şükela:  tümü | bugün
  • anneke van giersbergenin dahil olduğu topluluk, ki kendisi yeterli bir referanstır..
  • turk kadinlarindaki italyan erkegi tandansi gözlemi ve takip eden eleştirisine rahatlıkta karşı argüman olarak getirilebilecek bir hal ve durum, "türk erkeğindeki manasiz hollandalı kadın tandansı ve getirdikleri götürdükleri". hollandalı dediğimiz millet flaman da içerir, surinamlı da içerir, ve zamanın sömürgesi olmasından hareketle onu da bunu da içerir ve -kusura bakmayınız amma- ne hepsi "taş"tır, ne "ilahe*"dir, ne "delight*"dır. ve genel inanışın aksine, ne de hepsi sarışındır*.

    bu başlık ve tercüman olduğu genel yaklaşım ise bizi türk erkeğinin gözünün dışarda*, farklı olanda olduğu, türk kadınının ise tip olarak türk erkeğine yakın olana meyleder olmakla beraber daha bir rafinesini, nasıl derler, daha bir "ruhuna hitap edenini" aradığı sonucuna çıkarmakta değil mi? demek ki neymiş, biz bize benzeyeni seviyormuşuz. vesile ile hepsi birer türk olan ama italyan ruhuna sahip olduklarına inandığım sözlük erkeklerine selam ediyorum, el sallıyorum. ve evet, italyanca kulağa güzel geliyor. ve fakat hollandaca -bilene sorun*- gelmiyor. "red light district'de benim işim, zaten tek heceli ünlüleri duyasım, çıkartasım var, varoluşçuluk tartışasım yok" diyenler için gelsin: (bkz: cinsel partner secimini irklara göre belirlemek) ve hatta (bkz: hormonlarin dünyayi ele gecirmesi)
  • %137 si goth olmaya meyilli oldugu icin hep korktugum cantalarinda zincir, takoz, cekme halati gibi hipergot aksesuarlar tasiyan bakan koltugu gibi ceylan derisi giyen "ik den gothh,;!,en kut nilosa" dialoglari ile ayin yaptiklarina inandigim insan silsilesi.
  • gençliğimi hollanda'da çürüttüğümden olsa gerek, haklarında epey bilgi ve kendime göre fikir sahibi olduğum topluluk. yıllar süren, bazen detaya giren incelemelerim sonucu onları bütün olarak diğer ülkelerin hatunları ile kıyaslamanın hatalı olduğunu düşünüyorum. sarışın seven bir erkek için danimarka, isvec, norvec ve diğer bilimum balkan ülkeleri daha iyi bir kaynak olabilir. "onlar soğuk oluyolar ya" derseniz size hollandalıların çok da farkları olmadığını söyleyebilirim. yok ben esmer istiyorum diyorsanız, size ispanya'ya veya güney amerika'ya bir uçak bileti önereceğim. yok sadece türkiye ile karşılaştıracağım diyosanız evet hollanda hatun yönünden cennettir.

    karakter olarak inceleyecek olursak, ulusun ortak kültür yapısından doğan, türk olarak yadırgayabileceğimiz zeka, kendine güven ve serbestlikleri hemen göze batar. ülkede üniversite mezunu kadın sayısı da erkeklerle başa baş gitmektedir. toplumda erkeklerden farklı davranış göstermezler. en azından -aile içi dahil- ezik kaldıkları ortam yoktur. canı sex istediği zaman rahatlıkla bar, disco, vs gibi ortamlara gidip erkek tavlayabilir, en azından dener. ancak ülkem erkeği tabii ki ertesi gün bu olayı arkadaşına "nası götürdüm lan dün gavuru var ya, hemen de verdi ehuehuhe" şeklinde anlatacaktır. halbuki yem olan kendisidir.

    istisnaların kaideyi bozmadığını* hemen belirterek, türkiyeye turist olarak gelen ve burda birkaç gün muhattap olduğu hollandalı dişiden sonra hepsi hakkında şöyledir böyledir diye ahkam kesen arkadaşlara da selam ederim.
  • hormonel (doğrusu hormonal olmalıydı) faşist başlığına gerek kalmadan tüm bu yaklaşımları içine yüzyıllardır almış bulunan "temiz gen" (bkz: neye gore kime gore) anlayışı için okuyan herkese önerebileceğim başlık şudur: (bkz: kafatascilik)

    kendimize hayat arkadaşı olarak seçtiğimiz insanları hayvanlar alemi ile birebir uyum içinde tüylerinin parlaklığı, dişlerinin tam olması, anüste dışkı kalmaması gibi özelliklere göre seçecek isek, evet, elbette ki güzel bir yaklaşımdır, iş görür. ben milyonlarca yıldır bir şekilde evrim geçirmiş (geçiremeyenler, elbette olabilir, evrimin hızı herkes için aynı şekilde işlememektedir) insan soyunda, kendine eş seçerken sarışın/yeşil gözlü/uzun bacaklı spesifikasyonlarından öte şeyler aradığına, öncelikle diğer hayvanlardan bizi ayıran zekamızla doğru orantılı olarak ilişki kurulabilecek, bu ilişki de yatay platformda kalmayacak kişileri seçtiğimize bir şekilde inanmış birisi olduğumdan, mazur görünüz ki "sarışınlar temiz genlere sahiptir", "esmerler iğrençtir", "kısa boylular zavallıdır", "şişmanlar ölsün", "türkler salaktır", "isveçliler süperdir" gibi bence alabildiğine ırkçı, bir yandan da alabildiğine aymaz ve birbirini tutmayan beyanatlara sıcak yaklaşamıyorum, bu beyatanları verenlere de utanmaz ve dahi dalgalak gözü ile bakmakta da hiçbir beis görmüyorum.

    insan kavminin afrika kıtasında bundan epey uzun zaman evvel yaşamış bir kadından çoğaldığı inanışı bilimsel çevrelerde hala yaygın iken nedir bu beyaz et merakı, nedir bu kefere hayranlığı diye üzülmeden edemiyorum. sevgili cumhuriyet türkiyesinde bu olsa olsa tanzimat dönemi avrupa hayranlığı -hayran olmak suç değil elbet ama- düpedüz yalakalığı kendini beğenmezliği alışkanlıklarından kalmış olsa gerektir. ve hatta, yazıktır. ari ırk söylemlerinde ısrar edecek olanlara da luzern'de bildiğim bir neo-nazi klubüne başvurmaları için adres verebilirim.
  • dayanikli beyaz esya
  • avustralya'da insanlar, yatakta bildiğimiz yastığa kafalarını koymak yerine, insan boyunda yastıklara sarılarak uyurlar. bu yöntem sıcak gecelerde gayet serinletici bir etki yaratır. bu yastığın adı da "hollandalı kadın" dır. gerçekten de hollandalı hatunlar, çekici görünümlerinin aksine, genellikle yatakta son derece soğukturlar.
    (bkz: tecrübe konuşuyor)
  • şehir şehir ayrılabilecek bir gruptur. örneğin eindhoven kızları ekstra güzelken, amsterdam'da bu kadar güzellerini bulmak mümkün olmayabilir.
  • marmaris'te özellikle barlar sokağını istila etmiş, %95'i kusursuz olan topluluk..
  • kuzey avrupa'nin pragmatist, asiri bireysel olabilen, diger kuzey avrupa ulke hatunlarina gore fiziki olarak daha iri yapili (biraz gobek problemleri vardir genelinde. ama bazen amsterdam sokaklarini bahar aylarinda turladiginizda da fashion tv'nin sokak cekimlerini seyrediyorsunuz zannedersiniz) sicak kanli disilerdir.

    eglenceyi severler, saglam icerler -genelleme, hepsi degil tabiiki!... diger komsu ulkeleriyle kiyaslayinca cekicilikte birazcik geri kalirlar ama kendilerini bulunmaz hint kumasi da zannederler (bu da ulkenin sosyal yapisinin kuvvetli olmasindan ve bireyselciliklerinin asiri gelismesinden dolayi bagimsizliklarina olan duskunluklerinden kaynaklanir sanirim).

    elde tutmak zordur, nasil olsa bugun varsin yarin yoksun, elimi sallasam ellisi hesabiyla yasadiklarindan uzun ve yapici bir iliski kurmak ilk hedefleri degildir. ama duzeyli ve saglam bir iliskide de en iyi destegi cikarlar.