şükela:  tümü | bugün
  • türkiye uyarlaması bir bölümlük olacaktır.

    --- spoiler ---

    dr. görkem (ev)* hastasıyla ukala ukala konuşunca hastanın yakınları tarafından linç edildi*

    --- spoiler ---
  • sadece diyalogları için izleyenler varmış. ben en çok savaş sahnelerini seviyorum.
  • ben küçükken duymuş muydum neydi? coca cola'nın asiti kaçmasın diye şişenin içinde hava bırakmamak lazım, şişedeki havayı böyle hüüüp diye içine çekip kapağı hemencecik kapatmak lazım diye. bundan sebep, yıllardır yaparım bu eylemi. geçenlerde aklıma geldi, içime çektiğim bu cola havası beni hasta etse, kan kussam, ciğerlerim ağzıma gelse, götümden geğirsem, hastanelere düşsem, cümle doktorlar sittin sene anlayamaz cola havası yüzünden hasta olduğumu. anlasa anlasa house anlar. o yüzden bir kez daha diledim ki ssk okmeydanı'nda işe başlasın house. amin.
  • tipik bir bolumu su sekilde ilerleyen dizidir:

    - giris kismisinda tanimadigimiz bir kisim insanlari tanimadigimiz bir takim ortamlarda goruruz. birilerine bir seyler olacagi asikardir. bu noktada cakal senartisler bazen kandirik yaparlar: misal biz “aman da 30 hamburgerin ustune bi tekerlik epil payi yemiycektim con, gozlerim donuyo migdem bulaniyo” seklinde konusan dumbuge bir seyler olacak sanirken karsisinda turrup gibi duran con birdenbire hik der bayilir. ya da bir yerlerinden kan fiskirmaya baslar. olmadi seizure gecirir.

    - bir sonraki sahnede, hastamizi butun bu basina gelenlere ragmen tabii ki cizlami cekmemis, dort bir yani camlarla kapli odasinda “doktor soyleyin bana iyilesebilecek miyim” bakislari atarken goruruz.

    - bu sirada cuddy, house’i hastayla ilgilenmesi icin tesvik etmeye calismakta, karsiliginda klinik saatlerini dusurmek dahil bir takim rusvetler teklif etmektedir. house ise anca cuddy seksi kiyafetler giymeyi birakirsa hastaya bakacagini soyler. bazen de house sadece sagdaki soldaki konusmalara kulak misafiri olmak suretiyle hastaya ozel ilgi gosterir, hastayi kendine vermesi icin cuddy’e rusvet teklif eder, sokmezse wilson’i devreye sokar.

    - nihayetinde hastamiza bakmayi kabul eden house, takimini cevresine toplar, konusmalar esnasinda seksen turlu hastalik adi gecer ama hastada hic biri yoktur, cunku zaten hastanede gecirdigi sekiz saat icinde hastamiza cat-scan’den tutun kuduz testine kadar bin turlu test yapilmistir (bi tek lumbar puncture yapilmamistir, ama onun da yeri elbet gelecek, sabirli olun) bu arada bol bol auto-immune, wilson’s ve lupus kelimeleri gecer ama hasta asla bunlardan herhangi biri degildir.

    - hastaya herhangi bir teshis konur ve tedaviye baslanir.

    (bu arada hastanin tas gibi saglik sigortasi vardir, herhangi bir sekilde ulen sonradan kicima kacmasin bu kadar test, ilac, tedavi masrafi seklinde bir derdi kesinlikle yoktur)

    - bir sonraki sahnede house’i ya wilson’la ya cuddy’le ya da ikisiyle birlikte karsilikli laf sokarken, sidik yaristirirken goruruz. konu genelde house’in asosyelligi, abazaligi, ya da vicadin bagimliligidir.

    (bu arada bir onceki bolumlerde tedavi edilen herhangi bir hasta ulen bagirsak kurdunu teshis etmek icin beynimi deldiniz durzuler diyerek malpractice davasi filan acmaz.)

    - hasta biraz iyilesir gibi olur.

    - house ve wilson kafeteryadadir. house ya aldigi yemeklerin parasini wilson’a kakalar, ya yemek almaz direk wilson’inkini yer, ya da wilson’in salatasina afrodizyak filan katar.

    - hasta fenalasir. eger bolumun basinda seizure gecirdiyse orasindan burasindan kanlar fiskirir, eger ki basta kan fiskirdiysa seizure ya da enfarktus gecirir. yok eger daha agir bir durumsa gozunden cis ya da cinsel organindan fuloresan mavisi bir sivi gelir.

    - hasta bir sekilde hala yasamaktadir. bizim ekuri house’in odasinda toplanmis hastanin rontgenlerine, scan’lerine bakmaktadir. chase o caaanim avusturalya aksaniyla “kidneys are shutting down” der. house da zaten dediydim ben hasta yalan soyluyor, gidin evini arayin der.

    - hasta iyiden iyiye essekler cenneti yolundadir. gene de birakin lan her yerimi destiniz, her turlu aletin icine soktunuz, eytere be, birakin da evime gidem, cilingir soframi kuram, rakimi yudumluyam, atin olumu arpadan olsun demez. zaten ya hic kimsesi yoktur ya da yanindaki yakini her kimse aralarinda cok karmasik bir iliskiler agi vardir (ki house er gec bu sir perdesini aralaacaktir.)

    (hala daha bir onceki bolumlerde tedavi edilen herhangi bir hasta ulan hayvan evlatlari kicima kurdan kactigini teshis etmek icin bana kalp nakli yaptiniz diyerek malpractice davasi acmaz.)

    - comezlerden herhangi ikili kombinasyonu hastanin evinde arastirma yaparken goruruz, “amina koduumun house’i o kadar okudul ettik doktor ciktik su bizi kostugu angaryalara bak” seklinde sikayet etmektedirler. ikili cameron ve chase ise arada erotik-romantik bir gerilim olur,yok eger foreman ve bir baskasiysa sadece gerilim olur.

    - house ve wilson ya da cuddy ya da her ikisi birden sidik yarisina devam eder.

    (hastamizin tas gibi sigortasi islemeye devam etmekte, hic kimse bu kadar da test gerekli miydi seklinde kimsenin basina eksimemeye devam etmektedir.)

    - house’in comezleri laboratuarda o gune kadar yapilan butun tetkikleri yani bastan yapmaktadirlar. bu esnada ya kendi aralarindaki zivirik problemlerden ya da house’in abazaligi, asosyelligini ya da vicadin bagimliligindan konusmaktadirlar.

    - hasta daha da beter olur, gozu burnundan gelir, korluk baslar.

    - su cicegi ya da ayak tirnagi mantari olabilecegi suphesiyle hastaya lumbar puncture yapilir.

    - house yok anam yok bu durzu kesin bize yalan soyluyor der. cameron sacmalama insanlara guvensiz, sevgisiz gotoglani seklinde house’i azarlar.

    - hasta evet artik ben kesin olucem tadindadir ama gene de birakin da evime gidem, cilingir soframi kuram, rakimi yudumluyam, atin olumu arpadan olsun demez.

    - cuddy house’i odasina cagirir ve yaptigi herhangi bir sey yuzunden house’i azarlar. house siklemez. bugun de gogus dekoltesi yapmisin kartoloz diyerek cuddy’yi cileden cikarir.

    - wilson ama cuddy de haksiz degil sen de pustun tekisin diye house’a ayar verir. house wilson’in salatasina afrodizyak koyar.

    - house klinikte kil oldugu bir hastayla sidik yaristirmaktadir. hasta bir bir bir bir birseyler anlatir. house’in suratinda “neden olmasin” seklinde bir ifade belirir, akabinde klinigi terk eder.

    - hasta henuz olmemisse house teshisi koyar, tedaviye baslanir. cameron haksizdir, hasta bal gibi de yalan soylemistir.

    - eger hasta olduyse house hastanin buyuk annesinin evinin bahcesinden alinan salyangoza otopsi yapar ve koydugu teshisin dogru oldugunu gorur.

    - sidik yarisini house kazanir.

    - cameron got olur.

    - foreman amina koyiim house senin tadinda evine gider.

    - wilson evine gitmek uzere cikar, asansorde house’la karsilasir. house hakli ciktigi icin mutludur ve yuzundeki her zamanki cok bilmis gulumsemesi vardir.

    - seyirci yurru be kocum, hassstayim huleeeyn house sana diye bagirir.

    - cameron got got evine gider.

    - seyirci helal olsun der.
  • olivia wilde'ın son tweet'i: "house lovers, it's the end of an era. shows like that don't happen, well, ever. i'm honored to have been a part of such a brilliant story."

    jesse spencer'ın son tweet'i: "fare thee well, house"

    omar epps'in son tweet'i: "when you look thru the eyes of your heart you see things clearly.." (bu daha duymamış olabilir)
  • beni mutlu ederek insanların kesilip biçilmesine sahne olmadan gayet güzel, heyecanlı bir şekilde bir hastanenin işleyişini sunan süper kahraman dizisi. yok hayır bir adam arkasına batgirl ve robin yerine iki tane doktoru alarak kararlı bir şekilde ve hem de topallayarak nasıl batman'den daha karizmatik yürüyebilir gerçekten ilginç.

    4. bölümünden bir diyalog:

    hasta: son günlerde eklemlerim ağrıyor ve çoğu zaman hastayım. belki çok fazla çalışıyorum. günde 16km maraton yapıyorum fakat zayıflayamıyorum.
    gregory house: kollarını kaldır..(bakar).....sende parazit var.
    hasta: tenya ya da başka bir şey gibi mi? bir şey yapabilir misiniz?
    gh: sadece ilk birkaç ay. sonraları bir kaç eyalet dışında almak yasa dışı oluyor.
    hasta: yasadışı?
    gh: üzülme bir çok kadın bu paraziti sevmeyi öğrenir.ona isim verirler, küçük giysiler giydirip diğer parazitlerle oyun günleri ayarlarlar.
    hasta: oyun günleri...
    gh: (kadına ultrason ekranını gösterir) gözlerini senden almış..
    hasta: ama... bu imkansız!
  • türkiye uyarlamasında house'ı slaven bilic'in oynayacağı dedikosu yayılan dizi.
  • hiç utanmadan söylüyorum; ana karakteri gregory bey'e vermek istediğim dizidir.
  • --- spoiler ---
    wilson: we have a problem. (bir sorunumuz var)
    foreman: does it limp? (topallıyor mu?)
    --- spoiler ---

    dizinin özeti :)

    neden bilmiyorum durdurdum bu sahnede, 10 dakika ekih ekih güldüm yemin ediyorum.
  • dolu dolu 7 sezondan sonra replikleri diziden önce tahmin edebilmenizi sağlar. her bölüm hemen hemen aynı kurgu ile yazılmıştır. her şey önceden tahmin edilebilir. ama yine de mükemmel bir ısrarla izleriz. işte bu house büyüsüdür.

    ortalama bir house bölümünde duyabileceğiniz fix replikler,

    "okay. what causes a fiftyfour years old male lawyer get bleed from his eyes and pain in ears?"
    "no symptoms in his past, no complains, no chemicals, no one sick in his family, no records, ney na na na."
    "it can be sarkoidosis "
    "could be huntington disease"
    "it might be lupus"
    "it can be wilson's disease"
    "its just an infection"
    "could be ms or an autoimmune disease"
    "ooorrr, its just a fungal infection."
    "eyebleeding shows amyloidosis, and polyneuropathy may cause pain in ears."
    "you two, go to his house and check for the toxins"
    "and you go and get a lumbar puncture and a petscan"
    "i....i... i ca ca can't breathe"
    "he s having a seizure, can somebody help here?"
    "could it be cushing's syndrom?"
    "no, you idiots! go and get an mri "
    "run that std test"
    "std test is negatif"
    "so run it again"
    "i never used drugs"
    "he's lying. do the tests"
    "no, this is kidney failure"
    "just give him heparin, and start the treatment."
    "he s bleeding"
    "kidneys are shutting down"
    "am i gonna die?"
    "you have a tumour in your liver."
    "cancer wouldn't do that"
    "no...it's his heart, you morons."
    "it so risky, the patient would die if we give him steroids."
    "eighter we give him steroids and make him die slowly, or we start the chemo and he dies immedieatly."
    "we have to tell this to patient"
    "house, you are so miserable"
    "you can't just do that"
    "i need a crash cart in here, he s having a cardiac arrest"
    "he's dying you idiots"
    "its because of the steroids"
    "no, its something in his brain!"
    "house, you can not biopsy his brain!"
    "you want me to let you to cut his brain just because u guess its a tumour?"
    "no ! you gonna sign these papres while i stare at your boobs and my team gonna cut his brain "
    "house was right. it's his brain!"

    (bkz: copy paste değil alın teri)

    bu repliklerin ve terimlerin neredeyse aynısını ya da yandan yemişlerini her bölüm duyabilirsiniz.

    bonus olarak,
    foreman, chase, thirteen, masters, taub ya da cameron tam da mikroskopla hastanın testlerini tatbik ederken ya da mri odasında camekanın arkasındayken, birisi sürekli house hakkında ya da ekipten birinin sevgilisiyle olan ilişkisi hakkında konuşur, diğeri ise hiç özel sorulara cevap vermeden hastanın semptomlarını çekiştirir. tam da elemanlardan biri can alıcı bir soru sorduğunda ya da tespitte bulunduğunda, mri'daki hasta kriz geçirir, ya da mr'da tümör görürler. foreman'ın gözleri fal taşı gibi açılır. gözlere yakın plan girerler. alnından terler dökülürken, "house was right, it s a tumour" der.

    bölümün son çeyreğinde asansördeki wilson ;
    "dün de leblebi yedim house, boğazımı kaşındırıyor namussuz" der.

    house ise
    "wilson senin 38 yıldır ağzına kuruyemiş sürmediğini hepimiz biliyoruz... kim bu kız?" diye sorar.

    wilson,
    yarım saat inkar eder ama en sonunda, profesyonelce söylediği yalanları bir kalemde silip atar, pes eder ve "evet bir kız var" der.

    tam da wilson house'a ne kadar miserable ve bastard olduğunu anlatırken gregory house'un vaka çözme bakışı can bulur ve house topallayarak hastanın yanına gider. derhal düğmeye basarak serumdan gelen ilacı keser. herkes şaşkın şaşkın bakarken, house hastaya önce iyi haberi mi kötü haberi mi vereyim diye sorar.

    herkesin ortasında, "3 gün önce yediği leblebi tozu'nun beynine kaçtığı, ve aslında karısını sekreteriyle aldattığı" gerçeğini söyler.
    iyi haber ise you're not gonna die, but your wife needs a new husband'dır.