şükela:  tümü | bugün
  • sıradan vatandaşın soracağı bir soru.

    hukuk toplumu gözetir mi? yoksa hukuk bireyler için midir? örneğin "toplum sağlığı için" şeklinde başlayan bir cümleyi bir kişiye karşı kurabilir miyiz eğer hakimsek?

    örneğin adam suç olmayan fakat toplumun %99'una zıt bir hareket yaparsa bu hukuken suç olabilir mi? hukuk toplumu düzenleme sorumluluğuna sahip midir? bunlar karar aşamasına dayalı sorularım,yani karar verirken bunlar gözetilir mi diyorum çünkü yazılı olarak zaten toplumu korur o ayrı ama toplumu direkt korur mu yoksa bireyleri tek tek koruyarak mı toplumu korur? henüz işlenmememiş suç üzerine "bunun geçmişi karanlık,bu ibine suç işler lan siz buna şüpheli bakın" der mi hukuk? yani hukuk olay yerindekini mi işler yoksa tahminlerde falan bulunur mu?

    bir de hukuk mantığa dayalı mı oluşturulur yoksa mevcut topluma göre mi? toplumun kalitesiyle hukuk kalitesinin birbirinden bağımsız olduğu durumlarda ne olur? böyle bir şey olur mu?

    son bi soru daha,hakimler karar verirken yazılı hukuktan yararlanıyor peki kendilerine özgün karar verebilme yetisini nasıl kullanıyorlar? bu ayrım nasıl yapılıyor? suç işleyen biri "serbest bırakıldı" deniliyor,bu nasıl oluyor?

    biri demiş malsınız,ikisini de korur anlamıyorsunu türksünüz demiş. ya şimdi hukuk toplumu koruyorsa bir ileri gitme,gelişme vardır fakat bireyi korumaktan yola çıkarak toplumu koruyorsa orada duruyordur hukuk,ileri gidemez. öyleymiş gibi geliyor,son söz bu işin okulunu okumuşların.

    düzenleme: 2-3 noktalama işaretini düzenledim
  • tam "hukuk bizim gibi toplumlarda en çok sermayeyi korur" diyecekken, memleketteki sermayenin durumu aklıma geldi aniden.
  • hukuk sadece mülk sahiplenmesi yapmış azınlığı korumak için yaratılmıştır.
  • haksızlığa uğramış toplumsa toplumu, bireyse bireyi korur ya da koruması gerekir. vay arkadaş başlığa bak ya.
  • bu soruya foucault iktidar, marx kapitalizm, gramsci ise hegemonya kavramını kullanarak cevap verir.

    iktidar, hukuk kurallarını belirlemek için toplumdaki elitlerin; toplum mühendisliğine soyunarak karar aldığını belirtir. ancak hukuk kuralları belirlenirken, "iktidar karşısında topluma hareket alanı bırakılmalıdır" der. iktidarın meşruiyeti ve hukuk kurallarının geçerliliği de buna bağlıdır. örneğin, köşeye sıkıştırılmış ve kendisini savunamayacak bir kişi ile diğeri karşısında iktidar ilişkisi yoktur. herkes kendisini savunabilmelidir. bu açıdan, hukukun bireyi ve toplumu koruması mümkün olabilmektedir.

    marx, kapitalist sistemlerde elit azınlığın; yani bir avuç burjuvanın devletin tüm organlarına hakim olması dolayısıyla hukuk kurallarının toplum yararına değil, burjuva çıkarına olduğunu belirtir. devlet ve devlete ait bütün organlar zengin azınlığın elinde, sömürü düzenine zemin hazırlar. bireyi veya toplumu değil; toplumun çok küçük bir azınlığını korur.

    gramsci ise marx'tan yola çıkarak, nasıl oluyor da zengin bir azınlığa, yığınların karşı çıkmadığı sorusuna cevap aramaya çalışır. bu, hegemonya kavramı ile alakalıdır. devleti yöneten azınlık, devletin ve devlete ait bütün organik organları kullanarak ideolojisini toplum geneline yayar. kamuoyunu istediği şekilde biçimlendirmek suretiyle oluşabilecek karşı çıkmaları engeller. yani devlet, bir azınlık tarafından oluşturulan hukuk kurallarının benimsetilmesi ve bu kurallara karşı oluşabilecek itirazları önlemek adına çalışır. hukuk bu anlamda bir iktidar mekanizmasıdır. bireyi veya toplumu değil; bazı zengin bireyleri korur.

    özetle; hukuk, iktidarın fahişesidir. bireyi veya toplumu koruması durumu, kuralları koyanların niteliği ile ilgilidir.

    atatürk, medeni bilgiler kitabında hukuk kurallarının bireyi ve toplumu koruması yolunda bir rejim istediğini belirtir. kamuoyu, örgütlenme oldukça önemlidir ve bunlar iktidarın tavırlarını düzeltmesi için gereklidir; sürekli olarak düşüncelerle desteklenmelidir. bu serbestlikten oluşabilecek kötülüklerin önüne geçilebilmesi adına da yasalara, kurallara ihtiyaç vardır. yasalar, herkesi kapsayan ve hem bireyi hem de toplumu koruyan nitelikte olmalıdır.

    hukukun bireyi mi yoksa toplumu mu koruduğu sorusu paradoks örneğidir. yeri gelir topluma karşı bireyi, yeri gelir bireye (diktatöre) karşı toplumu korur. niteliği, kuralları belirleyenlerin niteliği ve mevcut dinamiklerin değerlendirilmesiyle alakalıdır.
  • kimi korur bilmem ama; koruması gerekenler dururken, gidip zenginleri koruyorsa ciddi sıkıntı var demektir.
    (bkz: günümüz türkiyesi)
  • hukuk öncelikle kendini korumalıdır. kendini koruyamayan hukukun kimseye faydası olmaz. bizde hukuk doğrudan hukuk eliyle yıpratılıyor hanidir.
  • “suç işleyen biri serbest bırakıldı haberlerde duyuyoruza” yanıt vermek isterim.
    hukukumuzda dünyanın birçok yerinde olduğu gibi tutuksuz yargılama esastır. tutuklu yargılama istisnadır. davası görülüp hakkında hüküm verildikten sonra işte o serbest bırakılanlar eğer gerçekten suç işlemişlerse içeriye giriyor ama maalesef medyanın da etkisiyle sanki hırsızlık yapmış birinin hiç ceza almayacağı zannediliyor. hukuk hakkında bihaberlerin sırf bu uygulamayı örnek göstererek hukuk zengini korur demeleri abestir, cahilliktir.
  • hukuk tabi ki zengini korur. örneklerini bol bol görebilirsiniz.
    (bkz: rüzgar çetin)