şükela:  tümü | bugün
  • rio bravo, erkekler sarışınları sever, a song is born, sergeant york, scarface gibi filmleriyle bildiğimiz pek emektar, kimi zaman westernci, kimi zaman komikçi, bazı bazı gerilimci bir yönetmen.

    bu kadar fazla, türü içinde kült olmuş filme imza atmış olmasına rağmen sadece bir kez, çavuş york ile oscar adayı olması da gayet şaşırtıcı; lakin kendisine sinemayı bırakmasından sonra, sinemaya katkılarından dolayı onur ödülü verilmiştir diyivermek isterim.
  • filmlerinde duygusal sahnelerden alabildigince kacinmaya calisan, klise hal ve durumlari biyik altindan tiye almaya merakli bir yönetmendir. mesela the big sleep'te her önüne gelen hatuna yazan özel dedektif hadisesini, filmin uyarlandigi kitapta olmamasina ragmen filme katarak tiye almistir. filmlerinin cogunda basroldeki kadin karakter bir sarki söyler. sebebi sadece hawks'in pasa keyfidir. en güzel filmleri rio bravo, red river gibi westernler disinda, screwball komedilerdir, bringing up baby gibi. hatta bu film ile, screwball comedy tarzini yaratan isim olmustur. lakin bogdanovich what's up doc isimli barbara streisand komedisini yapana ve filmin basarisini "bringing up baby"ye baglayana kadar pek bilinmemistir ne hawks, ne de filmi.
  • scarface'in sonunda brian de palma filmi howard hawks ve ben hecht'e adar. bu iki usta, 1932 yilinda cevrilmis ilk filmin yonetmenleridir. de palma bu abilerden esinlenipte tekrarini cekerek sinema klasiklerinin arasina armagan etmistir. eline saglik diyelim brian abi.

    (bkz: scarface: shame of the nation)
  • 30 mayıs 1896'da doğan, 26 aralık 1977'de ölen abd'li ünlü yönetmen.*
    bu ünlü yönetmenin en ünlü filmleri şöyle sıralanır: scarface, hatari, the road to glory, tiger shark, the criminal code...
  • ernest hemingway'in to have and have not eserini uyarlamıştır. (1944) senaryolaştıranlar arasında william faulkner göze çarpar. filmde humphrey bogart abi de vardır.

    1940 yapımı his girl friday de oldukça eğlenceli bir başka filmidir.
  • (bkz: el dorado)
  • fazıl diye filmi varmış. lan neyse ben bi şey demiyorum.
  • amerikalıların şişirdiği dönem yönetmenlerinden. pek bir numarası yoktur. zaten amerikalıların altın çağ dediği dönem için sinemanın ekseni o taraflarda değildi, önceleri sovyetler, almanya ve fransa'da, daha sonra ilaveten japonya ve italya'da idi. amerikalılar bir ilüzyon yaratıp yaşadılar, hikayedir.. mühim amerikan sineması için new hollywood ve 70'ler..

    edit: "pek bi numarası yoktur" ağır olmuş, iyi filmler yapmıştır hep, bir çırpıda 5-6 tane oldukça iyi filmi sayılabilir. ben şu "sinemanın en büyük klasikleri, en büyülü zamanları, amerikan (ve doğal olarak dünya) sinemasının en müthiş dönemlerini yaratan yönetmenlerden biri" şeklinde lanse edilmesine uyuzum biraz, amerikalılar bazı eski yönetmenlerine böyle yakıştırmalar yapar, halbuki dediğim gibi 20-60 arası klasik dönemin esas adamları dünyanın farklı yerlerinde, çok daha müthiş şeyler yaratıyorlardı.
  • halen christopher nolan'ın hakkında yazdığı biofilmi merak ederim. acaba nasıl bir biofilm olacaktı? martin scorsese the aviator'da howard'ın hayatını anlattığından olsa gerek nolan'ın projesi iptal edilmişti.