şükela:  tümü | bugün
  • birinci dunya savasinda almanlar yenilince biz de yenilmis sayildik. bundan kaynaklanan bir vicdan azabinin hitler'i geceler boyunca uyutmadigi soylenedurur.*
  • götümden sallamıyorsam savaş zamanı almanların,türklere "üstün ırk" pasaportu vermelerinden anlaşılacağı üzere duygusal nedenleri de vardır.
    edit: cark degil, hata kabuludur. z.ö. kalsin. su anki dusuncem, muhtemelen yanina cekmek icin yapilan bir seydi seklinde. dusunceler degisiyor tabi. o zaman da, boyle hasta insanlardan, boyle sacma duygusalliklar beklemenin absurt olmadigina inandigimdan oyle dusunuyordum.
  • duygusal nedenlerin yanında doğuda rusya batıda ingiliz ve fransızlar başta olmak üzere bir dolu cephede savaşan almanların 1. dünya savaşından tecrübeli bir türk ordusuna karşı yeni bir cephe açmak istememeleri de mantıksal bir neden olarak söylenebilir. ayrıca hitlerin türkiye cumhuriyeti'yle olası bir ittifak olayına sıcak bakması da savaşa girilmemesinin nedenlerinden bir diğeridir.
  • bir arkadaşımın bulgaristan göçmeni babasından duyduğum yaşanmış bir olaya göre;
    alman birlikleri arkadaşımın babasının köyüne girmişler, köydeki türk ailelere iyi davranmışlar. hatta türk çocuklarına "muhammedan, mustafa kemal" diyerek hitap ettiklerini, çikolata ve benzeri hediyeler verip kolladıklarını söylemişti. slav çocuklarını ise sürekli dövüp, işçi olarak çalıştırdıklarını da eklemişti.
    naziler politika gereği müslüman toplumlarla iyi geçinmeye gayret etmişlerdir. ilgili bir konu olarak; (bkz: handschar) ayrıca birinci dünya savaşı'ndaki kader birliği de etkili olabilir.
  • olay sadece türkiye'ye saldırmamak ile de kalmıyor genel olarak alman ordusu türklere saldırmayı tercih etmemiştir. yugoslavya'ya giren alman ordusu kosova'ya geldiğinde kapı kapı dolaşıp "muhammedan, mustafa kemal" deyip karşısındakinin türk olduğuna kanaat getirdi mi o eve dokunmaz ancak arnavut, hırvat veya makedon olduğunu anladığı anda yapmadığı eziyeti bırakmazmış. bunu ben nerden biliyorum dersek anne tarafım kosovalı üstüne üstlük dehşet içinde anneannemin fanatik bir alman hayranı olduğunu 25 haziran 2005 almanya brezilya macinda farkettim. konuşma şuna yakın geçti

    anneanne - kimle oynuyor şimdi
    take - almanya - brezilya
    anneanne - iyi ben o zaman almanları tutuyorum
    take - nasıl ya niye ki brezilya'lılara gıcıkmısın
    anneanne - yok almanlar bize çok iyi davrandı 2.dünya savaşında bık bık şöyle oldu bik bik führer sen çok yaşa bik bik deden ss di bik bik
    take - oha anneanne sen naziymişin haberimiz yok
  • başlıca sebeplerinden biri türkiye'nin savaşa girmemesinin almanya'nın işine gelmesiydi. bilindiği gibi kurtuluş savaşının etkilerinden yeni yeni kurtulmata başlayan türkiye'nin ikinci bir dünya savaşını kaldıracak ne maddi ne de manevi gücü vardı. hitler'in müttefiklerinden mussolini'nin gerek boğazlarda gerek de ege'deki adalarda hak iddia etmesi üzerine paniğe kapılan türkiye'nin savaşın başlarında izlediği politika müttefik devletlerin yararınaydı. bununla birlikte ingiltere ve fransa sürekli olarak türkiye'ye "savaşa gir" baskısı yapıyorlardı. türkiye savaşa girmeme gerekçesi olarak askeri ve mali yetersizliği bahane ediyordu. fransa'nın kısa bir süre sonra tamamiyle alman işgalinde kalması sonucu muhatapların sayısının da bire inmesiyle türkiye üzerindeki baskıda gözle görülür bir hafifleme olmuştu. ingiltere'den askeri ve maddi yardım sözü alan türkiye, almanya'nın olası bir saldırısına karşı önlem olarak trakya'daki köprüleri atmaya ve geceleri karartma uygulamaya başlamıştı. türkiye'nin savaşa girme konusunda bir diğer çekincesi ise sovyet rusya'nın politikasının belirsizliği idi. kurtuluş savaşında en büyük yardımı gösteren sovyet rusya'ya karşı sempatisini hiçbir zaman gizlemeyen türkiye bu dostluğun kısa sürede bozulabileceği ihtimalini de elden bırakmıyordu.

    hitler ise rusya'yı işgal planları çerçevesinde sovyet yönetimi altında yaşayan türki halklara büyük önem veriyor, zorlu rus cephesinde yerel halkların kışkırtılarak kullanılmasının almanlara tasarruf sağlayacağını düşünüyordu. bu politika çerçevesinde hitler, türkiye'deki reich büyük elçisi von pappen aracılığıyla dönemin turancı çevreleriyle irtibata geçti ve türklerin aryan olduklarını, almanların amacının rusya'yı gerileterek türkiye'nin kapılarını turan ellerine açmak olduğunu söyleyerek kamu oyunun sempatisini almanya üzerine çekmeye çalıştı. kısmen başarılı olan bu politika dönemin ünlü ve barışsever karikatüristlerinin çalışmalarına bile yansıdı. mecliste "almanların yanında savaşa girelim. turan'ı kuralım" nidaları yükselmeye başladı". gelgelelim zaten türkler birinci dünya savaşında almanlarla aynı safta savaşmış olmalarından ve onlarında türkiye gibi haksız bir antlaşmayla gereğinden çok toprak kaybettiğini düşünmelerinden almanlarla savaşa tekrar girme düşünceleri belli bir rahatsızlığa neden olmuyordu. italyanların yunanistan dağlarında bozguna uğramasıyla rahat bir nefes alan türkiye müttefiklerden beklediği maddi ve mali yardımları yavaş yavaş almaya başlamasına rağmen almanya ile saldırmazlık antlaşması imzaladı. dünya diplomasisinde ders olarak okutulması gereken bu çelişkiye göre türkiye müttefiklerle aynı safta yer alıp müttefiklerin düşman olduğu bir ülkeyle saldırmazlık antlaşması imzalamış oluyordu. bu saldırmazlık antlaşması türkiye'nin müttefik saflarında savaş girmesi durumunda almanların türkiye'yi işgal planlarının da rafa kaldırılması anlamına geliyordu.zira savaştan yıllar sonra açıklanan belgelere göre alman ordusu zonguldak , istanbul, ankara gibi kentlerin yangın bombalarıyla kısa sürede yok edilebileceğine dair raporlar hazırlamıştı.

    savaşın gidişatı, abd'nin dahil oluş süreci ve yeni cephelerin açılmaya başlaması, ingiltere ve sürgündeki fransız generallerinin oluşturduğu müttefik kanadının türkiye üzerindeki baskılarının bir süreliğine de olsa hafiflemesine neden oldu. bu dönemlerde almanların rusya işgal planlarını yürürlüğe koymasıyla wermacht kapsamında bir türk birliği de oluşturulunca türkiye türklerinden bile gönüllü olup almanya safında savaşmaya çalışanlar oldu. (bkz: altemur kılıç) bu dönemde türkiye'nin tarafsızlığı da tartışılmaya başlamıştı . zira "savaşa girmiyorum" diyen türkiye almanlara savaşta kullanılması kaçınılmaz bir malzeme olan krom satışından vazgeçmiyor , bunu da savaş öncesi yapılmış olan ticaret antlaşmalarına bağlıyordu. alman savaş gemilerinin silahlarını sökerek kendilerine ticaret gemisi havası vermeleriyle boğazlardan geçişlerine izin verilmesi ise müttefiklerin sabrını taşıran son olay oldu ve bu skandalın sorumlusu olarak görülen kurt diplomat numan menemencioğlu görevinden alındı.

    almanya'nın rusya işgalinin başarısızlığa uğramasıyla sona doğru yaklaşması türk dış politikasının alman sempatisi üzerine olan yoğunlaşmasını bitiren bir unsur oldu. bu dönemden sonra türkiye yavaş yavaş müttefik güçlerin güdümüne girecek ama yinede son gün ve son dakikaya kadar almanya'ya savaş ilan etmeyerek bir anlamda bu durumun bir zorunluluk olduğunu ifade edecekti. savaştan sonra açıklanan nazi belgeleri ise türk kamu oyu üzerinde yaratılan turan sevdasının bir kandırmacadan ibaret olduğunu ortaya koyuyordu.
  • türkiyenin kazanacak tarafta yer almak üzere savaşın sonucunu beklemesi...
    türklerin nazi sempatizanı olması...
    türklerin güce tapması...
    türklerin ezik olması...

    türkiyedeki bir çok sermaye sahibi ve devlet adamı, nazilerin olası zaferi sonrasında yapılacak ortak yatırımlar için adımlarını atmaya başlamıştı bile. ortak sermayeli birçok matbaa kurulmuş ve nazi neşriyatı, özel partilerde, olası nazi zaferini paylaşmak üzere toplanmış grup grup türkiyeli sermayedara özel ciltlerle dağıtılmaktaydı. sağ, sol, milliyetçi, sosyalist, vs her kesimden güç ve sermaye sahibi türk aileler, çoktan alman birliği altında yaşayacakları ütopyanın hayallerini kurmaya başlamıştı. chp, sol, sağ, masonluk, bilmemnecilik gibi yerleşik akımlar türkiyeden silinmek üzereydi. olmadı... sağlık olsundu... kim kazandı? abd... artık güç oydu, onun kıçını yalamak gerekecekti; öyle de yapıldı...

    gelin bu soruyu bir de adolfe soralım:

    -neden türkiye'ye saldırmadın?
    -gizli müttefike neden saldırayım? ilhak edecektik biz onu. ah şu stalini kimlerin beslediğini salak ruslar fark etseydi, şimdi halice karşı likör içiyor olurdum!

    fransanın egemenliğini kaybettiği bir dünyada, türkiyenin bağımsızlık mücadelesi vermeyi seçeceğini sanmak saflık olacaktır.
  • en önemlilerinden birisinin, dönemin alman büyük elçisi von pappen'in, hitler'i kuzey anadolu ve toros dağlarının türk savunmasının işini kolaylaştıracağını ve ordunun buradan sağlam çıkamayacağına inandırmasının olduğu nedenlerdir.

    kaynak:
    (bkz: seda uluskan)
  • acik ve secik sebebini mein kampf'da zaten yazmistir da.. bu kadar tantanasi olacagini bilse eminim direk saldirirdi.
  • nazi almanyası'nın türkiye'ye savaş açmamasının tek sebebi, savaşın gelişen durumundan başkası değildir. ilk zamanlarda yapılan sovyet rusya - almanya arasındaki saldırmazlık paktının ana maddelerinden biri, rusların boğazlar üzerindeki politikalarının kabul edilmesi idi. rusların bu isteği de, malum olduğu üzere boğazların kendi kontrollerinde olmasıydı. hatta hitler tarafından da kabul edilen anlaşmalar ile rusların boğazlarda nasıl bir yönetim kuracağı, ne kadar askeri güç bulundurulacağı bile belirlenmişti.
    ne var ki, hitler savaşı doğu cephesine kaydırmaya karar verdi ve bunu da baskın taktiği gibi bir strateji ile gerçekleştirmeyi düşündü. o yüzden son ana kadar rusya'nın tepkisini çekecek bir hareketten kaçındı. doğu harekatı başlayınca da bütün ağırlığını bu cepheye verdi ve türkiye ile uğraşmaya fırsatı kalmadı.
    ordularının ve taktiklerinin önünde hiçbir engel dayanmayan, yunanistan gibi dağlık bölgelere, çöllere, soğuk rus iklimine girmekten çekinmeyen nazi gözü dönmüşlüğünün, türkiye'ye coğrafi sebeplerden dolayı girmediğini düşünmek, ya da bilinen tarihin bu en stratejik bölgesini işgal etmekten türk ırkının kara kaşı, kara gözü için vazgeçtiğini iddia etmek mantıksızdır. aksini savunan dombilidir, taocudur.