şükela:  tümü | bugün
  • türkiye ülke sınırları içerisinde hedef kitle tarafından amacı anlaşılamayan bir teklif varsa o da budur. yıllardır amerikan menşeili film, dizi izlerim. hepsinde bir erkek bir kadından hoşlanmışsa, onu bir şekilde akşam veya öğle yemeğine davet eder, buna "dating" derler. hatta kızımız:

    "what? going dinner like dating?" filan diye sorar. erkek ufak bir tebessüm eder, amaç anlaşılmıştır artık. kız kabul ederse çıkarlar. klasik sahneler. herkes izlemiştir. yani olay aslında bu kadar yalındır.

    gel gör ki şu basit olay bile burada işlemiyor arkadaş. ne zaman bir kızdan hoşlanıp, "ya derya bu akşam boş musun, yemeğe gidelim mi senle?" desem "ahaha nereden çıktı, ne yiicez? hesaplar senden ama!" tepkisiyle karşılaştım. ya da "haha gidelim ya dur ben pelin'i de arayayım." dediler.

    ne pelin'i arkadaş? ne hesabı? dating bu. hani erkek kadından hoşlanıyor filan?? yok.

    "ben senden hoşlanıyorum."
    "ilişkimizi bir üst seviyeye çıkaralım mı?"
    "ben seni daha iyi tanımak istiyorum."
    "ben sana aşık oldum."

    biri kız arkadaşımız olacaksa, ondan illa hoşlanmak zorunda değiliz ki biz. daha iyi tanımak istediğimizi dile getirmemiz de gereksiz. öyle olmamalarına rağmen kızlara kendilerini özel hissettirmek de yapmacık bir kere. "ben senden çok hoşlandım. sen farklısın. senin gibi birini hiç tanımadım. aşığım." bu nedir? yani sırf birinden hoşlanmış olmak o insanı ne kadar özel kılabilir? büyük ihtimalle gördüğüm 5 kızdan biriyle istediğim gibi seninle de sevgili olmak istiyorum. tıpkı senin gibi.

    ortaokul yıllarımızı "benimle çıkar mısın necla?" sorularıyla tükettik. o aşamaları geçtik biz erkekler olarak. siz de bir zahmet, şu yemek tekliflerinin ne olduğunu bir anlayın ya. kaç yaşına geldiniz artık. zor durumdayım bak.
  • çok tehlikelidir;

    birlikte olunan ortamlar vardır, bir şekilde zaman içinde hoşlanılır, karşılığının olduğuna dair hiç bir belirti yok gibi görünse de, herşey bellidir aslında... görünen, yakın bir arkadaştan fazlası vardır, eksiği yoktur belki de...

    iç dünyanız kalbinizi iyice köşeye sıkıştırır, daraltırır, imkansız olduğunu bilirsiniz... ona karşı duygularınızı ifade etmek istemezsiniz... belki de cevabını bildiğiniz ve-veya tahmin ettiğiniz soruyu sorarak, onun karşısında ki duruşunuzdan niye ödün vereceksiniz ki... (aşk mı? gurur mu? ) ( hani bu bu cümlede ki ironi ? )

    masum bir akşam yemeğidir sadece başbaşa arkadaşça. kulağınıza çok hoş gelir. her ne kadar arkadaşta olsanız, başbaşa bir akşam yemeğine çıkan arkadaşlık....evet enteresan ama ne siz, ne o, bu durumun adını koymamanız gerekir-gerektirir-gerektirirler...

    soru işaretleri havada uçuşur gider, hep ondan beklersiniz, o da sizden... zaman geçer, anlarsınız ki, ne sizin, aşılamayan bilimum sebeplerden dolayı bu ilişkiye başlamaya cesaretiniz vardır, ne de onun... belki de bu yüzden de çok tehlikelidir hoşlanılan kızı yemeğe davet etmek...
  • heleki bu yemeği kendiniz yapmak istiyorsanız ve bana yemeğe gelsene dediyseniz, vay halinize, karşılaşacağınız cevaplar inanılmaz şok etkiler yaratır, insanı yemek yapmakdanda yemekdende soğutur, soğan kırar onu yersiniz tek başınıza bir süre.

    olayın sadece yemekden ibaret olduğunu anlayamaz bu bünyeler. eğitim şart.
  • mumlar ve birbirine takım olabilecek iki çift çatal bıçak, iki şarap kadehi ile en az dört tabağınız bulunsun. kiler dolabınızda en az bir paket makarna (tercihen tortellini), cips, hazır çorba, patates, soğan, sıvı yağ ve çerez bulunmalı. ideal bir buzdolabında olması gereken temel ihtiyaçlar ise şu şekilde; süt, yumurta, peynir, tereyağı, kahvaltılık, meşrubat, bira, en az iki paket dondurulmuş gıda, mayonez, domates, biber, salatalık. bu malzeme sizi de, misafirinizi de mahcup etmez. bu arada elinizin altında; kahve, çay, çikolata, gofret ve tost ekmeği mutlaka bulundurun. içkiye benim gibi meraklıysanız zaten ne alacağınızı iyi bilirsiniz.

    temiz bir yatak ve çarşaflar. en önemli nokta burası.. yatak tek kişilikse bayar, imkanınız varsa çift kişilik olsun. hemen yanına en azından bir komodin, komodinin çekmecesine de prezervatif koyun. (elbette prezervatiften nefret ediyoruz ama ısrar ederse başka şansınız yok)

    ışıklar mutlaka ama mutlaka loş olmalı. stadyum aydınlatması misali lambaları açmayın. perdelerde içeriyi göstermesin. malum sevişme daima kanepede başlar.

    başak veya oğlak burcu erkeğiyseniz, eviniz zaten misafirinizin görüp görebileceği en temiz, en düzenli evlerden biri olacaktır şüphesiz. peki ya başak veya oğlak erkeği değilseniz? size dip tırnak temizliğe girin demiyorum ama biraz derli toplu olsun ev ki kızcağız ilk andan korkup kaçmasın. ayrıca eski sevgililere ait fotoğraf, eşya filan da ortadan kaldırın. kitap veya dergi olsun yerlerinde.

    ev ortamına uygun bir kıyafet giyin ve dişlerinizi fırçalayın, listerine ile gargara yapın. elbette duş almıştınız öncesinde değil mi? iki kişilik bir masa hazırlayın. ev stüdyo ise zigon sehpa, tepsi vb’de kurtarır. masada mutlaka zeytinli ekmek gibi ekstradan ilginç şeyler olsun. (bunların neresi ilginç diyen arkadaşlara laflarım hazır)

    çay içecekseniz, çayı; kahve içecekseniz, kahveyi demlemeye başlayın. gelmesine dakikalar kaldı. hafif bir müzik veya radyo voyage arka planda çalsın. aynada kendine son bir kez bak ve samimi bir gülümseme ile kapıyı aç. belinden kavrayıp sarıl (bazen ters teptiği de olur) ve onu gördüğün için kadar çok mutlu olduğunu anlat.

    manitayı içeri buyur ettin. şimdi isterse salonda müzik dinlesin ve sizin krep hazırlamanızı beklesin, isterse de siz krep hazırlarken mutfağa çene çalmaya gelsin. bence mutfakta çene çalması daha eğlenceli. böylece kendini daha rahat hissedecek, kendi eviymiş gibi benimseyecek. bu arada krebin içine koyacağınız taze kaşarı rendelemesini de söyleyebilirsiniz.

    yemek yenildi, üzerine kahveler içildi ve sofra toplandı. mutfağı toplamak için ekstra zaman harcamayın. salona dönün ve birlikte film izlemeyi önerin. romantik komedi olursa daha çok eğlenecek ve havaya girecektir. misal; ah mary vah mary, dört nikah bir cenaze, en iyi arkadaşım evleniyor. hugh grant'in filmleri daima günü kurtarır.

    film bitti ama siz pozisyonunuzu bozmayın, aşkın güzelliğinden, kutsallığından sohbete başlayın. sıra zeka ve yeteneği konuşturmaya geldi. playstation gibi şeyleri kadın kısmı sever aslında. araba yarışlı oyun açın ve zerafet içinde kaybedin. şimdi sıra öldürücü darbede. birlikte mutfağa girip, uzun süre çalışacak ve muhteşem bir akşam yemeği hazırlayacaksınız. yavruyu evde bırakın ve markete doğru yol alın. aman şarap kötü olmasın, ayrıca yemek hazırlarken çimleneceğiniz aperatif türden bir içkide alın. para ve imkan varsa tavsiyem: limoncello.

    birlikte mutfağa girip, yemek hazırlamaya başlayabilirsiniz. tabii hatunun üzerindeki güzel giysilerle yemek hazırlaması düşünülemez. dolayısıyla rahat edebileceği bir şeyler verme teklifinde bulunacağız. bir şort ve tişört ideal. “ne kadar şirin görünüyorsun” demeyi unutmayın. yemeği aceleye getirmeyin. hazırlarken ara ara maymunluk yapın. misal arkadan sarılın ya da romantik müzik çalan kanallardan birini açıp hafiften slow dans olayına akabilir yani ortama erotizm katabilirsiniz..

    yemek, alkol ve danstan sonra ne yapacağımız belli. yaptığınız işi hakkını vererek yapın. şefkatle başlayın; öpün, koklayın, sarılın, okşayın. bir zahmet oral yapın. onu çıldırtacaktır malum bölgenin ısırılmadan, dil ve dudaklarınız tarafından baskı altına alınması. sizi yönlendirmesini isteyin, çünkü o yönlendirmeden doğru noktayı bulmak gerçekten zor. kabaca şöyle söyleyeyim; üstte (göğüs tarafı) ve derinde değil. inlemeye başladığında ise doğru zaman gelmiş demektir. yumuşak başlayın ve sert bitirin.

    bittiğinde, kıçınızı dönüp yatarsanız, bir daha ki sefer size ancak eliniz eşlik eder. bir kolunuzla arkadan sarılırken, diğer elinizle saçını okşayın ve ne kadar harika olduğundan bahsedin..

    not: işbu entry, ortalama bir standart belirlemek ve tecrübesiz erkeklere yardımcı olmak maksadıyla yazılmıştır. entry yazarı, yukarıda belirtilen biçimde hareket etmez, akışına bırakır.