şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
198 entry daha
  • ben de bunlardan birinin içindeyim üç senedir. türkiyenin en iyi sayılabilicek fakültesi hatta. burada giydirenlere de bir tur ben katılıyorum. niye diye soracak olursanız -sormasanız da anlatıcam aq- okula girdiğim ilk sene kendini anayasa mahkemesi başkanı zanneden tiplerle doluydu etrafım. ulan ibne sen kazandıysan biz de kazandık bu okulu, havan kime? sonra derine inince korkunç çıkarcı, iğrenç insanlarla dolu olduğunu gördüm içerinin. ama olsundu hala umut vardı, benim kafam uyuşmamış olabilirdi bu insanlarla ama onlar da hukukçu adayıydılar ve hepsi bir bir çok değerliydiler.

    sonra insan hakları hukukunun yan dersi gibi bir derste, bir öğrencinin "bence sigara içmek devlet tarafından yasaklanmalı, bir devletin yapabileceği en büyük iyilik bu olur. porno izlenimi de yasaklanmalı çocuklar falan izleyebiliyo o pornoları" falan dedi. ulan? hani özgürlük? hani insanın kendi yaşamını tayin hakkı? nasıl bu kadar sınırlandırmayı sindirmiş olabilirsiniz ki dahasını da istiyo olursunuz? bunu söyleyen o sizin giydirdiğiniz "mühendis"ler olsaydı neyse. bu adamlar sizin hakiminiz savcınız avukatınız olacak lan.

    bu manzarayı gördüğümden beri de okula gitmiyorum. gideni siksinler. notumu alırım, geçtiğimi geçerim. meslekte de düşe kalka öğrenirim kalanını. o sığ kafalarla aynı havayı solumam da 1000 lira maaşla işe başlarım daha iyi.

    bu arada 3000 lira maaşla başlatan avukatlık firması nerdeymiş, kim stajyerine 3000 veriyomuş merak ettim. getirin o firmanın sahibini biz de sikelim maşallah.
  • millet atom carpistiriyor bizde hala hukukun ezberle okundugunu sanan insanlar var.

    olm bana dogruyu soyleyin, cidden sinavlarda "tck'nin 94. maddesi nedir" falan soruluyor mu zannediyorsunuz? ya da ne bileyim "mesru mudafaa nedir" gibisinden tanim soruluyor mu saniyorsunuz?

    adam gibi egitim veren koklu okullarda bir ila dort sayfa arasinda pratik dedigimiz olay sorulari sorulur. bunlarin cogu gerekceli yorum sorularidir. gerekceden kasit, "a, a midir? neden?" seklindedir. kimisi de uzun uzadiya bi olay anlatir. hicbir sey sormaz. hukuki olarak yorumlayiniz denilir. bir sey bilmiyorsaniz kagida bos bos bakilir. sinavlarimiz bu sekildedir.
  • nasıl bir fakülte olduğunu buradaki entrylere bakarak anlayabilirsiniz.

    entrylerin %90 ı 230 paragraf.
  • yeni mezunlarının 2500-3000 tl'ye çok rahat, bakınız rahat bile değil çok rahat çalıştığını iddia eden dünya'dan bihaber canlıların varlığını gösteren fakülte. hangi dünya'da yaşıyorsun sen aslanım ? bitir hele sen bi 1200 tl teklif etsinler de gör ebeni. ha bi de hiç imtina edilmeden bütün mühendisler aynı kefeye konularak 1500 tl ile başladıkları falan iddia edilmiş. abi bu nasıl bir kafa ?
  • sanıldığının aksine mezunlarına zengin bir hayat ve bol kazanç kapıları açmayan fakültedir. mevcut avukatların %52'si aylık 2000 tl'nin altında gelire sahiptir. her meslekte olduğu gibi bu meslekte de iyi para kazanmak için alanınızda gerçekten çok iyi olmanız gerekir. tahmin edileceği üzere o çok parayı kazanabilen avukatlar mevcut avukatların %2 ila %3'ünü oluşturmaktadır. hakimlik ve savcılık ise maddi anlamda ciddi bir kazanç kapısı olmaktan külliyen uzaktır. o yüzden bu fakülteyi "çok para kazanacağım" hayali ile tercih eden ya da bu hayal ile şu an öğrenim gören arkadaşların ayakları derhal yere basmalıdır.

    ayrıca hukuk fakülteleri pek çok hukuk alanında ders vermenizi gerektirir. kabaca sıralamak gerekirse; anayasa hukuku, kişiler hukuku, aile hukuku, roma hukuku, borçlar hukuku (genel hükümler-özel hükümler), ceza hukuku (genel hükümler-özel hükümler), idare hukuku, uluslararası hukuk (devletler genel hukuku), genel kamu hukuku, eşya hukuku, miras hukuku, idari yargılama hukuku, ticari işletmeler hukuku, şirketler hukuku, kıymetli evrak hukuku, deniz ticareti hukuku, uluslararası ticaret hukuku, medeni usul hukuku, ceza usul hukuku, icra-iflas hukuku, iş ve sosyal güvenlik hukuku derslerini başarı ile vermeniz gerekmektedir ki bu sayılan dersler asgari olarak sayılmıştır. anlaşılacağı üzere hem kamu hukukuna hem özel hukuka yönelik yoğun bir programa sahip fakültelerdir. yani fakülte esnasında "ben ceza yapmayacağım" gibi bir lüksünüz yoktur. zira hukuk metadolojisi de bunu gerektirir çünkü hemen her alan bir biri ile iç içe girişik hale gelebilir niteliktedir.

    yukarıdaki paragrafta özetlemeye çalıştığım hususlardan anlaşılacağı üzere iyi bir hukukçu olmak için hemen her alana hakim olmanız gerekmektedir ki üzerine çalışmak istediğiniz alanlarda gerçekten uzman olabilesiniz. örneğin çok para kazandırma olasılığı yüksek olan sözleşme hukuku üzerine çalışmak isteyen bir avukat borçlar hukuku (genel, özel), ticaret hukuku (ticari işletme, şirketler, deniz ticareti, uluslararası ticaret), medeni usul hukuku, icra-iflas hukuku alanlarına sahiden hakim olmalıdır ve ceza hukuku, yerine göre kamu ihale hukuku gibi alanlarda da donanımlı olmalıdır. ayrıca özel olarak sözleşme hukukuna dair tüm borçlar hukuku prensiplerini en ufak detayına kadar, hem kanuni açıdan, hem doktrinsel açıdan ve hem de uygulama açısından bilmek zorundadır. ayrıca çok iyi seviyede hukuk ingilizcesi ve mümkünse bir ya da daha fazla yabancı dili de bilmek zorundadır. aksi takdirde kimse milyon dolarlık sözleşmelerin hazırlanmasını kendisine emanet etmeyecektir. doğal olarak sözleşme hukukçusu olamayacaktır. doğal olarak çok para kazanamayacaktır.

    keza dışarıdan en çok dikkat çeken ve hatta hukuk denilince ilk akla gelen ceza hukuku alanı da aynı zorluklarla doludur. en basitinden yüzlerce yargıtay kararına hakim olmayı, sayarak bitirmenin zor olduğu kadar sayıdaki ilkeyi tam anlamıyla bilmeyi ve tespit etme kabiliyetini, anayasa, ceza kanunu, ceza muhakemeleri kanunu, ceza infaz kanunu başta olmak üzere ciddi bir kanun hakimiyetini, hem duruşma öncesinde hem duruşma esnasında her daim pür dikkat olmayı gerektirir. işin ciddiyetini ve önemini anlatmak için bir kaç gün önce yapılan bir ağır ceza duruşmasından bir örnek getireyim; uyuşturucu tacirliği suçu ile yargılanan tutuklu sanık aleyhine düzenlenen arama ve yakalama tutanağında imzası bulunan iki polis memuru savcılık tarafından şahit olarak çağrılmıştı. hakimin tanıkları dinlemesi esnasında her iki memurunda arama ve yakalama esnasında orada olmadığı halde tutanağa imza attığı tespit edildi (ki bu durum resmi evrakta sahtecilik suçudur). dosyada sanığı suçlayan tek delil de bu tutanaktı. eğer sanık müdafisi (avukatı) tutanağın geçersizliğini farkedebilseydi ve bu yönde savunma yapsaydı sanık derhal beraat ettirilir, en azından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılırdı. aksi mümkün değildi. fakat avukat gözünün önünde cereyan eden bu gelişmeye rağmen daha önceden hazırladığı ve ezberlediği bir kaç cümleyi okuyup oturdu ve sanığın tutukluluk halinin devamına karar verildi. yani ufacık bir dikkatsizliğiniz ya da bilgisizliğiniz müvekkilinizi hürriyetinden edebilir. bu sorumluluğu alırken yeteri özeni göstermez ya da yeteri donanıma sahip olmazsanız asla ün yapamazsınız ve asla çok para kazanamazsınız.

    zaten hukuk fakültesi para kazanmak hayali ile okunacak bir fakülte değildir. çünkü hukuk alanında çalışmak insan hayatındaki en önemli şeylere şekil vermek demektir. insanların iş hayatlarını düzenlersiniz, özlük haklarını savunursunuz, hürriyetlerini savunursunuz, ölüme bağlı tasarruflarını düzenlersiniz... yani alanınız doğrudan insanların hayatıdır. avukatlık, hakimlik, savcılık mesleklerinin bu anlamda ağırlıkları arasında bir kıyaslama yapılamayacağı da açıktır. eğer hukuk fakültesi tercih edecekseniz önceliğinizi para kazanmak değil, iyi bir hukukçu olmak şeklinde belirlemelisiniz. aksi takdirde çok fazla insana zarar verirsiniz. eğer bu fakülteye başlamış iseniz ve aklınızdaki şey çok para kazanmak ise ya bu düşünceyi aklınızdan silip hakiki bir hukukçu olma ideasını yerleştiriniz, ya bu fakülteyi bırakınız. çünkü en iyi ihtimalle icra takipleri ve cmk dosyaları ile geçiminizi sürdürmeye çalışırken yetersizliğinizle pek çok insanın canını yakacak, haketmediği bir kaderi sunacaksınız.
  • 2012 yılında tam 10725 öğrencinin yerleşeceği fakülte. evet 10725. bu ülkede 2000 yılında 40000 avukat vardı. 2010 yılında sayı hızla artarak 76000'e çıkmıştı. şimdi ise her yıl 10000+ öğrenci ile çok kısa sürede 200000 olacak.
    ankara'da adını bile duymadığımız ankara " teknoloji üniversitesi"nde dahi hukuk fakültesi var. hukuk fakültesi 1 sınıf, 1 masa, yeteri kadar sandalye ile kuruluyor ülkemizde. hoca var mı, ihtiyaç var mı bunlar önemli değil ne yazık ki?
    buralara girenler de ciddi bir fakülteye girdiklerini sanıyorlar, yarın bir gün muhakkak avukatlık sınavı gelecek ve gelince de zor olacak. bu arkadaşlar da hukuk fakültesi mezunu katipler olacak. ha evet ülkedeki katip kalitesi artar ama ya sınav gelmezse. bu kadar iş bilmez, nosyon sahibi olamamış avukatla ne yapılacak. 30 tl'ye dilekçe yazıp yanında ek iş yapan avukatlar türediğin de mi bu ülkenin hukuk sistemi ayağa kalkacak!?
    velhasılı kelam artık okumamın ne zor ne de önemli olduğu fakülte. eskiden işletme iktisat açılırdı her yere, şimdi de bu moda hukukta.
  • dolu dolu 7 senemi geçirdiğim çılgın şey. mezun olduktan sonra baktım ciddi bir boşluk oluyor bastım yüksek lisansı. çok özlemişim derslere gitmemeyi.
  • 28 yaşında başlayıp 32 yaşında mezun olduğum fakültedir.(bkz: istanbul üniversitesi hukuk fakültesi)

    on yıllık gecikmeyle de olsa bu okuldan mezun olduğum için mutluyum.

    ilk , marmara üniversitesinde matematik okudum, mezun oldum.
    dershanelerde öğretmenlik yaptım .(bkz: final dergisi dershaneleri)
    patronların öğretmenleri adam yerine koymaması nedeniyle , yeni bir meslek seçmem gerektiğini düşündüm.

    öyle çok da zorlandığım söylenemez.
    zevkle okudum, bir an önce okulum bitsin de işimize bakalım diye düşünüyordum sürekli .

    hukuk okuyanların kafasında şu söz çakılıdır:
    ''hiçbir kaide mutlak değildir. her kaidenin bir istinası, her istisnanın bir müstesnası vardır."
  • bir cok insansin sanki silah zoruyla sokulmus gibi nefretini savurdugu fakultedir.

    dur hele bi soluklan. henuz hepsi girmedi.
  • parası neyse verip okuruz bölümü.

    her yıl vakıf üniversitelerinin sosyoloji, felsefe, tarih gibi bölümlerinin ücretli kontenjanında açık kalmasına rağmen hukuk fakültelerinin maşallahı var. vakıf üniversitelerinin yönetimleri de bunu bildiği için, artık ilgi görmeyen bölümlerin kontenjanlarını düşürüp, hukuk gibi daha rahat pazarlanabilen bölümlere ağırlık veriyorlar. ne de olsa hukuk fakültesi kurmak bir tıp fakültesi kurmak kadar masraflı değil.

    türkiye'deki durum şunu aslında şunu gösteriyor: başarısızlıktan ötürü çocuğunu vakıf üniversitesine göndermek zorunda olan ebeveynler, üniversiteyi salt bir yatırım olayıymış gibi görüp ''parasını verdikten sonra hukuk okuturuz'' naralarıyla, çocuklarını hukuk fakültesine yönlendiriyor veya zorla gönderiyor. zaten ebeveynlerine maddi olarak bağlı olan türk gencinin ezik olan kısmı, farklı bir bölüme ilgi duysa dahi seve seve hukuk fakültesine gidiyor.

    sonuç olarak, bugün hukuk ile alakası olmayan birçok insan hukuk fakültesinde okuyor. 18 yaşına gelip bağlaçları ayıramayan adamlardan anayasa hukuku, medeni hukuk gibi derslerin üstesinden gelmesini bekliyorlar.

    esasen sosyal bilimler bir vizyon işidir. bu alandaki bölümlerde eğitim alacak insanların sadece test sistemindeki bir sistemle değerlendirilmesi saçmadır. bunun için özellikle iyi üniversitelerde eğitim alacak sosyalcilerin, üniversiteye karşı bakış açılarını görmek için mülakat/kompozisyon sınavı düzeni oluşturulabilirdi. -idi diyorum çünkü burası türkiye, torpillerin ülkesi.
156 entry daha