şükela:  tümü | bugün
  • 2003 yapımı biyografik bir film. imdb 7.3

    liz murray adlı annesi envai çeşit bağımlı olan bir kızın sorunlu ve çalkantılı hayatına rağmen harvard'a giren kızın biyografi tarzı filmi.

    eğer o yaptıysa neden ben de yapamayayım dedirtmiştir bana da. size de dedirtmelidir.

    filmin en sonunda ispanyolca olduğunu sandığım alt yazılar girdi ve o kısımları anlamadım. bir gün izleyip anlayan olursa bir mesaj atarak beni bilgilendirmesini rica ediyorum ondan.

    --- spoiler ---

    ı got into harvard. ı got a job in new york times. ı got n apartment. ı don't havee to care whole life with me. but ı do. evryone ı know, everything ı done. this is cheap off and forget little things has still hard to carry: mum. so, that is why ı have to told you... hat is why ı have told you my story an ı can witohut burging down.
    --- spoiler ---

    not: açıkçası sonlarına doğru kaçırmış olma olasılığım gayet yüksek. burging down kısmı cidden ilginç geldi. muhtemelen orasını yanlış anladım. ama olsun. baştan sona çeviri altyazı vs. olmadan izlediğim ilk filme göre fena değildi. gerçi benim gibi çok inglizce seviyesinin yeterli olmadığını düşünenler de çok rahat ana fikri anlarlar sahnelerden. belki bir kaç kere çeviriye başvurabilirler.

    hoş bir film idi. tavsiye ederim ilgilisine.
  • filmi izlemeden önce alkolik bir ailede yetişmenin çocuklar üzerinde nasıl etkileri olduğuna dair bir kaç kaynak okuma şansınız olursa, film size klasik bir başarı hikayesinden daha fazlasını sunuyor.
    susan forward'in, "toxic parents: overcoming their hurtful legacy and reclaiming your life" kitabındaki, "no one in this family is an alcoholic" adlı bölüm filmi ve liz'in iç dünyasını anlamak için yararlı olabilir. kısa bir alıntı yapmak gerekirse:
    "when a child is forced to adopt the role of parent, he loses his role models, threatening his developing identity. this destructive role reversal is common in alcoholic families...in the alcoholic family, the drinking parent actively usurps the child's role through his pathetic, needy, irrational behavior. he is such a handful of a child himself that he leaves no room for any other children in the family."

    --- spoiler ---

    aynı aile ortamında büyümüş olan diğer kız kardeş ile liz'in yaşamlarının gidişatı iki kızın hayata bakış açılarını çok güzel anlatmış. liz'in en büyük şansı annesinin ölümünün ardından kendiyle yüzleşmesi. bu durumu da okula kayıt için müdürle yaptığı konuşmadan anlayabiliyoruz. annesi ölene dek liz hep annesinin bir gün yeniden iyileşip ona bakmaya başlayacağını ve herşeyin düzeleceğini bekliyor tıpkı bir mucize gibi. fakat annesinin ölümüyle o günün asla gelmeyeceğini anlıyor. birşeyler yapması gerektiğinin farkına varıyor çünkü bu hayatın içinde sıkışıp kalmak istemiyor. hem de henüz 15 yaşındayken. müdür'e söylediği cümle çok anlamlı, ben anneme hep baktım, o benim bebeğimdi.( ebeveynin cocugundan rol calmasi ve cocugun yetiskin rolu ustlenmesi) müdür de onu tamamlıyor, şimdi de kendine bakmalısın.
    harvard'a okul gezisi için gittikleri gün oradaki insanlar gibi olmadığını düşünmesi fakat sonrasında neden diye kendine sorması kırılma noktalarından biri.
    liz'in farkı burada başlıyor, düşünce yapısında. new york times 'a burs için gittiğinde daha iyi bir hayat olabileceğini, başka bir şekilde de yaşanabileceğini anlatıyor.
    içine doğduğu koşulların onu hapsetmesine izin vermiyor. filmin, liz'in hikayesinin en "gerçek" tarafı bu.
    --- spoiler ---
    liz'in kendi ağzından yaşamını dinlemek isterseniz:
    liz murray-tedx