şükela:  tümü | bugün
  • henschel-129. a10 thunderbolt tanksavar uçağının ikinci dünya savaşı versiyonu denebilir. alman hava kuvvetleri* tarafından kuzey afrika ve rusya cephelerinde bolca kullanılmıştır. oldukça başarılı bir tasarım olmasına rağmen sayıca nispeten az üretilmiştir.
  • 1937 ilkbaharında alman havacılık bakanlığı'nın (bkz: reichsluftfahrtministerium) (veya diğer bir adıyla rlm) "ordunun yakın hava desteği ihtiyacı için kullanılacak bir uçak istiyoruz." temalı ihalesi kapsamında yaptığı çağrı sonucu friedrich nicolaus'un tasarladığı ve henschel firması tarafından üretilen yakın hava destek uçağıdır. şekil olarak geniş kanatlara, dar ve uzun bir gövdeye sahip olan bu uçağın en karakteristik özelliği ise önden bakıldığında ördeğe benzeyen burnudur. bu sebeple kullanıldığı dönemde bu benzerliğinden ötürü kendisine çeşitli isimler takılmış olan uçağın dönemin alışılageldik alman uçaklarından farklı birkaç özelliği de var ki bunları yazmazsak olmaz.

    savaş daha çıkmadan alman ordusunun planlayıcıları geleceği isabetle tahmin etmişler ve bu yönde bazı kararlar almışlar. hs 129'da bunlardan biri. alman ordusunun kurmayları bir yandan blitzkrieg doktrinini ve bu doktrin kapsamında kara ve hava gücünü şekillendirirken 1. dünya savaşı ve ispanya iç savaşı sırasında edindikleri tecrübeler ışığında yakın hava desteği/close air support kavramının hızlı hareket eden bir ordu için ne kadar önemli olduğu erkenden kavradılar. 1. dünya savaşında amatörce ve kişisel çaba/kabiliyet ekseninde ilerleyen bu olay ispanya iç savaşı'nın alman hava kuvvetleri (bkz: luftwaffe) için bir dershane şeklinde görülmesi ile daha profesyonel bir düzleme geçti ve almanlar önce henschel hs-123 daha sonra da junkers ju-87 stuka ile yakın hava desteği görevlerine başladı. elbette bu görevler genelde anti-personel odaklıydı çünkü ispanya iç savaşı'nda yoğun bir zırhlı araç kullanımı olmadı. kullanılan tank ve diğer zırhlı araçlar da genelde piyadenin taşıyabildiği standart silahlarla kolayca safdışı edilebiliyordu. ama bu noktada almanlar olayın özünü kavradılar ve tanka sahip güçlere karşı uçağın etkili bir karşı çözüm olduğunu gördüler.

    savaş sırasında nispeten eski teknolojiye dayalı bir biplane olan henschel hs-123 almanları memnun etti ama biplane devri artık kapanmaktaydı ve havacılık sektörü daha hızlı uçakları üreterek bunları ordulara sokmak niyetindeydi. almanlar önce ju-87 stuka'yı geliştirmeye ve blitzkrieg dahilinde yakın hava desteği görevlerine planlamaya çalıştılar. bununla birlikte şu durum savaşın ilerleyen dönemlerinde net olarak anlaşıldı; stuka platformu polonya, balkan devletleri gibi fazlaca etkili hava savunması olmayan ülkelerdeki blitzkrieg operasyonlarında başarılıydı ancak hava savunma sistemi ayrıntılı olan ve güçlü avcı uçaklarına sahip ingiltere, fransa gibi gelişmiş ülkelerde yürütülen operasyonlarda uygun değillerdi. almanların fransa üzerine yaptığı hızlı ilerleyiş sırasında (bkz: batı seferi) hollanda, belçika vs ülke stukalar tarafından ezildi ama bu uçaklar ingiliz-fransız avcıları ile karşılaştıklarında zayıf yapıları, düşük süratleri ve yetersiz savunmaları ile kolay birer av olmaktan öteye geçmediler. fransa'nın beklenmeyen hızlı çöküşü, dunkirk şoku içine giren ingilizlerin birkaç aylık bocalamaları almanların bir süre daha stuka'ları batı bölgelerinde ve kısmen ingiltere savaşı'nın çok erken dönemlerinde kullanmalarına imkan sağladı ancak ingiliz hava savunması toparlandıkça stuka'ların ingiltere üzerindeki görevlere gönderilmesi artık çok değerli olan mürettebatı ve teçhizatı boşuna kırdırmaktan öteye geçmiyordu. yavaş, savunmasız ve taşıdığı bomba kapasitesi yetersiz stuka'lar kendilerine verilen avcı eskortları için de bir yüktü ve almanların ingiltere üzerine yaptığı stuka'ların dahil olduğu her akın ciddi kayıplarla sonuçlandı. almanlar çok geçmeden bu uçakları cepheden çekip farklı bölgelere ve yaklaşan barbarossa harekatı'na hazırladılar. savaş boyunca farklı versiyonları üretilen stuka'lar aslında 1941 yılından itibaren etkisi azalan uçaklar olmaya başladı ve almanların yakın hava desteği için kullanabilecekleri bir uçak ihtiyacı çok artmıştı.

    şimdi 1937 yılına geri dönelim. alman havacılık bakanlığı sağlam bir yakın destek uçağı için bir ihale açtı ve bu ihaleye ciddi olarak katılan iki firma oldu; focke wulf flugzeug gmbh ve henschel flugzeug-werke ag. hikayeyi anlatmadan önce alman silah programı geliştirme prensibini biraz anlatayım. 2. dünya savaşı öncesi ve savaş sırasında alman silah programı şöyle işlerdi; devlet yani askerler ihtiyaç duydukları silahları belirler daha sonra da bu silahların tasarlanıp üretilmesi için bir ihale açılırdı. ihaleye giren firmalar, ki zaten bunlar büyük silahlar için belli başlı şirketler, nispeten daha küçük silahlar içinse daha ufak boyutlu şirketlerdi, da işi kapıp işi dilerlerse kendi bünyelerinde dilerlerse altyüklenicilerle paylaşıp istenen silahı üretmeye çalışırdı. savaş öncesi almanya'da (şimdi de olduğu gibi) çok ciddi bir mühendislik birikimi vardı ve sanayi silah üretmeye yatkın bir şekilde büyümüştü. ülkenin çok büyük çelik tröstleri, silah fabrikaları, demiryolu üretim tesisleri, tersaneleri ve bunları besleyen binlerce yan sanayi şirketinden oluşmuş bir altyüklenici ağı vardı. dolayısıyla bir silah alımı ihalesi ortaya çıktığında gerekirse büyük oyuncular devreye girer ve ihaleyi alırlar, baktılar ihaleyi beğenmezlerse o zaman daha küçük oyuncular işi kovalardı. çoğu zamansa bir ihale birden fazla firmaya verilir hem rekabet oluşturulup en ekonomik ve başarılı çözüme ulaşılır hem de bir yerine iki veya daha fazla firma devlet tarafından desteklenmiş olurdu.

    işte yakın hava destek uçağı ihalesi de büyük oyuncuların pek girmek istemediği, kendilerinden ufaklara bırakılan bir ihale gibi oldu. ihalede istenen uçağın tasarlanması için aslında focke wulf ve henschel dışında 2 firmaya daha çağrı yapıldı ama onlar bu işle ilgilenmedi. focke wulf ise daha çok avcı uçaklarına yoğunlaşmak istediğinden olacak ihaleye enteresan bir hafif keşif uçağı tasarımı olan fw189 ile katıldı ama yapılan testler bu uçağın istenen özellikleri karşılamadığını gösterdi. sonuçta ihale 30 mart 1933 gibi çok yeni bir tarihte kurulan henschel'in havacılık koluna verildi. (dipnot olarak belirteyim, asıl henschel firması aslında 1848'de kurulan bir demiryolu şirketi ve bu alanda almanya'nın en büyüklerinden biri. gelgelelim yeni fırsatları gören şirket sahipleri havacılığa girmek için önceleri junkers'in iflas etmiş bir yan şirketini satın almak istediler. fakat junkers pazarlığı abartınca ve olmadık fiyatlar çekince kendi şirketlerini kurmanın daha kolay olduğunu düşünüp bu yönde ilerlediler.)

    hs 129'un tasarım süreci aslında uzun ve neredeyse savaşın ortalarına dek devam eden bir süreç oldu. uçağın a0 olarak adlandırılan ilk üretim partisi ağırlıklı olarak motorlarından kaynaklanan sorunlar nedeniyle şirket açısından tam bir rezalet oldu ve rlm tarafından yetersiz performansı nedeniyle kabul edilmedi. uçağın motorları (argus tasarımı sıralı 12 silindirli pistonlu bir motor), genel tasarımı, kokpit görüşü, pervane hatve mekanizması (pervane açısını değiştirerek uçağın performansını ayarlayan sistem), hidrolik sistemi vs vs çok sorunlu bulundu. uçak, pilotlar tarafından "tabut gibi" olarak nitelendirildi ve kesinlikle beğenilmedi. üretilen a0'lar daha sonraları sadece eğitim amaçlı uçuruldu ancak ne pilotlar ne de yer ekibi bu uçakları asla sevmediler.

    bu noktada pek de alman havacılık endüstrisinde yaşanmayan bir olay yaşandı ve henschel yetersiz argus motorları yerine fransız imali gnome-rhône radyal motorunu kullanmak istediklerini rlm'ye bildirdi. fransız silah endüstrisi batı seferinden sonra olduğu gibi alman ellerine düşmüştü ve almanlar da bu durumdan yararlanmak istiyordu. başta bu isteğe şaşıran rlm biraz da proje yürüsün diye bunu kabul etti ve uçağın a1 tasarımında argus motorları yerine gnome-rhône motorları kullanıldı. bu kapsamda kanat tasarımı, kokpit-kanopi tasarımı, motor cowlinglerinin tasarımı, uçağın zırh şeması, burnu, pervane hatve mekanizması yani geneli değiştirildi. uçak eski şeklini koruyordu ancak biraz daha büyümüş ve güçlenmişti. a1 versiyonlarının testleri ise firma için rezaletten kurtuluşun başlangıcı oldu. uçak eskisine nazaran çok daha iyi bulunmuştu ve hemen sipariş aşamasına geçildi. a1 versiyonunun adı da sipariş verilince b-0 versiyonu olarak değiştirildi ve uçak hs 129 b-0 olarak üretime sokuldu. üretilen 16 adet b-0 sonrasında bir takım değişiklikler ile önce b-1 ve daha sonra da asıl uçağı tanınmasını sağlayan b-2 modeli üretildi. final versiyon olan b-3 ise savaşın sonuna yetişti ancak savaşın sonucuna çok bir etkisi olmadı. uçağın fiilen kullanılmaya başlanması 1941 sonunu buldu ama asıl operasyonlarına 1942 içinde başladı.

    başlangıç modellerinde uçağın burnuna yerleştirilen 2 adet 20 mm'lik mg 151/20 topu ve yine 2 adet 7,92 mm.'lik mg 17 makineli tüfeği vardı. mg 151'er için 250'şer mermi ve mg 17'ler için de 1000 mermi taşıyabiliyordu. bundan başka gövde altında 50 kg'lık bir adet bomba veya 2 kg'lık 48 adet anti-personel bombası taşıyabilen bir istasyonu vardı. ilerleyen modellerde gövde altına 4xmg 17, bir adet 30 mm'lik mk 101 veya 103 top, bir adet 37 mm'lik bk 3.7 top ve en son modelde (b-3) 75 mm'lik bk 7.5 topu takılabiliyordu. (unutmayınız ki 75 mm'lik top panther tanklarında da kullanılan topun bir benzeridir). 75 mm'lik top takılan b-3 modellerinde ise 20 mm'lik toplar kaldırılmıştı.

    hs 129'ların ilginç bazı özellikleri vardır. yeni motorlar uçağın performansını çok arttırmıştı ancak yine de uçağın maksimum hızı 400 km gibi düşük bir süratti. avcı koruması olmadan genelde tek başlarında göreve giden hs 129'lar kendilerini yakalayan avcılardan pek kaçamazlardı. bununla birlikte taşıdıkları zırh plakaları sayesinde yerden açılan ateşe karşı çok dayanıklı uçaklardı ve kolay kolay uçaksavar ateşi ile kayıp yaşamadılar. uçağın geniş kanat yüzeyi ve dar gövdesi özellikle çok düşük irtifalarda, ki burada bahsettiğim irtifalar 50-100 metrelerdir, çok etkili saldırılar yapmasına imkan veriyordu. önden delinmesi zor sovyet tanklarına karşı saldıran hs 129'lar 20 mm'lik topları ile bu tankları yandan ve/veya arkadan kolayca deliyordu.

    kullanımı pilotlarına zevk veren hs 129 aslında kokpit yerleşimi açısından son derece rahatsız bir uçaktır. kokpit o kadar dardır ki motorların rpm saatleri, yakıt miktar saatleri, yağ sıcaklık göstergeleri, yağ ve yakıt basınç göstergeleri ile yağ sistem basınç göstergesi doğrudan kokpit dışında cowlinglerin iç kısmında pilotun kokpitten okuyacağı yüzeylerine yerleştirilmişti. bunun haricinde nişangah yine kokpit dışında öndeki windshield'ın tam önündeydi. kokpitin sol camına çizilen 3 adet çizgi saldırı anında çeşitli dalış açılarına göre ufku gösteriyordu ve pilota uçağın ne durumda olduğu bilgisini vermekteydi. bu arada windshield yani ön cam tek parça ve kurşun geçirmez bir cam olup oldukça sağlamdı. pilotun oturduğu koltuğun arka kısmın da 6 mm'lik bir zırhla kaplanmıştı. bundan başka motor cowlinglerin altında, gövde altının bazı bölümlerinde de zırh plakaları vardı.

    uçağın asıl hedefi tanklar ve diğer zırhlı araçlardı. tankların ve zırhlı araçların nispeten daha zayıf olan yan, üst ve arka zırhlarını hedef alan hs 129 pilotları cephedekiler için çok defa kendilerini kurtaran insanlar olarak görüldüler. içlerinde onlarca tankı yokeden aslar mevcuttu ve genelde cephe hattına çok yakın derme çatma hava üslerine diğer yer ekipleriyle birlikte pislik ve türlü zorluklar içinde görev yapıyorlardı.

    hs 129'larda çok ilginç bazı silahlar denendi. mesela "sg 113a förstersonde" havan sistemi bunlardan biridir. bu sistemde uçağın burnuna takılı bir manyetik metal dedektörü ile gövdesinin ortasına doğru yukarıdan aşağıya bakacak şekilde yerleştirilen 6 adet 77 mm'lik anti-tank havan mermisi kovanı vardı. uçak bir tankın üzerinden geçerken manyetik dedektör tankı algılıyor ve tam tankın üzerinde havan mermisi bırakılıyordu. 3 adet hs 129 bu amaçla modifiye dildi ancak sistem başarısız bulunurak kullanıma sokulmadı.

    uçağa takılan diğer bir ilginç silah ise kocaman namlusu olan bir 75 mm'lik top oldu. bu top yukarıda da yazdığım gibi panther tanklarında kullanılan topların bir benzeriydi ve uçak açısından yarattığı asıl sorun mermi ateşlenince ortaya çıkan devasa geri tepmenin sönümlenmesi oldu. elektro-pnömatik mermi yükleme sistemi ve 16 mermilik şarjörü ile çok etkili bir silah olan bu sistem ne yazık ki yalnızca savaşın sonuna doğru üretilen çok az sayıdaki b-3 modeline takıldı ama fazla bir yararlılık gösteremeden savaş sona erdi.

    hs 129'lar alman ve romanya hava kuvvetlerince doğu ve afrika cephelerinde kullanıldı. savaşın sonuna doğru taraf değiştiren romanyalılar hs 129'ları bu defa almanlara karşı kullanmaya başladı ama savaşın sonu artık belliydi ve hs 129'lar savaşın bitmesiyle birlikte kullanımdan çıkartıldı.

    bu uçak o dönem içinde belli bir amaca yani doğrudan tank/zırhlı araç imhasında yönelik olarak tasarlanıp üretilen bir uçak olarak tarihe geçti. sovyetlerin il-2 sturmovik veya müttefiklerin mesela hawker typhoon'unu da var ama amaç/kullanılan silahlar/tasarım özellikleri gözönüne alındığında bu tip görevlere en uygun platformun hs 129 olduğu ve zamanının ötesinde bir tasarım olduğu çok açık. özellikle günümüzde kullanılan yakın hava destek uçağı a-10 thunderbolt'da bakarsanız hs 129 ile benzer tasarım özelliklerine sahip olduğunu görebilirsiniz.