şükela:  tümü | bugün
  • house hunters adlı programın dünyanın çeşitli ülkelerinde ev arayan amerikalı aileleri konu alan versiyonu.
  • izlemekten neden keyif aldığımı anlamadığım ama her gördüğümde izlediğim, travel channel'da yayınlanan tv programı.

    olay şöyle gelişiyor. bir kişi, çift veya aile yaşadıkları yerden (genelde amerika'da bir şehir) dünyanın başka bir yerine taşınmaya karar veriyor. gittikleri şehirde yerel bir emlakçıyla buluşuyorlar. taleplerini ve bütçelerini söylüyorlar. satılık veya kiralık tercihlerine göre emlakçı bunlara üç farklı aday sunuyor.

    bu üç emlak önerisini beraber geziyoruz. sonunda üç seçenektan birini seçip alıyor/kiralıyorlar. sonra üç ayın ardından ne durumda olduklarını görüyoruz.

    program kısaca böyle. insanı acayip bir şekilde başka ülkeye taşınmaya motive ediyor. bazı ülkelerde öyle evler öyle fiyatlara veriliyor ki insanın aklı almıyor. bense sadece elimde günkurusu kayısıyla seyrediyorum.
  • travel channel bugünü tamamen bu programa mı adamış bilmiyorum ama saat yaklaşık 14.30'dan beri art arda bölümler yayınlanıyor. koltuğa çivilendim, kalkamıyorum.
  • dünyanın değişik bölgelerinde insanların nasıl evlerde yaşadıklarını görmek beni çok etkiliyor. ya da eve dair fikirler. ıkea'da teşhir edilen 25 metrekarelik 40 metrekarelik daire dizaynlarının atristlikten değil gerçekten isveç'teki daireleri yansıttığını öğrenmiş olduk mesela.
  • dünya emlak piyasası hakkında temel düzeyde bilgi sağlayan travel channel yapımı. izlemesi gayet keyifli. hatta an itibariyle brüksel'de çekilen bir bölümü yayınlanmakta.
  • travel channel da özellikle seyrettiğimiz çok keyifli bir program. dünyanın her yerinden çeşit çeşit insanların hayatlarına konuk olmak gibi bir şey. çiftler ya da tek başına hayatında bir değişiklik yapmak isteyen insanlara, taşınmak istedikleri şehirde kiralık ya da satılık 3 tane ev gösteriliyor. kriterlerini belirliyorlar. emlak danışmanları da bu istekleri göz önünde bulundurarak seçenekleri belirliyor. evleri sırasıyla gezip fikirlerini söylüyorlar ve daha sonra da gerekçeleriyle birlikte karar veriyorlar. biz de bu aşamada tahminde bulunuyoruz. ama şimdiye dek hiç tutturamadık. üç ay sonra verdikleri eve gidip yeni hayatlarında nasıl yaşadıklarını paylaşıyorlar.
  • sanırım travel channel'da akşam oldu mu bu belgeseli playlist gibi arka arkaya sıralayıp herkes eve gidiyor. şikayetimiz yok, biz de oturup izliyoruz, son bölüm de yayınlandı mı biliyoruz ki saat 11 olmuş. çiftler, aileler, ya da tek kişi, muhtemelen benim hepsine "olur yaşarım valla" diyeceğim biraz sıradan şehirlerini bırakıp, "valla burada daha güzel yaşarım" diyeceğim daha egzotik yerlere gidiyorlar. üç tane ev beğeniyorlar, ve birini seçiyorlar. ama benim aklımı kurcalayan bir kaç şey var;
    1- her şehirde neden hep aynı emlakçı? mesela bir tane kadın var, paris'te hep o var. teyze paris'i tekeline almış.
    2- neden 3 ev? ben olsam kesin aklım kalır. sinsi sinsi kesin kamera arkasında başka evlere de bakıyorlardır.
    3- neden karar verdikten sonra herkes öpüşüyor? hayır öpüşün tabi de, bir çeşit kural mı acaba bu?
    4- tek maaşla yaşayacağız o yüzden 3500 doları geçemeyiz dediğiniz işin maaşı kaç allasen? ne iş yapıyorsunuz? daha gencim söyleyin öğreneyim ben de.
    5- amerikalılar dünyanın hiç bir yerine vize almıyor mu? cart curt orada yaşayacağım, yok burada yaşayacağım diye yer değiştiriyorlar. biz yunanistan'a geçerken bin takla atıyoruz, adamlar duymadığım adalara gidiyorlar. bir de bu amerikalılar neden banyoda iki lavabo olmayınca bir şok geçiriyorlar??
    sorularım bu kadar, efendim. ama yine de güzel belgesel. bir de burada bizim gibi bir kaç kişi olduğunu görünce içim bir rahatladım. ülkedeki tek manyaklar biz değiliz bari.
  • bunun olayı şöyleymiş, geçen aylarda videolara yapılan yorumlarda okumuştum:

    bu çiftler aslında taşınacakları evi almış/kiralamış oluyorlarmış. buna 2 tane daha ev eklenip çiftler gezdiriliyormuş. sonra doğal olarak zaten aldıkları/kiraladıkları evleri seçiyorlarmış. hani o "3 ay sonra"lı kısım var ya, hah onu da o çekimler sırasında çekiyorlarmış.

    zaten dikkat ettiyseniz taşınacakları evler hep tadilatı tamamlanmış, eşyasız falan evler. evi aldıkları zaman yaptıracaklarını yaptırıyorlarmış, çekimler bittikten sonra da eşyaları yerleştirip "3 ay sonra" kısımlarını çekiyorlarmış işte. ben de hep düşünüyordum "adam duvar boyasını beğenmedi, ama neden taşınmadan boyatmamış 3 aydır böyle oturuyor?" diye. o da burun kıvırma kısmının bir parçası sanırım.
  • tlc'de yayını süren güzel program. gösterdiği şehirlerin kültürleri hakkında başka programlarda bulamayacağınız bilgiler öğrenebilirsiniz.

    istanbul bölümü bekliyorum merakla, avusturalya'nın 100 kişi yaşayan yerine taşınan bile buldular bir istanbul'a giden çift bulamadılar!
  • yazımı kışa çeviren program. evde huşu ve huzur içinde kahvaltımı yaparken milletin bizim rüyamızda göremeyeceğimiz evini ,semtini bırakıp yine gül gibi memleketlere göç ettiğini görüp kahvaltıyı göz yaşları içinde tamamlıyorum . mesele para meselesi de değil .paranın da gerçekten size sunamayacağı şeyler var. çok zengin olsam belki daha iyi semtlerde daha iyi evlerde oturabilirim ama eninde sonunda istanbul'un diğer yüzüyle karşı karşıya kalacaksınız. huzur içinde gezebileceğiniz parklar , bisiklet sürebileceğiniz yollar olmayacak , yeri gelecek nefes bile alamayacaksınız rant uğruna düşünmeden katledilen yeşilliklerin ahı zehir olacak onu soluyacaksınız. hadi bir şekilde yurtdışında yaşama imkanı buldun , ailen , arkadaşların , vatanın geride kalacak. her kötü haberde yüreğin ağzına gelecek. ne kadar alışsan da doyduğun yere belki de hep gurbet kalacak senin için.
    programın beni depresyona itelemesinin yanında bir iyi özelliği nürnberg'de ev kiralayan çifti izledikten sonra ihmal ettiğim almanca'ya yeniden eğilmek oldu.