şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: espavo) *
  • latincede nominativus haldeki honorificabilitudinitas'ın ablativus / dativus pluralis halidir. yani kelime özne halindeyken her ne manaya geliyorsa, onun -e ya da -den halinin çoğulunu düşünmemiz gerekiyor.

    kelimenin oluşum tablosuna bakmadan önce şunun altını çizmekte fayda var, kelimenin geçtiği eser loves labours lost. yani w. shakespeare 'e atfedilen tragedyaların aslında francis bacon'a ait olduğunu iddia edenlere göre en önemli kanıt/eser. bu eser fransa'yı ve fransız kültürünü aktarmaktadır, w. ellis ve benzeri araştırmacılara göre shakespeare gibi bir köylünün (bacon'la karşılaştırdığımızda yaşamına dair neredeyse hiçbir şey bilmiyoruz, kaldı ki sir tobie matthews bir mektubunda "en büyük zeka zatıalinizin ismine aittir. halbuki bunu herkes başka biliyor" demiştir bacon için.) diğer eserler için olduğu kadar bu eser için de yeteri kadar donanıma sahip olduğu söylenemez. buna karşılık bacon, çok genç yaşta (16) fransa'ya (shakespeare'in hiç gitmediği!), ingiliz büyükelçisi sir paulet'nin yanına siyaset öğrenmesi için gönderilmişti. w. ellis'in the shakespeare myth adlı eserinde çok sık tekrar ettiği gibi bir kasap olan w. shakespeare'le karşılaştırılınca, francis bacon gibi neredeyse tüm yaşamı bürokrasi ve saray ortamında geçmiş bir aristokratın bu eseri yazmış olması fikri makul karşılanabilir. tsan chan'ın belirttiği "hi ludi f. baconis nati tuiti orbi" anagramı ise bu açıdan manalı görünmektedir.

    detaylar için: francis shakespeare ya da william bacon/@jimi the kewl

    şimdi gelelim kelimenin oluşturulma biçimine.

    ifadenin özünde "onur, şeref, itibar" gibi manalara gelen honor kelimesi var, ki zaten hint-avrpa dil ailesine mensup modern dillerin çoğuna da geçmiştir (http://www.merriam-webster.com/dictionary/honor). bu kelimeden türeyen honorificus kelimesi ise "övme kabilinden, övücü bir şekilde, onurla ilişkilenmiş, onurlanmış, şeref payesi elde etmiş" gibi manalara gelmektedir, ki bu da tabirin gelişiminde ikinci aşamayı oluşturur. üçüncü aşamada karşımıza çıkan kelime honorificabilitas'tır. buradaki -abilitas eki, ingilizcedeki -ability ekinin karşılığıdır, "-ebilirlik, -abilirlik" manasını verir türkçede. "abilitas" yetenek manasındadır latincede tek başına kullanıldığında. en nihayetinde honorificabilitas ifadesinde "onurlandırılma durumu, onurlanma durumu" manası açığa çıkar. dördüncü aşamada honorificabilitudo kelimesini görürüz ifadeye baktığımızda, latincede üçüncü çekim isimlerdeki yapıyla karşılaşırız (bu kelimenin genetivus yani -in hali honorificabilitudinis olmalıdır). bir sitede (http://www.users.qwest.net/…/mypages/longwords.html) bu tabirin ingilizcesinin honourableness olduğu söyleniyor ki, ingilizce bilenlerin buradaki -able ve -ness eklerinden de kolaylıkla anlayabileceği gibi mana bu sefer şuna dönüşür: "onurlanabilirlik, onurlandırılabilirlik".

    buraya kadar tamam ve gayet yerinde bir isim türetim süreciyle karşı karşıyaydık, ancak bundan sonrası biraz abartı görünüyor, f. bacon veya w. shakespeare farketmez ozanın tümüyle yaratıcılığına kalmış. zira beşinci aşamada kelimenin aldığı hal (nominativus) şudur: honorificabilitudinitas. nasıl ki latincesiyle trinitas, ingilizcesiyle trinity "üçlülük" manasında (http://humanum.arts.cuhk.edu.hk/…oun3/trinitas.html), honorificabilitudinitas'ta da (yukarıdaki seyri de göz önünde tutarsak) "onurlanabilirlik, onurlandırılabilirlik durumu" manası ortaya çıkar, ancak bunun aşırı zorlama olduğunu düşünüyorum. zira kelime türetimi, ihtiyaçtan doğar. burada dördüncü aşamadaki "honorificabilitudo" kelimesi yeterli gibi duruyorsa da, ozan benim gibi düşünmemiş. örneğin "infinis"'ten (sonsuz) "infinitas" (sonsuzluk) kelimesinin türetilmesi gibi, honorificabilitudo'dan honorificabilitudinitas kelimesi türetilmiş. burada dikkat edilmesi gereken hususlardan biri de kelimenin doğal olarak genetivus kökeninden (honorificabilitudinis) türetilmiş olmasıdır, ki bu da kurallılığı gösterir.

    sonuç itibariyle ben bunu, yukarıda da dediğim gibi şu şekilde çevirmeyi uygun görüyorum: "onurlanabilirlik, onurlandırılabilirlik durumu". diyeceksiniz ki, "ucundan kıyısından 'onurluluk' belki manayı verebilir, onu neden kullanmadın?" eh yani ozan kasmış, uzattıkça uzatmış, türettikçe türetmiş biz de türkçesinde benzer bir çabayla -onunla farklı bir zaman diliminde de olsak- aynı düzlemde olduğumuzu gösterebilelim değil mi? evet.
  • shakespeare'in love's labour's lost'da bir soytarının ağzından dillendirdiği 27 harften oluşan bu latince sözcük, 'tepeden tırnağa onurla yüklü olma" anlamına geldiği gibi, shakespeare oyunlarını francis bacon'un yazdığını iddia eden bir anagramdır aynı zamanda.