şükela:  tümü | bugün
  • bir tane entry ile, emperyalist-kapitalist dusmani birikimli vatansever cogunluk tarafindan gereken onemin verildigi orwell eseri.

    orwell, hem kendine anti-emperyalist hem de totaliterizme devletin bekaasi icin goz yumabilecek kadar ilkeli insanlarin kafalarindaki solcu sablonuna uyan bir tip degil. agzina demokrasi,ozgurluk gibi sloganlari (oyle gelip gecici slogan tabii bunlar) sakiz edip, kustuyu yataginda sorostan emir alan bir satilmis olarak portre edilemez yani. herif kalkmis gitmis ispanyaya, yazarligi gazeteciligi bir kenara birakmis, eline tufegini alip o boklu siperler icinde inandigi degerler ugruna bogazindan kursunu yemis. tipki 40 bine yakin avrupali ve amerikalinin gonullu olarak yaptigi gibi. bizim kahraman, emperyalik-dover kurtulus savasi donemi halkindan tek bir tabur gitmezken elin zencisi amerikadan kalkip, hayatinda gormedigi katalonyaya gelip vuruluyor fasizme karsi savasirken. almanyayi uzmemek icin izin vermedi hukumetimiz belki de. e iyi de, sene 36,37 falan ha, ataturk hala hayatta, ismet pasa daha kendini sef ilan ettirmemis. almanyayi veya non intervention pacti uzmek istemeyen ulkeleri birak, almanyanin kendisinden gitmis binlerce gonullu, kacak bicimde organize olarak. neyse, bunlari merak etmeyi vatana dil uzatmakla filan bir tutacak insanlari uzmeyelim, orwellden devam edelim.

    franconun fasist guclerine karsi olusturulan popular front cok sayida ogeden olusuyor; orwell de mesela international brigadesle degil, poum militani olarak geliyor. tamamen tesaduf hersey, ingiltereden aldigi referanslara bagli olarak katiliyor saflara. orwell'in sonradan gorduklerini dusununce poum'a gelmesine sevindigi dusunulebilir, lakin homage to catalonia da kolayca anlasildigi gibi en cok sempati besledigi grup anarsistler, cnt fai falan.

    kendisi de zaten bu ogelerin hepsine, savasin icindeki guclerin yapisina tamamen hakim degil. anca anca arsivlerin yardimiyla yazilan koca kitaplarda ayrintili anlatiliyor hersey. adamin amaci definitive bir tarih kitabi yazmak degil, savas gazeteciligi, o da vurulduktan ve poum'un yasadisi ilan edilmesinden filan sonralari. homage to catalonia'nin ek bolumleri de hatirladigim kadariyla orwell'in daha sonra ingilitereye dondukten sonra cikardigi ufak tefek analizlerini iceriyor, iste bunlarin yardimiyla ani kitabi olmanin otesine geciyor. ama adamin ne katalanca ne de ispanyolca bilmedigi gozonune alinirsa dikkat etmek lazim, ornegin "battle for spain" kitabinda (okudugum kadari) ve "a short introduction to spanish civil war"da, adamin unlu may days olaylarini analiz ederken sovyet gudumunu oldugundan fazla etkin gosterdigini, halbuki cikar catismalarinin daha derinlerde yattigini soyluyorlar.

    neyse, kitabin gidisatini ozetleyeyim: barcelonaya sol cephenin icindeki en radikal grup olan anarsistler hakim. bunlar sosyal devrimle francoya karsi savasin ayni anda yurutulmesi gerektigini savunuyorlar daha cok ve tabii sosyal devrim dedikleri de hakikaten devrim, bu yuzden daha radikaller. ornegin orwell sehre geldiginde, burayi cok esitlikci, alistigi duzenlerden cok farkli buluyor, ki onun da sonradan anladigi uzere bu gordugu birkac ay oncesine kiyasla daha az ideal bir hal. ama bu bile onu etkilemeye yetiyor. ornegin insanlar birbirine hiyerarsi belirten kelimelerle hitap etmiyorlar senor gibi, esnaf musterinin gozunun icine bakiyor kendi deyimiyle, bahsis vermek heryerde yasak, yabancilar disinda luks kiyafetlerle pek kimse dolasmiyor. butun onemli girisimler isciler tarafindan kollektivize edilmis, ornegin telefon binasinda calisan isciler orayi ele gecirmisler ve telefon islerine onlar bakiyorlar. ozel ulasim araci da kalmamis, hersey biraz daginik bicimde kollektivize. ordu da dahi ast-ust iliskisi resmiyetini yitirmis, apoletler bilmemneler yok. bazi bolgelerde para ortadan kalkmis. orwell gordugu herseyi begenmese de, buradaki yasam duzeninin ve insanlarin ruh halinin, ugrunda savasmaya degecek seyler oldugunu aninda kavradigini soyluyor. savas yokluguna ragmen insanlar gercekten umutlu ve samimiler.

    fakat bu noktada gazi alip devrim sarkilari falan soylemiyor, durustlugu ve sadeligi hep on planda, ornegin bu iyimserliginin bir yanilmasa oldugunu hemen belirtiyor, "ben saf saf bu duzene karsi cikabilecek insanlarin (toprak agalari, kilise, burjuvazi) ya ikna edildiklerini, ya oldurulduklerini, kisacasi artik dengenin tamamen anarsizm-sosyalizm tarafina gectigini dusunuyordum o siralar ama daha sonradan bu diger gruplarin sadece vaziyeti idare ettiklerini, en ufak bir firsatta tekrar hortlayabilecek kadar etkinliklerini koruduklarini gorememistim" gibi birseyler soyluyor. nitekim birkac ay sonra dahi cepheden geri barcelonaya dondugunde gozlemledigi degisim bu tespiti guclendirecek yonde: eski hitap bicimleri yavas yavas geri donmus, luks restoranlar ve asiri fakirler artmis, yuzyillar boyunca toplumun hafizasina kazinmis hiyerarsiler tekrar su yuzune cikmis ve bu da insanlarda hic sevk ve umut birakmamis.

    bu iki durum arasinda gecen cephe hayatini da her turlu kahramanlik budalaligindan uzak bicimde, oldugu gibi anlatmis: soguk, sikinti, askerlerin tecrubesizligi, muhimmat yetersizligi, hareketsizlik, vs. ingiltere ve fransanin onderligindeki non-intervention hareketi (tarafsizlik, bana dokunmayan yilan bin yasasincilik) yuzunden cumhuriyetciler dogru duzgun silah alamiyorlar, aldiklari bozuk cikiyor ve cok pahaliya maloluyor. hatta yardim etmemeyi birak, sozde tarafsizlik geregi, o ulkelerin bankalarinda bulunan tum ispanyol malvarligi donduruluyor, ama bunlarin cogu cumhuriyetci hukumete ait oldugundan o altinlar, paralar kullanilamiyor ,bir nevi gasp. oysa almanya ve italya franconun fasist guclerine para, muhimmat, asker, hava kuvvetleri, lojistik, istihbarat, danismanlik hizmetleri veriyorlar giderek artan boyutlardan. hatta daha savasin basinda, afrika ordusu basinda bulunan franconun kuvvetleri cebelitariki alman ucaklarinin tarihin ilk buyuk airlift operasyonunu yapmasiyla geciyorlar ve yine onlarin lojistik destegiyle ilk andaki cumhuriyetci avantajini yokediyorlar. kitapta bunlar anlatiliyor mu hatirlamiyorum ama franconun nihai galibiyetinin nedenleri konusunda orwell'in trockistlerle ayri dusmesine isik tutuyor, zira orwell'e gore solcular birlesip devrimi yapamadiklarindan savasi kaybetmediler, fasistler daha iyi silahlanmislardi ve arkalarinda koca bir askeri sanayi vardi.

    bu da zaten konuyu kitabin iki onemli temasina bagliyor. ilki, ingiltere-fransa politikasinin gerzekligi, ikincisi de rusyanin yardiminin boyutlari. ingiltere sadece kapitalist bir ulke degil, ispanyada buyuk yatirimlari olan kapitalist bir ulke. bu acidan, her boku kollektivize edecek anarsistler, yahut her boku devletlestirecek sovyet gudumlu komunistlerle cikarlari paralel gitmiyor, onlar birlikte is yapabilecekleri franco'dan yanalar. lakin, burunlarinin dibindeki ikinci dunya savasi oncesi, ispanyanin bir fasist devlet olmasi ve almanyanin uydusu olmasi ihtimallerinin riskinin, is dunyasinin kaybindan daha agir basmasi lazimdi. franco hitlerle anlasabilseydi ispanya daha bastan 2. dunya savasina girecekti. yani ingilterenin tarafsizlik politikasi hem ahlaksiz, hem de aptalca. hadi kendisinin tarafsiz olmasi neyse de, almanyanin ve italyanin bunu acik acik ihmal etmesine goz yummalari asil kritik hataydi zira almanya ingiltereden gelecek tepkiye gore kendini ayarlamisti, henuz onlara kafa tutmak islerine gelmezdi.

    durum o kadar rezalet ki, ic savasin ilerleyen yillarinda esir alinan fasist birliklerinin yabanci taburlarinin gonullu monullu degil, dupeduz normal italyan ordusu birlikleri olduklari ortaya ciktiginda, non-intervention komitesi bunu bir kanit olarak kabul etmedi dahi. artik gormezden gelmenin bu kadar boku cikmisken, yeni cumhuriyetci hukumetin uluslararasi kamuoyuna yaranmak icin son bir umutla "sosyalizm icin degil demokrasi icin" savastiklarini soylemeleri, radikal solu iyice bastirmalari da bir ise yaramadi. zaten ic savasin oncesinde solcularin onbinlerce din adamini katledip kiliseleri yoketmelerinin uluslararasi kamuoyu nezdinde neden oldugu imaj tahribati buyuk boyutlardaydi ve franco bunu kizil vatan hainlere karsi savastigini belirtmek icin bol bol kullanmisti. halbuki "anti-clerical violence", gozu kor bir komunist din dusmanligi degil, serflerin yuzyillarca kendilerine karsi toprak agalariyla ve aristokrasiyle muttefik olmus kiliseye karsi duyduklari bastirilmis ofkenin patlamasiydi. kilise bu savasta da, her turlu otoriter din sisteminin yapacagini yapip fasist francoyu destekleyerek ne mal oldugunu belli etti zaten (her turlu tarihsel etkenin birbirine girdigi bir savas oldugu icin burada ironi bulmak cok kolay, mesela kilise fasist cephede nazilerle omuz omuzaydi ama naziler katolisizmden acikca nefret ediyorlardi, boyle igrenc bir iliskiler yumagi iste).

    orwell'e gore ispanyol cumhuriyetcilerinin izole edilmesi, onlara tek destek veren guc olan sovyetlerin etkisinin, o karmakarisik "popular front" (halk cephesi desek mesela) icinde oransiz bicimde artmasina neden oluyor. sonucta madrid fasistlere dusmek uzereyken international brigadesi organize eden, tanklar ve iy iegitimli pilotlar gonderen ruslar gunu kurtariyorlar. o donemden sonra da cumhuriyetci hukumet onemli gorevlere komunistleri getiriyor ve denge onlarin lehine bozuluyor. bunlar anarsistlere ve hatta daha yumusak sosyalistlere, neredeyse franconun kendisi kadar karsilar. orwell moskova baglantisina biraz fazla agirlik veriyor gibi, zira her seyin arkasinda iyice planlanmis, sovyet rusya sponsorlugundaki bir komplo olmak zorunda degil, onlarin kulturel ve ekonomik etkileri merkezi olmasalar da anti-fasist cepheyi o yone cekecek gucte. askeri basarilarla da iyice guvenilirlik kazaniyorlar.

    fakat sonradan olusan gorus birligi, ruslarin yardimlarinin kesinlikle almanyanin yahut italyanin katkisiyla karsilastirilabilecke boyutlarda olmadigi yonunde. gonulluler disinda direkt asker ve muhimmat pek yollamiyorlar, yolladiklari da gozlemci ve danisman gorevlerindeki subaylar. dogru duzgun calismayan tufekler geliyor, onlar da asker sayisindan az. yani rusya almanya arasi bir proxy savasi benzetmesi yersiz.

    butun bunlarin sonucunda orwell, katalanyada gordukleri uzerine sosyalizmin uygulanabilirligi uzerine suphe etmeyi birakiyor ve buna gonulden inaniyor. ote yandan sovyet modeli dahil totaliter rejimlere karsi olan nefreti de katlaniyor. sonrasinda yazdigi animal farm ve 1984'u, demokratik sosyalizme alternatif sistemlerin oyle ya da boyle totalitermize meyilli olmasi ve asla ozgurlukcu olamamalari (kapitalizmde ekonomik guc olmadan hicbir ozgurlugun hakkiyla kullanilamamasi gibi) yonunde bir elestiri olarak kabul etmek lazim, salt sovyet komunizminin degil.

    "kursunun bogazimi delip gectigini duyunca olecegime ikna oldum. o gune kadar bogazinin ortasindan vurulup da hayatta kalan birini duymamistim. sah damari gitti dedim, acaba damar kesilince ne kadar daha hayatta kalinirdi, herhalde birkac dakikadan fazlasi degil. olecegimi anlayinca ilk dusuncem yeterince klasik olarak karim hakkindaydi. sonraki ise bu aptal sanssizligin beni sinirlendirmesiydi. tum bu anlamsizlik. savasirken bile degil, siperlerde nobet sirasinda bir anlik dikkatsizlik yuzunden yok yere olecektim. beni vuran adami da dusundum. acaba nasil biriydi, ispanyol muydu, beni vurdugunu biliyor muydu, vs. ona karsi bir nefret hissedemiyordum. bir fasist oldugunu biliyordum ve sansim olsa ben de onu vururdum ama onu o anda yakalayip onume getirseler, iyi bir atis yaptigi icin kendisini kutlamak disinda birsey yapmazdim. belki de gercekten olecek olsaniz, dusunceleriniz daha farkli olurdu.."
  • ispanya iç savaşına katılmadan önce bir faşist öldürmek istediğini söyler orwell. ama gelin görün ki savaşın makyajı, gerçekten cephe içerisinde olunca bozuluyor. thermopylae gibi miladın gerisindeki bir savaştan somme gibi ilk tankların kullanıldığı modern savaşa gelinceye kadar ne kadar savaş makyajı olursa olsun bitlerden kurtulunamıyor (orwell testislerine bile giren bitlerden bahseder.) orwell çok az çatışmaya girmesine karşın savaşın pisliğini gözler önüne serer. ayrıca eserde ülkenin en iyi matadorlarının faşist olması yüzünden artık barcelona'da boğa güreşleri düzenlenemediğinden, gördüğü berberlerin hemen hemen hepsinin anarşist olmasına varıncaya kadar (bu bana biraz fatsa'yı mı hatırlattı ne?) enteresan noktalar vardır, kanımca (1984 bir yana) orwell'ın en okunabilir eseridir.
  • orwell’in savaşta dikkat çektiği bir başka nokta ise; ispanya’nın afrika ordusunun başındaki franco’nun yöntimi altındaki moor’ların (faslılar) hiç bir şekilde bu sömürgeci, gerici, faşist idareye karşı ayaklanmamış olmasıdır. buna tabii çeşitli sebepler gösterilebilir; en nihayetinde 1930’larda, 2. dünya savaşı sonrası ortaya çıkacak anti-colonial hareketler daha pek gelişmemişti ve fas toplumu da bunun ortaya çıkabileceği ilk yerlerden biri değildi muhtemelen. ama bundan daha da ilginç olan sebep; kolonileri işine geldiği zaman işine geldiği gibi asker toplamak, isyan çıkartmak, esas vatan işgal edilince overseas mücadele sürdürmek için kullanan avrupa devletleri; bu sefer cumhuriyetçi ispanya nezdinde bundan kaçınmışlardır. yani barcelona-valencia-madrid ittifakı kalkıp da moor’ları ayaklandırmaya çalışmamıştır. sebebi ise basittir: hemen arka komşu olan ve hem ana merkez olan katalunya’ya hem de franco’nun elinde tuttuğu bilbao yöresine komşu olan fransa, fas’ta ispanya’dan daha büyük etki ve alan sahibidir. kalkıp da emperyalist fransa’yı (ki international brigade’e çok katkı sağlayani kendi solu da her zaman bir ingiltere’ye göre çok daha aktif olan ve o dönemde kendisi de ideolojik kaynaklı hükümet karışıklıklarından uzak kalamayan fransa’dır) rahatsız etmenin alemi yoktur.

    sovyetler ise hiç bir zaman anarşist damarı desteklememiş; hiç bir zaman devrim ile savaşı birlikte istememiş; “önce savaş sonra belki devrim” gibi –bence- savaşı öne koyduğundan mantıklı ama kısmen de olsa başlamış bulunan devrimi bastırmak açısından isabet derecesi tartışmalı (kafadan isabetsiz demek de zor; zira işte foreign intervention) bir ilke ile hareket etmekteydi. dolayısıyla savaş kazanıldığında ispanya, komünist parti yönetiminde anti-demokratik, had safhada merkezi, kilise – burjuvazi – toprak sahipleri - monarşi ittifakının yerini sovyet tarzı (ki regionalist ispanya’yı sovyetlere ayırmak da fazla dert olmazdı) bir bürokratik devletçi diktatörlüğün elinde kalabilecekti. bugünün bakış açısıyla yüzyıllardır süren bir belayı, daha yeni başka bir bela ile değişmekten öte bir anlam taşımayacak olan bu gelişme; yine de 1974’e kadar süren ve ispanya’yı (aslında iberya’yı; zira salazar’ın da pek şansı kalmazdı ispanya öyle ya da böyle faşist olmayan bir rejimle tanışabilseydi) avrupa’nın kör noktası olarak bırakan franco rejimine tercih edilebilir miydi sorusuna cevap vermek ise pek kolay değil.
  • gerçekleri çarpıtan ve güvenilir olmayan bir kaynaktır.

    (bkz: orwell'ın listesi)
    (bkz: george orwell/#20430488)
  • (bkz: #22719360)
  • katıldığı taraftaki çaresizliği, yetmezliği kitaptaki şu cümlede çok güzel özetlemiştir orwell;

    "one could have destroyed the enemy positions one after another as easy as smashing nuts with a hummer. but on our side the guns simply did not exist."

    kısaca budur.
  • bgst yayınları tarafından ikinci basımı -ilk basımdan tam yirmi altı yıl sonra- yapılmış orwell kitabı.
  • orwell'in bizzat ispanya iç savaşı'nda bulunduğu dönemde yaşadıklarını ve gözlemlerini anlattığı çok başarılı bir kitap. bazen parti isimleri gibi ayrıntılar çok kafa karıştırsa da orwell'in devlete karşı olan güvensizliğinin nasıl geliştiğini bizzat gösteriyor. en çarpıcı yanı ise orwell'in şuna benzer olan tespiti:

    - savaş hattında anarşist, komunist ve sosyalistler hangi rejimi desteklerse desteklesinler omuz omuza savaşırken, cephenin çok arkasında barcelona'da bu rejimi sözde savunanlar birbirlerini vatan haini ilan ediyorlar.

    akıcıdır, okunması da şiddetle tavsiye edilir.
  • kitap orwell'in sovyetlere neden kin beslediğini açıkça ortaya koyar. tarafsız el bombalarından da bahsedilir bu kitapta.
  • orwell'in katalonya'ya selam çaktığı eserdir, eki eki. geyik bir yana, olmamış kitap. okurken sürekli franco kesti biçti ama ispanya'yı da adam etti diyecekmiş gibi bir hissiyat oluşuyor, nahoş. taraflı/tarafsız o muhabbetlere girmeyeceğim ama kopuk kopuk bir eser. bir tek gominiklerle anarşiklerin nasıl faşizme karşı omuz omuza duramadıklarını görmek açısından okumaya değer denebilir. beraber no pasaran diyememişler la ya.

    ha bir de sözüm sana bgst o nasıl kitap basmak, o ne saçma bir kağıt-kapak kullanımı, kitabı açık tutacağım diye parmaklarım uyuştu. bsg rica ediyorum, emeğe saygı da, biraz da okuyanın emeğine saygı.