şükela:  tümü | bugün
  • şimdiden söyleyeyim, bu suikasti yapan kişi bulunacak. ama ben o bulunacak şahsın bu cinayeti işlediğine inanmayacağım.
  • ermeni parlamentosu sozcusu "turkiyenin ab'ye girmeyi hayal bile etmemesi gerektigini" soylemis. al iste. hayir, hani kimse sallamasa ya da genel olarak tasvip edilse falan neyse, onca insan sokaklara dokulmus, medya olaya genis yer verip tepkisini gostermis, hatta hepimiz ermeniyiz diye sloganlar atilmis. bunlardan bahsetmiyor da gidip olabilecek en sansasyonel, en kabadayi * yorumu yapiyor resmi konumunun agirligini dusunmeden. ermenistandaki ilk cinayetten sonra meclis baskanimizin "bunlar kendi kendilerini yonetmeyi becermezler, gidip isgal edelim" demesini mi bekleyelim? bilinmiyor kim niye oldurdu adamcagizi ama arkasinda bir komplo varsa, herhalde umulan seyler tam da boyle dusunulmeden gosterilen tepkilerdir resmi agizlardan. kim bilir, belki o da kendi oy tabanina oynuyordur. sinirin iki tarafinda da tepedeki herkesin vizyonu 3-5 seneyle sinirli zaten
  • uzerinden biraz zaman gectikten sonra geriye, olaya ve sonrasindaki tepkilere, ve en son olarak bu tepkilere gelen tepkilere baktigimda icime bogucu bir umutsuzluk cokeliyor. oyle ki, son 3-4 gundur gazeteleri, eksisozlugu normalde okumaktan veya goz atmaktan hoslandigim tum yayim organlarini actigimda anda, kapatasim geliyor, daha fazla kaldiramiyorum nefreti, intikam acligini, o duygusuz, agzi salya sacan, "haketti aslinda" diye bas bas bagirmak icin ici icini kavuran insanlari. zaman zaman kontrolsuz bir kizginlik yerini aliyor bu umutsuzlugun, zaman zaman da zorlama bir bosvermislik almaya calisiyor, ama yok, hayir illa ki umutsuzluk var orda, derinde ve sanirim baki kalan o olacak...

    adamin teki olduruluyor. hem de sirtindan, 3 kursunla... oldurulmesinin nedeni ermeni olmasi ve yazilarindan birinde gecen "...turkteki zehirli kan..." tabiri.. yazinin tamamini okuyan ve gerizekali olmayan herkes yazida turklerden bahsedilmedigini anlayabilir, ama yok, sokaktaki idiotundan universitedeki doktorali hocasina okumuyor kimse yaziyi, hala okumuyor, tartismalarda, sohbetlerde referansi geciyor, "...ama o da yanlis dedi" deniyor bu tabir icin..ha bir duralim, diyelim ki bunu turkler icin soylemis olsun, o zaman gidip oldurebilir mi, oldurmeli mi birisi onu?

    e bak o zaman oldurebilir tabi. koskoca turk milletine nasil olur zehirli der biri? gerci turk milleti biraz gergin son donemlerde, de ki son yuzyildir, beraber yasadigi kardesleriyle, komsulariyla pek arasi yok...ermeni nufusu yuzyilin basinda 1 milyonken civariyken simdi pek bise kalmadi savasti tehcirdi soykirimdi veya degildi, olduler veya goctuler.olur oyle seyler...e rumlar vardi istanbulda onlarla da biraz sikinti oldu, yagmalayarak gondermek zorunda kaldik 6-7 eylulde. biraz yakin zaman olmasi, fotograflarin falan ortada olmasi kotu oldu tabi, ama napalim ataturkun evini bombalamisti hepsi.olur oyle seyler... suryaniler vardi mardinde midyatta, baskidan bunalip onlar da goctu gitti cogunlukla almanyaya, kalanlarin da sesi kisik, dikkat cekmeden yasayip gitmeye calisiyorlar.e hristiyanlar onlar da tabi, burasi musluman memleket, biraz dikkat etsinler tabi canim onlar da... kurtler var ki hic lafini acmamali, nitekim aslinda yoklar dag turklerinin pabuclarindan gelen ses iste kart-kurt.. onlarla da dusuk yogunluklu savas halinde yuce turk milletimiz, herseyleri var ama bak hala konusuyorlar.. haa arada varlik vergisi ile de biraz kalp kirmis olunabilir bir de...

    bu azinliklar da cok hassas canim..olur oyle seyler yahu, tum dunyada yasaniyor boyle sikintilar...gerci anketlerde turklerin avrupanin en mutsuz halkive dunyanin en sevilmeyen ikinci milleti cikmasi (neyseki israil var); bir de, neredeyse tum komsularimizla araba dolusu sorunumuz olmasi ve en ufak gerginlikte savas moduna gecmemiz biraz sasirtici gelebilir... ama dusununce normal yahu tum dunya cia mossad su bu bize karsi, turkun turkten baska dostu yok... ulen ama nasil da organize olmus pezevenkler...

    insan bu receteye bakinca, insansa eger bir tuyleri diken diken olur degil mi? tum bu gerginliklerin aciklamasi "onlarin" once baslatmasi olabilir mi? boylesine bir nefret, boylesine bir hosgoru yoksunlugu, huzursuzluk rahatsizlik neden peydahlanmis bu topraklarda gercekten? her firsatta bahsi gecen mevlana, yunus emre ve hatta mustafa kemal'in duruslariyla nasil paralel olabiliyor bu vaziyet? yurtta ney cihanda ney again?

    daha kotusu, tum bunlar bu kadar ortadayken, kafasini biraz ezberlediklerinden bosaltip, disardan bakmaya calisan birinin rahatlikla fark edebilecegi bu "zehir" nasil olabiliyor da bu kadar kaniksaniyor bu ulkeyi dolduran insanlar tarafindan? nasil oluyor da "hepimiz ermeniyiz, eger ermeni diye oldurduysen, gel bizi de oldur" sloganina "ben turk oglu turkum" yazilabiliyor, orda yuruyen cinayeti, nefreti ve bu savasi lanetleyen insanlara "vatan hainlari", "bir tane turk bayragi yok", "sehit cenazesi bik bik..." denilebiliyor? nasil bir ezberdir bu, bu ne sorgulama yoksunlugu, en cahilinden en egitilmisine bu ne bagnazlik?

    milliyetcilik dedigin 200-300 senelik gecmisi olan mesele, bir o kadar daha dayanip dayanmayagi da tartisilir. sonucta hepimiz zamanin yaninda mikrop bile degiliz, bu dunya ne turke kalacak ne rusa ne ermeniye; ne de bu gidisle icine iyice sican insanogluna...boylesine "kucukken" biz, nasil oluyor da hayatimizi, ve hayatlarimizi paylastigimiz insanlarla olan iliskilerimizi boylesine nefretle doldurabiliyoruz?

    oyle bir umutsuzluk ki bu, tepki vermek dahi istemiyor insan artik, sikmisim diyor, baska yerde yasarim ne olacak ki diyor. nefretleriyle bogulsunlar diyor..

    ama iste sonra bi adam geliyor aklina, gulumseyen, gulumsemesinden her kelimesinden sevgi tasan bir adam, gitmeyen, senden benden bin kat zor sartlarda yasadigi halde gitmeyen, hayatini sevgiye, uzlasmaya ve barisa adamis olmasina karsin hala hakkinda abuk subuk suclamalarla devleti onu suclarken gitmeyen, cocugunun cesedini bulacagi yerin yazili oldugu tehdit mektuplari geldiginde gitmeyen gitmeyen gitmeyen gitmeyen gitmeyen gitmeyen...

    ...ve sonunda, ayaginda alti delik ayakkabisi, sirtinda 3 kursun, ulkesinde olen...
  • ölen gazetecilerden hangisi ölümünden önce aylarca "türk düşmanı" diye hedef gösterildi?
    ölen kişilerden hangisi "türk düşmanı" olmakla suçlanan bir azınlık mensubuydu ve katili "ermeni öldürdüm" diye sokaklarda bağırarak sevindi?
    ölen gazetecilerden hangisine suikast yapılacağı aylardır istihbarat olarak polisinden emniyet müdürüne gittiği halde, bu haberler görmezden gelindi?
    ölen insanlardan hangisinin "e yakalandı ya daha ne" dediğiniz katili polisler askerler tarafından pışpışlanıp atatürk fotoğrafları altında hatıra filmleri çekilerek ağırlandı?
    ölen gazetecilerden hangisi için stadyum dolusu adam "hepimiz ogünüz" diye katili övercesine bağırdı?
    ölen gazetecilerin ölümünü protesto edenlerin hangisine "millyetçi, vatansever"ler yumurtalarla küfürlerle saldırdı "protesto etmeyin ölümü" diye?
    ölen kişilerden hangisinin katil için övgü şarkıları yazıldı ismail türütler tarafından?

    uğur mumcu ölünce binlerce insan sokağa dökülmüştü kimse de neden protesto ettiklerini sorgulamamıştı. hrant dink ölünce sokağa dökülen binlere sözlükte bile "nerenin ajanı bunlar, neden hepsi birden protesto ediyorlar" diyen denyolar vardı. eşi sokak ortasında vurulan kadın için "cır cır bağırıyor" diyen vardı.

    uğur mumcunun geride kalanları araştırma vakfı kurdu, onun adını taşıyan bu vakıfta onun kitaplarını bastılar, sözlerini dağıttılar, "uğur mumcu'yu anma" misyonunu taşıyan onun görüşlerine uygun eğitim veren bir kurumla anmayı tercih ettiler. merak etmeyin gerektiğinde çıkıp konuştular da.
    hrant dink'in geride kalanları ise kendisi için yapılan anma törenlerinde çıkıp konuşuyorlar. herkesin kendi yöntemi var anmak için.
    dahası uğur mumcu'nun geride kalanları ile hrant dink'in geride kalanları birbirleriyle dayanışma içindeler, birbirleriyle beraber hareket ediyorlar.

    ****
    ****

    benim sinirlendiğimse kaç senedir ne zaman hrant dink denilse aynısını yapanlar. "bana ne, alt tarafı ermeni ölmüş. üzülecek değilim" diyemediklerinden konuyu başka yerlere çekenler benim midemi bulandıran .

    yani mesela fırsatını bulunca "inşallah ermeni soykırımı olmuştur" (bkz: #17780512) diyebilen vicdansızların çıkıp da bana ahlak, adalet maskesi altından "amaan adam alt tarafı ermeni işte, ölen türkleri önemsesenize siz" diyor olması benim sinirimi bozan.

    "ama asalanın öldürdükleri" deyip de asala'nın öldürdüklerinin hran dink'i de temsil eden diplomatlar olduğunu görmezden geleni görmüştük; "kendi vatandaşına da aynı anlayışı göstersene" diyebilen yani türkiye cumhuriyeti vatandaşı ermeni kökenlilerin "vatandaş" olmadığını sananları da gördük tam oldu.
    "ama alt tarafı gazeteci öldü" diye olayın evvelindeki ve sonrasındaki skandalları da görmezden gelenler. verecek hiçbir cevap bulamasa "ama uğur mumcu cinayetini böyle protesto etmemiştiniz" diye uğur mumcu olayına ne tepki verdiğini bile bilmeden karşıdakine çemkirenler...

    yani "önemsemiyorum" diyemeyip hadiseye kendince kulp takan, bunu da masum bir "adalet arayışı" maskesi arkasına saklayan çakallar.

    ****
    ****

    bu suikasti gündemde tutuyoruz zira gördük ki, günün birinde bu ülkede bizim görüşlerimizi beğenmezse bizim söylemediğimiz şeyleri söylediğimizi iddia edip bize dava bile açabilirler, dahası bizi hedef gösterebilirlermiş..

    tepki duyuyoruz zira gördük ki birisi bizi beğenmezse, hedef gösterilmemiz, polisin gözü önünde öldürülmemiz, ve "amaan alt tarafı öldü işte. yaygara etmeyin, herkes ölüyor" diye de unutturulmaya çalışmamız çok ama çok kolaymış.

    gördük ki biz üzerinde durmasak, biz işaret etmesek, kamuoyu az kaldı katile hak verecek duruma gelmiş.

    sen korkmuyormuşsun bravo, sen ne korkacan zaten buralar hep senin.
    de biz korkuyoruz be kardeşim. dert bu.
  • içimizi yasla dolduran, bu ülkede yaşamanın ne kadar acı verici olabildiğini tekrar ve derin bir acıyla hatırlatan olay. hrant dink türklüğü aşağılamaktan yargılanmanın onur kırıcı olduğunu düşünüyordu, konuşurken gözyaşlarını tutamıyor, eğer bu ceza onanacak olursa bu ülkeden gitmesi gerekeceğini söylüyordu. içim burkulmuştu dinlerken, hrant bey, aldırmayın, bu adamlar bizi temsil etmiyor, hani hep onun adına konuşulan bir türk halkı var ya, ben oyum işte, vermiyorum onlara beni temsil hakkı, onlar kim oluyor da sizi bu ülkeyi terk etmeye zorlayabiliyorlar..vs vs...demek istedim. bir e mail yazmayı düşündüm, sonra unuttum, tembellik ettim, dahası, bunu ona söylemişlerdir zaten dedim kendi kendime. burası ne dertli bir ülkedir ki o hallere düşürüldüğü için üzüldüğün adamın birkaç ay sonra suikast haberini alırsın. derdi, belası ne bitmez bir ülkedir bu..

    faillere gelince...bu cinayeti derin devletin filan işlediğine inanmıyorum. milliyetçi olduğunu sanan kafasız bir gencin işlediğine de..onlar bile muhakemeden bu kadar yoksun olamazlar diye düşünüyorum. hrant dink üzerindeki baskılar ve tehditlerden dolayı akla ilke gelenler onlar ama bu işi yapan ve yaptıranlar bu düz mantığı kuracağımızı kuşkusuz biliyorlardı. bir de faili meçhulleri acı bir havayı ciğerlerimiz yana yana içimize çeker gibi acı çekerek sindirdiğimiz, içimize batarak öğrendiğimiz ülkemizde bu yaşa kadar öğrendiğim bir şey varsa o da hiçbir şeyin göründüğü kadar basit olmadığıdır. uğur mumcunun öldürülüşünü dün gibi hatırlıyorum, o arabayı, yerlere dağılan kanı..bu işi yapsa yapsa dinciler yapmıştı. kürtler mi yoksa? kim olduğunu bilemiyorduk, bu yüzden hepsine birden düşmandık, böylesi pratikti. yargıtay saldırıları milletçe zayıf hafızamıza en kolay çağırabileceğimiz olay belki. hedefleri ne de çabuk seçmiştik. hem buna kahvehane siyaseti deyip geçmek de mümkün değildi, koskoca rektörler yürümüştü anıtkabire. böyle düşünmemiz, birbirini tanımayan, kutuplaşmış abuklaşmış bir toplum olmamız birilerinin pek bir işine geldi. bütün bu cinayetlerden öğrendiğim hedef saptıran, birbirine düşüren, kutuplaştıran, nihayet bütün mantıklı zihinlerin tayin ve teslim edebileceği üzre hedef gösterilen kesimlere bir yarar sağlaması filan mümkün olmayan olaylar olduklarıdır. ve hrant dink i öldüren ve öldürten her kimse kuşkusuz türkiye nin en büyük düşmanıdır,- ermeni patriğinin çok yerinde sözüyle- her kimse karanlıktır.

    hrant dink ermenilerin toprak talebi olduğuyla ilgili iddialara öfkelenir, bizim istediğimiz toprak bu ülkede ölünce gömülmek için gereken topraktır dermiş. kalbim burkularak bu sözünü hatırladım. rahat uyusun.
  • ...
    cok iyi hesaplanmis bir provokasyon! ama bu cinayet kimin isine geldi? stallone filmi is yapsin diye bizzat gelip oldurmus olamaz mi? ya dis mihraklar? ya dahili bedhahlar? daha olmadi, yeldegirmenleri? zaten icim acidi, turkiye rezil oldu! hem, hrant dink i kemalist ve milliyetcilere gazete satacagiz diye carpitan medya organlari nereye kayboldu? bu alcak cinayetle birlikte turkiye'nin ermeni tezleri karsisinda tirnaklariyla kaziyarak elde ettigi tum avantajlarda ortadan kalkmis olmadi mi? peki simdi kim kazancli cikti? tam da ermeni soykirimi iddialari gundemdeyken kimlerin ekmegine yag suruldu? hem bir turk dusmani icin boyle aglak aglak doktureceginize gidin oldurulen turk diplomatlara dua okuyun. bir suikast uzerinden sidik yarisi yapmayin. unutmayin, turkun turkten bask dostu yoktur.
    ...

    benzeri yorumlarla bu civarda karsilanmis cinayettir.

    once, karsimizda goz gore gore olup giden bir insan oldugunu, bir insanin hayatinin-umutlarinin-sevdiklerinin buhar olup uctugunu animsayalim isterseniz.

    elma-armut hesabi toplamlara bolmelere sonra girisiriz.

    kinaye yuklu provokasyon ve dis mihrak yorumlarinin bu kadar acik dillendirilememis olmasina -yine de- sukretmek lazim. biraz daha gerilere bakildiginda, olenlerin oldurulenlerin acikca suclandigi vakalara da sahit olmustuk, malumunuz:

    "provokasyonlarina oradan baslamak istediler. her basarinin arkasinda bunu engellemek isteyenler vardir. olay provokasyon olmasa, bu kadar kisa surede bu kadar insan nasil toplanabilirdi?" (tansu ciller, gazi mahallesi olaylari ertesinde)
    "kahve tarayanlarin arkasindaki de, karakol basanlari yonlendiren de ayni kaynak... gun gibi asikar iki olay da organize... once ikinci olay organize edilmis. yani karakol baskini. kahvenin taranmasi ise, olayin ‘starti’. kahveyi tarayacaksin ki, karakol baskini olsun." (necmettin cevheri, gazi mahallesi olaylari ertesinde)
    "gereksiz bir konusma sonunda cikan olay, solcularla dinciler arasindaki cekismeye donusuyor. bunu onlemek lazim. insan dinsiz olabilir. ama bunu ilan etmenin geregi yok." (kenan evren, sivas katliami ertesinde)

    gecmisin kanli izlerini bilip-bildirip de oyle akil yurutmeye calisalim simdi biraz. cunku, kan var butun kelimelerin altinda..

    evet, kim kazancli cikti? kazanc?!

    bu soruyu ‘dusman’ taraftan birinin basina bir seyler geldiginde sormanin dayanilmaz bir hafifligi olsa gerek.

    bir de suradan bakarsak, soz gelimi, bahriye ucok kizinin gozleri onunde bombali kitabin paketini acip havaya uctugunda kimlerin isine gelmisti bu kanli tuzak? ertesi gun ‘turkiye iran olmayacak’ diye haykirarak bir trajedinin ardindan -dogal olarak- katilasan, sertlesen kemalistlerin kazanci neydi? tum dunya, davalarinda hakli olduklarina mi inandi? turk halki gozlerini acip ilerici kazanimlarina sahip mi cikti?

    soz gelimi, maras’ta bir sinemaya bomba atilmasiyla patlak veren ve -bulent ecevit’in notlarina bakilacak olursa- istihbaratcilar eliyle koruklenen katliam kimlerin isine gelmisti? saldiriya ugrayan alevilerin-solcularin kazanci neydi? tum turkiye mazlum olduguklarinin ve ezildiklerinin farkina mi vardi?

    soz gelimi, uzlasma ve sagduyu cagrisi yapan sosyal demokrat gazeteci abdi ipekci’nin ‘meczup’ agca ve saz arkadaslari tarafindan katledilmesi kimlerin isine gelmisti? ipekci’nin, milliyet camiasinin ya da sosyal demokratlarin kazanci neydi? milliyet gazetesinin tiraji mi patladi, turk halki abdi ipekci’ye uzulmekten cigerleri yanarak davasina mi sahip cikti?

    soz gelimi, medya eliyle lanetlenen bir baska dusunce adami -goruslerim kendisiyle hic uyusmasa da- olan akin birdal’in burosunda gupegunduz kursunlanip ‘oldu bu kopek’ diye birakildigi saldiri kimlerin isine gelmisti? birdal’in, insan haklari dernegi’nin, ‘hava gazi sikismasi sonucu’ patlayan ozgur gundem gazetesinin kazanci neydi? dunya zulum gorduklerine mi kanaat getirdi, silah satislarindaki kari unutup mudahil mi oldu? alacakaranliga isik tutmaya calisan farkli ses rengindeki dusuncelerin, yazilarin, cabalarin uzerlerindeki bogucu sis perdesi mi aralandi? yapilan korkunc baskilar mi hafifledi?

    soz gelimi, bi pazar sabahi ankara kar altindayken adina ugur mumcu denilen yurekli bir kalemin kana saplanmasi kimlerin isine gelmisti? mumcu’nun ve kalemini satmamakta inat eden kimi yurekli yazarlarin kazanci neydi? hayattayken mumcu’nun kiymetini bilemeyen, ‘vurulduk ey halkim unutma bizi’ diye yillar oncesinden basina gelecekleri haykirmasina ragmen kendisine sahip cikamayan halki, devleti, devletlulari utanca ve uzuntuye gark olup suclulari hangi kademede olurlarsa olsunlar ortaya mi cikardilar? verdikleri seref sozlerini tutup saplanilan bataktan kurtulmamizi mi sagladilar? o cok sevdigi halki, ugur mumcu’yu daha bir sevkle-azimle okuyup bu topraklar uzerinde oynanan somurgeci oyunlara kardesi kardese kirdiranlarin giderek semiriyor oluslarina ve haki renkli karanliga karsi bir araraya mi geldi, mucadele mi etti?

    bu sorularin yanitlarini verebildigimiz anda, bugun hrant dink’in katledilisinin ardindan saga sola sicratilan kanli kinaye oklarinin perdelemeye calistigi asil gercege daha da yaklasacagiz.

    kirli emelleri gudenlerin gercek hedeflerine, ‘iki uc gun bagirip cagirirlar, sonra yine susar otururlar.’ deyip gecrek gevrek gulen kudretlularin aymazligi isiginda ulasacagiz.
    taslari baglayip kurtlari serbest birakanlari, eylem bicimine karsi cikti diye ada'daki yasli bir kadini tokatlayip 'dusunce ozgurlugu degil mi ben de ozgurum, konusurum, yumurta atarim, vururum kirarim' diyen makbul vatandasi ve 'vatandas guzel bir tepki gosterdi' deyip linci mesrulastiran zihniyeti animsayacagiz.

    ve o kanli ellerden cok cekmis eski dostlarimiz anacagiz:

    “siddet olaylari, anarsik eylemler olarak nitelendirilebilecek kadar basit degildir. amac, demokrasi umudunu yok etmek; onun yerine fasist duzeni gundeme getirmek ve butun unsurlariyla yururluge koymaktir. boylece abd ve cokuluslu ortakliklar, ortadogu sorununu buyuk olcude cozmek umudunu gutmektedirler. bize gore bu sonuca ulasmada cia, kontrgerilla gibi gizli orgutlerin yonlendirmesi vardir. bu orgutler, devlet aygitini genis olcude kendi amaclarina uygun sekle donusturerek demokrasi dusmani akimlari iktidar yapmayi ongormuslerdir."
    -dogan oz-

    "dink cinayetini planlayan ve uygulatan gucun herhangi bir guc olmadigini dusunuyoruz. iyi dusunen, planlayan, turkiye'yi sistemli bir sekilde krize surukleyip, fasizan ve milliyetci egilimi egemen kilmak isteyen son derece organize bir akil oldugunu dusunuyoruz.
    ancak, turkiye eski turkiye degil. hrant dink'i yasatmanin en iyi yolu, turkiye'de demokrasiyi, halklar ve farkli kesimler arasinda diyalog ve baris ortamini gelistirmek ve turkiye'yi dunyasallastirmaktir.
    turkiye'nin demokrasi gucleri bu olayi cozumleyip aydinliga kavusturacak, her seye ragmen demokrasi mucadelesinin bedelsiz olmayacagi bilinciyle yoluna devam edecek cesarete, kararliliga enerjiye sahiptir."
    -celalettin can-

    ve isik yuzumuze vurup aydigimiz an, ayildigimiz an,
    diyecegiz ki:

    susma sustukca sira sana gelecek!

    kahrolsun kontrgerilla!

    katillere inat kardesimsin hrant!
  • dünyayı ekşi sözlük'ten takip eden bir takım adamlar, hrant dink'in benzer suikastlar arasında kayrıldığını düşünüyorlar. hrant dink gibi katledilmiş meslektaşlarının isimlerini koyup, bunlara niye bu kadar yazmıyonuz diyorlar.

    abdi ipekçi öldürüleli 31 yıl oldu.
    bahriye üçok ve çetin emeç öldürüleli 20 yıl oldu
    uğur mumcu öldürüleli 17 yıl oldu
    hrant dink öldürüleli ise yalnızca 3 yıl oldu.

    tabii ki güncel olaylar sözlükte çok daha fazla yer edinecek. hrant dink 20 yıl önce öldürülmüş olsaydı da uğur mumcu 3 yıl önce öldürülmüş olsaydı, sayfalarca entry onun hakkında yazılacaktı. bu kadar basit bir şeyi düşünemeyecek tipler bir zahmet gelip yorum yazmasın şuraya. herhangi bir fenerbahçe-galatasaray maçı 2. dünya savaşı'ndan daha çok entry alıyor. şimdi biz futbol maçını 2. dünya savaşı'ndan daha mı önemli görmüş oluyoruz?
  • ---------------- aşağıda yazılanların gerçek olaylardan alınmış olması mümkün mü hiç? haşa -----------------------------

    - hacım öyle bir şey olsun ki, hiçbir açığımız kalmasın.
    - merak etme abi herşey hazır, çocuğu da bulduk. trabzon'dan ayarladık, zaten oraları biliyorsun ünlendirdik, daha 16 yaşında, bizim bakış açısını da kapmış.. bir iki küçük işi de var..mis gibi.
    - güvenilir mi çocuğa?
    - merak etme abi, güvenilir, sorun çıkarırsa da hallederiz.
    - tamam, ama verin gazı, sonra kahraman olacaksın bakacağız sana falan deyin. üzerinde geçelim şimdi planın.
    - şimdi abi, çocuk gidip kapısında vuracak herifi, bir iki görüntü ayarlayacağız sonra t.v'ye vermek için, belirgin şapka falan herşeyi düşündük zaten.. dolanacak bir süre buralarda, biz bu arada arıyor ayaklarında olacağız..
    - medya'ya önemli delillerimiz var deyip oyalayalım, nasılsa sonrasında yakaladığımızda sizin deliller neydi diye sormaz kimse.
    - hah tamam abi öyle yapalım. sonra resimleri vereceğiz.. sonra da ihbar geldi deriz..
    - babanın haberi var mı olacaklardan, ona da ihbar ettirebiliriz.
    - bilmiyorum abi , neyse bakarız. sonra otobüs trabzon'a varmadan paket yapacağız, arada bir yerde olsun.
    - tamam güzel o arada zaten kimsenin aklına "arada bi yerde nasıl buldular lan" diye sormak da gelmez, gelse de salla gitsin, kim ne çıkarabilir ordan.
    - tamamdır abi. e hadi gazamız mübarek olsun.
    - olsun koçum, bu vatan hepimizle gurur duyuyor.
  • "hrant dink'in öldürülmesinin 4'üncü yılında 'ihmali olan kamu görevlilerinin dokunulmazlık zırhı' işlevini sürdürüyor. dink ailesinin avukatı fethiye çetin'in hazırladığı 'dördüncü yıl raporu'nda davanın sokulmaya çalışıldığı çıkmaz ve sorumluların yargılanmasının önündeki engeller anlatıldı

    soruşturmada dokunulmayanlar:
    * dink’in tehditler nedeniyle yazdığı ‘neden hedef seçildim’ ve ‘ruh halimin güvercin tedirginliği’ başlıklı yazılara karşın savcılar harekete geçmedi.

    * agos’taki sabiha gökçen’in ermeni olduğuna yönelik haberin ardından genelkurmay sert bir açıklama yaptı. ardından hrant dink istanbul valiliği’ne çağrıldı. vali yardımcısı ergun güngör ve yanındaki iki mit mensubuyla görüştükten sonra dink ‘artık hedefteydim’ diye yazmıştı. mit bu kişilerin personeli olduğunu cinayetten üç buçuk yıl sonra kabul etti. herhangi bir soruşturma başlatılmadı.

    * görüşmeden iki gün sonra agos gazetesi önünde yapılan gösteride, ülkü ocakları istanbul il başkanı levent temiz “hrant dink bundan sonra bütün öfkemizin ve nefretimizin hedefidir, hedefimizdir” şeklinde açıklama yaptı. ‘asılsız ermeni iddialarıyla mücadele federasyonu’ da agos önündeydi. hiç bir işlem yapılmadı.

    * bu olayların hemen ardından dink’in “ermeni kimliği üzerine” başlıklı yazı dizisindeki bir cümlesi saptırılarak yeni bir saldırı kampanyası başlatıldı. tek tip dilekçelerin verilmesinin ardından başlayan yargı sürecinde hrant dink mahkum edildi.

    * hrant dink’in bu karara karşı demeçleri nedeniyle yine dava açıldı. “adil yargılamayı etkileme” suçlaması ile yargılandığı bu davaya ergenekon sanıkları veli küçük, kemal kerinçsiz, sevgi erenerol gibi isimler müdahil olmak istedi. ancak şu an cezaevinde olan bu kişilere dink cinayetiyle ilgili halen soru bile sorulamadı.

    soruşturmada soruşturulmayanlar:
    * dink vurulduğu yerin çevresi akbank güvenlik kamerasının görüş açısındaydı. kolluk tarafından el konan akbank kamera kayıtlarının cinayet gününe ait önemli bir bölümü emniyet birimlerinde yok edildi ve bugüne kadar bu görüntülere ulaşdı.

    * ogün samast’ın cep telefonu ve sim kartına ilişkin ifadeler arasındaki çelişki ve karmaşıklık çözümlenmedi.

    * ogün samast, cinayetten hemen önce, bir saatten fazla zamanını agos’un bulunduğu sebat apartmanının yanındaki şafak sokaktaki internet kafe’de geçirmiş ve birileriyle chat’leşmişti. bilgisayarlar kayıtlarına halen ulaşılamadı.

    * güvenlik kamera kayıtlarında samast’ın kaçtığı sokakta hemen arkasından onu izleyen ve uzaklaştığını gördükten sonra, sokağın köşesindeki inşaatın kapısından içeri girip kaybolan iki kişi belirlenmedi.

    * kameralara, cinayet günü, çeşitli noktalarda yaptığı telefon görüşmeleri ile takılan ve oldukça şüpheli görünen şahsın kimliği soruşturma konusu yapılmadı.

    polislerin dokunulmazlığı
    * dink cinayetinden trabzon emniyeti, istanbul emniyeti ve emniyet genel müdürlüğü önceden haberdardı. polis muhbiri ve cinayetin azmettiricisi erhan tuncel defalarca cinayet planıyla ilgili polise bilgi vermişti. polisler ulaştıkları bu bilgilerin gereğini yerine getirmemelerine karşın yargılanmadı. istanbul emniyet müdürü celalettin cerrah, istanbul istihbarat şube müdürü ahmet ilhan güler, emniyet genel müdürlüğü istihbarat daire başkanı ramazan akyürek, dönemin trabzon emniyet müdürü reşat altay ve trabzon jandarma alay komutanı albay ali öz’ün mahkemede tanık olarak dinlenmesi yönündeki talepler bile mahkemece reddedildi.

    * yasin hayal ve erhan tuncel’in cep telefonları üzerinde önleme dinlemesi yapılmış ancak bu husus soruşturma savcılarından gizlenmişti.

    * trabzon terörle şube müdürü yahya öztürk’ün, cinayet öncesinde yasin hayal’e “bu bayrak düştü. ya yasin kaldıracak ya erhan kaldırır, bu görev sizin” şeklinde sözler sarfettiği tespit edilmişti.

    * hrant dink’in öldürüleceği bilgisine bütün ayrıntıları ile vakıf olan trabzon emniyet müdürlüğü görevlileri de tüm inceleme ve soruşturma süreçlerinden kendilerine en ufak bir kusur dahi atfedilmeden çıkarıldı.

    * dink öldürüleceği istihbaratı kendilerine ulaşan istanbul emniyet müdürlüğü görevlileri hakkında yapılan üç incelemede bulunan müfettişler, polislerin delilleri yok ettiğini, sahte belge düzenlendiğini, gitmedikleri göreve gitmiş gibi geçmişe dönük tutanak düzenlediklerini tespit etti. müfettişler soruşturma açılmasını istedi ama tek bir görevli hakkında bile soruşturma açılmadı.

    bu iddialara karşın güvenlik ve istihbarat görevlileriyle ilgili soruşturma açılmadı ya da soruşturma girişimleri başka makamlarca sonuçsuz bırakıldı. dün dink ailesinin avukatları 28 kamu görevlisi hakkında soruşturma açılması için bir kez daha istanbul başsavcılığı’na başvurdu.

    askerin dokunulmazlığı
    yasin hayal’in eski eniştesi çoşkun iğci cinayetten aylar önce yasin hayal’in planları konusunda jandarma istihbaratına bilgi vermişti. bu bilgi uzun süre gizlendi. trabzon jandarma görevlileri hakkında yürütülen soruşturmada sadece görevi ihmalden dava açıldı ve ceza çıksa bile herhangi bir sonuç alınamayacağı ortaya çıktı.

    görüntüler bile yargılatamadı
    samsun’da yakalanan ogün samast’a emniyet ve jandarma görevlilerince kahraman muamelesi yapılmıştı. ortaya çıkan görüntülerde polisler ve jandarma mensupları samast’ın cebindeki türk bayrağını çıkarttırıyor ve birlikte poz veriyorlardı. görüntülerin basına sızması üzerine başlatılan inceleme ve soruşturma da sonuçsuz kaldı. sadece samast’ı çay ocağında bekleten amir ve görüntüleri basına sızdıran yargılandı.

    dink cinayeti sanığına çete gözaltısı
    cinayetten şantaj amaçlı cinsel ilişki görüntüsü çekmeye kadar 16 ayrı suça karıştığı öne sürülen çeteye yönelik operasyonda dink cinayetinin tutuksuz sanığı salih hacısalihoğlu gözaltına alındı.

    organize suçlarla mücadele şube müdürlüğü ekipleri 6 ay süren fiziki ve teknik takibin ardından 14 ocak 2011’de istanbul’da tespit edilen 48 adrese operasyon düzenledi. baskında 34 kişi gözaltına alınarak istanbul emniyet müdürlüğü’ne götürüldü. şebekenin elebaşılığını 11 yıl önce alaattin çakıcı’nın yeğeni kenan ali gürsel’i öldürdüğü belirtilen hakan çillioğlu ile aralarında hülya avşar’ın evinin de bulunduğu ünlü mekanları kurşunlattığı belirtilen tezcan a.’nın yaptığı ortaya çıktı. gözaltına alınan şüpheliler arasında agos gazetesi genel yayın yönetmeni hrant dink’in öldürülmesine ilişkin davada tutuksuz yargılanan salih hacısalihoğlu da var. hrant dink cinayeti iddianamesinde cinayet silahını sanıklara hacısalihoğlu tarafından verildiği öne sürülmüştü. yapılan incelemeler sonucunda hacısalihoğlu’nun erhan tuncel ve yasin hayal ile yakın ilişkisinin olduğu tespit edilmişti. polise gelen bir ihbarda da silahıhacısalihoğlu’nun verdiği öne sürülmüştü.

    samast’a yakın bir astsubay
    bugün gazetesi ankara temsilcisi gazeteci adem yavuz arslan’ın ‘bir ermeni var: hrant dink operasyonunun şifreleri’ isimli kitabı bugün piyasaya çıktı. kitapta pelitli jandarmasında görevli astsubay satılmış şahin’in tetikçi ogün samast’ın istanbul’a geldiği gün kente geldiği ve samast’a yakın yerlerde kaldığı belirtildi."
    http://www.radikal.com.tr/…19.01.2011&categoryid=77
  • "hiçbirimiz hrant değiliz. hiçbir zaman olmadık. ta cenazede irkiltmişti bu slogan beni. hrant’ın öldürülüşüne giden sürecin ve öldürülüşünün benzersizliği karşısında, hangi birimizin ne hakla böyle bir iddiası olabilir? hrant dışında hiç kimse bu kadar alenen hedef gösterilmemiş, yalnızlaştırılmamış, böylesine müdanasızca hırpalanmamış, tehdit edilmemiştir bu ülkede. ne o dönemde ne öncesi ne sonrasında.

    hrant’ın katlini farklı kılan, hedef gösterilmesinde, tehdit edilmesinde ve öldürülmesinde, devletin, yargının, medyanın, hükümetin ve ordunun gösterdiği mükemmel koordinasyon, uyum ve işbirliğidir. cinayeti sadece ihmal ve öngörü eksikliğiyle açıklamak, bu devleti ve toplumu hiç hak etmediği bir biçimde aklamak demektir. oysa hiçbir kurum, hiçbir siyasi parti, hiçbir devlet yetkilisi ve hiçbirimiz böylesi bir payeyi hak etmiyor. dink cinayeti, histeriye tutulmuş bir toplumun, devletinin açık, dolaylı ve örtülü desteğiyle gerçekleştirdiği kolektif bir eylem. her birimizi kirleten ve hiçbirimizi sorumluluktan muaf tutmayan...

    hrant’ın yalnızlığı
    tûba çandar’ın biyografisi hrant, cinayetin nasıl adım adım kurgulandığını ve göz göre göre geldiğini sergiliyor. bir insanın, önceleri hiç ihtimal vermeyerek, sonraları şüphelenerek, giderek hissederek, son aylarda bilerek ve nihayet korkarak, çok korkarak, ölümüne yürüyüşüne tanıklık etmeye zorluyor bizi. koca kalabalığın içerisinde yapayalnız kalmış hrant. ülkü ocakları’ndan bir grup faşist agos’un önünde onu tehdit ettiğinde bütün basın oradadır.

    sadece özgür gündem ve kanal 7 görür haberi. yargıtay onu, bilirkişinin aksi yöndeki görüşüne ve savcının itirazına rağmen, ‘türklüğü aşağılamaktan’ mahkûm ettiğinde, az sayıda dostunun dışında kimse sesini çıkarmaz. hrant, gözümüzün önünde günbegün linç edilirken gazeteler ‘türklüğü aşağılayan’ ifadesini ismine sıfat yaparken, hrant duruşma odalarında ergenekon sanığı emekli asker veli küçük ve ‘avukat’ kemal kerinçsiz ve yandaşlarının tükürüklerine, yumruklarına, aşağılamalarına maruz kalırken biz, ‘hepimiz hrant’ olmadık.
    atatürk’ün manevi kızı sabiha gökçen’in 1915’te yetim kalmış bir ermeni olduğuna dair haberin şubat 2004’te agos’ta yayımlanmasıyla başlayan ve 19 ocak 2007’de başına sıkılan bir kurşunla sona eren bu yürüyüşte kimler çıkmamış ki karşısına hrant’ın?

    kendi ifadesiyle ‘bir kızıl elma tezgâhı’ olan, ocak 2006’da konuşmacı olarak davet edildiği akdeniz üniversitesi’ndeki sempozyumda, mesela, ‘konferans salonunu tam bir mahkemeye çevirmiş’ olan emekli savcı çetin yetkin, hrant’a “türk’ten boşalacak zehirli kan”ın hesabını soruyor. ellerine türk bayrakları tutuşturulmuş 1500 genci galeyana getirmeye çalışarak. yetmeyince izleyiciler arasındaki vural savaş’ı, o da yetmeyince kemal kerinçsiz’i hrant’ın üzerine salarak. izleyicilerin arasında, hrant’ı bu tuzağa düşüren üniversitenin rektörü mustafa akaydın var. bugün, chp antalya büyükşehir belediye başkanı.

    hrant’ın, toplum –ve ogün samast- nezdinde ‘türk düşmanı ermeni’ olarak bellenmesine yol açan davanın açılmasına izin veren adalet bakanı sonra. “301’den hapse girmiş biri mi var ki?” gerekçesiyle bu maddenin kaldırılmasına karşı çıkan, hrant’ın yurtdışında aldığı insan hakları ödüllerine diş bileyerek “fazla şikâyet etmesinler, gidip ödülleri topluyorlar işte” diyen cemil çiçek. bugün, ak parti hükümetinde başbakan yardımcısı.
    sonra, yardımcısının sabiha gökçen haberinin ardından hrant’ı makamına çağırıp iki mit görevlisiyle birlikte ‘uyardığı’, trabzon’dan hrant’ın öldürüleceğine dair istanbul emniyet müdürlüğü’ne gelen istihbaratlar karşısında kılını kıpırdatmayan, hâlâ kendisini savunmak için “ne yapalım, kendisi koruma istemedi” mazeretine sığınan dönemin istanbul valisi muammer güler. bugün, içişleri bakanlığı kamu düzeni ve güvenliği müsteşarlığı’nın başında.

    çandar’ın hrant’ın cinayetine yürüdüğü üç seneye dair oluşturduğu bellek, aslında bir suç duyurusudur. bu ülkenin yargısının, medyasının, siyasetinin, ordusunun ve akademisinin hangi suçluları barındırdığına dair ibretlik bir delil hrant. şimdi ihtiyacımız olan, yürekli bir savcı"

    http://www.radikal.com.tr/…leid=1037066&yazar=dİlek kurban&date=19.01.2011&categoryid=97