şükela:  tümü | bugün
  • "tanrı saklasın! talihsizliğin daniskası olur! nefret etmeye kararlı olduğun birinden hoşlanmak! benim için öyle kötü şeyler dileme." - jane austen*

    bir kısmını yurtiçi kargo sayesinde fark ettiğim davranışlardır:

    öncelikle şunu söyleyeyim, asla pinti biri değilim bilakis beni yakından tanıyan 100 kişiye sorsanız, 99'u ilk üç özelliğim arasında -bihassa kafam güzelken- eli açık, gönlü bol olduğumu sayar; o saymayan 1 kişi bünyamin şerefsizidir ki kendisi vaktiyle tonlarca biramı içmiş ve hali hazırda özüme 370 tl borç takmış nankör bir insandır. şerefsiz!

    her neyse konuya gelelim, sabah işe giderken malum sebepten malum kargo şubesine uğrayıp internetten sipariş ettiğim ürünü aldım. iş yerinde de -hoşlandığım demeyelim de inceden beğendiğim ve yazıldığım diyelim- bir hatun var. bu inceden beğendiğim ve yazıldığım hatun -tamam hoşlandığım diyelim- elimdeki paketi görünce: "a suret bey, siz de mi kahvaltılık aldınız? ben de gevrek getirmiştim" dedi. dedim: "yok, bu arya'nın maması internetten sipariş vermiştim de, gelmiş." bu vesileyle aslında hoşlanılanla ilgili planlarım şöyleydi:

    1-hoşlanılana ne yaman bir hayvan sever olduğumu, bu bağlamda arya isminde son derece cins bir köpeğim olduğunu bildirmek.

    2-arya için herhangi bir masraftan kaçmadığımı, mamaların en pahalısını satın aldığımı dolayısıyla ona çok iyi baktığımı anlatmak.

    3-arya'nın retrica ve candy camera ile zoraki sevimli hale getirilmiş fotoğraflarını cep telefonundan göstermek ve bu esnada hoşlanılanın esrarengiz kokusunu doyasıya içe çekmek hatta imkan dahilinde kısacık memelerine bakmak.

    4-hoşlanılanı "buyur gel bir gün, hem arya'yı seversin" diyerekten eve davet etmek.

    5-hoşlanılan eve gelip de arya'yı severken, hoşlanılanı yatağa götürüp sevmek.

    plan bana son derece basit ama işe yarar görünmüştü, oysa olaylar tam olarak böyle gelişmedi. hoşlanılan, ilk olarak iş yerinin bahçesindeki uyuz sokak köpeklerini anımsadı: "ay bu mamadan şu bizim haydar ve şürekasına biraz verelim mi?" dedi. bir miktar afallasam da hoşlanılanın bahçedeki o uyuz sokak köpeklerini kastettiğini hemen anladım. yutkundum, tabii dedim, hemen verelim!

    paketi alıp bahçeye çıktık, güvenlik kulübesinin dibinde, allah sizi inandırsın yetişkin dana büyüklüğünde 3 köpek var; hoşlanılan "haydar ve şürekası hadi yine iisiniz" diyerekten onları selamladı ve paketi açtığı gibi bir avuç mamayı önlerine bıraktı. o bir avuç mamanın kaybolması ışık hızıyla 10 saniye filan sürdü. hoşlanılanın avucu küçük filan sanılmasın gayet ki de kürek gibi avuçları var, kokusunu sevdiğimin irisi*. hoşlanılan, sokak köpeklerine avucuyla 2 kürek daha verdi ama yok! hoşlanılan mamayı yere koyduğu anda mamalar adeta anında buharlaşıyorlar.

    (bu arada mama hakikaten pahalı, veteriner arkadaş "illaki bunu yesin, 2 kilosu ona 1 ay gider zaten" dediği için benim köpeğe bunu aldıydım. alırken de 30 lira ucuza mal etmek için, en az 5 pet-shoptan ve 15 internet sitesinden fiyat araştırmış, en nihayet buradan bir ton paraya sipariş etmiş idim. zira itiraf edeyim: ben sadece kendi köpeğime kadar hayvan severim!)

    hoşlanılan en nihayet 2 kiloluk paketin yarısından fazlasını döktü yere ve "benim erkek arkadaşımın da dişi pug'ı var o da bundan başkasını yemez" dedi. soğuk terler dökerek, kaşım gözüm titreyerek, gülümsemeye çalıştım ve "ne iyi ettin, sevaptır" dedim. zira "amuğa koyum o mamayı 30 lira aşşağı almak için 1 haftadır atmadığım takla kalmadı kaltak!" diyemezdim.

    bünyamin tabii şerefsiz izlemiş bizi geriden: "abi o mamadan ilaç için bir avuç istesem vermezdin bana, ama valla müstehak sana şimdi girdi mi kıçına?" dedi.
    dedim: "şerefsiz bünyamin siktir git! canım yanıyor zaten! elinin ayarını, avcunun ayasını s.ktiğimin bitirdi paketi!" bu aşamada gönül isterdi ki hoşlanılanın sevgilisinin köpeğini, tenhada kıstırıp benim arya'ya s.ktirivermeli çatır çutur! lakin benim hayvan da dişi; lazım ona yapay köpek s.ki!

    özet:
    -boşuna boşuna boş yere hoşlandırması.
    -devasa avuçlaması.

    özlü laf: "biri kendi parasıyla kendine birşey alırsa hem kalitesine hem fiyatına dikkat eder, kendi parasıyla başkasına birşey alıyorsa fiyatına, başkasının parasıyla kendisine birşey alıyorsa sadece kalitesine, başkasının parasıyla başkasına birşey satın alıyorsa hiçbir şeye dikkat etmez." - milton friedman
  • (bkz: benden hoşlanmaması) anında soğurum *