şükela:  tümü | bugün
  • --- spoiler ---

    bye bye wes :d buradan senaristlere teşekkür ediyorum dizideki en kabız oyuncuyu, en garabet karakteri bu kadar güzel bir sonla gönderdikleri için. bu sümsük bir de yangından önce ölmüş ya frank ya nate öldürmüştür. neyse sonuç olarak kim öldürdüyse ellerine sağlık.
    --- spoiler ---
  • ilahiyat fakültesinde profesör olan annalise keating'in ateist kocasını imana getirmeye çalıştığı feyzli dizi. karı - koca ilişkileri haricinde annalise'in öğrencileri ile yaptığı pilavlı sohbetler de gayet sıcak ve eğitici.

    http://i.hizliresim.com/52vygm.jpg
  • müzik direktörü'nü gözlerinden öpmek istediğim dizi. sayesinde her bölüm üçer-beşer şahane şarkılar dinliyor, öğreniyoruz.

    şöyle de bir deezer çalma listesi yaptım efendim, dileyenler yararlansın, bir faydamız dokunsun.
  • 2. sezonu güzel başlamış dizi.

    --- spoiler ---

    ilk sezondan farklı olarak her bölüm ya da 2 bölümde bir yeni dava görmeyeceğiz galiba. sezon tamamen nate'ın ve kardeşlerin davasına odaklı olacak. tabi bir yandan da geçen sezonki olaylar, rebecca'nın durumunun öğrenilmesi ve ilk bölüm sonunda görülen olay. yukarıda birisi sormuş 2. sezonun yarısına kadar aynı 9 sahnenin farklı açılardan çekimini yüz kere izleyecek miyiz diye. bence izleyeceğiz. dizinin konsepti bu. her bölüm geçtiğimiz bölüm sonunda izlediğimiz annalise'in vurulması ve wes'in görüntüsünün öncesi sonrasını göreceğiz.

    ilk bölüme dair bazı genel yorumlarım:

    - rebecca'nın katilinin hemen açıklanması iyi oldu. süründürmediler.

    - ilk sezondan akıllarda kalan iki temel soru var bence ki bunlardan birisini bu sezon anlatıcaklarının sinyalini verdiler. eggs 911 olayı. diğer olay ise frank'in lila'yı öldürmesi. evet lila'yı kim öldürdü gördük ama niye yaptı bilemiyoruz. frank sam'in bir cümlesiyle niye cinayeti işledi. buradan acip süprizli bir şeyler çıkacağını düşünüyorum.

    - yapımcının dediğine göre rebecca daha görünecek dizide. yani flashback'ler. bence rebecca'nın hikayesi bitmedi yine süprizli bir şeyler gelecek.

    - kardeşlerin cinayet hikayesi ilginç olabilir. kız masum oğlan suçlu görünüyor ilk bölümden. oğlan halayı vurmuş izlenimi de yarattılar. tamamen ters köşe görebiliriz.

    - annalise'yi vuran wes olamaz. sam'in cinayeti tamamen bir meşru müdafa ve kazaydı. wes bir de üstüne gidip annalise'yi vuramaz. yine ters köşe yaptıracaklar. cinayetin altından kim çıkar bilemiyorum. favori bu bölümdeki kardeşlerden erkek olanı plase nate.

    - asher şu anda belki de en uzak karakter izleyiciye. o kesinlikle hikayeye dahil olacak ve ortalığı karıştıracak.

    - oliver-connor ilişkisi ilginç. oliver koruyucu aşıdan bahsetti ama bu konuda çok bilgi sahibi değilim. hiv bulaşma riskini mi düşürüyor aşı bilemedim. connor'un oliver'ı sahiplenmesi, yanlız bırakmaması güzel olmuş.

    - ekibin en tehlikelisi laurel.

    - annalise ile x-men jean grey ablanın ilişkisi zorlama olmuş sanki. iki eski yakın arkadaş olsalar da hikayenin örgüsü değişmeyecekti. aralarında zorlama bir ilişki duruyor.

    edit: bu arada belirtmeden geçemeyeceğim annalise ile wes arasında çok rahatsız edici bir enerji veriyor yapımcılar izleyiciye. kimi zaman cinsellik akıyor kimi zaman anne-oğul ilişkisi. annalise'in wes'in annesi çıkma teorisi var bu çok türk filmi tadında olacak olsa da annalise ile wes sadece öğretmen-öğrenci değil. belki ikisinin de bilmedikleri bir bağlantıları ve geçmişleri var. bu rahatsız eden enerji de bu yüzden gözümüze sokuluyor diye düşünüyorum.
    --- spoiler ---
  • bir dizi düşünün ki; her an birileri katil olabilir, her an alakasız iki kişi sevişmeye başlayabilir. sıkıyor bu durum bi süre sonra.
  • bitti. o ucuz plot twist numarası dışında (neyi kastettiğimi anladınız, zaten spoiler'larda bol bol küfredeceğim) m u h t e ş e m bir final oldu. allah beeee.

    --- spoiler ---

    tabii ki "büyük christopher" için wes gibbins'in aktörü alfred enoch'u oynatmalarını kastediyorum. hay amk ya. final bölümü yayınlanmadan önce teaser olarak yayınlanan birkaç instagram gönderisi altında okumuştum bu ihtimali ama "yok artık amk ayıp yani bunu da yapmazlar" diye düşünmüştüm. öte yandan dizide gerçekten öldüğüne ilk anda emin olduğumuz tek kişi de wes'ti herhalde, barbekü olmuştu çünkü. otopsisi yapılmıştı. wes'i geri getiremezlerdi. wes'i nasıl geri getireceklerdi? hay amk ya gerçekten o kadar güzel bir bölüme sırf sezon boyunca aklımızla oynamak için şunu yapmalarına gerek var mıydı? zaten başka başka şekillerde aklımızla oynamayı çok iyi başaran bir dizi iken? cidden çok sinirlendim -.-

    bölüm boyunca viola davis'i yine oyunculuk parçalarken görüyoruz. nate'in güzel jestinin ardından -güzel jeste bak wes'in itirafını vermesi, nasıl messed-up bir ilişki ya o onu frame'ler o onu delil karartarak kurtarır sdfghjklş- kısacık, kısacık bir ağlaması vardı ya. allahım nasıl içli bir damla yaştır o öyle. oynama böyle sayın viola davis. öldük.

    bir de tabii bonnie'nin ölüm sahnesi var. orada hem viola davis hem liza weil müthiş bir iş çıkarmış. bir kere liza weil gibi bir yudum bir kadının, viola davis kendisini kollarında öylesine sarsarken hâlâ öylesine müthiş bir şekilde "ölebilmesi" akılalmazdı. viola davis de hükümet gibi kadın ha. bi düşünün yani, ya da neyse düşünmeyin düşününce gülesim geliyor benim, oysa izlerken ağlamaklı oldum. laurel'ın doğum anı/annalise'in bebeği yaşatmaya çalışması sekansında fenalık geçirmeme benzer bir duyguydu. laurel dedim yine sinirlenicem bak büyük christopher'ı alfred enoch'a oynatmalarına ya off, neyse tamam, sakinim bi saniye.

    frank. ah benim güzel adamım. olm ensest ürünü bir insan bu kadar güzel olabilir mi gerçekten? neyse konumuz bu değil. sam'in frank'e yaptırdıkları, resmen adama *yarı-kardeşini öldürtmesi*, kendisinin yine bir yarı-kardeşini öldürmesi -ki bu annalise'in bebeği oluyor-, frank'in kendisi hakkındaki gerçeği öğrendiğinde bu kadar sarsılmasına çok şaşmamak lazım. dağ gibi adam. valla. bi de yakışıklı... neyse konumuz bu değildi. her ne kadar dizilerde bir noktadan sonra herkesin herkesin çocuğu olması, herkesin birbiriyle bir şekilde bilmediğimiz bir geçmiş bağı olması-ex-machina'ları sinirimi bozsa da frank ve bonnie mevzusunu başka türlü böyle güzel -ve trajik- kapatamazlardı. aslında her ikisi de katil olan frank ve bonnie, nihayetinde öldüler. frank bonnie'nin kollarında öldü, öyle ki bonnie kendi yarasını bile fark etmemişti, kendisi ise annalise'in kollarında öldü. en yakınındaki bu iki kişiyi kendi davasının zaferi üzerine konuşurken, frank söylediği gibi aslında sırf annalise'i "mutlu etmek için" vali'yi vurmuşken, annalise bu ikisinin ölümünün altından nasıl kalkabildi, merak konusu. muhtemelen votka yardımı ile. eve de "annalise'in bazı savaşlarından mağlup ayrıldığından" bahsediyordu zaten alkol alan bir annalise görüntüsü eşliğinde, tabii çok emin değilim.

    viola davis'in oyunculuk parçalamasından bahsediyorduk. that kapanış konuşması tho... kapanış konuşmasının ardından tegan annalise'e "sanırım sana aşığım annalise" derken hepimiz adına konuşuyordu, eminim.

    aşk demişken diye bağlayacağım, ollie ve connor... connor'ın daha sam cinayetinin ilk anından beri yaşadığı suçluluk hissini, oliver dahi kimse anlayamadı. oliver'ın aşktan gözü kördü tamam anlıyorum, ama bu "anlayamayış"ı -sonradan gördüğümüz üzere birleşmiş olsalar dahi- ona hak ettiği bir acı yaşattı. connor'ın ollie'ye boşanma belgelerini verdiği an, connor'a ve hislerine olan saygım arttı gerçekten. kendisini affetmesi için, bir şekilde cezasını çektiğine ikna olması gerekiyordu onun. ve bunun önündeki her engeli -çok sevdiği kocası dahil- kaldırmayı göze alması çok önemliydi, karakter için güzel bir duruştu.

    cenaze sahnesiyle ilgili christopher fiyaskosu dışında, özellikle laurel'in kendisinden yaşlaaarca büyük eve'den dahi daha yaşlı görünmesi de falsoydu, ama affediyorum make-up departmanını. hadi yine iyisiniz.

    annalise'i o merdivenlerde öldürtseler, şaşırmazdım, ama farklı bir son da olabilirdi. fazlasıyla trajik olurdu, annalise'e yazık olurdu, o ayrı. ama annalise'e kalan ömründe mutlu bir hayat vermeleri güzel oldu. connor ile oliver'ın barışmış olması güzeldi. michaela bitch'inin yapayalnız kalması da güzeldi, artık yargıç mı oluyor prezidınt mı oluyor neye yemin ediyorduysa umrumda değil. bitch.

    güzel dizinin, güzel finali. annalise'i, keating 5'ı, bonnie'yi, frank'i, tegan'ı özleyeceğim. tabii en çok fran... yok tamam sustum.

    --- spoiler ---
  • yeni bölümüne bir hafta kalmış dizidir.
    dizi ile ilgili yorumumu karakterler üzerinden yapacağım ancak şu andan itibaren söyleyeğim her şeyde spoiler riski var 4x8e kadar izlemeyenler okumasın. ayrıca enrty yüksek doz wes gibbins ve alfred enoch eleştrileri içerir.

    4x9un adı imdb'de "he's dead" olarak gözüküyor o yüzden sevimsiz wes & laurel çiftinin çocukları 4x8in son sahnesindeki ağlama sesine rağmen yaşamayacak gibi duruyor.
    yani umarım odur çünkü connor, asher, nate, frankin ölmesini istemem ne flashforwardlarda ne de şimdi.

    dizideki karakterlerin çoğunun problemli bir aile hayatı olduğunu söylemeden geçemeyeceğim ulan hiçbiri mutlu çocukluk geçirmemiş resmen.
    asher, işkolik ilgisiz baba, connor henüz gay olduğunu keşfedememiş baba, laurel psikolojik problemleri olan anne ve şiddet eğilimli mafyatik baba (oliver bir bölümde herkesin babası seninki gibi cartel yönetmiyor diyince de bozulmuştu asdfasd) wes ve michela zaten evlatlık, wes'in annesi kendini öldürüyor, bonnie ve analiz'e olanlar malum, frank babasını vuruyor falan filan. hatırlayamadığım infolar da vardır muhakkak.
    şimdi gelelim karakter analizine,

    analiz: bu abla kronik bir yalancı ancak yalanların yarısını götü kurtarmak için söylüyorsa yarısını da a.k.5lisini korumak için onlara ya da başkalarına söylüyor. ama asla a.k.5lisine yaranamıyor o da ayrı konu.
    analiz'in en büyük hatası sam cinayetini wesin götünü kollamak adına örtbas etmesi oldu elbette.
    ya ablacım evet 10 yıl önce yapmışsın bir hata, annesi ölmüş dolaylı yoldan sen sebep olmuşsun falan. madem o kadar düşkünsün sen evlatlık alsaydın? bir gün sonra da senin çocuğun ölüyor? hadi almadın diyelim yapabileceğin çoğu şeyi de yapmışsın zaten. waitlistten çıkarıp keating5 e aldın. devamında 250 gram uğruna kocanı öldürmek onun seçimiydi sen niye o yükün altına giriyorsun? onun anası gitti senin de kocan gitti. orda eşitlendiniz kabul et. oyna devam de.
    ayrıca ben o davranışı analiz gibi pragmatist ve mantıklı birine hiç yakıştıramadım. tabi onu yapmasa dizi başlamayacak ama yine de ne bileyim başka türlü kurgulanabilirdi sanki. daha zor mevzuları birbirine bağlamışlıkları var.
    yani 10 yıl önce bir hata yapıyor, wesin hayatını karartıyor, full time vicdan azabı çekiyor ama bunu telafi etmek için de 10 yıl sonra başka 4 gencin hayatının içine ediyor. ablacım hiç mi akıllanmıyorsun? bir hata başka bir hatayla telafi edilir mi? ayrıca 5, 1 den büyük ama o çocuklara hayatı zehretmekte hiç sakınca görmedin. shame on you.
    neyse baştaki sam cinayetine 4 lüyü ortak etmesi dışında genel olarak bu gençlere pek yanlışı olmasa da bu olaydan dolayı nefret ediliyor ki haklı ak4lüsü.

    viola davis sen ne müthiş bir kadınsın ya mahkemede birdenbire dellenip yargıcın dur ihtarlarına uymadan saydırdığın sahnelerin hepsini başa alıp alıp izliyorum, küllerinden doğmalarının, saten geceliklerinin hastasıyım ama topuklu üzerinde yürüyüşün bir garip. nerde hata yapıyorsun bilmiyorum ama düşecek gibi bir tarafa fazla ağırlık veriyor gibi yürüyorsun.

    connor walsh: saçı 3 e vurdurunca da yakışıklı ama ben 2. ve 3. sezondaki tipini tercih ederim. minyon da olduğu için çocuk gibi duruyor iyice.
    sam olayında en çok buna üzüldüm ya çocuğun tek derdi sınava çalışmaktı, arabası var diye olaya dahil oldu, sam'e hiç dokunmamasına rağmen cinayete ortak oldu. ne diye? seneler önce analiz hırsından hata yaptı diye. şaka gibi yav.
    ayrıca dizideki literally en düzgün insan kendisi bence. tüm sezonlarda üzgün kaslı takıldı hep canı sıkkındı taa ki birilerine gerçekten yardım ettiği toplu davaya kadar. yerim yaa nasıl da çocuklar gibi heyecanlı heyecanlı kardeşini falan arayıp anlatıyor.
    yalnız oliver'ın stanfordu baltaladığını öğrendiğinde verdiği tepkiye rağmen tepik yemesi acaip can sıkıcıydı. yav bu çocuk daha ne yapsın?
    onun dışında denver'a verdiği sarkastik yanıtlar, cinayet gecesindeki histerik halleri, konuşurken ağzının kaymasını falan yirim.

    son sezonda analizin otel odasında toplu dava için konuşurlarken, dondurma yedikleri bi sahne vardı analiz "i dont need a cheerleader " falan diyordu, connor'ın babasından falan da konuşmuşlardı. o sahnedeki samimiyete bayıldım, orda olmak istedim.
    wes'in öldüğü gece için suçladıklarında gözlerinden akan yaşlar için laurel'ı ben vurmak istedim. pis kız ya 1 aylık adam için yapılır mı connor'a bu.
    bunların dışında tabi ki wes'e karşı beslediği kine hak veriyorum. bütün bunların sebebi harbiden de onun abazalığı. zaten wes geberdikten sonra onu üzülmedi diye suçladıklarında söylediği "he is the person who started all this. its always been him. so yes maybe part of me is relieve that he is gone. he killed someone after all so maybe this is just karma" ile de içimin yağarını eritti. ekran başında yaşlı teyze gibi söylediklerimi orada söyledi ( sonrasında asher'dan yumruğu yemiş olsa da helals)

    ayrıca keating5 ekibinden bir tek connor ile michaela'nın dostluğu gerçekçi geliyor bana. yani hepsi o hazin olaydan sonra yakınlaştı biraz ama bu ikisinin arasında kurulan bağ en samimi olandı bence.

    jack falahee, reelde gay olmadığını hesaba katarsak, gayi abartısız ve yalın bir şekilde güzel oynuyor.

    michaela pratt: connor ile birlikte 5li içinde en sevdiğim karakter. inanılmaz güçlü kimseye minnet etmiyor control freak ve başarı odaklı. onun da sezonlar ilerledikçe yavaş yavaş duygu beslemesine şahit olduk. laurel'a üzüldü, asher'a şans verdi falan filan.. ama ilk bölümden itibaren conner ile güzel dert ortağı oldular. kafalar çok yakın birbirine. ve 5lideki diğer kadın laurel'ın aksine etrafındaki tüm erkeklerle yatmaya çalışmıyor kafası seks dışında şeylere de çalışıyor. analise gibi hırslı ama bu hırsının kimseye zarar verdiğini görmedik henüz. ideal kadın bence.
    özellikle üvey annesi evine gelip kalacak yer dilendiğinde tartıştıkları sahnede geçen cümleleri tam kişiliğini yansıtıyordu.

    michaela: go on sleep on the street but ı'm not gonna be the one who take care of you right now
    mom: after all that i've given you?
    michaela: what have you given me? everything in my life, i gave me.
    mom: blablabla we rescued you
    michaela: social services rescued me, then i rescued myself. you just need to feel good about yourself.
    gibi bir diyalogtu yanılmıyorsam.

    aiden ile ayrıldıktan sonra, aiden'ın annesi ile konuştukları sahne de oldukça güzeldi. " i'm sorry, he doesn't love me, but here is the thing, i love me."

    asher: o göldeki olayın yaşandığını öğrenene kadar favori karakterimdi ancak yardım ve yataklıktan sonra mevkiyi kaptırdı. onun dışında tipik white trashten evrildiği hal hoşuma gidiyor. michaela'ya söylediği gibi bayağı değişti o da. ve senaryo da bunu güzel yansıttı yani hangi ara bu böyle duruldu akıllandı yav demiyor kimse. bu son söylediğim diğer karakterler için de geçerli. karakter değişimleri aşırı güzel yedirilmiş senaryoya.
    ayrıca başta cotton eye joe performansı olmak üzere tüm danslarının, taktığın lakapların hastasıyım ( bonbon, beardo vs )

    cotton eye joe performansı

    matt mcgorry: çarpık altdişlerine ve yenmiş mi desem kısacık kesilmiş mi desem şekilsiz mi desem sonuç olarak rezalet tırnaklarına rağmen seni çok seviyorum aktivist ve duyarlı çocuk. orange is the new black'teki holloback girl performansını canım sıkıldıkça açıp izliyorum. keşke ikisini birden yürütebilseydin ya o diziden ayrılmana üzüldüm :(

    4 dakikada asherı tanıyalım

    bu da canı sıkılanlara dev hizmet olarak holloback girl performansı

    laurel: bu kızı çiftleştirmeyi bırakın artık. onca derdin arasında nasıl bu kadar horny kalabiliyor aşırı sürreal. birini öldürüyorlar gidiyor kan'la sevişiyor, polis enselerinde gidiyor frank'le bodrumda işi pişiriyor bütün dertler kümülatif ilerlerken, eski sevgilisi frank peşlerindeyken de gidip wes'le yatıyor. bazı tavşanlar laurel'dan az seks yapıyordur. gerçekten. sex yapmasa ölecek hastalığından muzdarip herhalde. kan ve frank okey ama wes'le yatmak için ciddi psikolojik problemleri olması lazım.
    ayrıca kendini seksi yapma çabaları var bazı sahnelerde, çok itici duruyor. hareketleri fix. ya elini ensesine götürüyor sıvazlıyor ensesini şöyle bir, ya da olduğu yerde bazen parmak ucunda yükselip konuşuyor falan. fakat bütün bunların yanında ispanyolca konuşmasına hastayım. o zaman gerçekten müthiş seksi oluyor işte. ense ile boşa uğraşmasın, hep ispanyolca konuşsun.

    analiz hepsini başından attığında tavsiye mektubu yazmıştı, michaela, connor ve asher için söyledikleri doğru iken laurel için yazdıkları tamamen traşşşşş. 5li içinde wes harici en boş karakter bu. asher mesela idam cezası verilen adamı ipten almıştı bulduğu bağlantı sayesinde, connor'ın zaten arka taraf kara deliğe döndü analize yaranacam diye, michaela en verimli karakter zaten başlarında ne bela olursa olsun o haftaki dava ne ise onla ilgilenip hem bir çözümle geliyor ama bununla wes'in daha bir yaraya derman olduklarını görmedim. hadi hakkını yemeyelim bu yine bir iki fikirle geliyor, sam olayından sonra ekibi toparlamaya çalıştı, stalker adamın davasını kazandırmıştı kapıcı ile gelip son anda, bir de analizin deyimi ile iyi bir puppet ancak wes....tam bir fiyasko... neyse ona da gelicem.

    laurel zaten gıcık bir tipti ancak wes öldükten sonra iyice gıcıklaştı. gereksiz wes takıntısı oldukça saçma geliyor. senaryodaki diğer kusur da bu.
    şimdi şöyle bakalım wes'in öldüğü sezonun başında flashforward gösterdiklerinde 2 months later yazıyordu. yani sezon başı ile sonu arasında iki ay var. iki ayda bile wes gibi bir karaktere bu kadar bağlanması( gerçi wese 20 yıl geçse bile bağlanılmaz ) saçma. zaten 2 ayın ilk ayında da frank'i arayıp nerdesin tülay yuvana dön tülay diyip duruyor, aşk acısı çekiyordu kısmi, frank döndüğünde onla da işi pişirdi. yani bu kadar wes'i takıntı yapacak ne yaşadılar ne bağ vardı orası cidden büyük bir boşluk. tamam ölmesine üzülmesi falan normal ama bu kadar saplantılı hale gelmesi kendini deli yapması falan... bilemiyorum altan...

    karla souza: bu kızın fiziği güzel ama yüzü bir garip ya. gerçekten de himym robine aşırı benziyor ama onun annesi gibi daha ziyade. ağız yapısından ve kuru cildinden kaynaklı genç yaşında oluşan çizgiler yüzünü çok yaşlı gösteriyor.

    wesssss: bu sırığın ölmesine nasıl sevindim anlatamam. diziyi çok sevmeme rağmen bunun sahnelerinde hep ileri alıyordum çünkü dayanamıyorum ne ses tonuna ne de değişik postürüne.
    o dimdik duruşunun üstünden kafasını sürekli çevirip bakmıyor mu, ıyyyyyy
    bu bakıştan bahsediyorum

    250 gram uğruna hepsinin hayatının içine ettiği yetmemiş gibi, sonrasında da hiçbir mahçubiyet sergilemedi ya bi özür dile, de ki afedersiniz arkadaşlar gençliğinizin baharında hepinizi bu işe ortak ettim falan. yok amk herkes ona yardım etmek zorunda sanki. hatasını telafi etmeye çalışacağına bilakis habire poz kesiyor. diğer 4lü ne olursa olsun bunu dışlamazken bunun burnu hep havada. ben olsam her gün ezikleyip her gün burnundan getirirdim yediği boku. connor az bile yaptı gerçekten.

    analiz onu koşulsuz şartsız koruyor diye herkes onu korumak zorunda gibi bir düşünceye kapılmış. rebecca usbyi alıp analizin evine gidiyor hemen connor'a arabanla geldin di mi? ya sen o güne kadar bu çocukla ne bağ kurdun da arabasını istiyorsun? güzel çocuk içine düşeceği bok çukurunu bilse yardım eder miydi? kıyamam ya. connor'ın arabasını hacılaması yetmediği gibi yolda onu durumdan haberdar etmek için arayan michaela'ya da sakın ordan ayrılma diyor. yav kıza ne? o güne kadar o kıza ne hayrın dokundu da katil olduğundan şüphe ettiğin bir adamla aynı evde sen gelene kadar kalmasını istiyorsun? yazarken bile çıldıracam hepsinin başını yaktı ya. ama duuur daha bitmedi. sam'in üzerine atladığında usb yere düşüp uzağa gidince de laurellll????? diye bağırıyor. o sahneyi geriye alıp alıp izliyorum ve bir şeyler fırlatmamak için ekrana kendimi zor tutuyorum.
    öyle bi tonluyor ki laurel'ı, harbiden o an onu almak görev gibi hissediyorsunuz. michaela ittirmese aşağıya, sam laurel'a zarar verebilirdi sırf o usbyi aldı diye. laurel'ın hayatının rebecca'dan önemli olduğu düşüncesine sahip olması bile yeterli bu sevimsizin ölmesine sevinmek için. hayır bir de sonraki sezonda laurel'ı yatağa atınca diyo ki okulun ilk gününden beri bu anı istiyodum. ee kızı niye kendi bok çukuruna çektin rebeccayı yatağa atabilmek için o zaman? ya da sam'in ona saldırma riskini bile bile laurel diye bağırırken de bu anı istiyor muydun uyuz herif!

    sinsi kız arkadaşı ile ne bok yiyorlarsa yesinler diğerlerini dışarda bırakmalılardı. neyse ki ikisi doğal seleksiyon galip geldi, ikisi de geberip gitti de daha fazla tahammül etmek zorunda kalmadık.

    laurel da az salak değil ya da cidden vajinası ile düşünüyor. gerçek hayatta kendi vasat kararları hayatımı kaydıran birine değil vermek, değil çocuğuna hamile kalmak, sümüğümü sürmezdim. hitman frank bile daha iyi seçim. bak adam babalar gibi girdi lsat'e hayvan gibi de puan çekti. var git onla yoluna hala ne intikamı peşindesin? müptelası mı oldun belanın?
    bir sonraki bölüm ölen bebekse iyi olur bu ikisinin döllerinden akıllı bir şey çıkması mümkün değil çünkü.

    neyse wes'e dönelim tekrardan. tek yaptığı iş kendisini korumak olan analize de sürekli manasız trip atmalar, azarlamalar.. ya o kadın kocasını öldürmene ses etmedi alooo??? sen her gün o kadının ayağını yıkayıp suyunu içsen, yeterli olmaz ama hala yok rebecca'yı kim öldürdü yok sen biliyon yok bunda bi iş var falan. o öldürmüş olsa bile ses etmiycen anacım 1 ondan 1 benden gitti, eşitiz diycen. (annesi olayını henüz bilmediği için böyle diyorum yoksa totalde durum 2-1)

    bir de ben bu karakterin bonnnnboş olduğunu düşünüyorum. yani şöyle; geberip gittikten sonra haliyle bunun çeşitli flashbecklerini gösterdiler diğer elemanlarla. yani gerçekten hiçbiri ile onca sene 7/24 birlikte takılmalarına rağmen bir bağ kurmamış.
    micheala ile en uzun diyalogu laurel'a hediye seçtiği sahne, bi de bunun için kızı azarlıyo sen beni nerden tanıyon da konuşuyon diyo. ay iyi ki daha da tanımıyor kız çünkü sen kocamaaaaaan bir bataklıksın bebeğim. iyilik de yaramıyor ayrıca.

    asherla olan flashbeckte asher bir kızı michaela ile karıştırıyor wes'ten yardım istiyor benzemiyor mu yav sen söyle falan diye, bu sırık yine kırk saat poz kesiyor arkadaşının götünü kurtarmak için çabalamak yerine meeeh benziyo işte falan takılıyor.

    connor ile olan sahnede yine bağ kurma fırsatı varken, conner duygusal olarak kötü bir durumdayken, onunla konuşup yardım etme şansı varken zar zor iki cümle ediyor kitaba dönüyor????? o akşam meggy ile konuşur konuşmaz arasana connor'ı. "abi oliver'a zaman ver biraz. bizim kıza ötmüş sal biraz chilllll" dese ne kaybedecek??? pardon da o çocuğun arabası olmasa sen ne bok yiyecektin acaba da şimdi kısa bir pep-talku çok görüyorsun? zaten iyi ki daha çok muhabbet etmemişler. canım conner'cığım wes'e minnet edeceğine çükünü keser daha iyi.

    laurel ile olan flashbeckte de tabi ki içinde laurel olduğu için seks hakkında konuşuyorlar. zaten konuşacak hiçbir birikimi olmayan wes gibi bir sümüklü ile horny laurel bir araya gelince başka ne paylaşabilirler ki? o kadar iğrenç bir sahneydi ki o küvetteki prezervatif yırtıldı mı yırtılmadı mı kısmı. iki karakterden de nefret ettim. iki sevgiliyi anlatırken başka sahne bulamamışlar ya yatakta ya küvette çünkü gerçek bu. bunların hiçbir ortak noktası yok ve bu tamamen wes ile alakalı. çocuk kimse ile diyaloga girecek bağ kuracak duygusal yetkinliğe sahip değil. laurel horny falan ama kan ve frank ile sex dışında, diğerleri ile de başka konularda konuştuğunu bağ kurabildiğini gördük o yüzden onu da sevmiyorum ama suçu ona atmıyorum.

    laurel'a wes ile ilgili kızdığım diğer konu ise onun intikamı konusunda gereksiz ateşli olması ve yine ex boyfriendi gibi bu uğurda diğerlerinin başını yakacak girişimlerde bulunması.
    bir de diğerlerini vasat ve tehlikeli planına dahil etmeye çalışırken sürekli "wes bunu isterdi", "hadi bakalım, bunu wes için yapıyoruz" , "wes için bunu bile yapamayacaksan öl, geber" cümlelerini kuruyor, diğerleri de yiyor ya bunu... orada kriz geçiriyorum işte.

    pardon da wes kim köpek de onun için geleceklerini tekrardan ve iyice karartsınlar? yedi bi bok geberdi gitti kurtuldu bunlar hala götümüzde raptiye ile oturuyor. hepsini böyle bir yükle başbaşa bıraktı. tam yine de her şeye rağmen lağım çukurundan kurtuldular derken kendilerini niye onun için riske atsınlar diyecekken... yine bir akıl tutulması ve yine tehlikeye bodos daldılar.

    yani bu wes bunların başını derde sokmak dışında ne yaraya derman olmuş da öldüğünde bile millet hala onun için bir şeyler yapmaya çalışsın, çabalasın ben anlamıyorum. wes öldü bu sefer laurel kapıldı herkes wes'e hizmet etmek zorunda sanrısına.
    ne yapmış bu wes? michaela aiden'dan ayrıldığında ona destek olmuş mu? bir notunu paylaşmış mı? asher babasını kaybettiğinde ne yapmış ona? omuz uzatmış mı? peki ya oliver? o bile yardım ediyor bunun ölüsü için kafayı sıyıracam. pozitif çıktığında o sana yardım etti mi koçum?

    wes dışında hangisi ölse, diğerlerinin ona yardım etmek için geçerli bir motivasyonu olurdu. ama şimdi "ee ölen siz de olabilirdiniz yaniii. babam hepinizi vurabilirdi" dışında hiçbir gerekçe yok yardım etmeleri için. olasılık üzerine de ben olsam yardım etmem yani. hatta connor'ın deyimiyle wes'in barbekü olduğu gece evin yakınlarında olsam kömür atardım eve.

    onun dışında nate'i sözlüktekiler pek sevmemiş ama ben oldukça sakin ve huzur verici bir karakter olarak görüyorum. yunan tanrısı vücudunun da etkisi olabilir bunda (oliver'ın nate'i cıbıldak gördüğü sahne dsfskjnvk). analiz ne zaman huzur arasa nate'e koşuyor. tüm yamuklarından sonra ne olursa olsun nate onu affedebiliyor ve götünü kolluyor sürekli (sahiden nate kanser karın, iş ve analizi hem sexual hem de emotional olarak tatmin etmekten hangi ara fırsat buldun da yaptın o vücudu. bir ara spor yaparken görseydik seni iyiydi). arada yanlış yola saptığı oldu tabi ama kadın onu hapse attırdı yav o kadarcık da olsun yani.

    frank the last baby killer: fevri bir davranışı analize ağır bedeller ödetti ancak onun dışında oldukça sadık bir hitman ve bağlantıları sağlam falan. yalnız bebeklerle yıldızı barışmıyor anladığım kadarıyla. önce analiz'inkinin sonunu getirdi şimdi laurel'ın.
    frank'le ilgili tek kusur oynayan aktörün bütün olumsuz olaylar karşısında aynı mimikleri sergilemesi. üzgünken, mutsuzken, ağlayacakken hep aynı. kaşlar küçük emrah'a bağlıyor. gerçek hayatta da böyle ki o da genç yaşında üç tane nurtopu gibi alın çizgisi sahibi olmuş hem de baya derin. neyse charlie weber de görsel bir ziyafet sunduğu için bizlere, mimik eksikliğini görmezden geleceğim.

    bonnie, bunun da ses tonuna ve konuşmasına sinir oluyorum ama onun dışında pek bir hatasını görmedim. garibim o da analiz'e bağlanmış, sürekli vefa borcu ödeyip duruyor. analiz gibi onun da sexual abuse problemini çözmesine sam yardımcı olduğu için, analiz'in kocasına karşı hislerini çok sorgulamıyorum. yalnız sam onu öptüğü an aydınlanıp analiz'e ötmesi beklenmedikti. kendini kullandırtmaması ile de gözüme girdi. aferin kız yetersiz bonbon.

    oliver'ı gri bir karakter yapmak için hem stanford olayını yaratmışlar -ki çok gereksizdi-. hem de durduk yere connor'dan ayırmışlar. o bahane hele oldukça başarısızdı ya hele bu connor sana ne yaptı? çocuk zaten hiv ile alakalı suçluluk duymaktan eriyip gitti. sana da o halinle herkes bayılmıyor. neden heyecan aradı anlamadım.

    meggy, hadi laurel etrafındaki herkesle sex yapmasa ölecek hastalığından muzdarip, bu kız bile isteye gitmiş wes'i sevmişse eğer bunda da şeye sürülecek akıl yok demektir. bir de girdiği trip çok komikti. "acil servise geçicem hastaların yaşaması bana bağlı ama ben salak gibi senin doğum günü partini planlıyorum yazık bana :((( " parti de bir şeye benzese içim yanmayacak. zaten laurel topladı getirdi milleti iki pasta üç içecek aldın diye acil servistekiler ölecekse vay o hastaların haline. olsun ama yine de tüm gerzekliğine rağmen boynuz yemen hoş olmadı.
    hele laurel ile wes hastaneye gittiklerinde boynuz yediğini öğrendiğin sahnede cidden üzüldüm. insan en azından mantıklı bir açıklama bekliyor bu wes hıyarı tutmuş eski hastane kayıtlarımı almaya geldik diyor yüzsüz yüzsüz. literally döl israfı ya. yine sinirlendim bak.

    çok uzattım biliyorum ama bir bu kadar daha yazsam wes nefretimi yine tam anlatamam o yüzden susuyorum. böyle güzel kurgu için senaristlere falan yazım aşamasında kim varsa işte teşekkür ediyorum. cast seçimi yapanlara da caleb, nate, asher, connor ve frank tercihleri için teşekkür ediyorum ama wes'i oynayan daha doğrusu oynayamayan eleman için ( hem karaktere hem oynayana gıcığım ) onu seçen kişiye söyleyeceklerim bitmedi. gerçekten hem kör hem sağır olması gerekiyor onu seçenin. veya kimin torpillisi anlamadım. auditiona falan girmeden mi kapak attı nedir yani? röp izledim british aksanı var yine de bunu seçmişler. adam doğru düzgün rol yapamıyorken bir de üstüne aksanını değiştirmesini istiyorlar. yok muydu başka biri wes'i oynayacak cidden anlamıyorum.
    neyse efenim yine de yapanın yayınlayanın herkesin eline sağlık. suits'in şirket hukukundan, mergelerinden, kısık sesle konuşup seksi olmaya çalışan rachel'ından, vefa nedir bilmeyen nankör kedi hallerinden gına gelmişti, yoklukta hediye gibi geldi hoşgeldi.
  • pilot bölümde senenin en iyi dizisi geliyor diye düşünmüştüm, son iki üç bölüm biraz durgundu ve gittikçe kötüleşeceğini düşünüyordum ki kış finali ile yeniden senenin en iyi dizisi olduğu düşüncesine geri döndüm. bundan sonra neler olacak merak içinde beklemekteyim.

    bu arada wes ve rebecca karakterleri gelmiş geçmiş en itici dizi karakterleri listesinin başına oynar. wes yüzünden diziyi bırakacaktım neredeyse hatta, o kadar itici.
  • 15 bölüm bitti. ben de bittim. ofiste 3 bölüm üst üste çaktığımdan bi çarptı. cinayet - yalan - vicdan - daha çok yalan - tekrar cinayet ekseninde devam ediyor. karakterlere değinmiyorum, kimin ne halt olduğu bölümden bölüme değişiyor. şu ana kadar emin olduğum (ki sonra değişebilir bu öyle bi dizi) connor ve oliver çifti seviyorum sizi <3 nate mükkemmel kasların görünsün diye dizi boyunca çıplaksın anlıyorum ve destekliyorum.
  • son sahnesi ile şok ederek kış finali yapmış dizidir.

    --- spoiler ---

    * i am sorry
    * don't be!

    --- spoiler ---