şükela:  tümü | bugün
  • bir kizilderili kabilesi
    (bkz: hopi dili)
  • ekşi sözlük 6 yaşında zirvesinde tüm tedirgin ruhlar gibi camelist olduğunu gördüğümüz, o gürültüde anarşizm ve kızılderililer üzerine sohbet edilen kişi.
  • sözlükteki ilk ayarımı veren yazar.
  • cin ali sevgisiyle sempatimi kazanan, siz zamirini kullanmaktan çekinmeyen 6. nesil ince yazar
  • hopiler geleneksel olarak kutsal kabul ettikleri mısırı yetiştirmeyi sürdürmüşlerdir. ve bu yaşam biçimi esası alçak gönüllülük, iş birliği, paylaşım, saygı ve dünyayı korumaya dayanan kültürlerine de yansımıştır.
  • kizilligini * kizilderililerden; sicakligini sudan alan insana veren, birlikte atlantise gidilesi denizci -ve utanmadan yazar- kisisi..

    (unutmadan; her kim ki el almaz elalem alir, sonunda kupalar ona kalir)
  • bilgili ve anlayisli bir insan olduguma kanaat getirip hem kendini, hem beni havanda su dovmekten kurtaran kinayeci.
  • konu: yeni başlayanlar için hopi

    gerçekten başarılı bir insan bu. ne demek ‘başarılı insan’? insani anlamda çok şey demek; “dostluğu, empatiyi, gülmeyi, içmeyi, konuştuğu dile özen göstermeyi, içtenliği, demokratikliği, şevkatli olmayı ve hayata karşı istikrarlı durmayı becerebilmek” demek. evet, çok şey var bu adamda; başarılı insan olmak için gereken çok şey var. samimiyeti ilk görüşte anlaşılsa da, bu kadar dolu bir insan olduğu bir süre konuştuktan sonra anlaşılabiliyor. bu adama iyi anlatmak, anlattıktan sonra da onu iyi dinlemek gerekiyor; çünkü o, anlatmayı iyi bildiği gibi dinlemeyi de iyi biliyor; gereğince saygılı ve yeterince neşeli sohbet etmeyi çok güzel beceriyor; onunla sohbet etmek, ayrı bir keyifli, ayrı bir değerli oluyor.

    konu: devam edenler için hopi

    bahsettiğim yönlerini fark edebilenler; (bkz: fazla söze ne hacet)
    bahsettiğim yönlerini fark edemeyenler; (bkz: bir önceki paragraf)

    konu: yazarın notu

    başarılı öğrencilerin karnelerine öğretmenlerin yazdığı bir klişe vardır: “başarılarının devamını dilerim”. hopi‘ye “başarılarının devamını dilerim” demiyorum; zira ‘başarılı insan’ olma özelliğinin, kolay kolay bozulmayacak bir istikrarla örüldüğüne inanıyorum. ayrıca, ben öğretmen değilim. hem öğretmen olsaydım iş değişirdi; ona göre yorumlardım. hayır, bu yaştan sonra öğretmen olamam ki. hadi “oldum” diyelim; “niye oldun? nasıl oldun?” diye sormazlar mı adama? soranlara ne cevap veririm? hadi “cevabını buldum” diyelim; cevabı bulmak için uğraştığıma değer mi? üstüne üstlük, böyle bir sorguya cevap vermek için niye bu kadar uğraştığımı merak etmez miyim? hadi “merak ettim” diyelim... (bkz: entry’nin sonuna doğru saçmalamaya başlamak)

    yarı ciddi, yarı geyik dipnot: (bkz: başarılı olacak çocuklara isimler)

    bitti...*
  • bu adamı kendimden cümlelerle anlatmak zor geliyor, belki de bir şiir yetişir imdadıma. ama öyle böyle bir şiir değil. edip cansever var mesela. alkolü seven* bir şair abimiz. sonra, onun bir şiiri var hani; yerçekimli karanfil diye. hani meyhane sarhoşluklarımızda bize kırmızı güller tutan çiçekçiler var ya, onlara dediğimizden: "var mıdır usta sende, bir yerçekimli karanfil" diye... bildiniz, ondan bir parça geliyor. sözler edip cansever'den, yaşamak bizden. buyrun:

    örnegin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
    bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
    midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.
    sen o karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
    sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
    o baskası yok mu bir yanındakine veriyor
    derken karanfil elden ele.
  • rakı misali henuz icmeden keyif veren; visne sarabı gibi icip bitirdikten sonra -ki ictigini bile unutmusken- carpan adam..
    bir de kuskusuz denizi bile ıslatan..

    " ey deniz! sen bile ıslanırsın
    ben senin sonsuzundan bir alkolik cocugum.

    duser ilk yaz kalır bir zeytin dalı hemen
    bir doga sayımından degilse kendiliginden
    ben cıkarım bir yukseklikten dusmeye
    inerim inerim bir kugunun saga ve sola bakma seruvenine
    ey deniz sen bile ıslanırsın ki, anla
    gunlerden saatlerden bir alkolik cocugum.

    az mı kaldım sayılır bir otelde bir yerde
    ici buz dolu bir bardakla aynı degerde
    isterim gecmek isterim az az yasamakla bir seyleri
    mavi bir zamandan kalmayı, mavi bir zamanı bilmeyi
    oysa ben yasamaktan da yogun
    bir sıra yalnızlıktan bir alkolik cocugum. "