şükela:  tümü | bugün
  • haberturk un "cemiyet" hayatina zoom yapan programi.. soyle ki surekli birileri evleniyor bu siralar ve bir hafta once evlenenler diger haftanin dugunun konugu oluyor.. bu sirkulasyon disindaki konuklar ayni zaten.. sosyolojik acidan cok ilginc ve tam seyirlik bir program.. *
  • far görmüş tavşan gibi kalıyorum böyle programları görünce. aa kadınlar ve adamlar gelip bir duvarın önünde durup poz veriyorlar. kim bu kadınlar? bu adamlar kim? çıldırıciim! sonra müjde ar'ın 'iffet' filminden bir sahne; müjde ar kaşarlanmış bir adamın karşısında oturuyor. adam ona ince perma, fuşya far ve pileli yüksek belli pantolonlar giydirirken bir yandan da anlatıyor; "seni hiç bir zaman aralarına almayacaklar*, seni partilerine çağıracaklar, ortalarda dolaşacak, adamlarla kırıştıracaksın ama hiçbir zaman onlardan biri olmayacaksın!" abooov! yani şimdi bu cemiyet o filmde adı geçen cemiyet mi oluyor?

    ht kulüp devam ediyor. bu kanalın tv kanallarının arasına nasıl girdiği bile belli değil ama sızmış, evde ajanları var herhalde bu cemiyetin. bu program da tıpkı selefleri gibi cemiyet hayatının sağlıksız suratlı kadınlar, kayış gibi sırıtan erkekler ve salsa ritimlerinden ibaret bir paralel evren olduğu izlenimi bırakıyor. televizyondan cemiyet pompalanan evimi salsa ritimleri doldururken tek elim sinsice kumandaya uzanmaya çalışıyor. o kadar zor ki! cemiyet hayatı üzerime üzerime gelirken kumandaya uzanan elime uyguladığı basıncı ölçecek bir alet namevcut.

    armatörün banyo muslukları satan adamlar olduğu konusunda hala ısrarlıyım. armatörün birinin oğlunun çırağan'daki düğününden bahsederlerken banyo aletleri satarak nası bu kadar zengin oluyorlar yau diye şaşkın şaşkın bakıyorum. armatörün banyo aletleri satmadığını öğreniyorum ama bir türlü aklımda tutamıyor her seferinde aynı hatayı yapıyorum. bu cemiyyet şeysi beni bozuyor. kadınların kocaman dişleriyle at gibi kameraya kameraya kişnediği, erkeklerin kayış gibi bronz tenlerinin üzerine giydikleri beyaz gömleklerin yansımasından odanın ışıdığı bir acayip program. cemiyyet şeysi.
  • ramazan bayramı sonrasıydı bu program ile tanışmam. "cemiyet" sözcüğü dikkatimi çekti bir an, neymiş ki bu cemiyet merakıyla bir 10 dakikasına göz attım. "cemiyet hayatı"nın bir kısım önemli isminin bayram tatilini hangi lokasyonlarda değerlendirdiği yönünde bir haber vardı. atatürk havalimanında bir kameraman ve muhabir, gördükleri cemiyet ünlüsünün peşinden koşuyor, nereye böyle diye soruyor, cemiyet ünlüleri de "ah işte milano, frankfurt, paris, londra.." diye cevap veriyordu. gösterdikleri kişilerin hiçbirini tanımadığımı bir yana bıraktım ve bu programı hazırlayanların, o muhabir ve kameraman arkadaşın kendilerini nereden tanıdığını düşündüm uzunca bir süre. hala da bu sorumun cevabını bulabilmiş diilim.

    kim lan bu insanlar? ve siz kendilerini nereden tanıyorsunuz?
  • topu topu 150 kişi var.. her hafta aynı 150 kişi, birinin resim sergisine, birinin çocuğunun sünnet düğününe, birinin balosuna katılıp duruyorlar, programın ekibi de bu kodamanları, ensesi kalınları kameralarıyla takip ediyorlar.. programın özeti budur..
  • resmen çenemi yoran proğğram.

    -cem boyner ve caroline koç'un ortaklaşa düzenledikleri yılbaşı partisinde.....
    c: alla belanızı vermesin sizin. canınız sıkılmıyor mu be o parti bu parti hep aynı insanlarla. tabi yılbaşında alla bilir nerede olacaksınız. iki hafta önceden parti düzenlemek lazım. akıllı bıdıklar sizi.

    -simavi bu gecede gelinini yalnız bırakmadı....
    c: surata bak morarmış sağ tarafı resmen. ulan şundaki para... of of..

    -bilmemne şirketinin bilmemne yöneticisi bilmem kimin karısı da davetteydi...
    c: etiket güzel şey dimi kaltak. senin işin için cük kadar parayla tonla insan uğraşıyo orda. ah ahh.

    -yeni yıla nasıl gireceksiniz sabancı hanım?
    s.h: evde gireceğim ben. arkadaşlarım gelecek, işte...
    c: ulan yalın var 24 tane boğazda, her birinde bir yıl kutlasan kalan ömrün yetmez.

    -bilmem kimin eşi, kızıyla mutlu bir aile tablosu çizdi...
    c: hangisi anası ayol? aa kızına bak! ahah oğlan bu bildiğin. şu elbiseye bak. ay giyinmesini de bilmiyor bunlar çıldırazam.

    - şimdi nişantaşındaki açılıştan ayrılıp şuradaki partiye bi göz atıyoruz.
    c: heyt be tipsiz adamlar, güzel kadınlar. şamşeytanı kadınlar, taş abiler... para olunca insanlar böyle dengeliyor demek.

    koptu çenem yavhu. züğürt müyüm neyim.*
  • habertürk kanalının en sıkıcı programıdır kanımca. allahım nedir o yahu,tanımadığım ultra zengin bir sürü insan ve eşleri, onların katıldıkları davetler, sosyetenin renkli 'simaları' nın sürekli gereksizce bir araya gelmeleri ... iş dünyasının nasıl deşarj olduğunu (!) hakkıyla gösteriyor bizlere doğrusu.
  • habertürk televizyonu'nun cemiyet dünyasından haberler sunduğu program. insanın kendisini türkan şoray-ediz hun filmlerinde, türkan şoray'ın o kıskanç, ihtiraslı, gözü yükseklerde, cemiyet dünyasından haber dergileri okuyan kız gibi hissettiği program. bu ülkenin sınıf farkını iliklerine kadar hissedildiği şey. bunu ne lüks bir araba gördüğünüzde hissedersiniz ne de lüks villaların yanından geçerken. bu program hissettiriyo kardeşim. en babasından liberali sosyalist yapar bu program. her alışverişi işkence olarak gören beni; soğukta elinde poşetlerle market servisini bekleyip eve gelen beni; 'cemiyet dünyasının elitleri ünlü alışveriş merkezinde alışveriş keyfindeydi.' cümlesiyle; 'siktir ya yıllardır eziyet bildiğim elitlikmiş' dedirten program. izlerken (az önce) kapıyı çalıp, eşinin kalp hatası olduğunu söyleyip kalem satmak isteyen, para verip (1 lira), kalem istemeyince (hala utanıyorum) 'abi ben dilenmiyorum kalem beş yüz bin lira' deyip paranın üstünü veren kişiden sonra gözlerimi dolduran program. sonra bir kağıt bulup o kalemle bunları yazdıran program. 'bu ne boktan dünya' dedirten program.
    'cemiyet dünyasının seçkinleri courchevel'de sömestir tatilini geçirdiler.'

    cemiyet dünyasının seçkinleri. nokta.
  • az önce habertürk kanalında yakalandığım ve yaklaşık 20 dk. boyunca izledikten sonra programda görüp de tanıdığım tek simanın, tek ismin rahmi koç olduğu, onu da daha çok umut sarıkaya' nın benim de söyleyeceklerim var isimli köşesinden tanımam dolayısıyla rahmi bey' e bile yabancılık çekmeme neden olan program.