şükela:  tümü | bugün
  • ali teoman'in bu sene(2009)da cikmis hikaye kitabi.

    ismine bakinca bir semerkant*tadi gelecek saniyorsaniz dimaginiza yaniliyorsunuz.

    okurken irrite mi ediyor desem, sasirtiyor mu desem bilemedim. yazarin ezelden beri "kendi halinde takilma", kimselerin indinde muteber olma derdinden uzak tavirlari gene sinmis satirlara. her öykü ayri bir zaman sicramasi yasatiyor okura. belirli bir düzenle yazilmadiklari belli. öyle bir caba da yok zaten.

    cagrisim oyununu seven yazar gene yapmis yapacagini. bir tanecik cümle ile bambaska kitaplari, kahramanlari hatirliyorsunuz. öykü icinden baska dehlizler aciliyor sizden akip gidiyorsunuz oradan. her bölüm bu kadar kendince cekmiyor elbette. en azindan beni cekmedi.

    en ilginc yani yazmaya basladigi ilk zamanlara ait de bir hikayeyi barindirmasi icersinde.

    ve gene yazarin üslubun hatirlatan bir özellik: ilginc, yakasi acilmamis, az kullanilmis kelimeler satir aralarinda gene parlamakta.

    hikayelerin, bazi kelime ve cümlelerin ucu acik. sölülmüs bir kazak gibi. ama bu bir kusur degil, yazar tarafindan kasti yapilmis bir oyun. ali teoman alisiktir zaten böyle oyunlara
    (bkz: nurten ay)

    simdi de kitabin yayinevi sayfasindaki tanitim yazisini aktaralim:

    ali teoman yeni kitabında on iki öyküyle çıkıyor okurun karşısına.
    yazarın diğer kitaplarında olduğu gibi, homojen olmayan, şaşırtıcı bir enstalasyonla karşı karşıyayız yine.
    çoğunun dramatizasyon dozu hayli yüksek olan bu metinler, gerçekçiden düşsele, güncelden tarihsele,
    masalsıdan söylensele uzanan geniş bir yelpaze üzerinde farklı çağrışımlar ve farklı açılımlar yaratarak salınıyorlar.

    tedirgin edici sanrılarla dolu bu tekinsiz yolculuğa çıkmaya hevesli okur için yalnızca bir tek şeyi garanti ediyor ali teoman:
    kafalarda sonsuza dek yankılanıp durmayı sürdürecek çözümsüz bilmeceler.
  • mitolojik temler, çağrışımlı sözcükler, farklı biçim denemeleri, zaman zaman kullanılan kıyıda köşede kalmış öztürkçe sözcükler ve yoğun bilinç akışıyla örülmüş ali teoman kitabı. ilginç biçimde bu özellikler öykülerin hepsinde azar azar yok. mesela, bir öykü yalnız bilinç akışından hareketle yazılmışsa, bir başka öykü mitsel öğelerin temel alındığı geleneksel hikaye örneği gibi.

    ayrıca, kitaba adını veren öykü mehmet güreli'ye ithaf edilmiş.
  • sevmiş, hissetmiş, kavuşamamışlık hissiyatı ile gün yüzüne gelmiş öykülerdir. en güzeli de kitaba adını veren öyküdür. çıkarsamaları ile okurun kalbini sıkıştırıp aklını zifte de bulasa insaniyet ile yüzleşmek adına realize olmuş olması pek de uzak değildir.
    ali teoman bu öykülerde kelime kullanım hassasiyeti gütmemiş üçlemelerin, kelime tekrarlarının dibine vurmakla beynelmilel okuyucunun dimağına yeni sözcükler de kazımıştır.
  • farklı ağızlardan anlatılıyor hissi veren öykülerden oluşan bi kitap. öyküler önce kalbinizi acıtıyor, sonra o alaycı ve irrite edici (damara basan) üslupla acıyan tarafınıza bir tekme atılıyor, safiyane bir romantizme kapılmaya izin yok.
    ali teoman'ın dili kullanırkenki mahareti, onu istediği gibi eğip bükmesi, bütün kurallardan azade olarak (onu) istediği forma sokması hayranlık uyandırıcı ve iç burucu, çünkü yazdıklarını okuyunca kendimi türkçe bilmiyormuş gibi hissediyorum, hatta matematik de, dil üzerinde denediği şeyler matematiğin edebiyata transferi gibi geliyor bana.