şükela:  tümü | bugün
  • tarihte yahudi soykırımına verilen ad.
  • nazilerin yahudilere yaptigi soykirima denir. ruslarin 20.yuzyil basinda yahudilere yaptigi buyuk kitlesel bazda teror olaylarina ve soykirima ise "pogrom" denir. turkiye'de 1940 larda yahudi aleyhtari ayirimciliga da "trakya olaylari" denir.
  • museviler de shoah der.
  • yaklaşık yedi milyon musevinin toplama kamplarında maruz kaldığı durum. yaklaşık yedi milyon demek , insan diline ne de kolay geliyor ve yerleşiyor.sonra da ağzından bir çırpıda çıkıyor.halbuki bir insanın yaşamı çok değerli - burada bile kullanmadım , insan ve bile kelimeleri yanyana gelmemeli zira- yapılan zulüm direk olarak bir insan soyunu yok etmek için planlandığından buna pekala da tarihteki en büyük soykırım girişimi denilebilir.amacına ulaşamamıştır.

    dünyanın musevilerin daha çok söz sahibi olduğu bir yola girdiği konusundaki tartışmalara ise burada girmek ölen yedi milyon kişiye büyük ayıp olacaktır kuşkusuz..
  • almanca -> hologramdan uretilmis gidalara denir. sanal alemde tuketilirler elbet.
  • ikinci dunya savasi sirasinda nazi almanyasi ve muttefiklerinin 6 milyon yahudiyi cesitli yollarla oldurdugu olay. bu alti milyon her ne kadar muhafazakar bir tahmin olsa da su an tarihcilerin uzerinden anlastigi bir rakamdir. kurbanlarin yaklasik yarisi ilerleyen alman ordusunun arkasindan giderek yahudileri kursuna dizen ss einsatzgruppen (ozel birlikler) tarafindan oldurulmus, diger yarisiysa 6 tane olum kampinda katledilmistir.

    fakat bu 6 milyon rakami, toplam kurbanlarin romanlarin, escinsellerin, sovyet askerlerinin de eklenmesiyle 11 milyona ciktigini ve holokost kavraminin sadece yahudileri icermemesi gerektigini soyleyen kimi gruplar ve tarihciler tarafindan sorgulanmaktadir. burada sovyet askerlerinin durumu ozellikle ilginctir. zira diger esir askerlerle (amerikan ve ingiliz) kiyaslandiginda onlarin maruz kaldigi korkunc muamale, hedeflenmelerinin etnik bir boyutu oldugunu akla getirmektedir. hele ki bu olen askerlerin buyuk cogunlugunun rus olmasi, ukraynali vs. askerlerin ayrilarak naziler tarafindan en kirli islerinin gormek icin kullanilmasi bu savi daha da guclendirmektedir. ustelik sovyet askerlerinin kiyimi yahudilerin oldurulmesinden once baslamis, 3 milyon esir asker, buyuk cogunlugu acliktan olmak uzere, oldurulmustur.

    bugun hala yahudi soykirimini reddedenlerin olmasi son derece uzucudur. elimizdeki onbinlerce taniklik, binlerce belge, hala ayakta duran kamplar vs. kuskuya yer birakmayacak kadar aciktir. en baba komplo teorisyeni bile boyle bir komployu dusunemez. ustelik holokostun bir komplo oldugunu iddia edenlerin bize abd ve sscb'nin soguk savas doneminde nasil olup da isi gucu birakip beraberce bir komplo tasarladigini aciklamasi gerekir. zira holokostun en cok kurban alan kampi auschwitz kizil ordu tarafindan kurtarilmistir; yani sscb'nin katkisi olmadan boyle bir komplonun basariya ulasmasi mumkun degildir.

    bugunku dunya yahudilerinin ve israil'in holokost'la iliskisi son derece karmasik bir durumdur. elbette tartisilmalidir ancak tartismayi 6 milyon yahudi gercekten olduruldu mu duzlemine tasimak cok yanlistir; kimseye bir fayda getirmez, yahudileri bos yere uzer, anti-semitiklerin ekmegine yag surer.
  • israil devletine bağlı olarak çalışan bnai brith kuruluşu 1992 yılında (tarih bir iki yukarı ya da aşağı kayabilir) 1946'da altı milyon olarak başlayan soykırım kurbanları sayısını tenzilat yapa yapa bir milyon civarına düşürmüştür. sovyetler birliği ve tarafsız ülkeler dahil tüm avrupa kıtasında yaşayan yahudi nüfusunun ikinci dünya savaşı sırasında dört buçuk milyon civarında olması gerçeği bu "düzeltmeyi" zorunlu kılan etkendir kanımca.
  • 2. dünya savaşı esnasında yahudi ırkının maruz kaldığı soykırım.
    yok olmaya yüz tutmuşken birlik olup her anlamda toparlanmaları takdire şayandır..
    ancak son yıllarda dünya'nın ve bilhassa masum insanların anasını ağlattıkları yadsınamaz bir gerçektir..

    (bkz: biri buna dur demeli)
  • tek bir kisinin istegiyle yuz binlerce insanin olduruldugu olay*. "nasil olur" diye diye sebebini de bulmus bulunuyorum;

    stanley milgram'in otoriteye itaat deneyi:

    27 yasindaki psikoloji profesoru stanley milgram, haziran 1961'de gazeteye verdigi bir ilanla okurlari hafizayla ilgili bilimsel bir deneye cagiriyordu. ama deney gercekte gorundugu gibi degildi. katilimcilara, deneyin, cezalandirilmanin ogrenme ustundeki etkisi ile ilgili oldugu soylendi. katilimcilar, vucuduna elektrotlar baglanmis bir adami izleyebilecekleri bir odaya alindi ve kendilerine, bu tellerin adama aci veren bir elektrik soku verecegi anlatildi. katilimcilara anlatilan senaryoya gore, katilimci "ogretmen", elektrige bagli adamsa "ogrenci" oluyordu. ogretmen rolundeki kisiden ogrenciye bir dizi eslesmis kelime gruplari okumasi ve ogrenciden bunlari dogru sekilde saymaya calismasi istendi. yaptigi her hata icin ogretmenin ogrenciyi, uzerinde 15'ten 450 volta kadar etiketler olan, son ikisinde ise volt derecesi belli olmayan "xxx" seklinde etiketlenmis elektrik anahtarlarini kullanarak cezalandirmasi gerekiyordu.

    yani katilimcilar, gorevlerini elektrige bagli adam hata yaptiginda ona ceza vermek oldugunu, boylece "cezanin ogrenme uzerindeki etkisini" kanitlayan deneye hizmet ettiklerini saniyorlardi. halbuki deneyin amaci apayri bir seydi.

    ogrenciden bir duvarla ayrilan ogretmen, yan tarafta her elektrik soku verilisinde onun acidan bagirisini duyabiliyordu. ogrencinin istirabi artinca, katilimcilarin cogu duruma karsi ciktilar; ama kendilerine sorumlulugun tamamen arastirmaciya ait oldugu ve devam etmeleri gerektigi soylendi. gercekten de, bu insanlarin %65'i, ogrencinin cigliklarinin yerini rahatsiz edici bir sessizligin aldigi "xxx" noktasina kadar devam ettiler. deney tamamen sona erdiginde katilimcilara isin gercegi aciklandi: ogrenci rolundeki kisi gercekte bir aktordu ve aslinda kendisine hic elektrik verilmemisti.

    milgram bu deneyle, eger sorumlulugun otoriteye atilabilecegine inanirlarsa, siradan insanlarin yabanci bir insana olum noktasina kadar kotu davranmaya ikna edilebilecegini gosterdi. o kadar ss subayinin niye rahatsiz olmadan (rahatsiz olmus olsalar bile karsi cikmadan) bunca insani olume gonderdigini anlamamiza yardimci oldu.