şükela:  tümü | bugün
  • 'devletin malı deniz, yemeyen keriz' gibi vecizeler üretmiş, rüşvetçi, ikiyüzlü, dedikoducu halktır.
  • hırsızlığın çapı çok büyük olduğu için başına ne geldiğini tam olarak idrak edemeyen halktır.

    aynı halk evine bir hırsız girip ufak tefek parasını, ziynet eşyasını falan çalsa hırsızı ayağından vurur, döver, ölsün ister. ama gözüyle cebinden fiziksel olarak para çıktığını görmediği için kamu bazında yapılan büyük hırsızlıklara laf etmeyebilir, hırsızlık yapanlara tam gaz desteğini vermekten geri durmaz.

    ha bir de "şimdi iktidarın yanında durayım ki günü geldiğinde ben de çalıp zenginleşeyim" durumu var, onu hiç açıklamaya gerek yok zaten.
  • kendisi de hırsız olan halktır. halkın seçtiği liderler, halkın profilini büyük ölçüde yansıtır.
  • ne sindirmesi, alkış tutup teşvik etmektedir. muhtemelen kendileri de hırsız olduğu için. ben şaşırmıyorum açıkçası. kopya vermedim diye benimle kavga edecek yüzsüzlükte çocukları vardı bunların bir zamanlar. şimdi büyüyüp çok kıymeli yetişkinler oldular. "ama kopya hırsızlık sayılmazküüü" diyorsan sen de o halka aitsin bebeğim, hiç burada bana laga luga yapma, bas git.
  • iddialarına göre kendi ceplerinden para çıkmamıştır. bu yüzden hırsızlık olarak görmezler. sen "ama senin cebine girecek parayı götürüyor" dediğinde de gülüyorlar;

    "öyle şey mi olur?"
  • muhafazakardır. 5 vakit namaz kılan, üç aylarda kısmen, ramazanda tamamen, ramazandan sonra da 7 gün oruçlarını tutan, karısı ninja gibi kapalı fatih çarşamba'da yaşayan muhafazakarlar.

    "herkes çalıyor kim olsa çalardı" diyor.

    yani bunu oruçluyken söylüyor, lafı bittikten sonra kalkıp abdest alıp namaz kılıyor.
  • tapındıkları zübük ağaları gibi çoğunluğu eğitimsiz, hırsız, ahlaksız, şark kurnazı olan halktır.
    ellerine en küçük bir imkan geçse onlar da devleti soyup soğana çevirir.
  • benim içinde olmadığım gruptur, kusura bakmayın. buna siyaset diyen çıkarcı pezevenkler seçimi kazanacakları için sevinebilir "sizi sandığa gömdük" diye bilmişlik taslayabilirler, sorun değil. sen bunu içine sindirebiliyorsan zaten şerefsiz birisi olup çıkmışsındır. sen sandıkta kazandığında benim bir kaybım yok, sadece vicdanım sızlıyor. ileride çocuklarıma açıklayamayacağım şeyler yapmaktan kaçınıyorum, senin gibi gözümü kapatıp şerefsiz birine oy verecek kadar alçalamadım bir türlü, napayım?

    ilgili zihniyetin seçmenleri, siz hala sevinmeye devam edin. yarın öbürgün (ya da ahirette) devran döndüğünde çark etme şansınız kalmayacak. işte o zaman kimin nereye nasıl temennilerle gömüldüğünü göreceksiniz.

    edit: şurada yazılanlara bakınca ne kadar haklı olduğumuz ortaya çıkıyor. eleştirenlere "orospu çocuğu" diyenler mi dersiniz pişkin pişkin laf atanlar mı dersiniz. böyle yaratıklarla aynı zihniyette olmadığım için vicdanım inanılmaz rahat.
  • hırsızlığı hayat tarzı edinmiş bir halktır.

    - vergi vermekten hoşlanmaz. başkasının verdiği vergi ile yapılan şeyleri kullanıp mutlu olur.
    - işletme sahibiyse her sene zarar gösterir.
    - esnafsa fiş/fatura kesmez.
    - patronsa işçisinin sigortasını yatırmaz. yatırsa da asgariden yatırır. zam yapmamak için girdi/çıktı yapar.
    - askerde nöbet tutmamak, kendi nöbetini başkasına kilitlemek için götünü yırtar.
    - trafikte emniyet şeridine dalar.
    - sıraya girmesi gereken yerlerde kaynak yapabilmek için fırsat kollar.
    - aracını kaldırımlara ve otobüs duraklarına park eder.
    - filmlerin, kitapların, yazılımların...vb korsanını kullanır.** iş için kullandığı, üzerinden kazanç elde ettiği programları bile korsan kullanır.
    - şarkıcıysa komşu ülkelerin popüler şarkılarının bestelerine kendi güftelerini yazar.
  • itiraf ediyorum bunlardan birisi de benim.

    şöyle ki;
    bir sosyal hizmet kuruluşunda çalışıyorum ve insanlar sürekli bir takım yardımlar alabilmek için talep edilen evrakları toplayıp getiriyorlar. çoğu zamanda bu evrakları ben kontrol ediyorum. abartmıyorum ortalama her beş kişiden birisi ya tapusunu unutmuş oluyor, ya tarım gelirini göstermiyor, ya aile içerisinde üç sgk evrağı var ise ikisini ibraz ediyor birisini arabada unutuyor ve benzeri bir sürü tantana. yemin ediyorum resmi evrağın üzerinde bok gibi yazısı ile oynama yapan dangozları gördü bu gözler. ama eminim işini oldukça iyi yapan birçok sahtekarda gözümüzden kaçıyordur. çok büyük bir kısmı üst denetim mercilerinden geri dönüyordur. ama belkide birileri amacına ulaşıyordur. bilemiyorum.

    bu tip insanlara ilk zamanlar çok sinirleniyordum, bağırıp çağırıyordum, işlerinin olmaması için bir ton yokuş yapıyor bir sürü yeni evrak istiyordum. ama yoruldum, her gelen böyle küçük sahtekarlıklar yapmaya başladıkça bir süre sonra ben bu durumu kanıksadım. evet evet yanlış okumadınız; ben sahtekarlığı hırsızlığı sıradan, normal bir olay gibi görmeye başladım. kaldı ki büyük çoğunluğu evraklarını hiç saklamasalar dahi sosyal yardımları alabilecek yoksulluktalar. artık gayet kibarca evrak saklayanlara "şu şu şu eksik tamamlayıp getiriniz" deyip gönderiyorum. tamamlandıktan sonrada dosyanın üzerine evraklarını saklamaya çalıştı diye küçük bir not düşerek ilgili birime gönderiyorum ki dikkatli olsunlar. zaten bağırıp çağırınca, halkı hor gören burnu büyük memurlar oluyoruz. ne gerek var ki...

    kumaş bu millet... bu kumaştan da ancak böyle bir eser ortaya çıkabilirdi, şaşıracak bir durum yok. düzen bu, toplum bu. bize kalan ise; bu saçma sapan yaşam tarzı içerisinde mümkün oldukça az kirlenerek yaşamak ve geberip gitmek.