şükela:  tümü | bugün
  • sülükle tedavi anlamına gelen sözcük. gözleri ve işitme organları olmayan sülükler, 104 farklı biyoaktif madde sayesinde vücuttaki pis kanı emerek , toksinlerin atılmasına yardımcı oluyorlar. dünyada 400'ün üzerinde çeşidi bulunan sülüklerin yalnızca 2 çeşidi tıbbi sülükler olarak kullanılmaktadır.
  • aslında bu oligoketin* hemen her türü aynı işi görse de terapilerde prensip olarak medicinalis* kullanımı tercih edilmelidir.
    emdiğine kirli kan demek çok eski bir alışkanlıktır, elbette ki işin aslı ısırdığı noktadan dolaşıma devam eden kanı emiyor oluşudur. bu esnada bir dış parazit olarak kendini kurbanına hissettirip hayatını tehlikeye atmamak için anestezi uygulayacak biçimde evrilmiştir.
    tamamını moleküler anlamda inceleyip tespit edebilmiş olmasak da tükürüğünde 200 civarı enzim olduğunu bilmekteyiz.
    öncelikli olarak bu tükürüğü bir lavabo açıcı gibi düşünmeli ve en azından kolay vakumlama amaçlı emme mekanik etkisi ve sulandırıcılığı ile varis ve benzeri hastalıklarda bir alternatif değil, primer tedavi olarak değerlendirilmelidir.
    her ne kadar uygulama sırasında ve sonrasında bir alerjik reaksiyon kaydedilmiş olmasa da özellikle ilk tedavinin varsa kullanılan kan sulandırıcı ilaçların hekim kontrolünde uygulamadan birkaç gün evvel kesilerek, terapinin hastane koşullarında yapılması bilinçli bir davranış olacaktır.
  • fleplerin ve yerine dikilmiş parmakların venöz dolaşım bozukluğunda kullanılmaktadır.
    (bkz: hirudo medicinalis)
  • ciddi ciddi faydasını gördüğüm tedavi.

    ilk kez yaptırdığımda karaciğer hizasından sırtıma 11 tane tutturmuşlardı. başta biraz acıttı ama sonra lokal anestezi tarzı bir yöntemle ağrısız işine devam etti sülük efendi. yaklaşık yarım saat kadar emdiler ve yavaş yavaş bırakmaya başladılar. sülükler bıraktıktan sonra sülük tedavisi yapan kadın küçük kavanozlar içine pamuk yakıp yaralara tutturdu.(bkz: kupa çekmek) bu kavanozlar vakum görevi gördüğü için kan daha iyi akmaya başladı. kavanozların içi 1 su bardağı kadar kan dolmuştu ve gördüğümde gözlerime inanamadım. kavanoz içindeki kan kırmızı değil kahverengi-bordo karışımı bulanık bir renkti. sonra havlu peçeteleri sırtıma koyup eve geçtim. verdiği bir enzimden dolayı 10-12 saat kadar kan sızarak akmaya devam etti. sırtıma havlu koyup öyle yattım. bildiğiniz kalın yüz havlusu kırmızı olmuştu sabaha kadar. ama yine gözlerime inanamadım çünkü havluda sadece kan yoktu. kurumuş kanın çerisinde böyle iltihap gibi beyazımsı renkte bir sıvı daha vardı. neyse sırtımızın kanaması durdu ve eski hayatımıza geri döndük. devam eden günlerde pantolonlarım bol gelmeye başladı. tartılıyorum kilo aynı. ama sanki 4-5 kilo vermiş gibi vücudum sıkılaştı, dinçleştim rengim daha canlı bir renge döndü. gittikçe brad pitt oluyordum sanki.*

    sonuç olarak çok faydasını gördüğüm tedavi yöntemidir hirudoterapi. imkanınız varsa denemenizi tavsiye ederim.
  • bir biyoterapi yöntemidir. yani canlı organizmaların tedavi amacı ile kullanılması. hirudoterapide bir sülük çeşidi kullanılır. derste hocamız bu tarz terapilerin günümüzde kalmamasını ilaç firmalarının oyunu olduğunu söylemişti. yüzyıllardır denenmiş, faydası olan ve yan etkisi olmayan bir yöntemmiş. ah sen kapitalizm, yakında bokumuzu bile satarsın bize.
  • sirf su mucizevi etkilerini bir de kendi gozlerimle gormek icin izlemek istedigim terapi. asla boyle siktiriboktan bir yontemi kendime uygulatmam. ortacagda mi yasiyoruz, cadi misiniz ulan. suluk nedir, hacamat nedir allah askina. yok iksir, ebesinin ami.

    soyle etkili boyle mukemmel, pis kani vakumlayip temiz kana dokunmuyor bile, allahin hikmeti diye diye piyasada cilgin atan suluk tabii ki temiz kani (arteryel kan) emmiyor. cunku arter cildin bilmemkac yuz milyon metre altindan giderken kirli kan dediginiz sey (venoz kan) yuzeye yakin seyrediyor.

    ver suluge artere ulasacak vakum mekanizmasi, onu da emer. adamin derdi kan emmek, kirlisiyle temiziyle boklusuyla pusurlusuyle ugrasmaz. parazit lan, adi ustunde parazit. sana zarar vermeyen parazit mi olur, olur mu hic oyle sey.

    akilli olun biraz. modern tibba guvenin. "alternatif" tibba sirtinizi cevirin demiyorum ama bokunu da cikartmayin. bogaziniz agriyinca balli ihlamur icin, burnunuz tikaninca nane koklayin falan yani. suluk neymis. zayiflamak icin de tenya yutun o zaman, te allam.
  • sülüklerle yapılan geleneksel ve tamamlayıcı bir tıbbi tedavi yöntemi imiş.

    bugün hirudoterapist oldum, yanlışlıkla. bari bir işe yarasın.

    öncelik olarak bir kaç bilgilendirme yapalım:
    üstteki gibi anlatılanlara kanıp ona buna emdirmeyiniz kendinizi, dünya üzerinde sülük komplikasyon vakaları sadece türkiye de kayıtlara geçmiş. sülüğün yerleştirilmesinden, tıbbi olup olmaması enfekte organizma bulundurmaması, çıkarılması + sizde var olan hastalıklar, kan değerleriniz ve kullandığınız ilaçlar gibi değerlendirilmelere vakıf birilerince yapılması lazım. haliyle bu konuda eğitim alan hekimler haricine uygulatmamalısınız.

    basit bir örnek: sülük sizi emerken tutup çıkarmaya çalışırsanız, emdiği yerden bir mikroorganizma kusuyor. işte bu olayın immün sistemi çökerten sepsise giden örnekleri yaşanmış. hirudomuza baş tarafından saf alkol koklatmak emmeyi sorunsuz bırakması için yeterli koşul.

    tedavide kullanılan sülükler doğadan toplanmış olanları değil, bunlardan özel olarak labaratuvarda üretilen, eline el değmemiş, daha birilerini ememiş sülüklerdir. bakirdirler, bakiredirler.*

    ayırt edilmesi renklerine göre yapılıyor. yeşil alt zemininde siyah noktalar bulunan medicilanis, yeşil zeminin kenarlarında siyah şeritler bulunan verbana. tek renk olanlar ise tıbbı olmayanları.

    y şeklinde çeneleri ve çene kıvrımlarında bulunan yüzlerce dişi ile diğer canlılara penetre oluyorlar. burdan salgıladıkları enzimler tedavinin ana etmenini oluşturuyor. salgıladığı enzimlerin günümüz teknolojisi ile canlıdan bağımsız sentezlenememesi diğer bir etmen.

    bu tedaviye en uygun olan sülük türü hirudo medicinalis, bir zamanlar ülkemizde doğal habitata sahip bir türken, yanlış toplama ve ihracından dolayı buralardaki neslini tüketmişiz ama hirudo verbana halen mevcut. medicinalis>verbana

    ilk entrydeki 2 sayısı da yanlış. 15 adet kullanılabilen türü mevcutmuş.

    dinlediğim bir kaç tedavi örneği:

    parmak kırığı sonrası kangren olan bir hastanın ayağının 1/3 ü ampüte edilmesine karar veriliyor. sunumu yapan hocamız da hirudoterapi uygulamayı teklif ediyor. tabii, biraz sıkıntı çekmiş. diğerleri kesmekten başka çare yok, böcekle mi uğraşacağız diyerek mobbing uygulamışlar kadına. yine de hastayı almayı başarmış, kuru kangren olması şansına. sonrası terapiden yanıt alınmış ve ayağının yerine, ayak başparmağının 1/3 ü alınarak hasta kaybını minimize etmişler.

    kör bir hastasını görür etmiş ve galiba kopmuş çenenin venleri ile ilgili sağlanan sirkülasyonun da olduğu örnekleri anlatacakken süremiz doldu. örneklerin tümünde modern tıp çözüm üretemediği için bu yönteme başvurulduğunu biliniz. öncelik "her daim" modern tıp.

    sunumu yapan medipolden bir dahiliye uzmanı*, bu konuda eğitimini yurtdışından almış. türkiye olarak yeni araştırmalar peşinde lakin devletimiz, ne ekipman ne de görevli tedariği olarak yardımcı olmamış. su ürünleri mühendisi, biyolog, bir kaç farklı branştan uzman hekim bulunan komplike bir ekip lazimken, sen git öğrendiğini söyle yeter diyen tutumla olacağı bu kadar.. akademik düzeyin gördüğü alışılagelen muamele işte. anlatırken (bkz: cambridge'de görev yapan türk akademisyenin sitemi) ni animsamadım değil.

    dönelim yanlışlıkla kısmına. dersten çıktım, yapacağım bir şey yoktu. bir konferans salonuna, bari biraz okurum diyerek girdim. aldım elime insancıkları, 5 10 sayfa demeden hekimler için hazırlanan bir sunumun ortasında kalakaldım. hiç bir yerden alakam olmamasına rağmen dinlemiş bulundum. aklımda kalanların bir kısmı bunlar. belki yarın birazını daha eklerim.