sevilmeye dair hiçbir karakteristik özellikleri yok, zira kendileri bile sevmiyorlar. elbette her kadında olduğu gibi bunlar da 3-5 abazanın mastürbasyonunu ilgiden sayıp, akıntıya doğru kürek çekerler. iyisi mi, bırakın çeksinler...