şükela:  tümü | bugün
  • sosyal bilimlerde olduğu kadar mühendislikte de başarılı olabilen insanlara verilen genel ad.
  • bana hediye ettiği kitap yüzünden uzun zaman "öpücük balığı" taklidi yaparak herkesleri deli ettiğim, beni maça götürme teklifine bile balıklama atladığım sevgili dost. söz bir gün abanta da gideceğiz..
  • dizi* hakkında kendisinden daha fazla yazı bulunan adam.
  • gofraj konusunun tek hakimi, narenciyeyi limonlu ice tea sanan, yıllık tek paketle sigarada rekora rekor demeyen bir peri padişahı, bir mühendislik harikasıdır. menteşe konusunda kendisinden özel ders alınması şefkatle tavsiye edilir.
  • finlandiyadan bana kartopu getirme sözü veren, ve sanırım kar yağana dek beklemeyi aklına koymuş güzel insan.. aslında kartopu bahane fin kızları şahane dediğine dair dedikodular var..
    (bkz: sozlukculer hakkinda asilsiz dedikodular)
    ama ne olursa olsun.. dön artık.
  • finlandiyadan getirdiği kartopu olmaya hazır su ile gözlerimi yaşartan, ankarada üretilen ilk fin katkılı kartopu ile ülke ekonomisine katkıda bulunmayı düşündüğüm,ren geyiği boynuzundan yapılmış kolyemle cazibeme katkısı unutulmaz, beni tavlada yenmesini nargile içip kafayı bulmama bağladığım, ahhhh canım kıyamam yaaaa nidaları ile şefkat gösterip sakinleşmemi sağlayan eşsiz dost.
  • atılan uçan kafalar ancak diz kapağına isabet edebilen kavak misali adam.
  • "...şunu bilin ki prensim, kabaran web akımının telefon santrallerini ve onların görkemli 0822li hatlarını yutması sırasında ekşi sözlük'te o güne kadar görülmemiş bir yazar ortaya çıkmıştı. ssg'nin hükümranlığının sürdüğü bu çağda, sözlükteki yazarlar, gökteki yıldızların mavi parıltıları kadar dağınık ve belirgindi. işte bu sıralarda çok uzaklardan honour knowledge geldi. elinden mausunu hiç bırakmayan bu çelik bilekli, kara saçlı, şahin gözlü yiğit tüm entryleri ergonomik klavyesinin altında çiğnemek istiyordu..."
  • genclik gunlerinde basindan gecen olaylari nukteli bir dil ile* anlattigi gunluklerine bugun paha bicilemeyen, hayatini gezmeye, gormeye ve yazmaya adamis saray erbabi... bu adi gecen sevgili gunluklerin ilk ciddi, ucsuz bucaksiz cin diyarinin issiz koselerinden birinde sans eseri ele gecirildiginde edebiyat dunyasinin yerinden oynamasina, yakin ve uzak dogu tarihcilerinin sevincten gobek atmalarina, limbo cubuguna basini carparak hayatini kaybeden eski bir aile ferdinin kemiklerinin soyle bir kipirdanmasina yol acmistir... ancak sonuna kadar okundugu zaman anlasilmistir ki, hayatinin sadece ilk genclik yillarini kapsayan bu ciltten sonra, daha nice sayfalar doldurmus, bir cok prensesin askinin hirsizi, ruyalarinin anlaticisi, hane halkinin en sevdigi bohcacisi olmus, taniklik ettigi olaylari golgelerin gucu adina anlatmaktan asla vaz gecmemistir...
    hayat tecrubesinin doruklarinda iken dunyanin geri kalanina bagisladigi yazi kirintilarinin, sozlugun karanlik mahzenlerinde kilit altinda tutulduguna dair soylentiler, gunumuz tarihcilerini hala huzursuz etmektedir...