şükela:  tümü | bugün
  • kendisi heidegger ile kafayı bozmuş görünmektedir. kişilik bölünmesine uğrayıp kendine "dreydegger" demeyi uygun görüyor. inanmayanlar için: http://www.dreydegger.org/
    daha ciddi bir link için ise: http://socrates.berkeley.edu/~hdreyfus/index.html
  • anti-ai tayfasinin gorungubilim kanadini temsil eden amca. "makineler dusunemez!" savini destekliyor gibi gozukse de aslen yapay zekanin tamamen imkansiz oldugunu iddia etmemektedir. zira mesela insan davranisinin bir dizi kurala baglanamayacagi iddiasi daha cok "yukaridan asagiya"* yapay zekacilari (yani zekanin islevlerinin temel olarak kurallar ve simgelerle aciklanabilecegini, yapay zekayi da bu sekilde simge ve kurallarin manipulasyonuyla yaratabilecegimizi dusununleri) hedef almaktadir. diger yandan dreyfus "asagidan yukariya"cilara* olumlu bakabilmektedir zira asagidan yukariya anlayisinda donanim da, yani insan bedeni de hesaba katilmaktadir.

    edit: yok lan. connectionism'e de dayilaniyormus dreyfus.
  • anti-ai tarafindaki diger iki ana kanat icin
    anti-davraniscilik --> john searle (cin odasi), ned block (bkz: turing test/#13277969)
    godel'in eksiklik teoremi --> j r lucas
  • dreyfus kardeslerin gundelik davranislarimiz hakkinda verdigi 'araba surme' ornegi unludur. suruculeri, acemi, orta karar, deneyimli ve usta seklinde filan deneyim seviyesine gore siniflandirir ve her bir seviyenin davranisini analiz eder. sonuc olarak acemi, bir dizi yuksek seviye kurala bagli olarak hareket ederken (su durumda su vitese gec, soyle olunca bas gaza vs.), usta surucu ozellikle trafik sikisikligi gibi karmasik durumlarda, boyle bir dizi kurali izlemez cunku o, nasil davranacagini 'bilir'. buradan, dreyfus kardesler, bir makinenin asla senin benim gibi dusunemeyecegi sonucuna varir.

    en basta, boyle bir ornegin, ancak en ilkel top-down ai anlayisini hedef aldigini belirtmek lazim. yani ben makineye bir dizi kati kurallar verecegim, sonra da onun yagmurlu havada, trafik sikisikliginda, zartta zurtta cambazlik yapmasini, yeri geldiginde kornayla kufretmesini filan bekleyecegim. e bi cus artik.. bu durumda, connectionism ve artificial life tarzi dinamik ve moduler yaklasimlarin, dreyfuslarin surucu orneginden etkilenmedigi aciktir. kaldi ki, her ne kadar top-down ai, ozet olarak 'kural ve simge manipulasyonu' seklinde bilinse de, bottom-up ai'in olumsuzu, yani ogrenmenin, anlamanin, kesfetmenin vs. insan beyninin yapisindan bagimsiz bir sekilde yaratilabilecegi fikri olarak ele alinirsa, bunun da kokune kibrit suyu sikmanin pek oyle 'biz araba suruyoz. makine onu bile yapamaz!" diye rahatca yapilabilecegini dusunmek hatali olur. dreyfuslar'in ornegi de saibelidir cunku bilmenin, sezmenin dinamiginin aciklanamayacagi onkabulune dayanmaktadir. yani, "ben nasil davranacagimi, tecrubeli oldugum zaman, 'cat' diye biliyorum. makine bilemez" sonucunun makinenin neden bunu yapamayacaginin saglam bir ispatiyla desteklenmesi lazim (bu noktada roger penrose'un hesaplanamazlikla ilgili uslamlamasi godel cikarimlarindan ve dreyfus'larin surucu taklasindan daha makul gibi gozukuyor). aksi takdirde 'makineler dusunemez' sinirlamasi 'basit makineler dusunemez'den oteye gecemez, biz de basit masit derken sadece oss'yi anmis oluruz
    (hareketli makara rulez!)
  • what computers "still" can't do adlı kitabı; aslında what computers can't do kitabının 3. basımıdır. eskisi ile yenisi arasındaki tek fark; yeniden yazılan önsözüdür..
  • şimdiye kadar aldığım en güzel dersi man, god and society in western literature olan u.c. berkeley profesörü. derse suradan ulaşılabilir.

    ondan sonra daniel coffeen'e geçmek şarttır.
  • temelde felsefeye yaptığı katkı küçüktür. yapay zeka çalışmalarının hiçbir zaman sonuç vermeyeceğini iddia eder. çünkü ona göre heidegger felsefesi bakış açısıyla insan gibi düşünmek için insan olmak gerekmektedir. oysa yapay zeka çalışmaları kartezyen bir bakış açısına sahiptir. yani dünyayı bir bilgiler toplamı olarak görür. dreyfus bir röportajda heidegger ile tanışmasını da anlatmıştır. çok ilginç bir diyalog yaşanmış, şöyle ki kendisi heidegger'in masasında sartre'ın varlık ve hiçlik kitabını görüp heidegger'e kitap hakkında ne düşündüğünü sorar heeidegger varoluşçuluk ancak bu kadar yanlış anlaşılabilirdi diye cevap verir.