şükela:  tümü | bugün
  • howlin wolfun degismez gitaristi. wolf'u bir baba gibi gormustur, ve onun 1976'daki olumunden sonra uzun sure calmayi birakmistir. bugunlerde 70li yaslardadir ve ohio civarlarinda yasamakta, arasira da calmaktadir.
  • crossroads guitar festivalde clapton, jimmie vaughan, buddy guy, robert cray ile aynı sahneyi paylaşan, çok uzun boylu incecik yaşlı bir blues adamı...
  • 16 kasım 1931 greenwood, mississippi doğumlu blues gitarcısıdır... ilk defa on yaşındayken howlin wolf'u bir barda seyretmiştir, daha doğrusu içki kasalarının üzerine çıkarak görmeye çalışmıştır. bar sahibi sumlin'i kovmaya çalışırken howlin' wolf duruma müdahele etmiş ve kalmasını sağlamıştır. hatta sonrasında evine kadar götürerek ailesinden kızmamasını rica etmiştir...

    1950'lerin başında birçok bluescu gibi sumlin de chicago'ya göç etmiştir. daha önce beraber çaldığı armonikacı james cotton ile parlamaya başlaması da bu dönemlere rastlar... howlin' wolf'un grubuna da james cotton ile beraber girerler. bu grup, ve özellikle howlin' wolf, sumlin'in hayatında çok önemli bir yere sahip olacaktır. önceleri gitarı penayla çalan sumlin, sesinin yüksekliği nedeniyle birkaç defa sahneden kovulur, howlin' wolf'un ona "sana kaç defa söyledim, bırak şu penayı, parmaklarınla çal" dediği rivayet olunur.

    howlin' wolf'un ölümünden sonra uzun süre çalmayan sumlin, bob margolin'in "all star blues jam" albümünde iki parçada çalar... 2004 yapımı "about them shoes" albümü ise, blues gitarının bütün inceliklerini gösterdiği solo albümüdür... prodüktörlüğünü bob margolin'in yaptığı albümde sumlin'e eric clapton, keith richards, james cotton, paul oscher, david maxwell ve bob margolin gibi birçok ünlü müzisyen eşlik etmektedir... parçaların hemen hemen tamamı ya willie dixon, ya da muddy waters bestesidir, özellikle long distance call, i'm ready ve she's into something çok iyidir... albümün son parçası "this the end little girl", bir sumlin bestesidir, ve akustik gitarla kendisine keith richards eşlik eder... sumlin sanki bir daha çalmayacağı gibi bir mesaj vermektedir... eh, bu onun bileceği bir iştir ama yine de blues seven bünyelerin üzülmemesi mümkün görünmemektedir...
  • ekabir bluesculardan. crossroads'da sakız çiğnerken, gitarını çalar, "i'm a blues guy" der.
  • aralık 2011'de bu dünyadan göçmüş eski kafa* blues adamı. ayrıca dünya gözüyle izlemediğim için hayıflandığımdır.
  • ...
    size söyleyeyim, muddy nasıl kaydırarak çalacağını (slide) bilirdi.
    çünkü böyle öğrenmişti.
    bir keresinde muddy'nin memleketine gittim. oradakiler pamuk tarlalarında çalışıyordu dostum.
    muddy ile ilk orada karşılaştım. bana dedi ki, "hubert, seni dostlarımla tanıştırmak istiyorum."
    gittim ben de, rolling fork vesaire. "hey dostum, burada insanlar tarlalardan pamuk topluyor."
    muddy içeri girdi ve yatağına gitti. neden söz ettiğimi anlıyor musun? dedi ki, "hubert, şimdi anlıyor musun?",
    "hadi onlara biraz su götür. ben bunu yapardım işte dostum. ben sucu çocuktum."
    tekrar yanıma geldi, beraber bir ağaca çıktık oturduk.
    sonra inip biraz kestirdi. ve gitar çalmaya başladı. ve kaydırarak çalmaya başladı.
    tıpkı her zaman yaptığı gibi.
    dedi ki, "hubert, ben bunu kendim öğrendim,"
    "ama sana bir şey söyleyeyim,
    bunu duydum,
    bu yaptığımı duydum."
    dedi ki, "bazı gitar telleri, bazı notalar duydum, bazı şeyler. ve dedim ki, ben bunu yaparım, ve bunu yapmayı çok sevdim."
    dedi ki, "bir şey daha öğrendim."
    "nasıl çalınacağını mı? çalma stilini mi?" dedim.
    dedi ki, "hayır, sadece o değil, bir şey daha öğrendim."
    "nedir" dedim.
    içine biraz da ruh (soul) koymayı dostum. burada bir şey var, bu ruh.
    işte bu yüzden.
    beni mahveden bu dostum.
    bugün burada oturmama neden olan.
    bugün yeni çıkan gençlere söylüyorum, "nasıl çaldığınız, ne kadar hızlı olduğunuz ya da ne kadar iyi çaldığınız umrumda bile değil, eğer ruhunuz yoksa yeterince iyi değilsiniz"
    ...

    hubert sumlin, 2010
  • sometimes i'm right diyen, yüzü güleç, hüznü derin bir amcamız.

    bir yerlerde gitar derslerine rastlamıştım, çalmaktan çok konuşurdu. belki de blues için doğru yöntem budur.
  • sitting on top of the world gibi bir efsaneye sahip blues ilahlarından.
    sitting on top the world