şükela:  tümü | bugün
  • pınarbaşında bulunan orta zorluk derecesine sahip aqua park.

    bugün(aslında dün) geçmek için yola koyulduk fakat su beklediğimizden çok soğuktu. o sebepten geçişi iptal ettik. merak edenler şuradan bazı fotoğraflarına bakabilirler.
  • pınarbaşı'ndan, ılıca şelalesi mevkiine doğru gelmeden önce sağ tarafta yer alan küre dağları milli parkı kapısından içeri girin. yolu bırakmadığınız takdirde bu kanyona ulaşabilirsiniz. geçtiğimiz hafta üçüncü defa gittim buraya. fakat, bundan sonra asla gitmeyi düşünmüyorum. zira gözüm inanılmaz korktu.

    beraber tatil yaptığım arkadaşlarıma horma kanyonu'nu görmelerini özellikle direttim. amasra'dan pınarbaşı'na doğru yola koyulduk. bartın'a geri döndük ve oradan ulus istikametine, yani, pınarbaşı'na tepeden inen dağ yoluna yöneldik. pınarbaşı'na gelmeden önce ulukaya şelalesi var. kastamonu'lu bir arkadaşım burayı görmem hususunda ısrar edince, horma kanyonu'ndan önce ulukaya'yı ziyaret ettik. kesinlikle görülmesi gerekiyormuş. yöre halkı arasında bu şelalenin adı ise "su çıkaran kayası".

    neyse, devam ediyorum;

    nihayet kanyona varabildik. bana eşlik eden arkadaşlarım sevgili olduğu için onları bu güzel ortamda yalnız bırakmak istedim. iki kumrunun bu güzellik içinde romantizm yaşamasını istedim. sırt çantamı aldım ve önden yürümeye başladım. yaklaşık 150-200 metre yürümüşümdür. arkadaşlar yavaş yavaş yürüdükleri için geride kaldılar. demir iskeleye gelmeden önce ahşap iskele üzerinden bir süre yürünüyor. ahşap iskelenin bitimine doğru yaklaşırken çatırdı sesleri duydum. ama inanılmaz gürültülü bir sesti. aklıma ilk gelen şey ise ekskavatör oldu. içimden "yahu kanyonun tepesinde taş mı kırıyorlar" dedim. ekskavatör falan değilmiş. yukarıdan devasa bir kayanın yuvarlandığını hemen akabinde idrak edebildim. ağaçları kıra kıra geliyordu üzerime. kayayı görmiyordum ama hemen tepemden bana doğru geldiğini tahmin edebiliyordum. kayaların oluşturduğu dik duvarlar yüzünden ses yankı yapıyordu. yankı yaptığı için kaçacağım noktayı bir türlü kestiremiyordum. sağa kaçsam olmaz, sola kaçsam olmaz. hemen o an kanyon duvarına çömeldim ve ellerimi başımın üstüne koydum. sesi duyan arkadaşlarım bana doğru koşmuşlar o sıra. ikisi de bana bakıyor uzaktan ama ellerinden hiçbir şey gelmiyor. elimle gelmemeleri için işaret yaptım. yaptığım hareketin tek bir nedeni vardı; "ben yandım siz yanmayın"

    içten içe; "her şey buraya kadarmış" dedim. kayadan ziyade, seslerin yoğunluğu heyelan gibiydi. bu anlattıklarım hepsi birkaç saniye içerisinde gerçekleşti. yuvarlanan devasa kayanın bana yaklaştığı sırada sesin yönünü tespit edebildim. çömeldiğim yerden sesin geldiği yöne baktım ve iki saniye sonra dev kayanın üç metre önümden dereye doğru fişek gibi düştüğünü gördüm. iskeleyi kürdan gibi kırdı. dev kayanın peşinden irili ufaklı kayalar onu takip etti. arkadaşlarıma gelmemeleri için defalarca kez bağırdım. sesler kesildikten sonra hemen onların yanına koştum ve kollarından tutarak kanyondan seri adımlarla uzaklaştırdım.

    daha önce ölüme yaklaştığım anlar oldu ama böylesi korkuyu hiç yaşamadım. ecelin geldiği yönü tespit edememek içimi kemirdi resmen. şanslıydım. bir daha asla gitmeyi düşünmüyorum. binlerce yıldır yerinde duran kaya benim gelmemi beklemişti resmen. olayın gerçekleştiği noktaya gelmeden önce fotoğraf çekmek için duraksamıştım. belki de hayatımı kurtaran şey o duraksama anı oldu.

    işin enteresan tarafı, pınarbaşı'ndan sonra sinop istikametine doğru yöneldik. arabayı sürerken gördüğüm heyelan uyarısı tabelaları bile içimi titretiyordu. psikolojim bozuldu diyebilirim. o sesleri hayatım boyunca unutamayacağım. velhasıl; tehlikelerle dolu bir kanyon.

    kırılan iskelenin fotoğrafı.