şükela:  tümü | bugün
  • farklı şeyler deniyen yapımlar oldum olası hoşuma gitmiştir ve houseki no kuni o serilerden birisi olacak sanırım. 2017 yaz ayında yayınlanacak bu anime bu sezonda yayınlanacak diğer animelere nazaran orjinal hikayesiyle, en azından benim açımdan daha çok ön plana çıkıyor.

    haruko ıchikawa'nın aksiyon-fantastik mangasından uyarlanacak bu anime houseki adlı yeni yaşam formlarının hikayesini konu alıyor. bu insana benzeyen yeni yaşam formlarının bedenleri bir mücevher kadar değerli ve kristalden oluşmuş. dışarıdan bakıldığı zaman insanın gözünü alan mükemmel bir zarifliğe sahipler. lakin tsukijin adlı ayda yaşayan düşmanları houseki'leri öldürüp, onları işleyerek bir nevi dekorasyona çevirmek istiyor canlarını adeta hiçe sayarak. o yüzden 28 houseki bir araya gelerek tsukijin istilacılarına karşı amansız bir mücadele başlatıyor. her bir mücevher yani houseki'nin ayrı bir görevi var. bazı taşlar savaşçı bazı mücheverler ise medic görevi üstlenerek tsukijin'lere karşı koymaya çalışıyorlar. lakin serimizin ana karakteri phos'un zayıf ve kırılgan bir bedene sahip olduğu için herhangi bir görevi yok taşlar arasında. zümrüt renginde çok güzel bir renge sahip olan bu müchever kendisine bir görev verilmediği için direnişe katılamıyor. her ne kadar aydaki düşmanlarına karşı savaşmak istese de, mücheverlerden sorumlu kişi olan adamantine tarafından başka bir göreve atanıyor. bundan sonraki görevi, tüm houseki'lerinin de kaderinin bağlı olduğu doğa tarihi ansiklopedisi üzerinde çalışmak ve içinde bulunduğu dünyanın bilinmeyen yönlerini ortaya çıkartarak houseki'lerin karanlık tarihlerine karşı ışık tutmaktır.

    gelecek ayın 19'unda televizyonda yerini alacak bu orjinal yapımın fragmanlarını aşağıdaki linklerden izleyebilirsiniz:

    https://www.youtube.com/watch?v=_oqx0kkqvsk
    https://www.youtube.com/watch?v=jl3vytc1140
    https://www.youtube.com/watch?v=lacyzr1gyui

    entry boyunca hikayeden kısaca bahsederken karakterlerin cinsiyetlerine değinmemeye çalıştım elimden geldiğince. çünkü houseki'lerin herhangi bir cinsiyeti yok. her ne kadar dışarıdan bir kadın karakter olarak gözükseler de kendilerini erkeksi zamirler ile ifade ediyorlar. o yüzden bu karakterlere sürekli yeni yaşam formu dememdeki asıl amaç; houseki'leri insan olarak değilde aslında insan forumuna bürünmüş yaşayan mücheverler olarak düşünmemiz daha doğru olur. mangasının ilk on bölümünü okumuştum zamanında ve farklı konusuyla beni bambaşka diyarlara götürmüştü. o yüzden anime adaptasyonunu görünce hemen bu sezonda yayınlanacak kaliteli bir kurguya sahip tek anime olacağını düşündüm. şimdi mangasını kalıdığım yerden tekrar devam edesim var ama animasyonları ve müzikleri fragmanında gayet güzel göründüğü için oturup animesini izlemek daha mantıklı sanırım bu noktadan sonra. kısacası orjinal fantastik seinen serilerinden hoşlanan biriyseniz benim gibi bu seriyi de güzel kurgusu ve insanı derin düşüncelere sevkeden temalarından dolayı gayet çok seveceksiniz.
  • toutaku sağ olsun (literally) sayesinde tanımlanabilecek -neredeyse- hiçbir şey kalmamış olan anime serisi. emeğinden dolayı kendisine teşekkür ederim.

    bu yüzden ben, sanırım, animasyonun kalitesi, insanda uyandırdığı hisler, efendime söyleyeyim izlerken hangi şekillerde göbek kaşıdığım ya da oturma pozisyanlarımı falan anlatmayı kendime bir görev bildim.

    izlerken hafiften yatar halde, ayaklarımı uzatabildiğim bir şekilde, geviş getirmeye oldukça müsait bir durumdaydım. bazen pozisyon değişikliğine gitmem gerekti, çünkü azıcık bir yerlerim uyuşmaya başlamıştı. onun dışında rahattı, aleni bir zorlukla karşılaşmadım. yer yer bazı atıştırmalıklar (munchies) tüketsem de çok acıktırmayan bir animeydi.

    göbeğimi çok kaşımama fırsat olmadı, çünkü kendine has, oldukça eşsiz bir konusu vardı, yarattığı dünya kendini başarılı bir şekilde insanlığın hayatından soyutlayabiliyordu. 12 bölümlük seri boyunca belki 2-3 kez göbeğimi tek elimle kaşımışımdır.

    animasyonun kalitesi çok iyiydi, insana dinginlik veren bir akışa sahipti. çoğu zaman sanki bir masal dünyasının içindeymiş gibi hissettim, ana karakterin (phosphophyllite) come of age (türkçesini söylemek istemedim) dönemine denk gelen ve bu sebepten ötürü, onun ruh haliyle (ve olgunlaşma süreciyle) değişken yapılarda renklerin ve doğa örtüsünün bulunduğunu söyleyebilirim.

    bu arada herkesten ayrı takılmak zorunda kalan, -hüzün-, cinnabar için de yasımı tuttum ve katharsis'imi yaşadım.

    başka ne söyleyebilirim? hah, şöyle bir şey vardı; anime serisinin içinde geçen bir rivayete göre, insan üç parçaya ayrılmış, kemikleri mücevherlere dönüşmüş, ruhu ay'a yükselmiş, bedeni denize sürüklenmiş (denizde yaşayan bir türde var, sadece etten oluşan). bu altyapı animeye birazcık mistik bir hava katmış, sanki budizm destekli gibiydi de, belki de değildir, tam emin değilim.

    mücevherler denizden karaya vurarak doğuyorlar, bir tarafları kırıldığında, doğdukları yere gidip kendilerine parça bulabiliyorlar, bazı mücevherler ise başka cevherlerle alaşım sağlayabiliyor. ancak, kaybettikleri parçalar ile hafızalarının bir bölümünü de kaybediyorlar. yeni parçalar ile farklı kişiliklere bürünebiliyorlar. böyle de değişik kafada canlılar.

    bir de memelilerin üreme sisteminden konu açıldığında oldukça şaşırıp, bunu çok tiksinç bulduklarını gözlemledim. kendimden soğuduğum zaman dilimidir o anlar. "ulan ne ilkel yaratıkmışız ya" diyerekten etrafıma bakındım biraz.

    evet benden bu kadar. sonuç olarak; kafa bir anime serisi, ancak beginner'lar için yoğun ve sıkıcı gelebilir.

    düdüt: edit.
  • phos'un "we are too complex to be satisfied with simply living." sozuyle bana cok dokunan anime.

    konusu cok degisik; insana, insanin varolusuna degisik bir acidan bakan seri.