şükela:  tümü | bugün
  • eşcinsel osmanlı şairi enderunlu fazıl bey'in farklı milletlerden adonisimsi oğlanları betimlediği kitabı.
  • vedat milor'un yemekler için yaptığını oğlanlar için yapan "topoş fazıl"'ın ilginç eseri.

    "nerede hangi oğlan yenir", "nerenin oğlanı iyidir", "oğlan hoplatırken dikkat edilecek hususlar" gibi kısımları olabilir!
  • (bkz: #14841040)
  • osmanlı eşcinsel edebiyatının bir ürünü.

    enderunlu fazıl, 18. yüzyılda yaşamış ve sarayda iyi bir kariyer edinmeyi başarmış içoğlanı. onu ilginç yapan özelliği ise eşcinsellikten aldığı hazzı yaşadığı döneme rağmen yansıtmaktan çekinmemesi.

    fazıl, hûban-nâme’de ya da diğer adıyla güzel oğlanlar kitabı’nda kimi şehirlerden ve milletlerden karşılaştığı ya da birlikte olduğu erkekleri anlatıyor. içeriği pornografi olmaktan çok erotik. hatta erotizm bile onu aşıyor olabilir. bunu açıklaması zor olduğundan bir örnek verebilirim:

    xııı
    mısır güzeli

    mısır güzeli nil nehrenin bıraktığı balçık renginde. ama esmer yüzünde tahrik edici çukurlar var ve ayrıca sesi de müthiç şehvet arzuları uyandırıyor erkeklerde.
    cinsel organı görür görmez bir kısrak gibi şişiniyor.
    erkek yetmez ona kesinlikle; eşeği ve atı bile tahrik edebilir. ve nil üstünde güneşin batışını seyrederken timsahları özlediği olur.
    kitap bunun gibi pek çok kısa bölümden oluşuyor. ilginizi çekebilecek bir diğer nokta ise fazıl’ın bunları anlatma tarzı. en temel ve belki ilkel duygulara hitap ederken insanın kalbini hoş tutmayı da biliyor. fazıl’ın bunun gibi, eşcinsel aşklarını anlattığı başka kitapları da var. hatta onlardan biri de osmanlı devleti’nde toplatılan ilk kitap olan zenân-nâme (kadınlar kitabı) imiş.
  • aşağıdaki adresten ulaşılıp okunabilir (kitabın başında defter-i aşk yazıyor):
    http://archive.org/details/enderunifazilhuseyinbey
  • sel yayıncılık tarafından pek de ciddiye alınmadan hazırlanarak basıldığını düşündüğüm kitap.

    birincisi, esas dili osmanlıca'dan günümüz türkçesi'ne çevirmek yerine, fransızca çevirisi kullanılmış. halbuki osmanlıca nüshasının istanbul üniversitesi kütüphanesinde olması gerekiyordu. izin almaya çalışabilirlerdi. fransızca çevirisinde çevirmenin eklemeler yapması ve büyük olasılıkla kötü çevirmiş olması da eserden alınacak edebi zevki en aza indiriyor.

    ikincisi, esas form olan şiir halinde neşretmek yerine, düz yazı şeklinde neşredilmiş. (en azından ben şiir formunda diye hatırlıyorum.) bu da fahiş bir hata. şiir çevirisi yapmak elbette zor; ama uzmanlık alanı eski türk edebiyatı olan bir akademisyenden yardım alınır, eser de o şekilde basılırdı.

    kullanılan dilin tonu da şehvetten ziyade alaycı bir tondu. bu sadece ana metinde değil, dipnotlarda da geçerliydi.

    sonuç olarak dilimize kazandırdığı önemli lgbt kitaplarından dolayı takdir ettiğim sel yayıncılık, bu kitap özelinde sınıfta kaldı. umarım ilerki baskılarda bu hatalardan döner ve bu eseri çok daha iyi bir şekilde basarlar.