şükela:  tümü | bugün
  • cannes'da öve öve bitiremedikleri film.
  • leos carax'ın, 1999 senesinde vizyona giren pola x'den sonra verdiği uzun aradan sonra çektiği ilk uzun metrajlı filmdir.

    yönetmenin, daha önce boy meets girl, les amants du pont-neuf, tokyo filmininin içindeki üç kısa hikayeden biri olan merde gibi pek çok filminde birlikte çalıştığı fetiş oyuncusu denis lavant, bu filmde de kamera karşısında. denis lavant dışında; eva mendes, kylie minogue ve michel piccoli diğer başrol oyuncuları. bakalım bu akşam cannes film festivali'nden bir ödülle ayrılabilecek mi holy motors.
  • paris gecelerinde sürreal yaşamı anlatan film. daha başka bir biçimde filmi kelimelemek gerekirse herhalde "tuhaf bir rüya" yakışık kalacaktır.
  • - bu işe devam etmeni sağlayan şey ne, oscar?
    - beni bu işe başlatan şey: rol yapmanın güzelliği.
    - güzellik mi? bir söz vardır; "güzellik görenin gözündedir."
    - peki gören kimse yoksa?
  • tüm dünya bir tiyatro sahnesi, denis lavant onun adanmış aktörü. enteresan seyirlik. bir süre nooluyoruz lan dedirtiyor. yonetman transformersa selam şaklatmış; önünde saygıynan eğilmiş, diz çökmüş, af dilemiş.
  • ''bir başkasının ölümünü seyretmek kadar hayat dolu bir şey yok''. sanırım bu cümlenin etrafında ana karakteriyle beraber izleyeni de aynı yoldan yokuş aşağı bırakıp gidiyor leos carax. hoşnutsuz, bitkin, sıkılmış bir gölge karakter mr. oscar.

    filmde birçok güzel sahne var lakin tüm o birikmiş ruh sıkıntısını dışa vuran akordiyon çalma sahnesi var ki müthişti.

    sevilesi, paranoyak, sürreal bir film daha leos carax'tan. başka bir şey beklemezdik.
  • yonetmen, mezar taşlarından bile nete link veren bir dünya yaratmış daha ne olsun
  • çok enteresan bulmuş da olsam bir türlü anlayamadığım, uzuun uzun ve boş boş baktığım filmdir. sürekli bir role bürünmek gibi bir mesleği olan insanların olduğu bu filmden aklımda kalan tek kısım "cehennemin dibinde bir balo sergiliyoruz. hepimiz sarhoşuz. ölü ve sarhoş.." kısmıdır.
    tüm bunların dışında, benim için enteresan filmler seçmekte 1numara olan ve o dönemde korkunç bir psikoloji içindeki biricik insanla, öff bile demeden izlediğimi de ayrıca belirtmek isterim.
  • hafiften bir godard tadı veren, "fransız yeni dalgası ölmemiş ya la" dedirten filmdir.