şükela:  tümü | bugün
  • georges bataille'in ilk yazdiklarindan ve en onemli kitaplarindan. yayinlandiginda fransada olay yaratan, erotizmin basyapıtı.
  • georges bataille'in kendine "edebiyat ve kotuluk" tartismasinda saglam bir yer edinmesini saglayan kitabi. yogun ve carpik bir erotizm icerir. ama biz de onun gibi bir aile hayati ve cocukluk donemi yasamis olsa idik yazdiklari bize de gayet normal gelirdi diye de dusunmeden edemiyor insan..
  • enis batur'un çevirdiği ve reşit imrahor mahlasıyla yayımlanan kitabın adı.
  • kahramanlarımızın bisikletle hastaneye gittikleri ve hatta bir de bisikletle hastaneden döndükleri bir bölüm vardır ki... işte şimdi o bölümünü hatırladığım kitap. (hastane, akıl hastanesiydi)
  • - deminki boğanın taşaklarını naaptın lan simone?
    - götüme soktum marcel..
  • - deminki rahibin gözünü naaptın peki lan simone?
    - onu da götüme soktum marcel..
  • - e yumurta haşlamıştık simone, yiyecektik?
    - takdir edersin ki götüme soktum marcel...
  • georges babasının "doctor, let me know when you're done fucking my wife!" sözünün etkisine öykünerek yazmış bu romanı. ona göre bu ifade katı yetiştirilme tarzının etkilerini yarım saniyede ortadan kaldırıyormuş*
  • fransız yazar georges bataille'ın "historie de l'æil"i (türkçe'ye "gözün öyküsü" olarak çevrilmiştir) 20. yy'ın aykırı edebiyatının en önemli eseri olarak nitelendirilmektedir. açıkçası kitap şehvet ve pornografi öğelerine ısrarla eğilmekte, bu yüzden okumadan önce iki kez düşünmekte fayda var.

    şayet kitabı okuyacaksanız, önsözlerini sona bırakmanızı öneririm. kitap birsürü gönderme ve imge ile dolu, eğer bunları kendiniz açığa çıkarabilirseniz, eserden aldığınız zevk daha da artacaktır (şahsen ben ereksiyon dolu zevkli bir saat yaşadım, bunu da belirtmeden duramayacağım). önsözlerde kitabın genel yapısı ve gidişatından bahsediliyor elbet, ancak hem biraz uzun tutulmuş (eser yalnızca 60 sayfa iken, önsözleri neredeyse 100 sayfa!), hem de kitabın sonundan bahsedildiği için biraz keyif kaçırıyor.

    önsözde roland barthes'ın de belirttiği gibi kitabın yazarı bataille, marquis de sade'a çok şey borçlu. ayrıca barthes iki yazar arasındaki farkı açıklayan şu gözleminde de yerden göğe kadar haklı: "sade, erotik kombinasyonların çetelesini tutarken, bataille'da bir dizi nesnenin huzursuzluğuyla ve maddelerin keşfiyle karşılaşırız."

    kitabın bir diğer önsözünü ise susan sontag yazmış. özellikle şu satırları oldukça etkileyici: "gözün öyküsü'nü bu kadar güçlü ve rahatsız edici yapan neden, bataille'ın, pornografinin nihai anlamda cinselliğe değil, ölüme dair olduğunu daha iyi anlamasıdır". ilk okuyuşumda bu, aklıma hemen the cure'un ölümle ilgili albümü pornography'i getirmişti.

    --- spoiler ---

    "gözün öyküsü", muhtemelen henüz 18 yaşını doldurmamış olan anlatıcının simone adlı bir kızla tanışması ve yaşamının akışının değişmesini anlatıyor. beraber keşfettikleri şeyi seks olarak tanımlamak etkisiz kalacak; sanırım yaptıkları, cinsel fantezileri çok çok ileri boyutlara taşımak (kimileri bundan sapıklık olarak söz edebilir). anlatıcı ve simone daha sonra marcelle adlı bir kızla tanışırlar ve onu da seks oyunlarına dahil etmek isterler. ancak marcelle oldukça utangaç ve çekingen bir kızdır ve onun bu masumluğu, anlatıcı ve simone'i daha da azdırır ve ondan daha da etkilenirler.

    --- spoiler ---

    kitap hakikaten "muzır neşriyat" (!) ile dolu. bir saatte okunuyor; bu tip şeyler midenizi bulandırmıyorsa keyifle bile okunabiliyor. ancak ben kitabı umduğum kadar rahatsız edici bulmadım.
  • kimi raikkonen'in tüm uyarılarını gözardı edip okumaya başladığım ve caanım canaanım ev arkadaşımın "dur la bak şurayı da okuyum sana", "dur la bak burayı da okuyum sana"larla terbiyesini bozmama neden olan georges bataille kitabı.. kesinlikle filminin çekilmemesi gerekiyor. aksi takdirde ikinci bir i spit on your grave faciası kaçınılmazdır..