şükela:  tümü | bugün
  • dünyanın en türklere özgü yanılgısıdır kanımca. verdiğimiz para karşılığında alacağımız hizmeti satın alıyoruz. fakat bize o hizmeti sunan kişiyi de satın aldığımız yanılgısına düşüyoruz. bunun en geçerli sebeplerinin başında da, sonradan görmelik, görgüsüzlük yatıyor.
  • özellikle garsonlara karşı yapılan yavşaklıktır.

    o insanlar senin kölen değil, hizmet sektöründe çalışması ve sana bir süre hizmet etmesi seni onun sahibi yapmaz.
  • suçlusu biraz da biz hizmeti satanlardan kaynaklanıyor.

    çünkü hizmeti satana kadar müşterilere yaparız abi, hallederiz abi diyoruz.

    demek zorundayız zira adamlara ilk 600 dakika destek ücretsiz sonra her dakika için 3 tl+kdv dediğinde adamın bütün dengesi bozuluyor.

    türkiye şartları profesyonelliği kaldırmıyor.
  • şahsım adına laçka, abuk subuk, işini iyi yapmayan hizmet sektörü çalışanına -sadece garson olarak düşünmeyin mesela bir taksi şöförü de olabilir - kim olduğunu hatırlatma anlamında çok işe yarayan, kullanışlı olan bir "sanma"dır.
  • banka müşterilerinin de en çok sandığı şey. nefret ediyorum hepinizden... :)
  • en nefret edilesi insan türüdür.

    literatürde 'hizmet sektörü' diye bir şey var. somut bir mal değildir satın alınan evet ama bir tanımı vardır. örneğin bir hizmet sektörü çalışanı olarak garsonun görevi; yemek-içecek seçimine yardımcı olmak, seçilen şeyi getirip sonrasında masayı toparlamak, son olarak da hesabı getirmektir. parasını ödeyip aldığın hizmet budur, yani basbayağı tanımı vardır. bu noktada adamın hizmetinin bedeli zaten senin yediğin-içtiğin her şeyin içerisine pay edilmiştir, tıpkı mekanın kirası, ısınması, elektriği, suyu ve benzerleri gibi. sen özellikle garsonun tutumunu beğendiysen tip bırakırsın, o memnuniyetini anlatır. ha bu bir zorunluluk mudur, tabi ki hayır. ifadelerin de bunu söyler zaten sen hiç merak etme. ha aldığın hizmetten memnun olmayabilirsin, tıpkı yemeği beğenmemiş olabileceğin gibi. bu durumda seni çok rahatsız eden bir şey varsa mekanın sorumlusuyla görüşür, rahatsızlığını insan gibi anlatırsın. bu adamı rencide etmek için yapılmaz. sorun görmüşsündür çözüm bulmaya çalışırsın. çünkü orada adamın ortaya koyduğu şey kişiliği değildir. bir iş tanımı vardır, ona uymalıdır. sen o adam orada bağırırsan ve bunu hak görürsen orda bir yanlışlık var demektir. kısacası insani bir şekilde ifade etmekle insanların işini değil kişiliğini eleştirir bir biçimde onurunu kıracak hareketler yapmak düpedüz yavşaklıktır. ha konuştun çözülmüyor mu, ya umursamazsın bu durumu, çünkü umursamamana neden olacak kadar çok sevdiğin bir şey vardır orada ya da bir daha adımını atmazsın.

    ayrıca sen bir şeyi rica etmek yerine 'canım şunu getir' diyip adamın yüzüne bile bakmadan elindeki menüyü fırlatıyor, göz teması kurduğun ufacık anda da sırf bakışlarınla bile adamı küçümsüyorsan, senin ben karakterine sıçayım. saygısız.