şükela:  tümü | bugün
  • before sunrise/sunset/midnight serisinin konusu.
  • bu saatten sonra umrumda bile olmayan durumdur. ben bu kadar olan biten şeyden sonra onu kabul edersem, kendime ihanet etmiş olurum. kendime ihanet edersem yaşamamın anlamı, mutlu olmamın imkanı yok.
  • harbiden de eski kıyafeti giymek gibidir. hiç çekici bir düşünce değil.
  • keşke sevsen beni...
    bir an bile aklımdan çıkmıyorsun evet defalarca olmaz dedin,yapamam dedin,bir sürü şey dedin ama ben diyemiyorum kalbime olmaz diye.umut etmenin bir başka boyutu bu,tür değiştirmiş hali,maskesini değiştirmiş niye sevmiyorsun anlamıyorum ki bu böyle devam ettiği müddetçe kendime bir yol çizemiyorum,bir türlü kalbimde seni bırakamıyorum.bir uçurumun kenarında düşmemek için tutunduğum dal gibisin,elimi tutmak istemiyorsun ben bıraksak sen çoktan uzaklaşmış olacaksın belki de ama yapamıyorum bir çok şeyin üstesinden gelen kalbim şimdi çaresiz ah bi sevsen,sevmediğine pişman olursun ama bi sevsen..?gel seninle kıvılcım olalım desen ,yangın olup alev alev koşarak gelmeyeni...aslında tüm bunların tek bir çaresi var.evet düşüncelerimiz aynı biliyorsun,evet tüm soruların cevabı,tüm kilitlerin anahtarı ve tüm bilinmezlerin nedeni bir sevgili umarım olur ve umarım umduğum gibi olur..
  • dolapta daha önce sakladığın 20 lirayı bulmak gibidir. altın bulmuş gibi sevinir insan.
  • keşke olsa dediğim durum. hayatımda 2 ya da 3 kez gerçek anlamda aşık olmuşumdur. bunlardan sonuncusu 4-5 yıl kadar önce hala üniversitedeykendi. okula (istanbul üniversitesi) gidip gelirken eminönü-kadıköy vapurunda 5-6 kez falan bir kızı gördüm. inanılmaz güzel ve tatlı bir kızdı. küt (bobcut) kesimli saçları vardı, bir yanına sarımsı renk atılmıştı bu saçların. maalesef "cold approach" yapmaktan çekindiğimden gidip tanışamadım bile. ancak aslında cold approach olmayacaktı, warm approach olacaktı çünkü ondan gözlerimi alamadığımdan (gerçekten gözler alınamıyormuş bazen, insan yaşamayınca bilemiyor, hipnotize gibi oluyorsunuz) o da farketmiş ve gülümsemişti. arada bana kaçamak bakışlar atıyordu. kısaca gidip "merhaba, nasılsınız?" demem muhtemelen yeterli olacaktı. ancak o dönemde bu konulardaki tecrübesizliğim bu açık sinyalleri değerlendirememe neden oldu.

    keşke bugün karşılaşsam, cold falan dinlemeyim approach yapacağım. ama nerede... çoğu kişi şanslı ki en azından hoşlandığı kızların adını biliyor. ben bunu bile bilmiyorum. ne kadar kızla tanışırsam tanışayım, o kıza bakarken ki yaşadığım heyecanı asla yaşayamıyorum. hayat gerçekten adil değil.
  • belki bende yasarım dıye umuyorum
  • 97 senesinde tanıştık. 98 - 2001 3 sene 3 ay birlikteydik. farklı şehirlerdeydik ve aynı şehirde olma ihtimalimiz yoktu. ayrıldık. mantık birlikteliği olacak değil ya mantık ayrılığı yaptık. bana" git yaşa, kaderimizde varsa olur." demişti. 6 yıl ayrı kaldık.

    6 yıl boyunca kafama göre yaşadım. allah ne verdiyse giriştim hayata. yanlış olduğunu bile bile yaptım bazı şeyleri. beni o 6 yılda tanısa tiksinirdi herhalde.

    o ise 6 yıl boyunca sadece bir gün tekrar birlikte olma ihtimalimizi düşünerek yaşadı, hayatına kimseyi almadı. nereden biliyorsun diyeceksiniz söyleyim hep görüştük. arardı beni, "onunlayım bununlayım." diye açık açık söylerdim. garibim çok üzdüm bu konularda onu. neyse 2 ay dışında o 6 yıl boyunca sürekli irtibat halindeydik çünkü aynı zamanda birbirimizin en iyi dostuyduk. ilişkiye kıydık ama dostluğa kıyamadık. anlatırdı "şu ilgileniyor, bu sinemaya gidelim dedi." diye oradan biliyorum. 6 yıl be. 6 yıl boyunca her gün dua ettiğini söylemişti sonradan.

    birleşme, aynı şehirde yaşama şansımız olduğunu öğrendiğimizde devam etmeye karar verdik. hiç aynı şehirde birlikte olmamıştık ki. eğer kötü giderse hiç değilse içimizde kalmamış olurdu ayrılırken, "denedik." derdik, eğer iyi giderse götürdüğü yere gidecektik.

    evlendik biz. 3 gün önce 4 yılı bitirdik. 17 aylık kızımız var. mutluyuz. hala inanamıyoruz birlikte olduğumuza, ne birlikte olması, evlendiğimize, üstelik bir de çocuğumuz olduğuna.

    ben bunları yazarken yanımda oturuyordu ama görmedi yazdıklarımı. "çok heyecanlıyım. yarın kızımla nasıl bir gün olacak bakalım." dedi. yanlış anlaşılmasın kendisi çalışmıyor. 7/24 birlikteler. bizimle aynı yatakta yatıyor. o derece birlikteyiz.

    o cümle nasıl bir mutluluğun dile gelişidir ve ona tanık olmak, ortak olmak, parçası olmak...

    herkesin yaşamasını dilerim.
  • asla yapamayacağım bir eylem. mesela ben birini seviyorsam en başından beri seviyorumdur . en başta arkadaş olarak gördüğüm kimseden sonradan hoşlanamıyorum. ve birinden hoşlanıyorsam ve sonradan ayrı düşüp onu unutmak zorunda kalıyorsam bir kere ona olan hislerimi bitirdiysem bir daha tekrar canlandıramıyorum. yani yıllar sonra gördüğümde o kişi dünya ahiret kardeşimdir artık. işte bu yüzden yalnızlığa mahkumum sözlük.