şükela:  tümü | bugün
  • evet yukaridaki soz verdigim gibi bu yaziyi yazmaya karar verdim. yukaridaki arkadasin paylastigi wiki sayfasini okuduktan sonra oyundan cok cok daha fazla keyif aldigimi hissettim. o yuzden meraklisi icin turkce olarak oyunun hikayesini gecmisten aloy’un dogumuna kadar neler oldugunu burada yazayim istedim. genede siz spoiler ibaresi varmis gibi okuyun cunku asagidaki bazi olaylari oyunun ilerleyesinde ogreniyorsunuz. ben gecmiste neler oldugunu bilerek oynayinca daha keyif aldigimi hissettim.

    ancak asagida yazanlarin buyuk bolumunu oyunu oynarken zaten ogreniyorsunuz o yuzden saglam spoiler oldugunu unutmayin

    asagidaki detaylar oyunun wiki sayfasindan ve oyun icinde bulunan kayitlara referenas verilerek hazirlandi. saglam okuma yaptim ancak mutlaka hatalar olabilir, iletirseniz bunlari da duzeltiriz. bu oyunun bu hikaye ve kalitesiyle uzun yillar yeni surumlerle hayatimizda olacagini dusunuyorum. bu yuzden hikayeye hakim olmamiz onemli.

    on not: turkce karakterler icin kusura bakmayin, ingilizce klavye ile yaziyorum

    simdi oyuna basladigimizda ilginc bir evren bizi bekliyor. etrafta gezen robotlar ve kabileler seklinde yasayan insan gruplari var. robotlar cogunlukla dusmanca davraniyorlar ve insanlarla surekli bir kapisma halindeler. oyuna aloy olarak baslayip babasi ile kisa hikayesini dinliyorsunuz. peki dunya bu duruma nasil geldi, bu hangi yil, neden az insan var, bu robotlar nereden turedi, oyunun amaci ne vb bunlara biraz bakalim.

    aslinda surec bana gore ted faro denen pezevengin dogmasi ile basliyor. 24 aralik 2013 yilinda bu arkadas amerika’da doguyor. amerika’da salt lake city etraflarinda buyuyen ted, university of california isletme bolumune giriyor. bu arkadas biraz zeki, aklinda surekli yeni fikirler ve bir sekilde zengin olmanin yollarini ariyor. bu sebeplerden de iki sene okuduktan sonra okulu birakiyor ve klasik amerikan garaj hikayelerinde oldugu gibi kendi sirketini kuruyor ve ismini de faro automated solution (fas) koyuyor. turkcesi ozetle faro otonomus cozumler yada faro otomatik cozumler gibi birsey. yilimiz 2033. yani bizim ted sirketi 20 yasindayken kuruyor.

    ted’in hikayesine devam etmeden once burada isterseniz biraz dunyanin halinden bahsedelim. yani oyun icinde “eski dunya” olarak gecen ve 2066’ya kadar devam eden dunya nasil biryermis ona bakalim. evet oyunda aslinda gunumuz dunyasindan yuzyillar sonrasini oynuyoruz. ve dunyanin basina gelenler bugun gercek dunyamizin karsi karsiya oldugu potansiyel tehlikeler ile oldukca benzer!

    ınsanlik 21. yuzyilin ortalarina kadar teknolojik olarak oldukca gelismis bir medeniyet haline geldi. teknolojik gelismelerin en onemlisi ise robotlar alaninda yasandi. artik kendi kendine dusunebilen ve kendini replike edebilen devasa robotlar askeri ordulari desteklemek icin uretilebilir haldeydi. ayni sekilde yapay zekada o kadar ileriye gidilmistiki bircok kendini tekrarlayan is kollari yok olmus bu yuzden de issizlik onemli olcude artmisti.

    bir diger sorun ise yillarca kabul edilmeyen ve onlem alinmayan iklim degisikligi sebebiyle dunya uzerinde felaketlerin meydana gelmeye baslamasi. dunyanin atmosferini ve dengelerini sanayi devrimi ile birlikte bozmaya baslayan insanlik, gerekli onemleri siyasi irade ile almadigi icin geri donulemez bir surece giriyor ve felaketler yasanmaya basliyor. bu felaketlerin birkacina bakacagiz ancak insanoglu robotlardaki inanilmaz teknolojik gelismeye ragmen doga tarafindna kitlesel olum tehdidiyle karsi karsiya.

    burada gercek dunyaya bir referans vermek istiyorum. bugun aslinda tam olarak bu tarz bir noktaya gidiyoruz. yapaz zeka, otonomus sistemler sebebiyle onumuzdeki birkac on yil icerisinde su anki mesleklerin bir cogunun tamamen ortadan kalkacagina neredeyse kesin gozuyle bakiliyor. ornegin kendi kendine gidebilen otonomus araclarin testleri bitip kullanilmaya baslandiginda 3 milyondan fazla kamyon soforunun sadece amerika da issiz kalacagi hesaplanmis. ayni sekilde saglikdan medical sektore buyuk kiyimlar olacak. bu yuzden bizim celebrity milyarderlerimiz artik dunyadaki her dogan insan icin temel seviyede maas uygulamasina gecilmesini onermeye basladilar. yani calissanda calismasanda insan olarak dogman sebebiyle temel bir maasi her zaman alacaksin bu yuzden de issizlikten daha az etkileneceksin. hatirladigim kadariyle norvec bunu test etmeye basladi.

    ayni sekilde iklim degisikligi ve kuresel isinma konularinda gercek dunyada ne durumda oldugumuzu biliyorsunuz. hatta trump’un paris antlasmasini tanimiyorum ve kuresel isinma geyiktir aciklamasindan sonra bilim adamlari 50-100 yil icerisinde insanligi etkileyecek cok buyuk iklim degisikliklerinin ve dogal felaketlerin olacagini ongoruyor.

    yani gunumuz dunyasi oyundaki bu iki sureci de aslinda yasamaya basladi.

    geri hikayeye donelim. dunyada her ne kadar teknolojik olarak inanilmaz seyler olmaya baslasa da yukarida bahsettigim iki sorun sebebiyle buyuk kirilimlar da yasaniyordu. aslinda 2030’lu yillar oyundaki eski dunyada tam felaketlerin basladigi yil. ıklim degisiklikigi sebebiyle kayitlarina ulasabildigim iki buyuk felaket yasaniyor.

    - 2033 ylinda azorlar (sanirim azor daglarindan bahsediliyor burada) tektonik faaliyetler sebebiyle tamamen denizin icine gomuluyor.
    - 2036 yilinda submerge adini verdikleri buyuk bir felaket oluyor ve yeni zelanda tamamen suya gomuluyor.

    tam emin olmamakla birlikte kayitlardan anladigim kadariyle bu surecteki olaylarin tamamina great die-off ismini veriyorlar ve 1 milyardan fazla insan hayatini kaybediyor.

    bu felaketler ve bu kadar buyuk insan kaybiyla karsi karsiya kalan insanoglu bu noktada sacmalamaya devam ediyor. ornegin evlerini kaybetmis yada yikima ugramis kisiler icin thamsemead emergency relocation facility isminde bir alan insa ediyorlar. bu ingiltere’de bulunan ve adete bir toplama kampi gibi ihtiyac sahibi insanlari doldurduklari bir yer. yalniz buradaki sartlar oldukca kotu durumda. ornegin oyun icinde gunlugune ulastigimiz bir hatun burada gecirdigi yillarin ne kadar zor oldugunu, geceleri sogukta kaldiklarini, gunlerce ac yasadiklarini ve kamp icerisinde yasayan binlerce insanin birbirine yaptiklari kotulukleri anlatiyor. yani insanoglu zor zamanlarda dahi sicmaya devam ediyor.

    2038 yilinda, yani buyuk kiyimdan iki sene sonra yukaridaki toplama kampinda isyan cikiyor. ıceride bulunan onbinlerce insan kotu kosullara daha fazla dayanamayacagi icin kamp icerisinde gosterilere basliyor, saga sola saldiriyorlar. gosterilere ingiliz hukumeti mudahele ediyor ve binlerce refugee hayatini kaybediyor. bu olay insanlik uzerinde o kadar buyuk etki birakiyor ki 2060li yillarda ayni yerde bir hatira aniti dikiliyor ve olenlerin anisina muze yapiliyor. zamanin basbakani gelip gecmisi unutmayalim bir arada daha gucluyuz mesajlari veriyor. ancak birkac yil icinde basina geleceklerden tabii ki habersiz.

    dedigim gibi dunyanin 2030lu yillarda gercekten de basi boktan cikmiyor. daha yeni 1 milyar insanin olumunu ve ingilteredeki katlimani atlatamadan 2039 yilinda bu sefer biyolojik bir terror saldirisi ile karsi karsiya geliyor. harriet choi isimli bir hatun doom plague adini verdigi kiyamet vebasini uretiyor ve bu virus new york, londra moskova ve tokyoyu etkliyor. henuz verilen toplam zarar hakkinda bir kayida ulasamadim ancak choi isimli bilim kadini yakalaniyor ve omur boyu hapse mahkum ediliyor. hatta kendisinin idam edilmemesi toplumda ofkeye yol aciyor ama bunun karsiliginda geri kalan sorumlu 16 kisinin detaylarini paylastigi soyleniyor. bu arkadas hapisteyken 50li yaslarinda akciger kanserinden vefat ediyor.

    felaketler biter mi? tabii ki hayir. mesela 2041 yilinda da endonezyadaki citarum nehrinde bir nano teknoloji faciasi yasaniyor. tam detaylarina ulasamadim henuz ancak anladigim kadariyla bu felaket tum endonezyayi yasanamaz hale getiriyor. yuksek ihtimal ile nukleer bir sizinti oluyor. oyle ki, gene yillar sonra sanal muzeler aciliyor ve iste endonezya olsaydi boyle olacakti diye insanlara gosteriyorlar.

    2051 yilinda seri deplemler oluyor ve bazi nukleer santrallerde sizintilar meydana geliyor ve etrafindaki onemli buyuklukte alani artik yasanilamaz hale getiriyor.

    ıklim degisiklikleri sebebiyle hapi yutmaya baslayan dunyalilar 2040li yillarin basinda aslinda kendilerinden beklenmeyecek bir ortak harekete imza atiyorlar. odysses adi verilen bir koloni gemisi insa etmeye ve bir grup insani dunya disinda yasam bulmaya gondermeye karar veriyorlar. 2040larin basinda amerika, japonya, cin ve bati avrupa ortak bir aciklama yapip projeye basladiklarini komuoyuna duyuruyorlar. amac, iklim degisikligi sebebiyle 50 yila dunyanin artik yasanamayacak bir yer olacaginin ongorulmesi ve bunun icin de insan irkini baska bir gezegene tasimak.

    ancak tam da insan oglundan beklenecek bir sekilde 2057 yilina gelindiginde dunyadaki finansal ve insani krizlerden dolayi uye ulkeler artik daha fazla kaynak ayiramayacaklarini soyleyip projeyi iptal ediyorlar. http://horizonzerodawn.wikia.com/…dyssey_to_nowhere burada anilardan birinde iptal edilme anini okuyabilirsiniz.

    birkac yil sonra “far zenith” isimli bir organizasyon ve organizasyonun kurucusu girisimci osvald dalgaard tarafindan bir aciklama yapiliyor ve odysses projesine biz devam edecegiz ve basaracagiz deniliyor. burada projeye ne oldugunu soylemeyip yazinin biraz ilerisine detaylari sakliyorum.

    yukarida bahsettigim olaylarin oyunun hikayesi ile direct ilgisi yok ama dunyanin (oyun icerisinde old world olarak geciyor) nasil bir yer oldugunu kafanizda canlandirin istedim.

    ıklim degisiklikleri bu aralar dunyada onemli felaketlere yol acarken yapaz zekadaki gelismeler devam ediyordu. birazcik yapaz zeka tarafinda neler olduguna bakalim.

    ornegin cok ilginctir iklim degisikligini onleyebilecek vast silver isminde bir yapay zeka gelistiriyorlar. ancak yine cok detay olmamasina ragmen bu yapay zeka “kaciyor”. evet bildiginiz tasi taragi toplayip gidiyor. hatta bu yuzden hemen alelacele turing act denilen bir kanun cikariyorlar. bu yasadaki temel amac makinelerdeki bilinc uzerinde cok siki bazi limitler koymak ve “vast silver” olayinda yasanan sacma sorunu bird aha yasamamak. devlet tarafindan cikarilan bu yasaya ilerleyen yillarda (2060lar) onemli tepkiler oluyor. ozellikle bazi aktivistler bu yasa sayesinde devletlerin kendilerine kolay yoldan kole yapay zeka uretebildiklerini soyluyorlar ki haklilar da. bu yasa sayesinde devletler ve askeri birimler tamamen kendi kontrollerinde, bilincleri adete kole gibi tasarlanmis robot ordularini hicbir regulasyona tabii olmadan kurabiliyorlar.

    yapay zeka gelistirmeleri devam ettikce kullanim alanlari askeriyeye daha fazla kayiyor. mesela 2045 yilinda amerika hava kuvvetleri var olan kaynaklarin %70ninin robotlar tarafindan otomatize edildigini acikliyor. yani ucaklar yada hava sistemlerinin onemli bolumu dizayn edilen yapay zeka programlari tarafindan kontrol ediliyor.

    genel olarak dunyanin 2030-2050 yillarindan nasil bir yer oldugunu anladiniz sanirim. bir yanda yillarca inkar edilen iklim degisikliklerinin artik geri donulemez hale gelmesi ve dunyada felaketlerin ard arda meydana gelmesi, milyonlarca insanin olmesi. diger yanda ise teknolojik gelismelerin ozellikle yapay zekada hat safhaya ulasmasi ancak bununla birlikte askeri kurumlarin yapay zekayi kullanmaya baslamasi ve artan issizlik oranlari, buna bagli gosteriler.

    buraya kadar anlattiklarimin oyunla cok alakasi olmadigini dusunebilirsiniz. ama simdi yasanan asil buyuk felakate gelelim…

    yazinin basinda bizim pezevenkten bahsetmistik hatirlarsaniz. ted fargo..

    bu arkadas 2033 yilinda okulu birakip kendi sirketi olan fas ı kurmustu. bu sirket yapay zeka uzerine odakli insanliga yardimci olacak robotlar yapma vaadiyle ortaya cikti. baslarda ekonomik olarak zorluklar yasasalar da asil patlamayi 2030lu yillarin sonu 2040larin basinda gerceklestirdiler. sirket tarafindan uretilen kisisel yardimcilar, robot bodyguardlar ve ozellikle 2040larda baslayan iklim degisikligi felaketlerine cozum uretecekleri iddaa edilen yesil robotlar. bu zamana kadar rakipleri tarafindan pek de sallanmayan fas bu yesil robotlar ile birlikte dunyadan toxicleri temizleyecegiz, dunyayi daha yasanabilir hale getirecegiz vaadiyle bir anda populerlik kazandi.

    ancak bu yesil robotlar (green robots) tabii ki bizim ted fargo’nun fikri degildi. bu fikrin arkasinda henuz 20 yasindayken fas sirketine junior olarak giren ancak 22 yasinda sef bilim kadini olarak atanan elisabet sobeck var. bu ismi unutmayin cunku bu ismin aloy ile ve oyunun gectigi tarihler ile cok ilgisi var. oyun icerisinde bu ismi her duydugunuzda tuyleriniz diken diken olmali gencler.

    dedigimiz gibi elisabet genc yasta cok buyuk isler basaran amerikali bir bilim kadini, muhendis ve yapaz zeka tasarimcisi. 2020 yilinda dogmasina ragmen 2040li yillarda zamaninin en zeki insanlari arasinda gosterilmis. bu hatun oyle deli bir zekaya sahipki, 13 yasinda stanford universitesine kabul ediliyor ve buradan mezun oluyor, 2040 yilinda doktorasini robotlar ve yapay zeka uzerine tamamlayip fas sirketine katiliyor. aslinda bizim paragoz ama saglam girisimci ted fargonun tam aradigi calisan tipi. ozellikle yesil robot fikrini ortaya cikarmasi ve 8 sene boyunca bu projenin basinda kalmasi fasi bir anda dunyanin en onemli sirketlerinden biri haline getiriyor. soyle ki 2049 yilina geldigimizde sirketin market hacmi 23 trilyon dolara cikiyor ve dolayisiyla da ted fargo dunyanin ilk trilyoneri ve zamaninin en zengin insani oluyor. ayni zamanda tum toplumda “dunyayi kurtaran kahraman” seklinde pohpohlaniyor.

    ancak daha once de soyledigimiz gibi ted tam bir paragoz pezevenk. trilyoner olmak yetmiyor. 2040li yillarin sonuna dogru sirketin focusunu askeri alana kaydirma karari aliyor. hani daha once demistik ya amerika hava kuvvetlerinin otomatize edilmesi, yapay zeka kullanmasi. bunlarin hepsi fas sirketi sayesinde oluyor. mesela 2055 yilinda amerika askeri anlamdan tum insani birimleri kaldirdigini ve tamamen robotic teknolojiye gectigini duyuruyor. tabii ki bunun saglayicisi fas sirketi. mesela oyun icerisinde bir kayit var. askerlerden birisi arkadasiyla konusuyor. televizyondan amerikan ordusunun tamamen robotlara gectigini ogreniyorlar. tarihteki son insan askeri birlik olduklarini konusup dertlesip rakilarini yudumluyorlar.

    ancak bizim melek kalpli elizabeth solbeck bu durumu fark ettigi anda ted e postayi koyuyor ve istifa ediyor. dusunun sirketi bu hale getiren yesil robotlar projesinin arkasinda 8 sene kaldiktan sonra 2048 yilinda ted ile yasadigi anlasmazlik sonucu istifayi cakiyor. ıstifa sebebi yesil robot vaadiyle baslayan sirket misyon ve vizyonunun askeri alana kaymasi. hatta istifa edip memleketine geri donmek yerine bu arkadas miriam teknoloji isminde kendi sirketini kuruyor. (as bayraklari)

    miriam teknolojinin vizyon ve misyonunda tek birsey var. ınsan dostu hayati kolaylastiracak ve cevresel felaketleri onleyecek robotlar uretmek. sifirdan sirketi kurmasina ragmen harika isler yapiyor, yesil robot olayini iyice buyutuyor, 2053de nobel fizik odulunu ve diger bir suru odulu topluyor..

    bu surecte fas ise iyice askeri alana kayiyor. kendi askeri savunma birimini aciyor. 2055 yilina baktigimizda 353 farkli ulke, kurum yada bagimsiz organizasyon ile kontratlari elinde tutuyor. 2063 yilinda 10 senedir ustuste fortune birinci sirketi, en yuksek kar, en yuksek ciro vb odulleri toplayip duruyor.

    2060li yillardan cok az bahsedelim isterseniz. 2060lar aslinda insanlarin iklimsel felaketler sebebi ile farkindaliklarinin arttigi, bazi sorunlari cozmeye basladiklari, dunyayi tekrar yasanabilir hale getirmek icin birseyler yapma motivasyonunda olduklari yillar. ancak parallelde de yapay zekanin kotuye kullanimi ile ilgili tepkilerin yavas yavas ortaya ciktigi zamanlar.

    ornegin dunyadaki yapaz zeka kullaniminin artmasi, ozellikle devletlerin fasi ve turing act yasasini kullanarak kafalarina gore askeri robotlar uretiyor olmasi protestolara sebep olmaya basladi. mesela 2060 yilinda yapay zeka aktivistleri grubu turing acti protesto etmek icin dunya genelinde gosteriler yaptilar.

    ancak guzel seyler de 2060 yillarda olmaya basladi. mesela yeni zelanda basbakani haere mai isimli bir programin duyurusunu yaparak, nano teknolojiler ve yesil robotlar sayesinde suyun dibine batan yeni zelandanin yeniden yasanabilir bir yer haline getirildigini acikladi ve yeni zelandalilari topraklarina geri cagirdi. hatirlarsaniz 2030larda yeni zelanda suya batmisti die-off sirasinda.

    yapay zekayla ilgili su onemli gelismeyi de vermeden olmaz. 2062 yilinda sanirim ilk olarak robot-robot savasi gerceklesti. amerika kontrolundeki robot ordusu (fas tarafindan uretilen hartz serisi), kolombiya kontrolundeki robot ordusunu (tg communications tarafindan uretilen robot serisi) yenerek bahamalara cikartma gerceklestirdi. yani ozel sirketlerin devletlere sattigi robotlar ulke savaslarinda aktif rol oynamaya basliyor. sirketlerin ne kadar onemli ve soz sahibi oldugunu hayal edebiliyorsunuzdur. bu bana aslinda gercek dunyamizda kolonilesme doneminde sirketlerin adete bir devlet gibi davrandiklari zamani hatirlatti. mesela ingiliz sirketi east india company sanki devletmis gibi 300 sene mi ne hindistani yonetti. her neyse.

    dunyada bu gelismeler olurken, ted paraya para demezken, elizabeth ise halen dunyaya kurtaracak daha zeki robotlar yapma telasindayken herkesin kaderini degisterecek bir olay meydana geldi.

    fas sirketinin peace keeper isminde bir robot serisi bulunuyordu. ısminin baris koruyuculari olduguna bakmayin aslinda en onde savasan en ileri yapay zekaya sahip robot serilerinden birisi. amerika basta olmak uzere bircok musteriye satisini gerceklestirmisti. bu serinin adi chariot idi. biraz serinin detaylarindan bahsedelim.

    bizzat ted’in kendisi tarafindan dizayn edilen ve gelistirilen bu seri aslinda gruplar halinde calisiyordu ve bir master unit e bagimliydi. yani klasik ordu duzeni gibi. bu robot serisinin cok onemli iki ozelligi bulunuyordu.

    self replication ve self sufficient – yani kendi kendine yeten ve kendini replike eden robotlar.

    seride kullanilan yapay zeka, serinin o andaki durumunu kontrol edebiliyor, grup icerisinde yarali robot var ise onu tamir edebiliyor yada eksilen, yok edilen robotlar var ise onlarin yenisini kendi kaynaklari ile yeniden olusturabiliyordu. hatta ilerleyen yillarda ekipte yer alan muhendislerle yapilan roportajlarda muhendislerin kendi kendini basarili sekilde kopyalayabilen robotlari gorduklerindeki saskinliklari okuyabilirsiniz. http://horizonzerodawn.wikia.com/…rview:_brad_andac

    oyun icerisinde bu uretilen robotlar ile yuzlerce sene sonra karsilasiyorsunuz. hani bazi robotlar etraftan kaynak topluyor yada yerde yatan robotu tekrar canlandiriyor. heh bildiniz iste.

    bu serideki robotlarin bir diger hayvani ozelligi ise enerji kaynaklari. eger robotlarin kullandiklari enerji yada pil gucu biterse robotlar biometter conversion adi verilen bir yontem ile canli organizmalari enerjiye cevirip kullanabiliyorlar. canli organizmalar ilk olarak etraftaki canli bitkiler daha sonra ise yasayan herhangi bir hayvan olabiliyor. mesela su kayita bakarsaniz http://horizonzerodawn.wikia.com/…anda_sea_incident bir balikci bu robot serisinden bir robotun deniz icerisinde nesli tukenmekte olan bir yunus surusunu nasil oldurup enerji haline getirdigini anlatiyor. robotun sanki bir milk shake icer gibi yunusu parcalayip ictiginden bahsediyor. cunku kendi kendine yetebilmesi icin bu sekilde enerji elde etme uzerine programlandilar.

    ordular icin muthis bir urun. bunu tedin sirketinden aldiktan sonra sahada diger devletlere karsi cok buyuk avantaj elde edebiliyorlar cunku tamir yenileme vb sureclerin tamami otomatiklestirilmis.

    ted tabii ki bu kadar ile durmadi. mesela bu robotlar dusman robotlarin islemcisini ele gecirip kendilerine kole haline getirebiliyorlardi. yani dusman bir devletin robotlari ile karsilastiginda onlari kendi birimine bagli hale getirebiliyordu. ve en onemli ozelliklerden birisi guvenlikti. ted ozellikle yazilimcilarina bu robotu asla hackelenemez hale getirin talimati verdi. zamaninin cok otesinde bir algoritma gelistirildi ve robotlarin guvenligi bu sekilde saglandi. o gunun bilgisayarlari ile algoritmanin kirilmasi yaklasik 50-60 sene aliyordu.

    tabii ki musteriler hemen bulundu ve robotlar satilmaya baslandi. ancak sahada ilk kullanima baslandiktan bir sure sonra 2064 yilinda hartz-timor isimli robot grubunda bir sorun rapor edildi. bu grup verilen emirlere itaat etmemeye baslamisti. cok minor bir problem olarak raporlanan bu sorun sonunda ted’e eskale edildi.

    ted fargo ilk is olarak yazilimcilarina robotlari uzaktan durdurmalarini emretti. ancak gerizekalinin kendi verdigi emir sebebiyle kirilmayacak bir algoritmaya sahip olan robotlarin uzaktan kontrolunun mumkun olmadigi yazilimcilar tarafindan birkac kez kendisine iletildi. hatta bir yazilimcisi ve kendisi arasinda gecen buna dair bir konusma kaydi bulunuyor. bu yuzden ilgili robotlarin uzaktan kapatilmasi ihtimali devre disi kaldi. bunun uzerine ted kendinden beklenecek gevsekligi gostererek hali hazirda 10dan fazla dava actigi ve kendisini bugunlere getiren doctor elisabet sobeck’ı arayarak fas merkezine cagirdi. daveti kirmayan elizabet ted’ı gormeye gittiginde aralarinda su konusma gecti.

    http://horizonzerodawn.wikia.com/…cord:_31_oct_2064

    ted en can alici robot serisinde var olan bir problemden bahsetti ve elisabet verilere bakmayi kabul etti.

    bundan bir gun sonra su kayida ulasabiliyoruz.

    http://horizonzerodawn.wikia.com/…ecord:_1_nov_2064

    elizabet bunun basit bir hatadan ziyade olumcul bir sorun oldugunu farkediyor. hatta konusmanin su bolumu cok can alici:

    ted: biliyorum durum kotu dimi

    elisabet: kotu mu? kotu degil bu kiyamet. olumcul robotlardan bir seri urettin ve..

    ted: baris saglayicilar!

    elisabet: ve canlilarin biokutlesini enerji olarak kullaniyor..

    ted: sadece acil durumlarda!

    elisabet: ve bu robotlarin kendilerine kopyalamasina izin verdin

    ted: limitli kopyalama. kontrollu..

    elisabet: artik degil. hata sebebiyle komutlarin gecersiz. bu serinin komutlari kabul edecekleri tek ulke yine kendileri.

    ted: sence?

    elisabet: hersey artik bir yiyecek onlar icin. ve kendini kopyalama hizina bakarsak ted, tum dunyayi 15 ay icerisinde yok edecekler. medeniyetin cokmesinden bahsetmiyoruz. ortadan kaldirilmasi..

    evet goruldugu gibi ted sicti. elisabetin hesaplamalarina gore seriyi askeri olarak yok etmek icin cok gecti. yokedilmeye baslansa bile kendi kendini kopyalama ve var olan yasami enerji olarak kullanma hizina bakildiginda durdurmanin matematiksel olarak imkansiz oldugu anlasildi. ve bu hizda devam ettiginde 15 ay icerisinde tum dunyadaki canli yasaminin ortadan kalkacagi anlasildi. bioenerjiyi de kendi enerjisi olarak kullanacagi icin once bitkileri sonra hayvanlari kesip bicecekti. bitkilerin yok olmasiyla birlikte dunyadaki oksijenin tamamen bitmesi ve tum canliligin yok olmasindan bahsediyoruz.

    daha once cok bilim kurgu izlemisimdir ama bu kadar uc bir ornegin bana bu kadar mantikli geldigini hatirlamiyorum. yani tamamen daha fazla hirs icin dizayn edilen robotlarda meydana gelen yazılımsal kucuk bir hata sebebiyle surecin donguye girmesi ve robotlarin kendini replike ederek milyonlara ulasmasi.

    ted bunu medyadan gizleyip elisabet ile birlikte bir cozum bulmayi dusunuyordu ancak artik hersey icin cok gecti.

    sorunun cozumu icin makinelerin hacklenmesi gerekiyordu. ancak bunun icin de 50 sene boyunca durmaksizin calisacak bilgisayar ve insan gucune ihtiyac vardi. onlerinde ise sadece 15 ay.

    elisabet tum olasiklari hesapladiktan sonra project zero down isminde radikal bir cozum onerdi. zero down global anlamda devasa yer alti networklerinden olusuyordu. kendi kendine yetebilen ve yer altinda bulunan bu yerlesim yerleri ayni zamanda gaia ismindeki bir yapay zekanin kontrolundeydi. bu devasa bilgisayar networkunun temel amaci onlarca yil ugrasarak algoritmayi cozmek ve makinalari ortadan kaldirmak idi. ancak bunu gormeye dunya uzerindeki hicbir canlinin omru yetemeyecekti. dr elisabet kendi kendini kontrol eden bu yapay zekanin 15 ay icerisinde insanlik ortadan kalktiktan sonra dahi cozumlemeye devam etmesini saglayacakti. aslinda projenin kimseyi kurtarmak gibi bir amaci yoktu. temel amac algoritmayi kirmak, robotlari durdurmak ve yine yapay zekanin bir bileseni ile dunyadaki yasami tekrardan geri getirmekti. once yok olan mikroorganizmalar, ardindan kopyalanmis olan insan genetic havuzundan yeni insanlarin dunyaya salinmasi. belki yuzlerce yil surecek bu surec sonunda amac dunyanin tekrar insanlar icin yasanabilir bir yer olmasiydi. yani proje adeta bir reset idi. yasami tekrardan baslatmak icin.

    ama tum insanlik ortadan kalktiktan sonra.

    bir baska sorun ise ne yazik ki 15 aylik surenin tum bu yapay zekayi ve yer alti networkunu olusturmak icin yetmeyecek olusuydu. elizabethin hesaplamalarina gore 2 seneye yakin bir sure lazimdi bilim insanlari icin.

    ek bir bilgi olarak buraya duselim. ınsanligin anladigim kadariyle ted’in yaptiklarindan haberi hic olmadi. cunku horizon down projesinin gelistirilmesi icin devase bir butce gerekiyordu ve elizabet ted’i yaptiklarini insanliga anlatmaya tehdit ederek tum parasini bu projeye yatirmasina ikna etti. yani ted kendi isminin kotu anilmasindansa tum parasini kaybetmeyi secti. zaten hepsi 15 ay icerisinde oleceklerdi her ne kadar ted buna cok inanmasa da.

    bu noktada gozlerimizi yasartacak bir gelisme oldu. general aaron herres onderligindeki bir ekip gercekleri bilim adamlarindan ogrendikten sonra operation – enduring victory isminde bir sey tasarladilar. buna gore tum dunyadaki insanlara, sivil askeri fark etmez tum insanliga, project zero downun tum robotlari yok edecek bir silaha sahip oldugu soylenecek ancak bunun icin robotlarin savasarak oyalanmasi gerektigi yalani anlatilacakti. bu sayede insanlar iclerinde umut ile kanlarinin son damlasina kadar robotlarla savasacaklardi. ancak gercegi hic bilmeyeceklerdi cunku robotlari durduracak bir silah aslinda yoktu. ama gercegi soyleseler kimse kendisinden yuzyillar sonra tekrar insanligin ortaya cikmasi icin canini feda edecek kadar cesur davranamazdi. bir nevi kendi kurtulus savasi yalanini insanlara anlattilar.

    aslinda zafer olanaksizdi. tum insanlik olecekti, ancak yeteri kadar robotlari oyalayabilirse yer altinda calisan bilim insalari yapay zekayi bitirebilecek boylece yuzyillar sonra tekrardan insanlar dunyaya gelebilecekti. plan askeriye icinde tepkilere sebep oldu. aslinda tum insanligi kiyma olmaya gondereceklerdi, sonucu belirsiz bir bilimsel calisma icin. ve gunun sonunda hepsi olecekti.

    ınsanlik biraraya geldi ve beklenenden daha iyi sekilde savasti. kadin coluk cocuk askerler milisler, tum dunya son damlasina kadar savasti. baslarda ustunluk elde etse de karsisindaki yapay zeka kendisini sinirsiz sekilde kopyalayabiliyor ve her yenilgiden sonra ders cikarip daha zeki saldirilar gerceklestiriyordu. bu yuzden savasin ortalarina ve sonuna dogru buyuk kiyimlar yasanmaya basladi. ancak tum bunlara ragmen insanlik gerekli olan gecikmeyi sagladilar ve robotlarin zero dawn’ı bulmalarina 36 saat kala proje tamamlandi.

    sonuclara bakildiginda milyarlarca olumden bahsediliyor. daha once dunya tarihinde gorulmemis bir kiyim.

    son kalan bilim adamlari ve elizabet dunyadaki atmosfer ve canlilarin tamaminin yok olmasindan sonra hep birlikte gaia yapay zeka cekirdeginin bulundugu tesiste yasamaya basladilar. burada halen temiz hava oldugu icin bir sure yasamaya devam ettiler. bu arada bizim pezevenk ted kendi insa ettigi thebes isminde ozel bir tesiste kaliyordu. ama bunun detaylari ile ilgili bir kayit bulamadim.

    elisabet projenin fikir annesi olarak tum surecten sorumluydu. oyleki yapay zaka gaia nin tasarlamasindan da o sorumluydu. hatta oyleki aralarinda cok cok yakin bir bag kuruldu. birbirlerinin en iyi arkadaslari oldular. spoiler olup olmadigindan emin degilim daha oyunu bitirmedim ama internetteki teorilerden birisi oyun icerisindeki metal ciciklerinin aslinda gaia nin elisabete olan minnettarligi sebebiyle dunyada belli yerlerde ortaya ciktigini soyluyor. yani gaia elisabete yuzlerce yil sonra bir minnet duygusu olarak dunyada metal cicikler cikariyor.

    ıkisi arasinda gecen bazi konusmalar var. mesela elisabet hep bir kizinin olmasini istedigini, onun savasan durust haksizligi kabul etmeyen biri olmasini istedigini anlatiyor.

    bu zamanlarda bir dramatic an daha yasandi. son calismalar yapilirken ana cekirdekte, kapilardan birinde bir ariza tespit edildi ve bu yuzden icerideki enerjinin disariya gonderilmesi ve disardaki robotlar tarafindan varliklarinin ogrenilmesi ihtimali ortaya cikti. hizlica icerideki bilim adamlari ve elizabet plan yaptilar. kapinin disaridan tamir edilmesi gerekiyordu ve elizabet bunun icin gonullu oldu. kendisine koruma kalkani giydirildi ve kapinin disinda kapiyi tamir etti. ancak iceriye girmek uzereyken robotlarin yaklastigini fark etti ve icerideki bilim adamlarinin tum israrina ragmen tum projeyi tehlikeye atmamak icin iceriye girmedi. uzerindeki koruyucu elbise sayesinde robot saldirilarindan agir yaralar ile kurtuldu. son enerjisi ile nevada da bulunan evine gidip her zaman oturdugu sandalyesine oturdu ve yuksek ihtimal ile koruyucu elbisenin daha fazla oksijen verememesi yuzunden orada can verdi. cunku o sirada zaten dunyada canli yada oksijen yoktu. bir grup blim adami gaia cekirdeginde son kontrolleri yapiyolardi.

    proje tamamlanmak uzereydi ancak elizabethin olumu herkes uzerinde buyuk bir sok yasatti. ozellikle bizim ted uzerinde. artik kendisini sakinlestirecek bir elizabet yoktu ve bu yuzden gene salak sacma sapkin dusunceler icerisinde bogulmaya basladi bizimkisi. en buyuk korkularindan bir tanesi dunyaya tekrardan insalik geri getirildiginde ya tekrardan hata yaparlarsa, ya bu insanlara miras biraktiklari bilgi birikimi onlarin ayni hatalari yapmasina sebep olursa vs vs.

    sirf bu yuzden gaia yapay zekanin onemli bilesenlerinden biri olan apollo icerisindeki tum verileri ted denilen arkadasimiz sildi. apollo nedir diye soracak olursaniz, apollo aslinda yuzyillar sonra tekrardan klonlanarak ortaya cikacak olan insanliga birakilacak bilgi birikimiydi. yaklasik 150 bin yillik insanlik tarihinin tamami, yapilan hatalar, savaslar, teknolojik gelismeler vb hersey. gaia ana cekirdek idi ama her alt bilesenin de bazi ozel gorevleri vardi, baska bilesen mesela dunyadaki ekolojik dengeyi tekrar saglamak ile yukumluydu vb vb.. apollo bilgi aktarimi yapacakti dunya yasanabilir hale geldikten ve insanlar klonlanip ortaya birakildiktan sonra. bu sayede insanlik tas devrini bastan yasamak zorunda kalmayacak ve ileri bir medeniyet seviyesinden tekrardan dunyaya yayilacaklardi.

    ted bilim adamlari ile gorusmek istedigini soyleyip ana merkeze gitti ve kendi yetkisini kullanarak tum apollo verisini sildi. ayni sekilde gorevli olan tum bilim adamlarini da oldurdu. ve tum bunlari insanlik tekrardan ayni hatayi yapmasin diye gerceklestirdi… evet gerizekali. simdi anlamissinizdir insanlarin oyunun basladigi tarihte neden kabileler halinde birbirine dusman yasadigini, bazilarinin robotlari neden tanri gordugunu, binlerce uydurulmus mit in sebebini. cunku bunlari engellemesi planlanan apollo’nun tum icerigini ted sildi.

    neyse geri eski dunyaya donelim.

    beklenildigi gibi dunyadaki yasam sona erdi. savastan ve insanligin yok olmasindan 100 yil kadar sonra yapay zeka robotlar uzerinde bulunan algoritmayi kirdi ve robotlar tum dunya genelinde kapatildi. bundan 100 yil kadar sonra da sistem dunyadaki yok olan yasami geri getirmeye, denizlerde ve karada bulunan toxicleri temizlemeye ve dunya atmosferini tekrardan nefes alinabilir hale getirmeye basladi. ayni sekilde kopyalanmis insan genetic kodlarindan ilk insanlar olusturulmaya baslandi. kapatilan robotlar da yeniden dunyaya yasami geri getirme projesi kapsaminda yerin altina gomuldu. tabii ki gecen seneler boyunca dunyada yeniden ortaya cikan insan irki tarafindan tamamen unutuldular.

    bizim elisabet tarafindan yapilan ve dunyada yasami tekrardan yuzyillar sonra ortaya cikaran gaia’nin bir diger bileseni ise hades. var olan dokuz bilesenden birisi olan hadesin temel gorevi , eger gaia dunyadaki iklimi yeniden normale dondurmeye calisirken basarisiz olur ise hades o zamana kadar yapilan islemleri geri alacak, dunyada o zamana kadar olusmus mikroorganizmalar vb varsa bunlari yok edecek ve gaia’ya “sifirladim herseyi bir daha dene” diyecek. bir nevi basarisiz olan her caba icin tekrar deneme gerceklestirilecek. surecte aslinda direct gorevi yok gordugunuz gibi, yalnizca ihtiyac duyuldugunda devreye girmek icin yuzyillar boyunca uyku surecinde bekleyecek.

    biraz yillardan bahsedelim.

    2068 yilinda tum deniz yasami son buluyor.

    2126 yilinda gaia sifreleri kirip makineleri kapatiyor. bu sirada dunyada canli kalmamis.

    23. yuzyila dair hicbir bilgi yok.

    2361 yilinda cok minimal hayatin baslalayabilecegi icin iklimin normale dondurulmesi

    2363 yilinda klonlanan insanlar dunyaya getiriliyor ve yapay zeka tarafindan egitilip buyutuluyor. egitim apollo modulu tarafindan yapiliyor ama tabi burasi ted tarafindan silindigi icin egitim kalitesi les. gecmise dair bilgi yok.

    2381 yili insanlarin tekrardan dunyada cogalmaya basladigi yil.

    31. yuzyila kadar veri yok. bu arada insanlar dunyada cogaliyor. 3017 yilinda ancak ilk bilgiyi aliyoruz ve jiran isimli arkadasin gunes krali oldugun ogreniyoruz.

    yani neredeyse 700 yil boyunca insanlar dogada cogaliyorlar, direct tas devrinden baslamasalar da genede ilkel kabileler olarak kaliyorlar ve 31. yuzyilda artik daha detayli bilgilere sahip oluyoruz. ana karakterimiz aloy’un dogum tarihi 3021.

    yalniz hayal edin, gecmise dair hicbir bilgi yok, doguyorsun, 700 yillik bir insanlik tarihi, birikim yok, sadece anlatilan mitler. etrafta gecmis dunyadan kalan kalintilar, kimse nereden geldigini bilmiyor cunku apollo modulunun bilgileri silinmis.

    oyun aslinda 3020’li yillarda yasanan bir olay ile basliyor. 26 agustos 3020 yilinda sabah saatlerinde gaia bir sinyal aliyor ve tekrardan uyaniyor. kendi gorevini tamamlandigi icin uyku modunda yer altinda ana cekirdekte 700 yildir uykudaydi aslinda. bu sinyalin neden kim tarafindan gonderildigini henuz bulamadim.

    sinyalin detaylarina bakildiginda alt modullerden olan hades’in devreye alindigini ve dunyadaki iklimi tekrardan control etmek istedigi anlasiliyor. yukarida bahsettigimiz gibi hades’in gorevi herseyi resetlemek. yani hadesten bir aktif sinyal alinirsa bu hadesin tum insanligi canlilari oldurecegini, iklimi yok edecegini ve surecin tekrardan en bastan baslatilacaginin bir gostergesi.

    gaia kendi yapay zekasi ile bunun bir problem oldugunu hissediyor ve kendisine yerlestirilen bir ozellik sayesinde (ilginctirki bu ozelligi ted israr ettirerek koyduruyor. elisabet bunu istemiyor ama gaia bunun gerekli oldugunu soyleyip ozelligi kendisine koyduruyor) kendi ana reaktorunu yok ediyor ve hadesin kontrolu ele gecirmesini engelliyor.

    {spoiler olabiltesi var} ayni gun eleuthia isimli yine gaia nin alt bilesenlerinden birisi lk1a1-4510 isimli gorevi baslatiyor. eleuthianin gorevi insanlari klonlamak ve dunyaya salmak. bu spesifik gorevin ortaya cikardigi insan ise aloy. yani ana karakterimiz. ve ana cekridekteki kapinin onune bebek halinde birakiliyor. buyucu kadinlar onu kapida buluyor. ıste bu yuzden aloy anam nerede benim, beni neden surdunuz diye aglayip duruyor cunku aslinda kabilelerin cogu onu makineden cikan lanetlenmis biri olarak goruyor. halbuki kendisi ozel olarak programlanmis ve dunyaya getirilmis bebek – henuz detayini okumadim ve buyuk ihtimalle oyunda ogrenecegiz ama sanirim elisabet’in hayalini kurdugu kizi gaia dunyaya getiriyor minnet borcu olarak. {spoiler olabiltesi var}

    gaia kendini patlatiyor, hatta ilkel kabileler patlayan dagi goruyorlar ve bunun tanrilardan bir mesaj oldugunu dusunuyorlar.

    ancak hades gaianin kendisini patlatmasindan hemen once kendi yapay zekasi ile bir virus olusturuyor ve yazilim kodlarini bozuyor ardindan da ana cekirdek patlamadan kacmayi basariyor. bir ormanin icerisine kadar hareket edebilen bir robotun cekirdeginde devam ediyor ancak burada kaliyor. daha fazla hareket edemeyecegi icin etrafa bir sinyal yaymaya basliyor. amaci birinin duyup yardima gelmesi. ancak o gunun sartlarinda teknoloji yok denecek kadar az, birinin bu sinyalden anlamasi ve gelmesi oldukca zor ihtimal.

    ancak sans hadesin yaninda oluyor ve sylens isimli bir gezici tarafindan sinyal fark ediliyor. sylens denen arkadas teknolojiye cok merakli, surekli eski insanlarin kalintilarinda gezmis onlari merak etmis, bazi ses kayitlarini dinlemis ve o zamanin insanlarina gore teknolojik bilgisi oldukca fazla.

    dusunun o zamanin insanlari gunes krallari seciyor, kabileler birbirine tanrinin emri diye saldiriyor, teknoloji yok vb.

    sylens ayni zamanda eski insanlardan kalan ve bizim aloy’un da buldugu focuslardan birine sahip. bu focus sayesinde sinyali kolaylikla yakaliyor ve bilgisini kullanarak bilgisayarin ana cekirdegini tamir ediyor. ne yaptigina veya neye sebep olacagina dair fikir sahibi olmadan temel fonksiyonlari tamir ettiginda hades artik ses ile iletisime gecebilir hale geliyor.

    hadesin ilk yaptigi, sylens ı sorguya cekip o gunun sartlarini insanlarini kabilelerini, kabilelerin birbirleriyle iliskilerini politikayi ogrenmek oluyor.

    simdi hadesin asil amacini biliyoruz degil mi? bu abinin tek amaci dunyayi yok edip sureci bastan baslatmak. cunku buna programlandi. bu yuzden sylensden gerekli bilgileri aliyor. en can alici detay ise spire ismi verilen uzun kule. oyun icerisinde eminim fark etmissinizdir, cook uzaklardan gorunen bir kule. ben baya yanina gittim anlamaya calistim nedir diye ama bilgi yoktu. sımdi okuyunca anladim. bu kule yuzyillar once gaia tarafindan robotlari kapatmak ve sifreleri kirmak icin sinyaller gonderme amaciyla kullanilmis. hadesin amaci da bu kuleyi ele gecirmek ve yayacagi sinyaller ile tum dunyadaki uyuyan robotlari tekrardan uyandirmak ve boylece kolay yoldan yasami tekrardan yok edebilmek. aslinda kotu birsey yaptigini bilmiyor, sadece ne icin programlandiysa onu yapiyor! kisa bir mantik yuruterek robotlari canlandirirsam oksijeni gene bitirirler bu da en masrafsiz sekilde canlilari yok etmektir diyor.

    ama sikinti, bu kule meridian ismi verilen devasa bolgenin icinde ve carja kabilesi tarafindan control ediliyor.

    sylens e eski dunyaya dair bilgi verecegini soyleyip yardim etmesini istiyor, geri kalan parcalarini tamir ettirtiyor verdigi bilgiler ile. ayni zamanda etrafta birkac makineyi daha tamir ettiriyor ve zamanla hades kendi networkunu kuruyor. bu surecte insanlarin tabii ki hicbrseyden haberi yok, gaia da zaten kendini patlatti.

    bu noktadan sonra daha detay vermiyorum cunku oyunun icerisinde zaten ogreniyorsunuz ama ozetle {spoiler} hades kendi ordusunu kuruyor, insanlari manupule edip eclipse isimli ekibiyle ic savas baslatiyor. kabileler birbiri ile kapismaya basliyor. tum amac o buyuk kulenin kontrolunu elinde tutan carjalilari yok etmek. hades kimi zaman tanriyi oynuyor kimi zaman insan gibi konusuyor milleti gaza getiriyor ve kendi ordusunu kurabiliyor. ordu ayni zamanda kendi focuslarina sahip, kendi aralarinda konusabiliyorlar.

    bir sure sonra sylens’in artik kullanissiz oldugunu anliyor ve oldurmek istiyor. ancak bizim sylens tamir ederken bir arka kapi da koyuyor ve bu amaci onceden ogrenip kaciyor ardindan da hadesin hareketlerini uzaktan izlemeye basliyor.

    aloy ile sylens’in oyun icinde karsi karsiya gelmesi kacinizlmaz diye dunusuyorum. dedigim gibi daha yarisindayim oyunun.

    buradan sonrasini ben de okumadim. ama mutlu son da aloyun hadesi yok edecegini dusunuyorum. ancak emin degilim. buradan sonrasini okumak benim icin de gereksiz spoiler olur. simdi oyuna devam etme vakti.

    benden bu kadar. varsa duzeltmek yada eklemek istedikleriniz yazarsiniz. sanirim oyunun turkce olarak en kapsamli hikayesini yazdik burada : )
  • dün akşam bitirdiğim, adım adım açılan, ana karakter ve geçmişte olanlar hakkında her öğrendiğiniz yeni bilgide ağzınızın açık kaldığı bir hikayeye sahip olan oyun. bunun yanında yan görevleri genel olarak hedefi öldür, şu kişinin izini sür, aloy kızım git bir çay kap gel tarzında gelişiyor.

    hikayesi sağlam, oyun dinamikleri, yaratılan dünya inanılmaz. bütün olarak ele alındığında muhteşem bir deneyim sunan, bence her ps4 sahibi oyunseverin mutlaka deneyimlemesi gereken bir oyun. bu tarz sağlam oyunlar ne yazık ki çok sık gelmiyor.

    ayrıca bazı karakterlerin isimlendirilmesi de yaratılan dünyayla çok uyumlu ve ince görülmüş. en bariz örnekler aloy ve rost. insanların anlayamadıkları için makineleri tanrı olarak gördükleri bir kabilede doğan; muhtemelen bir şekilde kulaktan dolma duydukları hatta anlamını bile bilmedikleri alloy (alaşım) ve rust (pas) kelimelerinden türetilen isimlere sahipler.

    velhasıl, güzel bir evren ve lore yaratılmış, devamı gelmesi muhtemel oyundur efendim. alın oynayın.
  • yeni nesil için gereken şey işte bu tip oyunlar. yeni bi konsept, yeni bi dünya, yeni bi soluk... nesil değişimini hissettiren oyunlar işte bunlar. uncharted' lar, bilmem neler canımız ciğerimiz tabi o ayrı da mevcut neslin kendi karakterini kazanması için bu tip oyunlar daha fazla gerekli. o yüzden milletçe alkışlıyoruz efenim.
  • toplamış olduğunuz 'metal flower' adlı kodlarda şiirlerden alıntılar yazan oyun.

    mark 1'lerde japon şairler, mark 2'lerde arap, türk, pers gibi birkaç ülkenin şairleri, mark 3'lerde amerikan ve ingiliz şairler var.

    mevlana'nın 'yorumlanması gereken rüya' isimli şiirinden;

    'birçok ufalanmış şehrin tozu
    üstümüze çöker unutkan bir uyuklayış gibi,
    fakat biz o şehirlerden daha yaşlıyız.

    bir mineral olarak başladık biz. bitki hayatı içine çıktık
    ve sonra hayvan durumuna, ve sonra insan oluşuna,
    ve her zaman unuttuk önceki durumlarımızı,
    baharın başlangıcından başka, hafifçe hatırladığımızda o zaman
    yeşil olmayı yine.' kısmı alıntılanmıştır.

    bir oyun içerisinde mevlana şiirine rastlamak ve alıntı yapılan kısmın oyunun konusuyla alakalı olması oyuna nasıl bir emek verildiğini, oyunun nasıl bir derinliği olduğunu açıklar.
  • 2013 icadı ps4 te (orijinal, pro değil) müthiş bir görsellik ve akıcı bir oynanış sunan oyundur.
    görünen o ki; ps3 te olduğu gibi en optimize oyunlar yeni gelmeye başladı.
    giriş filmi ve tutorial bölümü içeren oynanış videosuna buradan göz atabilirsiniz.

    ps. video bana aittir, reklam olduğunu düşünen arkadaşlar tıklamasın.
  • 5-6 saatlik kısa oynanıştan sonra bile rahatlıkla önerebileceğim oyun.

    hakikaten çok beğendim. alıp almamakta kararsız kalıp da tavsiye için bu başlığa gelen varsa diye söyleyeyim: harcadığınız paraya ve ayırdığınız zamana değiyor. kısaca tecrübelerimden bahsedeyim.

    + bu zaten en başından beri belliydi ve geliyorum diye bas bas bağırıyordu ama yine de bahsetmek lazım: grafikler olağanüstü. uncharted 4 için de aynı şeyi düşünüyordum ama bu çok başka olmuş. üstelik ps4'te oynuyorum, kim bilir ps4 pro'da ve 4k televizyonda oynayabilsem daha ne detaylar göreceğim.

    + crafting sistemi çok sade ve başarılı. en çok kullandığınız araç olan okun yapımı gayet kolay, oyun o açıdan sizi zorlamıyor. rahat takılabiliyorsunuz. henüz oku geliştirmedim bu arada. muhtemelen daha güçlü yaylar ve oklar da edinilebiliyordur oyun ilerledikçe.

    + düşman makinelerin yapay zekası kuvvetli. ayrıca gerektiğinde savaşmak yerine sizi saklanmaya zorlayabilecek kadar güçlüler zira genelde gruplar halinde dolaşıyorlar. 5-6 tanesine birden dalıp bolca loot da yapabilirsiniz; hiçbir şey harcamadan tırıs tırıs otların arasından geçip de gidebilirsiniz. gizlilik yeteneklerinize güveniyorsanız tek tek gırtlak alıp da ilerleyebilirsiniz tabii ki. uzun sürüyor ama tatmin ediyor. tercih sizin.

    + aloy çok güzel bir hatun olmuş.

    öte yandan, yeni bir oyun olduğu için çeşitli buglar ve glitchler görmek mümkün tabii ki. ben çok gezip dolaştığım için çok gördüm. güncellemelerle düzelecektir. zaten oynanışa balta vuran şeyler değil.

    şimdilik bu kadar, belki entry ileride kendini güncelleyebilir.
    sevgiler.

    4 gün sonra editi:

    - 30 saat kadar oynayıp yüzde 30 civarına geldim ve oyun gittikçe zorlaşmaya başladı. makineler kıçımdan kan alır seviyeye geldi, bir de sürekli yenisi çıkıyor pezevenklerin. birkaç tavsiye daha iliştiriyorum buraya. kimine göre spoiler da olabilir, rahatsız olurum diyenler devam etmesin burdan sonra.

    - silahların, okların ve kıyafetlerin sürekli güncel olması lazım. en iyisi hangisiyse almak lazım. bu yüzden shard biriktirmek çok kritik. oyundaki en iyi aletler mor renkli ve very rare olarak geçiyor. en erken meridian denen mekandaki esnaflardan alabiliyorsunuz ama zaten oraya gidene kadar pek ihtiyacınız olmuyor çok iyi silahlara. gideceğiniz zaman shard biriktirip gidin ve silahları yenileyin.

    - makinelerle savaşırken benim gibi sürekli heyecan yapıp sağa sola atlamayın. makineyle mesafeyi olabildiğince koruyun ve zayıf bölgelerine vurmaya çalışın, kör atış yapmayın. hiçbir faydası olmuyor. bu yüzden hunter reflexes özelliğini en baştan açmak önemli. zamanı yavaşlatıp avantaj sağlayın.

    - oyun the witcher 3 ile çok benzerlik taşıyor. bu çok güzel bir şey. ama witcher'in çok çok daha kolay olduğunu rahatlıkla söylebilirim. iki oyunu da normal seviyede oynadım ve bu oyunda acayip zorlanıyorum. witcher'daki meditasyon sistemine fazla alışmışım. 1 saat geçirip iksirleri doldurabiliyordum orda. burda malzeme toplayacağım diye götümden ter akıyor. ciddiyim.

    - açık dünyada doyasıya gezeyim diye bir şey yok. önünüze sürekli makine sürüleri çıkıyor. sürekli tetikte olmanız gerekiyor ve bunu hiç sevmedim ben. ancak bir strider bulursanız, ele geçirip at niyetine sürebilirsiniz ama onlar da her yerde bulunmuyor. genelde tabanvay gitmek zorundasınız. bu oyunu gereksiz zorlaştırıyor. hayatta kalmak gerçekten zor. ben zaten sıkıntıyı ve gerilimi çok sevmiyorum, iyice tuz biber oldu bu oyun. dertsiz hayatıma dert kattım anasını satayım.

    ama yine de alın, oynayın.
    şayet oyunu bitirebilirsem yine güncellerim burayı.
  • 65 saatlik oynayışımın ardından platin kupayı da alarak tamamladığım güzide oyun.
    şurada oyunun ilk 5-6 saati ve ardından 30 saati ile alakalı acı dolu tecrübelerimi yazmıştım, merak edenler bakabilir.

    bu yazı da devasa spoiler içermeyecek ama hiçbir fikrim olmasın istiyorsanız ona göre okuyunuz.

    - hikaye olarak başlarda pek bir şey vaat etmemişti ama oyunun ortasından itibaren sylens'ın işin içine dahil olmasıyla gerçekten aldı yürüdü. tek tek keşiflerimiz başladı ve her bir keşifte daha da merak ettirdi. lezzetli bir çay gibi demlendi; tadı damakta kaldı.

    - oyunun ilk yarısında bahsettiğim zorluk da ikinci yarıda kayboldu. yeni silahlar ve kıyafetler bunda tabii ki büyük rol oynuyor ama level arttıkça can barına +10 eklenmesi de çok işe yaradı. yani oyunun ilk kısmında 20 kere öldüysem ikinci kısmında 3-4 kere ancak ölmüşümdür. yeni ve daha büyük makinelerle karşılaşsam da zorlanmadım çünkü artık korkacak bir şey kalmamıştı. özellikle blast sling denen bombaatar ve ropecaster denen halatatar** çoğu savaşta işimi fazlasıyla gördü.

    - öte yandan sürekli yeni makine çıksa da bence çeşit olarak yetersizdi. toplam 25 tane var, birisi zaten tallneck denen zürafa. sadece harita açmak için kullanıyorsunuz. kalan 24 tane, 60 küsür saat gameplay vaat eden bir oyun için çok ama çok yetersiz. sürekli aynı makineleri görmekten bir süre sonra sıtkım sıyrıldı. özellikle namussuz glinthawklar beni bezdirdi. her yan görevde de karşıma çıktılar. sanırım en sevmediğim makine o idi. sawtooth ve ravagerlara can kurban. abileri thunderjaw'a ise saygım sonsuz.

    - oyunun hikayesi dışında en ilginç yönü ise kesinlikle cauldronlar idi. yani makinelerin yapıldığı yerler diyebiliriz. biz de çekirdeği bulup daha fazla makine override edebilmek* için kullanıyoruz buraları. 4 tane var ve özellikle ilkinin tasarımı inanılmazdı. her tarafta kablolar, karamsar bir atmosfer ve metalik sesler sizi sarıp sarmalıyor. yarım saat civarı ağzım açık ilerledim mekanın içinde. her birinin sonunda ise hiç fena olmayan bir boss fight sizi bekliyor.

    - bütün eleştirmenlerin ağzına yapışan "yan görevler birbirini tekrarlıyor" eleştirisine de katılmıyorum. kulak verip dinlerseniz yan görevlerdeki herkesin hikayesini benimseyebilirsiniz. ha, görevin gerekleri büyük ihtimalle "şu makineyi kes, şu bölgeyi temizle" şeklinde oluyor ama bunun olumsuz anlamda eleştiri konusu olmasını kabul etmiyorum.

    - oyun çok seri ve gürül gürül akıyor. ps4'de 30 fps çalışmasına rağmen bu performans gözlerimi yaşarttı gerçekten. isteyince oluyormuş demek ki.

    genel tecrübelerim bunlar oldu. iki ufak tavsiye vererek tamamlayacağım.

    - hunting ground görevlerinin hepsini blazing sun alarak (yani en iyi zamanlamayı tutturarak) tamamlarsanız, meridian'daki hunter's lodge'dan ödül olarak 3 tane özel silah alıyorsunuz. bunları elinizden geldiğince hızlı tamamlamaya çalışın.

    - açık dünyada çeşitli noktalarda vantage pointler bulunmakta. genelde yüksek yerlerde bulunuyor ve aramazsanız bulacağınız yerler değil. bir noktadan karşıya bakıp o yerin eskiden ne halde olduğunu görmenizi sağlıyor. ilk gördüğümde yaşadığım hissi burada tarif etmem mümkün değil. bunların haritasını alıp en azından bir iki tanesinin yerini bulun. ben platin kupa için kastığımdan dolayı hepsini buldum ama iyi ki de yapmışım dedim. siz de yapın ve gördüklerinizden sonra bana teşekkür edersiniz.

    sonuç: hikayesi ve oynanışının güzelliği, oyunun ufak tefek kusurlarını örttü ve gayet zevkli ve heyecanlı bir oynanış sundu bana. 8,5/10 alır benden.
    büdüt: düzenleme.
  • yukarida bir arkadasin oyunun wiki sayfasini paylasmasiyla oyun keyfim kat be kat artti.
    henuz ortalarindayim oyunun o yuzden tum hikayeyi gecmisi karakterleri saatlerce okudum.

    bir guzellik olarak da bunu turkce olarak yazmam aklima geldi actim bir word sayfasi basladim en bastan olay kurgusunu karakterleri anlatmaya. taki oyunun basladigi tarihe kadar herseyi anlatmaya. neden robotlar var neden insanlar kabile olarak yasiyor, bundan once neler oldu dunyada vb. su anda oyunda her ince ayrintiya dakikalar ayiriyorum, gecmisini bildigin icin oyun muthis zevkli hale geldi

    yalniz baya 10 sayfa oldu bitmek uzere bugun yarin. bitince buraya eklim de oynamak isteyenler icin guzel bir kaynak olsun bari
  • hayatımda ilk defa bir oyunda platinium kupa almama vesile olmuş oyun. çünkü diğer oyunlar gibi "tek ayak üstünde zıplarken bomba atıp 17 kişiyi aynı anda öldür" gibi saçmasapan uğraştıracak şeyler yok oyunu %100 bitirdiğinizde zaten almış oluyorsunuz. toplamda da 44 saat sürmüş.
  • 10 üzerinden 10 verdiğim süper oyundur.

    genellikle oyunları "gameplay" dediğimiz oynanışına göre değerlendiriyorum. grafikler, sesler, müzik ve hikaye gibi diğer öğeler ise benim için ikinci öncelikte.

    oynanış olarak, son zamanlarda oynadığım oyunlar arasında açık ara en iyisiydi. robotlarla savaşıp, farklı metotlarla öldürmek, veya etkisiz hale getirmek inanılmaz bir tatmin hissi yaratıyor. otlar arasında saklanma mekaniği çok gerçekçi gözükmeyebilir, ancak gizlilik mekaniği ve oyuna müthiş bir katkısı olmuş. robotları vurduğumuzda kırılıp dökülen parçaları, yere yuvarlanıp bağırmaları, gözlerinin kırmızı parlayıp üzerimize koşturmaları atmosferi süper yapmış ve oynayana büyük bir keyif veriyor.

    bu oynanış tarafını, örneğin witcher 3 ile karşılaştıracak olursam, rahatlıkla horizon zero dawn çok önde diyebilirim. witcher 3'de savaşlarda 2 farklı büyü atıp, tekrar dolmalarını beklerken etrafta koşup zıplayarak geçirmek zorunda kalıyordum genelde. yakın dövüşte de bir takım standart kombinasyonlar mevcut. bunları otomatik olarak yaptığımız için, kısa bir süre sonra çok sıradan geliyor. bomba, iksir gibi eşyalar ikişer veya en çok üçer adetle sınırlı olduğu için arada bir basılabiliyor, ama pek bir çeşit veya keyif vermiyor.

    horizon zero dawn'da ise, her robotu farklı yollarla öldürebildiğimiz gibi, robotlardan düşen parçalarla da oklarımızı, bombalarımızı ve tuzaklarımızı yenileyebiliyoruz. farklı tuzak, bomba ve ok seçeneklerimiz mevcut. istersek yakın dövüşle de girişebiliyoruz, veya bunların kombinasyonlarını istediğimiz gibi uygulayabiliyoruz. en güzel tarafı da, devasa robotları öldürdüğümüzde parçalanıp yıkılmalarının verdiği keyif.

    ikincil özelliklere geçecek olursak, grafikler konusunda ps4 pro ve 4k bir televizyonla mükemmel grafiklere sahip bir oyun. düz ps4 ve standart hd televizyonda da benzeri yüksek bir grafik kalitesi var. kulağımızdaki cihazı açtığımızda, veya yayımızı gerdiğimizde controller'dan gelen sesler çok hoşuma gitti.

    hikayesi ise gerçekten müthiş. her ne kadar standart bir konuyu işlemiş olsa da, işleyiş ve uygulama şekliyle oldukça kaliteli ve keyifli olmuş. cliffhanger'ıyla da gelecek oyunlara göz kırpması beni çok mutlu etti.

    çok nadiren oyunları platinum trophy'e kadar kovalıyorum. genelde bir yere gelip sıkılarak bırakıyorum, çok nadiren de bitirip bırakıyorum. bu oyun ikincisi oldu. ilki demon's souls'du, yıllar önce ilk ps3 aldığımda aşırı beğenip yapmıştım. sonraki dark souls oyunları da çok güzeldi, ama hiçbiri platinum yapacak kadar demon's souls tadı vermemişti.