şükela:  tümü | bugün
  • bermuda şeytan üçgeni gibi bir kişinin ölmediği bir sezonun olmadığı tv serisi.
  • sigarayı bırakma kararı aldığım gün s04e08'i izledim. tabii olaylar başlarken diziyi durdurup ışık hızıyla marketten sigaramı alıp geldim. son sigaramla yazıyorum şu an.

    --- spoiler ---

    micheala'nın karakter gelişimi beni benden alıyor, crime scene yaratması muazzamdı özellikle ilk sezonda cinayet sonrası kendini kaybetmesinin üzerine bu inanılmaz başarılıydı. yalnız anlamadığım iki şey var, silahı silmedi mi? neden asher tutuklandı? bir de bebek kimin abi? anlaşılması gerekiyordu da ben mi kaçırdım yoksa hala muallak mı orası da?

    --- spoiler ---
  • yeni keşfettiğim dizi, her bölümün sonunda neee nasıı yaaa mı denir ama uykusuz geceler hoşgeldin...
  • 04x08 ile ağlatmış dizidir.
  • --- spoiler ---

    frank'in lila'yı öldürmesi gibi zorlama şaşırtmaların dışında gayet güzel olan dizi.
    --- spoiler ---
  • yeni bölümüne bir hafta kalmış dizidir.
    dizi ile ilgili yorumumu karakterler üzerinden yapacağım ancak şu andan itibaren söyleyeğim her şeyde spoiler riski var 4x8e kadar izlemeyenler okumasın. ayrıca enrty yüksek doz wes gibbins ve alfred enoch eleştrileri içerir.

    4x9un adı imdb'de "he's dead" olarak gözüküyor o yüzden sevimsiz wes & laurel çiftinin çocukları 4x8in son sahnesindeki ağlama sesine rağmen yaşamayacak gibi duruyor.
    yani umarım odur çünkü connor, asher, nate, frankin ölmesini istemem ne flashforwardlarda ne de şimdi.

    dizideki karakterlerin çoğunun problemli bir aile hayatı olduğunu söylemeden geçemeyeceğim ulan hiçbiri mutlu çocukluk geçirmemiş resmen.
    asher, işkolik ilgisiz baba, connor henüz gay olduğunu keşfedememiş baba, laurel psikolojik problemleri olan anne ve şiddet eğilimli mafyatik baba (oliver bir bölümde herkesin babası seninki gibi cartel yönetmiyor diyince de bozulmuştu asdfasd) wes ve michela zaten evlatlık, wes'in annesi kendini öldürüyor, bonnie ve analiz'e olanlar malum, frank babasını vuruyor falan filan. hatırlayamadığım infolar da vardır muhakkak.
    şimdi gelelim karakter analizine,

    analiz: bu abla kronik bir yalancı ancak yalanların yarısını götü kurtarmak için söylüyorsa yarısını da a.k.5lisini korumak için onlara ya da başkalarına söylüyor. ama asla a.k.5lisine yaranamıyor o da ayrı konu.
    analiz'in en büyük hatası sam cinayetini wesin götünü kollamak adına örtbas etmesi oldu elbette.
    ya ablacım evet 10 yıl önce yapmışsın bir hata, annesi ölmüş dolaylı yoldan sen sebep olmuşsun falan. madem o kadar düşkünsün sen evlatlık alsaydın? bir gün sonra da senin çocuğun ölüyor? hadi almadın diyelim yapabileceğin çoğu şeyi de yapmışsın zaten. waitlistten çıkarıp keating5 e aldın. devamında 250 gram uğruna kocanı öldürmek onun seçimiydi sen niye o yükün altına giriyorsun? onun anası gitti senin de kocan gitti. orda eşitlendiniz kabul et. oyna devam de.
    ayrıca ben o davranışı analiz gibi pragmatist ve mantıklı birine hiç yakıştıramadım. tabi onu yapmasa dizi başlamayacak ama yine de ne bileyim başka türlü kurgulanabilirdi sanki. daha zor mevzuları birbirine bağlamışlıkları var.
    yani 10 yıl önce bir hata yapıyor, wesin hayatını karartıyor, full time vicdan azabı çekiyor ama bunu telafi etmek için de 10 yıl sonra başka 4 gencin hayatının içine ediyor. ablacım hiç mi akıllanmıyorsun? bir hata başka bir hatayla telafi edilir mi? ayrıca 5, 1 den büyük ama o çocuklara hayatı zehretmekte hiç sakınca görmedin. shame on you.
    neyse baştaki sam cinayetine 4 lüyü ortak etmesi dışında genel olarak bu gençlere pek yanlışı olmasa da bu olaydan dolayı nefret ediliyor ki haklı ak4lüsü.

    viola davis sen ne müthiş bir kadınsın ya mahkemede birdenbire dellenip yargıcın dur ihtarlarına uymadan saydırdığın sahnelerin hepsini başa alıp alıp izliyorum, küllerinden doğmalarının, saten geceliklerinin hastasıyım ama topuklu üzerinde yürüyüşün bir garip. nerde hata yapıyorsun bilmiyorum ama düşecek gibi bir tarafa fazla ağırlık veriyor gibi yürüyorsun.

    connor walsh: saçı 3 e vurdurunca da yakışıklı ama ben 2. ve 3. sezondaki tipini tercih ederim. minyon da olduğu için çocuk gibi duruyor iyice.
    sam olayında en çok buna üzüldüm ya çocuğun tek derdi sınava çalışmaktı, arabası var diye olaya dahil oldu, sam'e hiç dokunmamasına rağmen cinayete ortak oldu. ne diye? seneler önce analiz hırsından hata yaptı diye. şaka gibi yav.
    ayrıca dizideki literally en düzgün insan kendisi bence. tüm sezonlarda üzgün kaslı takıldı hep canı sıkkındı taa ki birilerine gerçekten yardım ettiği toplu davaya kadar. yerim yaa nasıl da çocuklar gibi heyecanlı heyecanlı kardeşini falan arayıp anlatıyor.
    yalnız oliver'ın stanfordu baltaladığını öğrendiğinde verdiği tepkiye rağmen tepik yemesi acaip can sıkıcıydı. yav bu çocuk daha ne yapsın?
    onun dışında denver'a verdiği sarkastik yanıtlar, cinayet gecesindeki histerik halleri, konuşurken ağzının kaymasını falan yirim.

    son sezonda analizin otel odasında toplu dava için konuşurlarken, dondurma yedikleri bi sahne vardı analiz "i dont need a cheerleader " falan diyordu, connor'ın babasından falan da konuşmuşlardı. o sahnedeki samimiyete bayıldım, orda olmak istedim.
    wes'in öldüğü gece için suçladıklarında gözlerinden akan yaşlar için laurel'ı ben vurmak istedim. pis kız ya 1 aylık adam için yapılır mı connor'a bu.
    bunların dışında tabi ki wes'e karşı beslediği kine hak veriyorum. bütün bunların sebebi harbiden de onun abazalığı. zaten wes geberdikten sonra onu üzülmedi diye suçladıklarında söylediği "he is the person who started all this. its always been him. so yes maybe part of me is relieve that he is gone. he killed someone after all so maybe this is just karma" ile de içimin yağarını eritti. ekran başında yaşlı teyze gibi söylediklerimi orada söyledi ( sonrasında asher'dan yumruğu yemiş olsa da helals)

    ayrıca keating5 ekibinden bir tek connor ile michaela'nın dostluğu gerçekçi geliyor bana. yani hepsi o hazin olaydan sonra yakınlaştı biraz ama bu ikisinin arasında kurulan bağ en samimi olandı bence.

    jack falahee, reelde gay olmadığını hesaba katarsak, gayi abartısız ve yalın bir şekilde güzel oynuyor.

    michaela pratt: connor ile birlikte 5li içinde en sevdiğim karakter. inanılmaz güçlü kimseye minnet etmiyor control freak ve başarı odaklı. onun da sezonlar ilerledikçe yavaş yavaş duygu beslemesine şahit olduk. laurel'a üzüldü, asher'a şans verdi falan filan.. ama ilk bölümden itibaren conner ile güzel dert ortağı oldular. kafalar çok yakın birbirine. ve 5lideki diğer kadın laurel'ın aksine etrafındaki tüm erkeklerle yatmaya çalışmıyor kafası seks dışında şeylere de çalışıyor. analise gibi hırslı ama bu hırsının kimseye zarar verdiğini görmedik henüz. ideal kadın bence.
    özellikle üvey annesi evine gelip kalacak yer dilendiğinde tartıştıkları sahnede geçen cümleleri tam kişiliğini yansıtıyordu.

    michaela: go on sleep on the street but ı'm not gonna be the one who take care of you right now
    mom: after all that i've given you?
    michaela: what have you given me? everything in my life, i gave me.
    mom: blablabla we rescued you
    michaela: social services rescued me, then i rescued myself. you just need to feel good about yourself.
    gibi bir diyalogtu yanılmıyorsam.

    aiden ile ayrıldıktan sonra, aiden'ın annesi ile konuştukları sahne de oldukça güzeldi. " i'm sorry, he doesn't love me, but here is the thing, i love me."

    asher: o göldeki olayın yaşandığını öğrenene kadar favori karakterimdi ancak yardım ve yataklıktan sonra mevkiyi kaptırdı. onun dışında tipik white trashten evrildiği hal hoşuma gidiyor. michaela'ya söylediği gibi bayağı değişti o da. ve senaryo da bunu güzel yansıttı yani hangi ara bu böyle duruldu akıllandı yav demiyor kimse. bu son söylediğim diğer karakterler için de geçerli. karakter değişimleri aşırı güzel yedirilmiş senaryoya.
    ayrıca başta cotton eye joe performansı olmak üzere tüm danslarının, taktığın lakapların hastasıyım ( bonbon, beardo vs )

    cotton eye joe performansı

    matt mcgorry: çarpık altdişlerine ve yenmiş mi desem kısacık kesilmiş mi desem şekilsiz mi desem sonuç olarak rezalet tırnaklarına rağmen seni çok seviyorum aktivist ve duyarlı çocuk. orange is the new black'teki holloback girl performansını canım sıkıldıkça açıp izliyorum. keşke ikisini birden yürütebilseydin ya o diziden ayrılmana üzüldüm :(

    4 dakikada asherı tanıyalım

    bu da canı sıkılanlara dev hizmet olarak holloback girl performansı

    laurel: bu kızı çiftleştirmeyi bırakın artık. onca derdin arasında nasıl bu kadar horny kalabiliyor aşırı sürreal. birini öldürüyorlar gidiyor kan'la sevişiyor, polis enselerinde gidiyor frank'le bodrumda işi pişiriyor bütün dertler kümülatif ilerlerken, eski sevgilisi frank peşlerindeyken de gidip wes'le yatıyor. bazı tavşanlar laurel'dan az seks yapıyordur. gerçekten. sex yapmasa ölecek hastalığından muzdarip herhalde. kan ve frank okey ama wes'le yatmak için ciddi psikolojik problemleri olması lazım.
    ayrıca kendini seksi yapma çabaları var bazı sahnelerde, çok itici duruyor. hareketleri fix. ya elini ensesine götürüyor sıvazlıyor ensesini şöyle bir, ya da olduğu yerde bazen parmak ucunda yükselip konuşuyor falan. fakat bütün bunların yanında ispanyolca konuşmasına hastayım. o zaman gerçekten müthiş seksi oluyor işte. ense ile boşa uğraşmasın, hep ispanyolca konuşsun.

    analiz hepsini başından attığında tavsiye mektubu yazmıştı, michaela, connor ve asher için söyledikleri doğru iken laurel için yazdıkları tamamen traşşşşş. 5li içinde wes harici en boş karakter bu. asher mesela idam cezası verilen adamı ipten almıştı bulduğu bağlantı sayesinde, connor'ın zaten arka taraf kara deliğe döndü analize yaranacam diye, michaela en verimli karakter zaten başlarında ne bela olursa olsun o haftaki dava ne ise onla ilgilenip hem bir çözümle geliyor ama bununla wes'in daha bir yaraya derman olduklarını görmedim. hadi hakkını yemeyelim bu yine bir iki fikirle geliyor, sam olayından sonra ekibi toparlamaya çalıştı, stalker adamın davasını kazandırmıştı kapıcı ile gelip son anda, bir de analizin deyimi ile iyi bir puppet ancak wes....tam bir fiyasko... neyse ona da gelicem.

    laurel zaten gıcık bir tipti ancak wes öldükten sonra iyice gıcıklaştı. gereksiz wes takıntısı oldukça saçma geliyor. senaryodaki diğer kusur da bu.
    şimdi şöyle bakalım wes'in öldüğü sezonun başında flashforward gösterdiklerinde 2 months later yazıyordu. yani sezon başı ile sonu arasında iki ay var. iki ayda bile wes gibi bir karaktere bu kadar bağlanması( gerçi wese 20 yıl geçse bile bağlanılmaz ) saçma. zaten 2 ayın ilk ayında da frank'i arayıp nerdesin tülay yuvana dön tülay diyip duruyor, aşk acısı çekiyordu kısmi, frank döndüğünde onla da işi pişirdi. yani bu kadar wes'i takıntı yapacak ne yaşadılar ne bağ vardı orası cidden büyük bir boşluk. tamam ölmesine üzülmesi falan normal ama bu kadar saplantılı hale gelmesi kendini deli yapması falan... bilemiyorum altan...

    karla souza: bu kızın fiziği güzel ama yüzü bir garip ya. gerçekten de himym robine aşırı benziyor ama onun annesi gibi daha ziyade. ağız yapısından ve kuru cildinden kaynaklı genç yaşında oluşan çizgiler yüzünü çok yaşlı gösteriyor.

    wesssss: bu sırığın ölmesine nasıl sevindim anlatamam. diziyi çok sevmeme rağmen bunun sahnelerinde hep ileri alıyordum çünkü dayanamıyorum ne ses tonuna ne de değişik postürüne.
    o dimdik duruşunun üstünden kafasını sürekli çevirip bakmıyor mu, ıyyyyyy
    bu bakıştan bahsediyorum

    250 gram uğruna hepsinin hayatının içine ettiği yetmemiş gibi, sonrasında da hiçbir mahçubiyet sergilemedi ya bi özür dile, de ki afedersiniz arkadaşlar gençliğinizin baharında hepinizi bu işe ortak ettim falan. yok amk herkes ona yardım etmek zorunda sanki. hatasını telafi etmeye çalışacağına bilakis habire poz kesiyor. diğer 4lü ne olursa olsun bunu dışlamazken bunun burnu hep havada. ben olsam her gün ezikleyip her gün burnundan getirirdim yediği boku. connor az bile yaptı gerçekten.

    analiz onu koşulsuz şartsız koruyor diye herkes onu korumak zorunda gibi bir düşünceye kapılmış. rebecca usbyi alıp analizin evine gidiyor hemen connor'a arabanla geldin di mi? ya sen o güne kadar bu çocukla ne bağ kurdun da arabasını istiyorsun? güzel çocuk içine düşeceği bok çukurunu bilse yardım eder miydi? kıyamam ya. connor'ın arabasını hacılaması yetmediği gibi yolda onu durumdan haberdar etmek için arayan michaela'ya da sakın ordan ayrılma diyor. yav kıza ne? o güne kadar o kıza ne hayrın dokundu da katil olduğundan şüphe ettiğin bir adamla aynı evde sen gelene kadar kalmasını istiyorsun? yazarken bile çıldıracam hepsinin başını yaktı ya. ama duuur daha bitmedi. sam'in üzerine atladığında usb yere düşüp uzağa gidince de laurellll????? diye bağırıyor. o sahneyi geriye alıp alıp izliyorum ve bir şeyler fırlatmamak için ekrana kendimi zor tutuyorum.
    öyle bi tonluyor ki laurel'ı, harbiden o an onu almak görev gibi hissediyorsunuz. michaela ittirmese aşağıya, sam laurel'a zarar verebilirdi sırf o usbyi aldı diye. laurel'ın hayatının rebecca'dan önemli olduğu düşüncesine sahip olması bile yeterli bu sevimsizin ölmesine sevinmek için. hayır bir de sonraki sezonda laurel'ı yatağa atınca diyo ki okulun ilk gününden beri bu anı istiyodum. ee kızı niye kendi bok çukuruna çektin rebeccayı yatağa atabilmek için o zaman? ya da sam'in ona saldırma riskini bile bile laurel diye bağırırken de bu anı istiyor muydun uyuz herif!

    sinsi kız arkadaşı ile ne bok yiyorlarsa yesinler diğerlerini dışarda bırakmalılardı. neyse ki ikisi doğal seleksiyon galip geldi, ikisi de geberip gitti de daha fazla tahammül etmek zorunda kalmadık.

    laurel da az salak değil ya da cidden vajinası ile düşünüyor. gerçek hayatta kendi vasat kararları hayatımı kaydıran birine değil vermek, değil çocuğuna hamile kalmak, sümüğümü sürmezdim. hitman frank bile daha iyi seçim. bak adam babalar gibi girdi lsat'e hayvan gibi de puan çekti. var git onla yoluna hala ne intikamı peşindesin? müptelası mı oldun belanın?
    bir sonraki bölüm ölen bebekse iyi olur bu ikisinin döllerinden akıllı bir şey çıkması mümkün değil çünkü.

    neyse wes'e dönelim tekrardan. tek yaptığı iş kendisini korumak olan analize de sürekli manasız trip atmalar, azarlamalar.. ya o kadın kocasını öldürmene ses etmedi alooo??? sen her gün o kadının ayağını yıkayıp suyunu içsen, yeterli olmaz ama hala yok rebecca'yı kim öldürdü yok sen biliyon yok bunda bi iş var falan. o öldürmüş olsa bile ses etmiycen anacım 1 ondan 1 benden gitti, eşitiz diycen. (annesi olayını henüz bilmediği için böyle diyorum yoksa totalde durum 2-1)

    bir de ben bu karakterin bonnnnboş olduğunu düşünüyorum. yani şöyle; geberip gittikten sonra haliyle bunun çeşitli flashbecklerini gösterdiler diğer elemanlarla. yani gerçekten hiçbiri ile onca sene 7/24 birlikte takılmalarına rağmen bir bağ kurmamış.
    micheala ile en uzun diyalogu laurel'a hediye seçtiği sahne, bi de bunun için kızı azarlıyo sen beni nerden tanıyon da konuşuyon diyo. ay iyi ki daha da tanımıyor kız çünkü sen kocamaaaaaan bir bataklıksın bebeğim. iyilik de yaramıyor ayrıca.

    asherla olan flashbeckte asher bir kızı michaela ile karıştırıyor wes'ten yardım istiyor benzemiyor mu yav sen söyle falan diye, bu sırık yine kırk saat poz kesiyor arkadaşının götünü kurtarmak için çabalamak yerine meeeh benziyo işte falan takılıyor.

    connor ile olan sahnede yine bağ kurma fırsatı varken, conner duygusal olarak kötü bir durumdayken, onunla konuşup yardım etme şansı varken zar zor iki cümle ediyor kitaba dönüyor????? o akşam meggy ile konuşur konuşmaz arasana connor'ı. "abi oliver'a zaman ver biraz. bizim kıza ötmüş sal biraz chilllll" dese ne kaybedecek??? pardon da o çocuğun arabası olmasa sen ne bok yiyecektin acaba da şimdi kısa bir pep-talku çok görüyorsun? zaten iyi ki daha çok muhabbet etmemişler. canım conner'cığım wes'e minnet edeceğine çükünü keser daha iyi.

    laurel ile olan flashbeckte de tabi ki içinde laurel olduğu için seks hakkında konuşuyorlar. zaten konuşacak hiçbir birikimi olmayan wes gibi bir sümüklü ile horny laurel bir araya gelince başka ne paylaşabilirler ki? o kadar iğrenç bir sahneydi ki o küvetteki prezervatif yırtıldı mı yırtılmadı mı kısmı. iki karakterden de nefret ettim. iki sevgiliyi anlatırken başka sahne bulamamışlar ya yatakta ya küvette çünkü gerçek bu. bunların hiçbir ortak noktası yok ve bu tamamen wes ile alakalı. çocuk kimse ile diyaloga girecek bağ kuracak duygusal yetkinliğe sahip değil. laurel horny falan ama kan ve frank ile sex dışında, diğerleri ile de başka konularda konuştuğunu bağ kurabildiğini gördük o yüzden onu da sevmiyorum ama suçu ona atmıyorum.

    laurel'a wes ile ilgili kızdığım diğer konu ise onun intikamı konusunda gereksiz ateşli olması ve yine ex boyfriendi gibi bu uğurda diğerlerinin başını yakacak girişimlerde bulunması.
    bir de diğerlerini vasat ve tehlikeli planına dahil etmeye çalışırken sürekli "wes bunu isterdi", "hadi bakalım, bunu wes için yapıyoruz" , "wes için bunu bile yapamayacaksan öl, geber" cümlelerini kuruyor, diğerleri de yiyor ya bunu... orada kriz geçiriyorum işte.

    pardon da wes kim köpek de onun için geleceklerini tekrardan ve iyice karartsınlar? yedi bi bok geberdi gitti kurtuldu bunlar hala götümüzde raptiye ile oturuyor. hepsini böyle bir yükle başbaşa bıraktı. tam yine de her şeye rağmen lağım çukurundan kurtuldular derken kendilerini niye onun için riske atsınlar diyecekken... yine bir akıl tutulması ve yine tehlikeye bodos daldılar.

    yani bu wes bunların başını derde sokmak dışında ne yaraya derman olmuş da öldüğünde bile millet hala onun için bir şeyler yapmaya çalışsın, çabalasın ben anlamıyorum. wes öldü bu sefer laurel kapıldı herkes wes'e hizmet etmek zorunda sanrısına.
    ne yapmış bu wes? michaela aiden'dan ayrıldığında ona destek olmuş mu? bir notunu paylaşmış mı? asher babasını kaybettiğinde ne yapmış ona? omuz uzatmış mı? peki ya oliver? o bile yardım ediyor bunun ölüsü için kafayı sıyıracam. pozitif çıktığında o sana yardım etti mi koçum?

    wes dışında hangisi ölse, diğerlerinin ona yardım etmek için geçerli bir motivasyonu olurdu. ama şimdi "ee ölen siz de olabilirdiniz yaniii. babam hepinizi vurabilirdi" dışında hiçbir gerekçe yok yardım etmeleri için. olasılık üzerine de ben olsam yardım etmem yani. hatta connor'ın deyimiyle wes'in barbekü olduğu gece evin yakınlarında olsam kömür atardım eve.

    onun dışında nate'i sözlüktekiler pek sevmemiş ama ben oldukça sakin ve huzur verici bir karakter olarak görüyorum. yunan tanrısı vücudunun da etkisi olabilir bunda (oliver'ın nate'i cıbıldak gördüğü sahne dsfskjnvk). analiz ne zaman huzur arasa nate'e koşuyor. tüm yamuklarından sonra ne olursa olsun nate onu affedebiliyor ve götünü kolluyor sürekli (sahiden nate kanser karın, iş ve analizi hem sexual hem de emotional olarak tatmin etmekten hangi ara fırsat buldun da yaptın o vücudu. bir ara spor yaparken görseydik seni iyiydi). arada yanlış yola saptığı oldu tabi ama kadın onu hapse attırdı yav o kadarcık da olsun yani.

    frank the last baby killer: fevri bir davranışı analize ağır bedeller ödetti ancak onun dışında oldukça sadık bir hitman ve bağlantıları sağlam falan. yalnız bebeklerle yıldızı barışmıyor anladığım kadarıyla. önce analiz'inkinin sonunu getirdi şimdi laurel'ın.
    frank'le ilgili tek kusur oynayan aktörün bütün olumsuz olaylar karşısında aynı mimikleri sergilemesi. üzgünken, mutsuzken, ağlayacakken hep aynı. kaşlar küçük emrah'a bağlıyor. gerçek hayatta da böyle ki o da genç yaşında üç tane nurtopu gibi alın çizgisi sahibi olmuş hem de baya derin. neyse charlie weber de görsel bir ziyafet sunduğu için bizlere, mimik eksikliğini görmezden geleceğim.

    bonnie, bunun da ses tonuna ve konuşmasına sinir oluyorum ama onun dışında pek bir hatasını görmedim. garibim o da analiz'e bağlanmış, sürekli vefa borcu ödeyip duruyor. analiz gibi onun da sexual abuse problemini çözmesine sam yardımcı olduğu için, analiz'in kocasına karşı hislerini çok sorgulamıyorum. yalnız sam onu öptüğü an aydınlanıp analiz'e ötmesi beklenmedikti. kendini kullandırtmaması ile de gözüme girdi. aferin kız yetersiz bonbon.

    oliver'ı gri bir karakter yapmak için hem stanford olayını yaratmışlar -ki çok gereksizdi-. hem de durduk yere connor'dan ayırmışlar. o bahane hele oldukça başarısızdı ya hele bu connor sana ne yaptı? çocuk zaten hiv ile alakalı suçluluk duymaktan eriyip gitti. sana da o halinle herkes bayılmıyor. neden heyecan aradı anlamadım.

    meggy, hadi laurel etrafındaki herkesle sex yapmasa ölecek hastalığından muzdarip, bu kız bile isteye gitmiş wes'i sevmişse eğer bunda da şeye sürülecek akıl yok demektir. bir de girdiği trip çok komikti. "acil servise geçicem hastaların yaşaması bana bağlı ama ben salak gibi senin doğum günü partini planlıyorum yazık bana :((( " parti de bir şeye benzese içim yanmayacak. zaten laurel topladı getirdi milleti iki pasta üç içecek aldın diye acil servistekiler ölecekse vay o hastaların haline. olsun ama yine de tüm gerzekliğine rağmen boynuz yemen hoş olmadı.
    hele laurel ile wes hastaneye gittiklerinde boynuz yediğini öğrendiğin sahnede cidden üzüldüm. insan en azından mantıklı bir açıklama bekliyor bu wes hıyarı tutmuş eski hastane kayıtlarımı almaya geldik diyor yüzsüz yüzsüz. literally döl israfı ya. yine sinirlendim bak.

    çok uzattım biliyorum ama bir bu kadar daha yazsam wes nefretimi yine tam anlatamam o yüzden susuyorum. böyle güzel kurgu için senaristlere falan yazım aşamasında kim varsa işte teşekkür ediyorum. cast seçimi yapanlara da caleb, nate, asher, connor ve frank tercihleri için teşekkür ediyorum ama wes'i oynayan daha doğrusu oynayamayan eleman için ( hem karaktere hem oynayana gıcığım ) onu seçen kişiye söyleyeceklerim bitmedi. gerçekten hem kör hem sağır olması gerekiyor onu seçenin. veya kimin torpillisi anlamadım. auditiona falan girmeden mi kapak attı nedir yani? röp izledim british aksanı var yine de bunu seçmişler. adam doğru düzgün rol yapamıyorken bir de üstüne aksanını değiştirmesini istiyorlar. yok muydu başka biri wes'i oynayacak cidden anlamıyorum.
    neyse efenim yine de yapanın yayınlayanın herkesin eline sağlık. suits'in şirket hukukundan, mergelerinden, kısık sesle konuşup seksi olmaya çalışan rachel'ından, vefa nedir bilmeyen nankör kedi hallerinden gına gelmişti, yoklukta hediye gibi geldi hoşgeldi.
  • gecen bi badimin sayfasina girdim entrylerini okumak icin. cocugun son girdigi entry bu basliktaydi. tam o sirada boyle bi diziden haberi olmayan is arkadasim steffi geldi masama bi sey sormak icin. bilgisayarimin ekraninda bu basligi gorunce
    -what the fuck epicfail, are you planning to murder somebody?
  • yapılmış -bana göre- en iyi 20 diziden biridir. hatta abartıp bu dizinin altın harflerle yazılması gerekiyor. oyunlarda unique item'ların üzerinde bir işaret olur ya da renkleri altın olur ya hani? işte bu dizi de öyle olmalı.

    aşmış oyunculuklar.
    özenle yapılan çekimler.
    dizi tarihinine en başarılı kurgusu.
    ve...
    muazzam senaryosu!

    sinemada kurgunun ne kadar önemli olduğunu bu dizi bir kez daha gösteriyor. aslında düz aksa basit durabilecek hikayeyi bizlere öyle bir sunuyorlar ki her bölüm ne olacak diye daha da heycanlanıyoruz.

    zaten daha birinci sezondan çok cüretkar girdiler. bölümlerin başında ve sonunda finalden kesitler gösterip ölen kişi hariç neler olduğunu göstermek büyük cesaret. oraya kadar nasıl geldiklerini anlatan dizi size sürekli "lan hangisi öldü" dedirtiyor. finalden kesiti görüp aynı zamanda da "oraya nasıl geldiler yahu" diyorsunuz.

    4. sezon bence diğer sezonlara daha düşük bir seviyede. bunun sebebi ise ilk 3 sezonda ellerindeki tüm kurgu tekniklerini harcamış olmaları. 3. sezondaki zamanı geriye sarma mevzusunda tüylerim diken diken olmuştu. her karakterin hikayesini olay anından geriye sayarak göstermeleri çok yaratıcıydı.

    5. sezon için bir haber yok. olursa sanki biraz boka sararmış gibi ama hep devam etse hep izlerim gibi geliyor.
  • 5.sezon için onay alınan dizi. 1.ve 2.sezon aksiyonu 4.sezon da yok ancak ara sezon finali dehşetti. bugün yeni bölüm için heyecan had safhada.

    anna gibi bir karakter dizi literatürüne zor gelir. hastasıyım. ayrıca en başından beri bozulmayan tek karakter asher ve anna.

    diğerleri hep bi erozyona uğrayıp karakterlerindeki boşlukları açığa vurdu ve anna'yı bir şekilde sattı. ama özellikle laurel garabeti tıpkı wes gibi bu 5'liyi uçuruma götüren işlere imza atanlar. wes'in ölmesine üzülmedim. laurel ölse şampanya patlatırım o derece gıcığım. diğerlerinin bu kadının ağzına bakıp boylarından büyük işlere kalkışmasına ise anlam veremiyorum.
    anna gibi bir devi bile alt etmeye ant içmiş kişiler size ne yapmaz be salaklar diye bağırasım var.
    benim tahminime göre bebek frank'tan. laurel'ın babasının wes'i öldürmesini ise içindeki ırkçılığa bağlayabiliyorum. mirasının bir zenciye kalmasını hazmedecek biri değil. sezon finalinde ölmesi kuvvetle muhtemel. inşallah baba-kız inatlaşması birbirlerini vurarak cehennemde devam eder. diğer ekip bu işten uzun vadede zarar görmez.
  • hiatus'tan dönmüş dizidir;
    güzel bir dördüncü sezon dokuzuncu bölümle.