şükela:  tümü | bugün
  • seslenmedir.
    zaman zaman caresizliktir, cikan ses duyulmaz ama denenir, bikilmaz.
  • (bkz: seslenme)
  • bir hitap ya da selamlama edebiyatı olursa başköşede duracak bir örnek olarakerzurumlu ibrahim hakkının üstadı ismail fakirullah ile karşılınca içinden geldiği gibi yüz yirmi defa selamlaması örnek verilebilir:

    "selam sana ey ruhum, selam sana ey hazinem
    selam sana ey gemicim, selam sana ey gemim,
    ey kıblem ey kabem, ey kalbim ey göğsüm
    ey ismim ey suretim, ey varlığım ey yokluğum,
    selam sana ey evvelim, selam sana ey ahirim
    ..."
    üstadı ise yüz yirmi defa şöyle mukabele eder:

    "gel aşıktan güzele, gel kapıdan halvete
    gel seferden hazara, gel evvelden ahire
    gel zindandan fütuha, gel fenadan bekaya
    ..."
  • türk insanının en büyük kaoslarından birisidir. genellikle insanlar birbirine isminden başka bir hitap etme arayışı içindedir bizim memlekette. özellikle tv'de görülen hitap şekilleri pop kültürün bir sonucu olarak zaman zaman popüler hâle gelir. kanka, kankuli, baba, moruk, müdür, hacı, ortak, bacanak, birader, abi ...vb bir dünya şekilde karşısındaki insana bir hitap arayışı içindedir. tamam ingilizce'de de var aynı şey, man, dude, bro tarzı şeyler ancak bizdekiler biraz bokunu çıkartmak oluyor. kötü kısmı ise herkes işi bir yerinden mutlaka fikir ayrılığına bağlıyor. hacı deyince yobaz, bro deyince tikky, adamım deyince denyo diye algılanabiliyorsun. entryden çıkartılacak sonuç: http 404
  • 'abi, siz...' şeklinde başlayanlarına hasta olduğum hadisedir.

    rastladığımda içimin yağları erir. kendinden yaşça büyük meslektaşına hem saygı duyduğunu, hem samimiyetini ifade eder böyle hitap eden kişi. bayılırım.
  • sanırım gençlik içeriyor kelime eski olsa da kullanım eskimiyor. lise yıllarından sanırım doksanlardan en çok sevdiğim kullanmayı da duymayı da eksik etmediğim birisi; canımın içinin aşkının hayatı
  • kelimeler, zaman içerisinde anlamlarını yitirip farklı fonksiyonlarda kullanılabilirler. örneğin, özellikle 90larda boku çıkmış abi kelimesi zaman içerisinde evrilerek günümüze yaştan ve cinsiyetten bağımsız bir hitap biçimi olarak yansımıştır. bilhassa ben, hunharca kullanırım bu kelimeyi. sinirlendiğimde örneğin 'abi sen manyak mısın?' yahu bir şeye itiraz edeceğimde 'abi öyle diyon da', yahut birini geçiştirirken 'tamam abi tamam' gibi. olum lafını da çok kullanırım mesela, fakat inanın bu lafı kullandığım hiç kimseyi ben doğurmadım. bir de lan/ulan var. genel kullanımın aksine küfretme amacıyla değil daha çok şaşkınlık amacıyla kullanırım, 'ulan nası düşündün bunu vay be' yahut 'oha lan cidden mi' gibi. ya da örneğin benimle dalga geçen bir arkadaşım olayı iyice uzattığında gülümseyerek 'len' diye bağırırım. yapıyorum, yapıyoruz, kullanıyoruz. kullanım sıklığına ve tonlamasına göre değişen bir iticiliği/sempatisi var bu hitapların.

    fakat kalkıp da biri bana şu cümleleri kuruduğunda kendisinden soğumam yalnızca 2 saniyemi alıyor.
    -abi deme bana, abin miyim ben senin?
    -lan demek bir kıza hiç yakışıyor mu?

    tanım: kullanılan yahut kullanan kişiye verilen tepkiye göre insanlardan soğumak için birebir olan hede.
  • [zaten şeyh de böyle bilinmek isterdi. ülkesindeki insanlara -hatta en yaşlı olanlara bile- hitap ettiğinde, "yabne", "oğlum", veya "ya binte", "kızım" derdi.] amin maalouf - le rocher de tanios

    (bkz: hitabet), hatip, hutbe