şükela:  tümü | bugün
  • hoşlangaç:

    insanların birbirlerinden hoşlanmaları, "biz evleniyoruz" ile dillere yerleşen "hoşlantı"ların gerçekleşebilmesi ve kişinin kendisinden hoşlanıldığını anlayabilmesi için, açık olması gereken duyarga ve sistem.

    cümle ile pekiştirelim:

    - fairuz ayturtak sana bayağı göz dikmiş, hep seni izliyor, neden yakınlaşmıyorsun?
    - yediğim bir şey dokunmuş olmalı, hoşlangaçlarım çalışmıyor, tüm sistemlerim devre dışı. hem ben hoşlanmadan önce tanımak isterim.
    - benim hoşlangaçlarım da sonuna kadar açık ama alanıma giren kimse yok, şu bahtsızlığa bak.
  • (bkz: hoşlanmak)
  • sanırsak sevgilimsi den de önceki aşamadır bu.
  • hoşlangaç hoşlangaç derken bu hoşlanmanın seviyesi artıp artıp,
    yandı yürek kebap oldu haline gelince de haşlangaç olur, allah muhafaza.
    adamı haşlanmış istakozdan, pişmiş tavuktan beter eder, canını heder eder.
  • (bkz: hoşlaşkan)
  • hoşlanmak isteyen ama bunu yapmakta zorlanan bünyelerin hoşlanmasına yardımcı olan kalp yönlendirgeci.
  • birbirlerinin solungaçlarından hoşnutluk duymaları için balıkların kullandığı araçtır hoşlangaç. kim demiş elleri olmayanların teknoloji üretemediğini?

    balık hafızalı yüzüşken dostlarımız, gizli gizli hoşlangaç denen hedeyi yapmışlar ve biz memeliler de onlardan alıp kullanmaya başlamışız tarihin ve evrimin bir döneminde. ama şimdi bunu kim hatırlar? üstelik solungaçlarımız da yok!*