şükela:  tümü | bugün
  • basrollerinde adrian brody, diane lane, ben affleck ve bob hoskins'in rol aldigi eli yuzu duzgun guzel film (gerci 1950 los angeles'larinda gecen her film hosuma gidiyor). yonetmenligini de imdb'den anladigima gore genelde televizyon dizileri yoneten allen coulter yapmis. film zamaninda superman'i canlandiran aktor george reeves'in hayati ve olumu ustunden gidiyor, hollywood denen dunyanin ic yuzunu bize gosteriyor (ana fikir cocuklarimizi hollywooda gondermiyoruz). kisisel goruslerime gelirsek ben affleck guzel kivirmis rolunu (normalde sevmem kendisini ama), bi de bob hoskins super oturmus rolune, adrian brody'e de hic bir zaman kanim isinamamasina ragmen bu filmde the pianist'den daha az sikinti verdi.

    gelelim spoiler'lara:

    --- spoiler ---
    film, "sevmedigin isi yaparsan mutlu olamazsin" atasozunu dogrulamak icin yazilmis bir hikaye gibi. hollywood tarzi filmlerden alistigimiz, bir sekilde her olayin bir sonuca baglanmasi zorunlulugu pek gozetilmemis (burada pek fena siciyorum galiba nitekim olay gercek (ya da gercege yakin) oldugu icin boyle sanirim). jenerikler gecerken (ki hic bir zaman jenerikleri bekleyen sanatseverlerden olamadim) hala olayin aydinlatilacagini dusunuyordum. yani cozulecek bir olay gormek istiyorsaniz gitmeyin bu filme (tabii filme gideceksiniz buralari okumuyor olmaniz lazim)
    --- spoiler ---
  • aromali kahve tadinda film. maalesef tadi kokusu kadar guzel degil. casting super, oyunculuk guzel, senaryo ilginc, gel gor ki beklediginiz tadi alamiyorsunuz. hayata dair bir suru sey var hikayede: olum, ask, kiskanclik, aile, kariyer, ihanet, fakirlik, hirs. fakat bu unsurlardan hicbiri derin islenmemis.
    netice olarak adrian brody (ah o gozler), diane lane (bravo) ve ben affleck (sasirtici performans) hatirina izlenebilir, ama izleyemezsek de uzulmeyelim.
  • los angeles'in simgesi olan hollywood yazisinin orjinal hali. -land kismi daha sonra kaldirilmistir.
  • --- spoiler ---

    özellikle bitişine hasta olduğum bir filmdir... bir film bu kadar çok soru sorup ancak bu kadar sade ve anlamlı bitebilir. aslında cevapsız kaldığı sanılan bütün sorular bir şekilde cevap bulmuştur bence.

    --- spoiler ---

    hayatındaki boşlukları doldurmak adına kendisine karmaşık bir bulmaca bulan ve onu her ipucunda yeniden kurgulayan sonra da işin içinden çıkamayan ve arada bir çok şeyi ıskalayan garip bir dedektifin hayat öyküsü bir kenarda, george reeves'in hayatı paralelinde tasvir edilen hollywood dünyası diğer bir kenarda ayrı bir güzellikte bütünleşmiş. olayın geçtiği zamana uygun sepia olarak tasvir edilebilecek renk tonlamaları ile de adeta bana zamanda yolculuk yaptırmış olayın büyüsüne kapılmamı sağlamıştır. belki biraz daha uğraşılsaymış çok daha iyi olabilirmiş diyen çıkacaktır ama bu haliyle ortalamanın epey üzerinde bir dönem filmi olarak göze çarpıyor kanımca.
  • the sopranos ve sex and the city dizilerinin yönetmeni allen coulter'ın ilk uzun metrajlı filmi. 26. uluslararası istanbul film festivali bünyesinde "akbank galaları" bölümünde gösterilecek.
  • zamanı oldukça iyi tasvir eden kostüm ve mekanlar, iyi oyuncular "ki oyunculuğundan hiç haz etmediğim ben affleck hakikaten iyi iş çeviriyor bu filmde", sağlam bir kurgu ile gayet düzgün bir film olmuş hollywoodland. açıkçası olayların tekdüzeliği zaman zaman sıkıntı verebiliyor ama film bunu flashback lerle telafi etme yoluna gidip toparlıyor. neticede öyle ahım şahım değil ama derli toplu, izlenesi bir film olarak köşeye çekiliyor.

    edit: şimdi 2 gündür düşünüyorum da yerim ben bu entriyi. filmi izledikten sonra iyi film ama öyle akılda kalıcı değil diye düşünmüştüm, ama ı ıh. 2 gündür sürekli kafamda reeves in ölümü ve burada geçen dinamikler var. açıkçası film çok dürüst yaklaşıyor olaya. sadece özel dedektif simo nun gözünden olayları anlatıyor. simo da o dönem ailesi ile sıkıntılı bir süreç geçirdiği için reeves ile kendi arasında bağlantı kuruyor, küçük ipuçlarından çok çabuk etkileniyor ve olaya kendine göre çözüm buluyor. devamı fena halde spoiler içeriyor.

    --- spoiler ---

    buradan hareketle diyebiliriz ki film bize kesin bir sonuç ve netlik vermiyor. sadece simo nun kafasında yürüttüğü şekli ile onun açısından bir sonuç verirken arada çok derin olmasa da boşluklar bırakıyor, izleyiciyi düşünmeye davet ediyor. öncelikle reeves in son güreş videosu hakikaten önemli bir kanıt. çünkü reeves in vücudundaki yara-berelerin burada oluşması büyük ihtimal. bu da büyük bir boşluğu dolduruyor. ayrıca videoda sürekli belini tutup sızlaması ile fiziksel olarak kötü durumda olduğunun görülmesi, sonunda ise filmi bitirmesi anlamında eliyle boynunu kesme işareti artık bitip tükendiği şeklinde intiharı kast ettiği şeklinde algılanabilir. fakat bundan sonra gülümsemesi ise intihar edecek bir halet-i ruhiyeye sahip olmadığının göstergesi olarak da görülebilir. zira reeves in çevresindeki herkes onun ne kadar kariyerinde çıkış yakalayamayıp depresyona sürüklense de her halükarda hayat dolu biri olduğunu ve asla intihar edebilecek bir tip olmadığını vurguluyor. bunun dışında nişanlısının kötü şöhreti, ölümünden sonraki umursamazlığı ve o gece evde bulunanların şüpheli görünmeleri ayrı bir parantez. bir de nişanlısı için toni mannix den ayrılması, onun cenazeye dahi gelmeyip bu olayın örtbas edilmeye çalışılması ile iş iyice çığrından çıkıyor. nihayetinde bu tip varsayımlar ile iş iyice karışıyor aman diyeyim.

    --- spoiler ---
  • gerçekte de tam sonuçlanmamış bir hikaye olmasına rağmen, hikayeyi çok güzel "son"landıran film. ben affleck ise good will huntingten beri en iyi oyunculuğunu çıkarıyor bence bu filmde...

    zodiacın bitmemişlik duygusundan sonra çok iyi geldi.
  • bayan mannix'in seksepalitesiyle beni benden aldığı güzel yapım. adrian brody de göstermiş olduğu performans ile kalitesini göstermektedir her zaman olduğu gibi.
  • adrien brody'nin oyunculuğu ve diane lane'in güzelliği ile doldurulmuş, sadece finalinin başarılı olduğunu düşündüğüm film.

hesabın var mı? giriş yap