şükela:  tümü | bugün
  • louis c.k. ve steve buscemi'nin başrollerinde oynadığı ve https://louisck.net/…hase/horace-and-pete-episode-1 adresinden satın alınabilecek dizi. ilk bölümü satışta şu an sadece ve 5 dolar. dizinin içeriği pek bilinmiyor henüz ama şöyle bişey var:

    http://www.theverge.com/…w-horace-and-pete-released

    bu da diziden bir caps:

    http://imgur.com/3sxnbpc
  • satış yaptığı yerde dahi güldüren bir louis projesi:

    "watch the show, download the show, ignore the show. whatever you want. after that, you never, ever have to hear from me again. unless you want to."

    mail'e bildirim gelsin mi gelmesin mi sorusunun seçenekleri:

    yes, ı'd like to receive further emails about louis c.k. things.

    no, leave me alone forever, you fat idiot.

    aldım, izledim. louie'den önce başka projelerle uğraşacını söylemişti louis. bu onlardan biri. birkaç işi daha var uğraştığı bu aralar. louie'nin altıncı sezonu çok uzayabilir deniyordu. en azından o arada boş geçmemiş oluyor reyiz.

    bölüm incelemesi sonra.
  • louie'de her sezon git gide saklanan komedi artık iyice derinlere gömülmüş ama yok değil, tabi görmek için louis'nin tarzına hakim olmak gerekir... ilk bölümün ilk yarım saati tanışma faslı(dizinin konseptiyle), haliyle biraz garipsedim ancak ikinci yarıda aldı götürdü... uncle pete dizinin kurtarıcı oyuncusu olmuş, süper karakter... buscemi ve louis nasıl bir ikili olacak bekleyip görmek lazım... çekimler tiyatro sahnesi gibi olduğu için zaman zaman oyunculuklar göze batıyor... henüz bir şey söylemek için çok erken ama bir şeyler vaad ettiği kesin, umarım güzel devam eder...
  • --- spoiler ---

    tatlılar tatlısı rebecca hall'un bölümdeki yeri de kendi gibi tatlıydı. bölüm boyunca gelişen cümbüşün dışında yaşayan (ve belli ki önceden beridir de yaşamış) rachel karakterini çok güzel oynamış. son derece pozitif, kendi işinde gücünde olan, hayata bakışı olumlu, neşeli ve mutlu bir kadın. eve geldiğinde horace'un bütün gün ne yaşadığından habersiz kendi neşeli gününü anlatması, o kısacık tatlı saçları ve kocaman gülüşüyle insanın içini ısıtmaya yetiyor, birkaç dakika da sürse de. horace böylesi bir hayata rağmen nasıl böyle bir kadınla birlikte olmuş o bile merak uyandırdı. ancak rebecca misafir oyuncu olduğuna göre bunu hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz gibi. ağzımıza bir parmak bal çalmış louis.

    horace karakterinin kendi hayatıyla rachel'ın hayatının kıyasını yaptığı bariz olan o son sahnedeki yüz ifadeleri ve sonunda aldığı karar aslında bu ikilinin başından beri uygun tipler olmadığına dair ipucu da vermiyor değil yine de. ancak bana göre rachel gibi bir kadın bulunmaz hint kumaşı iken horace'ın kendi kasvetinden ötürü o enerjiyi bünyesine çekip hayatını renklendirememesi oldukça talihsiz bir olay. burada belki bir empati göndermesi yapmıştır louis, bilinmez. rachel ne kadar pozitif de olsa horace'ın gününün nasıl geçtiğini sormadan, yüz ifadesini okumaya çalışmadan kendi gününden bahsetmesi senaryoya belki de bilerek eklenmiş. bana göre bu çok yanlış bir hareket olmasa da louis böyle işlemek istemiş. zaten horace'ın aslında mutsuzluğu mu desem, memnuniyetsizliği mi desem, rachel'ın kendisini öptüğü ilk sahnede bariz belli ediliyor. horace'ın yüzünün ekşimesi vs. güzeller güzeli bir kadın seni öpüyor ve sen ne oluyoruz gibi tavırlar içine giriyorsun. bu da anlatıyor ki horace uzun zamandır mutlu değil. louis tam bu noktada aslında rachel hakkında da birşeyler düşünebilmemiz için bize ipuçları veriyor. belki de bu huzursuzluğun sebebi horace değildi de rachel'dı? gibi. ben başından beri horace'ı suçlamış olsam da rachel'ın mutluluğu, neşesi, enerjisi, pozitifliği, varsa bir empati yoksunluğu ya da düşüncesizlikle oldukça fazla bir şekilde kredi kaybediyor. kısacası louis herşeyi vermiyor, biraz da hayal edin, kurgulayın diyor.

    bunun dışında işlenen geleneksellik/modernlik, devlet kanunları/aile kanunları, ırkçılık, faşistlik, aile ilişkileri, liberal/muhafazakar (cumhuriyetçi), homofobya, sosyal statüye bakış, cep telefonları, genç/yaşlı, saygı/sevgi gibi konular ve zıtlıklar, tam bir louis mayasıyla mayalanmış ve izleyiciye sunulmuş.

    buscemi'nin pete karakterini oynayışı yine tam bir buscemi ustalığında. nick di paolo ve alan alda yine harika oyunculuklar sergiliyor. nick'in gösterilerini de louie'deki karakterini de ayrı severim.

    reddit'te fazla beğenilmemiş. louie izleyeceklerini sanarak izlemişler çünkü. ondan bağımsız izleyin. louis'den eskiye dair çok şey bulabildiğiniz gibi yeni şeyler de bulacaksınız diziden.

    --- spoiler ---
  • çok tatlı adam yav. 5 dolara bile laf edene önce güzelce giydiriyor kendi üslubunca. sonra da kıyamayıp onda dahi indirim yapıyor. çok yaşa sen.
  • olay bir barda geçiyor.
  • 2. bölümde horace'ın rachel'ı neden kovduğunu anladık. yine louis tarzında bir plot olmuş orda. çok saçma bir hamleyle bir iyilik yapmak istiyor vs. ilk bölüme göre biraz daha mizah yönü ağır basmış. özellikle douche tax olayı harikaydı. bir de diziyi götüren resmen uncle pete. bir de edie falco yaşlandıkça güzelleşmiş. bana öyle geldi ya da bilemedim.
  • --- spoiler 3 ---

    az önce 3. bölümü bitirdim ve daha önce hiç yaşamadığım bir deneyim yaşadım. bölüm sheldon cooper'ın annesi rolünden tanıdığımız laurie metcalf'ın bir hikaye anlatması ile başlıyor. bir beş altı dk. geçiyor hikaye biter başka sahnelere geçer herhalde diyorum. dakikayı kontrol ediyorum. ancak laurie öyle harika anlatıyor ve basit de olsa hikayenin içine öyle giriyorum ki, dakikayı ikinci kontrol edişimde 42.dk'da olduğumu fark ediyorum. kocaman bir hassiktir ile bitiriyorum sonra bölümü. resmen zaman kavramını yitirmişim. türkiye'de sinemalarda film arası olmasa interstellar'da da bunu yaşayacaktım. ilk yarı geldiğinde noldu lan demiştim orda da çünkü. filme öyle girmiştim. filme ara girmese aynen bu horace and pete bölümündeki deneyimi yaşayacaktım.

    bu bölüm aynı zamanda horace'ın geçmişiyle ilgili güzel bir bölümdü. louis'nin tek bölümde bir karakterin geçmişini anlatma cesaretini göstermesi de diziyi neden tamamen kendisinin üstlendiğinin bir sonucu. kafasına göre takılıyor adam. reyting derdi yok, para derdi yok. sanatını icra etmek istiyor.

    bölüm sonunda uncle pete'in gelip uncle pete'lik yapması da süper eğlenceliydi. ayrıca horace'ın eşini aldattıktan sonraki duyguları da şahane komikti.

    bundan önceki iki bölümde de yine keskin konulara, tabulara cesurca dalan louis bu sefer de klasik evlilik anlayışına, katolikliğe, ahlağa vs girişiyor. ve bundan başarıyla çıkıyor.

    ve tüm bu hayat hengamesine rağmen horace'ın çocukları hakkındaki endişesi, kendi hayatıyla artık barışık olduğu gerçeğinden sonra çok gerçekçi ve duygusal geliyor. oğlunun iyi olduğunu öğrendikten sonra duygulanması vs. hayata dair pişmanlıklarını, şu anki yalnızlığını falan aşmış, kendiyle barışabilmiş, kendini affedebilmiş. hayatı olduğu gibi yaşıyor, aheste aheste.

    gerçek hayatta da boşanması zaten koymayan bir adam. zaten louis'yi sevmemin en önemli yanı da hayatı yavaşça, sakince, kabul ederek yaşıyor olması. şu an her ne kadar hali sıhhati yerinde olsa da, bunları kaybetse dahi nasıl davranacağını anlatıyor size her gösterisinde, şovunda.

    geniş bir review de şu, dursun burada:

    http://www.avclub.com/…iage-divorce-and-self-232212

    --- spoiler ---
  • efsane bir 3. bölüm yapmış olan dizi. louis ck'in elinden kötü iş çıkmaz zaten *

    şimdilik imdb'de 4 bölüm gözüküyor. umarım senede 3-4 bölüm yapan kıl dizilerden biri olmaz. gerçi devam eden diğer dizisi louie de böyle, en fazla 5-6 bölüm yapıyor.
  • --- spoiler 4 ---

    normalde sezon onayı almışlar kaç bölüm varsa ekler imdb'ye. louis eklemediğine göre dörtte bırakacak gibi. zaten az önce dördüncü bölümü izledim. hem otuz dakikaydı (en kısa bölüm) hem de başladığı gibi bir anda bitiverdi. bir parmak bal çaldı ağzımıza. devam edecek mi, ne yapacak beklemek zorundayız. zira bu aralar çok fazla yoğun olduğunu söylüyordu. louie'nin altıncı sezonu bu yüzden baya gecikecek.

    dördüncü bölümde ise uncle pete'in pete'e ilk defa son dediğini duyduk. pete de buna şaşırdı. bu bölümde de aşk ve kürtajdan bahsetmiş louis. yeni nesil aşk anlayışı ile eski nesil aşk anlayışı arasındaki farkı göstermek istemiş. hangisi en olması gerekeni ya da bir doğru ya da yanlış var mı bunu söylemek bana düşmez. herkesin aşk anlayışı farklıdır. iki tarafında (baba ve oğul pete) haklı oldukları kısım var. ancak ben yine de değişime karşı konulamayacağına inananlardan olduğum için oğul pete'i destekliyorum. yüz yıl önceki insan hala aynı kalabilseydi zaten bu kadar değişim geçiren bir zamanda yaşıyor olamazdık. haliyle uncle pete gibi adamların nesli tükenmek üzere ve bunun önüne kimse geçemez.

    --- spoiler ---